GeçtiÄŸimiz günlerde mimarlık hakkındaki görüÅŸlerimi zorlayan hatta bazen ÅŸaşırtan bir dizi etkinlik içinde buldum kendimi: Dünya Mimarlık Kongresi-UIA 2005. Kongre boyunca yapılan konuÅŸmalarda mimarlık adına üretilen söylemler ve sunumlarda aktarılan mimarlık örneklerinden oluÅŸan imge yığınları, katılımcıların arılar gibi bir çiçekten diÄŸerine umutla koÅŸuÅŸturması yoluyla bir salondan diÄŸerine hızla yayılıyordu. Bunca uçuÅŸan kavram ve imge arasında sıkışan bir katılımcı olarak, izlediklerim ve topladıklarımdan üreteceÄŸim balın tadını hayal etmek bile ürkütücü...
Kongrenin etrafımı sarıp beni belirli bir “mimar” tanımı içine sıkıştırdığını, aynılaÅŸtırdığını düÅŸünürken ve mimarlar/planlamacılar olarak altyapı organizasyonları ile kentlere hayat damarları kazandırdığımızı iddia ederken Londra hakkındaki bilgilerin gelmesi, bana fazlasıyla soyutlanmışlık hissi veren “kongre vadisini” terk etmeme neden oldu. Åžimdi “biraz geç kalmadın mı?” diye düÅŸünüyor olabilirsiniz. Burada “terk” kelimesini kullanırken, içimdeki bu tepkiyi dile getirmeye ve gecikmiÅŸliÄŸimi vurgulamaya çalışıyorum aslında.
Seksenler sonrası mimarlık eÄŸitiminin benimsediÄŸi ÅŸartlara uygun olarak önüme konan, meslek hayatım boyunca farklı kılıflar içinde tekrar tekrar tanıştığım ve her seferinde yeni kırılma noktaları yaÅŸamama neden olan mimarlık ile, UIA 2005'de yeniden tanışma fırsatı buldum. Beni ciddi ÅŸekilde sorgulamalara yöneltse de, bu tanışmanın yaÅŸadığım önemli deneyimlerden biri olduÄŸuna inanıyorum. İşte bu noktada kongreye katılmaktan piÅŸman olmadığımı söylemeliyim.
Öncelikle üzerinde durmak istediÄŸim konu, katılımcılar arasındaki iletiÅŸim sorunlarının sorgulanması gerekliliÄŸi... Kongre boyunca ana konuÅŸmacılardan bildiri sunumlarına hatta panellere kadar, katılımcılara soru sorma ve görüÅŸ bildirme ÅŸansı tanınmaması ya da bunun için yeterli sürenin ayarlanmaması demokratik olmadığı gibi, kongre katılımcısını sanal yaÅŸamın pasif izleyicisi konumuna dönüÅŸtürdü. Oysa tanıtım metinlerinde özellikle vurgulanan “sorunlarımızı paylaÅžmak, gerçekleri tartıŞmak(?), meslektaÅŸlarımızla dertleÅžmek” eylemleri, dilbilgisi özellikleri gereÄŸi karşılıklı iki aktif özne barındırmalıdır. Kongre organizasyonunun ana hedefleri olarak belirttiÄŸi bu eylemler ile kongre boyunca tanık olduÄŸum yaklaşımların farklılığı, katılımcı-izleyici kavramları arasındaki bu çeliÅŸkiyi de vurgulamakta...
