Köşe Yazısı

Oradan veya Buradan

Yazan: Orhan Ayyüce Tarih: 26 Kasım 2007

Bu benim Arkitera’da ikinci köşe yazım. Genelde İngilizce yazıp sürdüyorum bu faaliyeti. Mimari ve kentler hakkında yazmak için orada veya burada olmanız gerekmiyor. Bazı zamanlar bu tip yerleşilmemişlik etrafınıza daha objektif bakmanıza bile yardımcı olabiliyor. Tipik bir Dünya vatandaşı olabiliyorsunuz yani. Tavsiye edebileceğim bir durum. Uzun zamandır Los Angeles’ta yaşamaktayım ve örneğin buradan İzmir hakkında yazabiliyorum. Hakkında yazmak istediğim başka şehirler ve yerler de var. Hiç görmeden yazmak istediğim şehirlerde yok değil.

İzmir hikayesinden neredeyse bir yıl sonra bu kez Los Angeles üzerine bir yazım oldu. Üslup olarak pek bir fark yok yaptığım eleştirilerde. Farklı taraf, yazar olarak siz değilsiniz. Esas olarak kentler de birbirlerine çok benzemeye başladı.

Geçenlerde Wolfgang Prix talebeleri İstanbul’a gelmişler. Hocaları onları yoğun şehir yaşamına bakıp “mixed-use” İstanbul’da nasıl işlenir araştırsınlar diye Viyana’dan oraya getirmiş. Herhalde şu anda İstanbul’da Kanyon ebadlarında bir projesi ya da İstanbul pazarına açılmak için yaptığı bir çalışmalar var, hareketlilikler oluyor. Neyse ne... İşin ilginç yanı, günlüğünü okuduğum öğrencinin çalışmaları genelde oradaki alışveriş merkezi tipolojisini araştırmakla geçmiş olması. Yani o öğrenci Topkapı Sarayı’ndaki Bağdat Köşkü’ne “şöyle” (belki) bir bakıp şu alışveriş merkezi senin, bu alışveriş merkezi benim diye geçirmiş bir-iki haftasını. Durum böyle olunca, ben de diyorum ki, buradan oraya bir alışveriş merkezi yazısı yollamak artık mümkün olabilir.

Bütçeler biraz değişik ve politik ortamlarda biraz bürokratik ayrılıklar var. Fakat model olarak önümüzde Kapitalist Kentler ve tüketici toplumlar yer almakta. Bu işler böyle dönüyor.
Orada “mix use mall”lar yapan Jon Jerde burada da alışveriş merkezleri yaptı. Mimarlarımız da ortak olmaya başladı. Bundan böyle “hello” deniyor. Türk tüketiciler indirimli satışları Salı Pazarı’ndan alışveriş merkezilerine taşıdılar. Markalar konuşuyor. İstediğiniz kadar topa tutun “hepimiz aynı kültürdeniz.” Hepimiz kapitalist şehirlerdeniz, hemşeriyiz. Global sahalar ve oraları buraları derken markalanıyoruz.

Örneğin, geçen aksam Suha Özkan buradaki SCI Arc okulunda “Kentsel Dönüşümde İstanbul’ adlı bir konusma yaptı. Küçükcekmece ve Kartal için tasarlanmış projelerden ve yarışmalardan bahsetti. Kartal’daki yarışmayı kazanan Zaha Hadid'in projesini anlattı. Bence de Hadid en iyisini tasarlamış. Diğer mimarlara da parseller verilmiş projesinde. Sayın Özkan’a başarılar dilerim. İstanbul “yapılan şehirden” ziyade “yapabilen şehir” enerjisine sahip olabilmeli. Yer kıymetli.

İstanbul ve Belediyelerinin web sitelerine bakıyorum. Web sitelerine baktığım bir çok belediye var. Ana sayfalarında ortak bir protokol var. Bakın isterseniz, demokratik bir durum.

Kentler global ekonominin kendine has donüşümü içindeler. Kent ekonomileri büyüdükçe “buraya parası olmayan gelmesin” diyenler var. Aslında ben bunu topluma söylenmiş bir laf olarak görmüyorum. Zaten kimse dinlemez. “Dikkat dikkat, İstanbul’a gelmeyin,” hiç gerçekci değil.

Böyle bir mesaj daha çok yatırımcılar için verilmiş olmalı. İstanbul’a ıvır zıvır projelerle gelmeyin denilmiş olarak bakmak istiyorum buradan, daha yapıcı. “Kusura bakmayın İstanbul sizin projeniz için uygun değil” denilmeli. “Size göre değil o arsa efendim, çok değerli bir yer, isteyeni çok” da denilebilir.

“Orası için zaten güzel bir tasarım var. Ayrıca sizin projenizdeki kamu alanlarının da az olması düşündürüyor, “azizim”, üstelik pek fazla gökdelen de uymuyor tepelerimize silüet elden gitmesin... Biz sivil bir kentiz, mal hepimizin, projeniz zaten kurallara aykırı, kırmızıyı çekmek durumundayız. Teşekkürler,” diyebilen bir merci olmalı her belediye. Bir kentin böyle bir bilinci, birikimi ve sesi olmalı, gerektiğinde.

İşte İstanbul’u da Los Angeles’tan ayıran durum da bu. Demokratik olabilme şansı var. AB’nin de yatırım-ladığı ultra-dinamik aksiyon paketlerinin devreye geçmesi söz konusu.

2010’da İstanbul Avrupa’nın Kültür Başkenti olacak. Bu durumdan İstanbul’un sadece Avrupa’nın değil Batı Asya’nın da gayri resmi rock starı olarak tescillenmesini bekleyebiliriz. Son beş veya on senedir ibreler zaten onu gösteriyor. İki kıta bir metropol.

Los Angeles ise her ne kadar güneşli görünse de boyle bir enerjiye sahip değil. Çocukluğunu hızlı geçirip uzun yıllardır metropol olmuş bir yer. Arabalarıyla yaratıp sürdürdüğü medeniyetin benzini bitmek üzere. Biraz yorgun, yapacağını yapmış, yeni projeleri var ama hep spekülasyon ve para donüyor. “Yeni İstanbul” tamamen öyle olmasın. İstanbul şu anda dinamik bir aşamada.

Baksanıza, öğrenci Viyana’dan gelip bir sürü turistik noktayı es geciyor. Onu ilgilendiren gürültü, patırtı ve kaosun içindeki düzen, toplumun süratli hareketleri.

Bu dönüşümlerde her daldaki mimarlara büyük görevler düşüyor diyebiliriz. Onlar bu dönüşüm günlerinde alışveriş merkezleri kolaçan etmek incelemek, benimsemek, geliştirmek zorundalar. Yarattıkları kentlerde, parsellerde sosyal adeletlerle ilgili konuları göz onüne almak zorundalar. Tasarladıkları planlarda, “kim gidiyor - kim geliyor”, “nereden gelir - nereye gider” sorularının cevaplarının olması gerekiyor. Gün büyüyerek bugünlere gelen sorunlara müdahele günü. Yalnız orada da bitmiyor, birçok konuda daha önce olmayan gelişmeler var. İletişim ağı sınır tanımadığı için mimarlar da artık her yerde olabiliyorlar. Canlı yayın. Metropolde herşey daha süratli olmak zorunda.

Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
Mesleğiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

PUCU: say yedi, kk harf "n", byk harf "E", byk harf "D", kk harf "h", kk harf "r"

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız