Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Sanat

Yosun parçalarından oluşan eşsiz resimler

Tarih: 27 Mayıs 2008 Kaynak: Radikal Yazan: Jale N. Erzen


Melike Abasıyanık Kurtiç'in Maçka Sanat'taki sergisi, onun ne derece ince bir estetik anlayışla doğayı inceledğini gösteriyor. Sergide Kurtiç'in seramik çalışmalarıyla birlikte, yosun parçalarından oluşan yapıtları dikkat çekici.

Melike Abasıyanık Kurtiç’in bu sergisi, farklı dönemlerinden işlerini sunarken onun sanat tarihi içinde ne denli kendine özgü bir çizgi oluşturduğunun da bir göstergesi. Sergiyi tanıtan yosunlu fotograf pano ile başlayan çeşitli işler; seramikler, çizimler, çizilmiş ışıklı pleksiglaslar, yosun resimler, birbirlerinden doğan eserler; yine de bir bütün olarak bize görselliğin, malzemenin ve sanat yaklaşımının çok farklı bir yelpazesini sunuyor.

Melike, tek bir sanat türüne sığabilen biri değil. İşlerinin bütününe baktığımızda, bir teknik ya da usluba bağlılıktan çok, görmenin en doğru ve binbir şekline yönelik bir uğraş buluyoruz. Duyum, varlığın gerçeğini kavrayabilir mi? Gözün gördüğü ile görünenin kendisi arasındaki farkı kapatabilir miyiz; görünenin aslına ulaşabilir miyiz? Felsefenin asıl sorunu bu olmuşsa, sanatın da amacı bu soruyu estetik bir duyuma dönüştürmek olmuştur. Ancak burada gerçekçilik, ya da onu bozguna uğratan ve 20 yüzyılın dilini oluşturan kavram ve soyutlama değil, temsiliyet değil, amaç, varlığın kendine ulaşmak.
'Ben kimim sorusu'
Nitekim, taşıl gibi katı bir maddeden oluşan formlarda konturlar yerinde duramıyor, bu tarifsiz nesneler sürekli 'ben kimim?' sorusunu düşündürüyor, dokunulmak istiyor; bizi çağırıyor. Taşıl heykeller tinselin bedende durmayan devinimini simgeliyorlar.

Deniz kestanesi çizim-resimleri, bizi onun özüyle tanıştıran portreler. Bizi karşı karşıya getiren bu imgelerde isimler varlığa dar geliyor. Yalnızlığında bizimki kadar dünyaya bir tavır koyma var. Karşımızda kendini dünyaya kabul ettiren bir yaşam iradesi, varlık şuurunu gündeme getiren bir ifade var. Çeşitli teknik ve perspektiflerle imgelenen ‘deniz kestanesi’nin sürekli hareketinde zaman ve mekan boyutlarını okuyabiliyoruz.

Yosun resimler sanatçının son yıllarda, zamanını rüzgarlı kıyılarda geçirten işler. Çeşitli renkte ve uzunlukta yosun yapraklarını aramakla, onları yıkayıp kurutup kağıtlar arasında koruyarak hazırladığı işler. Her biri bir fırçadan çıkan çizgiler gibi ve binbir renk ve tonla dolu zenginlikte. Her biri biricik ve üstünde gezinen ışıklar, renkler yine eşsiz. Mesele bir tek ot dalında bütün kainatı görebilmek; sonsuzluk sınırsızlık içinde tek bir yosun yaprağının varlık savaşının izlerini okuyup şiirini yazabilmek. Bir fon kağıdı üzerinde yan yana getirilirken tonlar, dokular, derinlikler ve hareketler daha da çeşitleniyor her bir yosun parçası yanındaki ile yeniden kimlik kazanıyor; bir fırçanın çizdiği renk katmanlarından daha fazla inceden inceden hesaplanıyor her birinin yan yana gelirken oluşturduğu anlam. Melike Abasıyanık Kurtiç, hazır bir malzeme ile çalışıyor gibiyse de, her bir yosun yaprağı onun resim malzemesi olana kadar uzun sınavlardan geçiyor. 1960’lardan bu yana gelişen doğa ve toprak sanatı ve ‘hazır-bulunmuş’ kavramı ile ilişkisi kurulabilecek bu işler aslında, Melike’nin ilk seramik çalışmalarından beri doğaya yakınlığının en arı örnekleri. Zira sanatçının1990’lardaki fotograf işlerinden de görüleceği gibi, yosunlar yalnızca bir malzeme değil, onun doğadaki yaşamın en ince değişimlerine karşı duyarlığını ve ne derin bir estetik anlayışla doğayı incelediğini kanıtlıyorlar.

Kendi tarihçesi var
Farklı işleri, Melike’nin adanmışlığı ve keskin görüşüyle, jenetik olarak birbirlerine bağlılar. Kendi mutasyonlarını yaratarak, sanat tekniklerine ya da akımlara takılmadan kendi tarihçelerini oluşturuyorlar. Seramik formlar dalgaların hareketini, deniz dikenlerini çağırıyor, diken yumaklarından güneşler saçılıyor, her bir ışın yosunları renklendiriyor, yosunlar ebrularıyla sonsuzluğu yansıtıyor.

Melike Abasıyanık Kurtiç ötekinin, gördüğünün belirmesi, olabildiğince algılanabilmesi için bir medyum gibi çalışıyor, şahsını unutarak. Baktığını gün ışığına çıkarmak asıl önemli olan. Varlığın anlamını ve nasıl gördüğümüzü irdeleyen bu yapıtlara bakabilmak için bu hızlı dünyada yavaşlamak, kendini unutmak gerekiyor; onlar vasıtasıyla öteki ile diyalog kurduğumuz, kim olduğumuzu tekrardan düşünebileceğimiz bir alemde buluyoruz kendimizi bu işlerin arasına dalarak.
Sanat
Takvim
<<Ekim 2014>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
Sanat Haberleri Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.