Bu baÄŸlamda daha önce “mimarlıkta kalabalık olma durumu'”* söylemi üzerinden kurulmuÅŸ olan eleÅŸtiri oldukça doÄŸru bir saptama... Gerçekten de bunca mimar karşılıklı bir tartışma ortamı içine girmeyecekse, neden bir araya gelir? Kongrenin baÅŸlığındaki “mimarlıkLARın pazar yeri” mimarların gelip mallarını tanıttığı bir ticari alan olarak algılanıyorsa, izleyicileri neden müÅŸteri potansiyeline sahip kiÅŸiler oluÅŸturmaz da diÄŸer mimarlar oluÅŸturur? Kongre yoluyla oluÅŸan bu “kalabalık”, “bakın dünya üzerinde bu kadar mimar var, üstünüze yürürsek fena olur...” gibi bir gövde gösterisi amacında mıdır? Soruların cevaplarına henüz sahip olmasam da, bu durum çocukken oynadığımız bir söz oyununu hatırlatıyor bana: Bir berber bir berbere demiÅŸ ki, gel beraber bir berber dükkanı açalım...
Kongre baÅŸlığını oluÅŸturan 'Cities: grand bazaar of architectureS', kongre öncesi ve süresince defalarca önemli bir metafor olarak kullanıldı durdu. Ancak garip olan, herkesin bu metaforu kendini doÄŸrulayacak ÅŸekilde ve farklı ifadeler içinde kullanmasıydı. Çarşı yapıları ve kent çarşı iliÅŸkileri içeren sunumlarda kelimenin düz anlamı kullanılırken, metaforun metaforunu üretmeye çalışanlar bile oldu. Kelimenin İngilizce karşılığında doÄŸrudan Kapalı Çarşı’ya gönderme yapılırken, Türkçe çevirisinde mimarlar olarak hergün ÅŸikayet ettiÄŸimiz Global Sermaye çaÄŸrışımını yapan pazar yeri ifadesine nasıl dönüÅŸtürüldüÄŸünü anlamak zor...
Kongre metinlerindeki imge kullanımlarında da pazar yeri kavramındaki bu çeliÅŸkiler tekrarlanmakta. Bildiri özetleri kitapçığında Galata'nın imge olarak kullanılması, kentin önemli bir ticaret alanı olması nedeniyle mantıklı görünse de, kongre içinde defalarca kullanılan “Pazar Yeri/Grand Bazaar” metaforu açısından anlaşılması zor bir seçim. DoÄŸrusu buradaki Galata imgesi bana kentlilerin bir araya geldiÄŸi ve alışveriÅŸ yaptığı “Pazar Yeri/Grand Bazaar” yerine, kent dışı bir sermayeye hizmet edecek Galata Port projesini hatırlatıyor. Öte yandan, kongre içinde düzenlenen yapı malzemeleri fuarı davetiyesinde doÄŸrudan bir kapalı çarşı fotoÄŸrafı kullanılması ise ilgi çekici...
Metafor ve baÅŸlık arasındaki zorlama iliÅŸkinin yarattığı karmaÅŸanın yanısıra, kongrede mimarların ağırlıklı olarak kendilerini ve mimarlıklarını sergilemeye çalıştıklarını izlerken, “Kentler: mimarLARın pazar yeri” ifadesinin baÅŸlık için daha doÄŸru olacağını düÅŸünmeden edemedim. Buradaki pazar yerinde mimar, dünya üzerindeki sayısız yerelliÄŸin varlığına karşın, evrensel(?) ve aynılaÅŸtırılmış bir eÄŸitim alma ÅŸartını gerçekleÅŸtiren birey olarak tanımlanmakta. Bu durumun getirdiÄŸi en tehlikeli sonuç, bu mimarLARın kendilerini kentteki ve mimarlık eylemi içindeki tek aktör sanmaları... Bu tehlike, kongrenin içindeki malzeme ya da uygulama tanıtımları için yapılan davetlere kadar etkin bir ÅŸekilde yayılmıştı. Çünkü mimarlık ile ilgili bir alanda reklam aracı olarak kullanılan bu davetlere girebilmek için o mimarLARdan olmanız gerekliydi, aksi takdirde bu ortam içinde varlık gösteremiyordunuz. Umuyorum ki, kongre boyunca ısrarlı davranan ve bu durumu tartışmayı tercih eden katılımcılar sayesinde mimarlık eylemi içindeki tek aktörün mimar olmadığı vurgulanabilmiÅŸtir.
Mimarlık adı altında yarattığımızı iddia ettiÄŸimiz, hem iktidar hem de savunma aracı olarak sıkça kullandığımız yapılarla oluÅŸturulan sembolleri kendine hedef seçen, böylelikle semboller haline getirdiÄŸimiz bu binaları yok eden ve küresel terör olarak adlandırılan hareket, -kongrenin tüm katılımcılara açık olan son günü- 7 Temmuz sabahı bu defa kentlere hızlı, saÄŸlıklı, güvenli yaÅŸam damarları sunduÄŸumuzu söylediÄŸimiz sistemlerden birini “ulaşım ağını” hedef aldı. Bu tür eylemler inÅŸa edilen mimari bir sembolün, bir kent parçası ya da kent damarının ne kadar çabuk yok edilebileceÄŸini ve bu noktada bizim mimarlar olarak bunun içinde nerede durduÄŸumuzu sorgulamamız gerektiÄŸini gösteriyor.
Böylesi kalabalıkları bir araya getiren bir kongrede özellikle ağırlaÅŸtırılmış ve iktidar kurmayı amaçlayan politik söylemler üretme çabasına bu derece yoÄŸunlaşıldığında mimarlık gibi yaÅŸamın tam da içinden oluÅŸan bir alanda doÄŸrudan her bireyin karşı karşıya kaldığı güne hatta “an”a iliÅŸkin konuları gözden kaçırmak çok olası... Organizasyon tarafından kongreye aday olma nedenlerinin açıklandığı bir metindeki** kelimelerden yardım alarak, kongre sonrası hissettiklerimi ifade etmek gerekirse: İstanbul'u dünya mimarlığının ortak sesleniÅŸi kılamadık, geleceÄŸin kentlerini yeniden mimarlıkla buluÅŸturmak için gerekli evrensel politikaları oluÅŸturamadık (ki bunları olumlu bir sonuç olarak gördüÄŸümü belirtmeliyim), düÅŸüncelerimizi paylaÅŸamadık; ama binlerce mimarı ağırlamış olduk.
UIA 2005 Mimarlık Kongresi’nin -belki de baÅŸtan beri ana kurgusunu oluÅŸturan- en önemli sorunu oldukça baskın ve genel söylemler kullanarak, temel ve basit bir tartışma konusu olabilecek ana tema “kentler”in bile kıyısından geçmesiydi. Tabi ki izleyebildiÄŸim ve kongre boyunca konuÅŸma imkanı bulduÄŸum diÄŸer katılımcılardan edindiÄŸim fikirler doÄŸrultusunda bu ifadeyi kullanıyorum. Dolayısıyla bu yazıyı yazmamda önemli bir etken olan farklı deneyimleri paylaÅŸma isteÄŸimle, UIA 2005'in ardından bir deÄŸerlendirme sürecinin baÅŸlamasını da merakla bekliyorum.
* Şenol, G., Mimarlıkta kalabalık olma durumu: UIA Mimarlık Kongresi Ardından, Arkitera Haberler, 8 Temmuz 2005.
** Ekinci, O. , Beijing'den İstanbul'a Anımsatmalar, Mimar-ist, yaz 2005, sayı 16, s. 53-55.
Bütün yorumları forumda okuyun!6 Şubat 2008, 22:25Yazan: Omer YilmazUIA 2005 tamamlandı. 2,5 sene geçti. Peki UIA 2005 İstanbul sitesine ne oldu? Yandı bitti kül oldu sanırım. Evet sevgili Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri! Nerede bu site? En son hacklenmişti, bunu size Arkitera Forum aracılığı ile hatırlatmıştık. Siz de siteyi kapatmıştınız. Bu mudur sorun çözme yönteminiz?... (devamı)
6 Ağustos 2005, 22:15Yazan: frankekaysben de siz sayın uia yöneticilerini dava edebilir miyim?herseyi elinize yüzünüze bulaştırdığınız için ...
5 AÄŸustos 2005, 17:39Yazan: huseyin yanarSevgili Aydan Balamir,
Saija, Helena ve Jenninin projeleri yazinizla daha da derinlik kazandi. Istanbul UIA deneyimi ile genis bir organizasyonun parcasi oldular. Yaptiklari son derece mutevazi projelerinin bunca ustanin arasinda hem yerel hemde uluslararasi olcekteki basarisi da sosyal icerikli derinliginden oturu idi... (devamı)
4 Ağustos 2005, 00:30Yazan: Metin Karadağ"Aydın olmak, eleştiri ahlakı, sorumluluk etiği" - E. Fuat Keyman - Radikal Gazetesi eki "Radikal İki" - 31 Temmuz 2005, Pazar.
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=4914
Nereden başladığınızı ve nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, navigasyon problemimiz romatizma gibi sizi terketmez, her yere gelir, her yere de gider sizinle... (devamı)
2 Ağustos 2005, 01:27Yazan: Metin KaradağNereden başladığınızı ve nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, navigasyon problemimiz romatizma gibi sizi terketmez, her yere gelir, her yere de gider sizinle.
"Jiroskopsuz kaldım aneyyyy yabanellerde!..." diye yakınırsınız orada burada.
Neyse, madem gündemin belkemiğini bir o yana bir bu yana dürterek büküyoruz - hızla çürüyen bir ceset ya gündem- ; bir de şu yana büksek ne olur ki?... (devamı)
1 Ağustos 2005, 11:51Yazan: alfArkitera yöneticilerinin her birisi için ayrı başlık açması dileğimle
Bir başarı hikayesi: Pekin kongresinde Türkler
Kongre sürecinde katılımcı-paylaşımcı bir model kurulabildi mi?
Kongre'nin bilimsel değerlendirilmesi, başarıları ve başarısızlıkları neler?
Kongre'nin mimarlığımıza katkılarını nasıl ve ne zaman ölçebiliriz?
Kongre'den belediye başkanı'nımızın da beklediği "istanbul'a katkılar" neler oldu?
Kongre hazırlık aşamasında, kimler kaçar kez istifa etti?
Komite'nin ihalesi ile profesyonel firma'ya tanınan bütçe öncelikleri de kilitlemiş olmuyor muydu? bu süreçte bazı esneklikler öngörülemez miydi?
İhale'nin öngörülemeyen sonuçları... (devamı)
29 Temmuz 2005, 13:11Yazan: didemOktay Ekinci'nin yazisindan alinti:
Aynı konuda 'yarışmacıların hakkı yeniyor' diye ayağa kalkan kimi mimarların, bu haksız eleştirilerini 'Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) yöneticilerine' bile söylemeleri de kongrenin 'gerilim' kaynakları arasındaydı.
Kongre organizasyon komitesinden, 100 kusur mimari grubun aylarca emek verdigi Kongre Vadisi Yarismasinin en azindan sergisine Kongre Vadisinin bir kosesinde yer verip sadece projeleri degil bu yarismayla yasanan sureci de uluslararasi ortamda tartismaya acma olgunlugunu gostermelerini beklerdim... (devamı)
28 Temmuz 2005, 11:10Yazan: Omer YilmazBu kadar büyük ölçekli ve iyi bir halkla ilişkiler projesiyle yürütülmüş bir projenin çeşitli cephelerden eleştiri alması son derece olağan. Oktay Ekinci'nin bu eleştirileri cevaplaması da karşıtı olarak normal bir durum.
Nedense eleştiriler titizlikle seçilmiş ve bazılarına değinilmiş... (devamı)
26 Temmuz 2005, 08:59Yazan: Omer YilmazAlıntı:
Dev cüsseli bir etkinliÄŸi, bittikten sonra ballandıra ballandıra anlatmak zor deÄŸil, doÄŸrusu bu bol bol yapılacak önümüzdeki günlerde… Ama bu, UIA’nın 22. İstanbul Kongresi için, 5M’li bir Migros’taki malları anlata anlata bitirememekle aynı anlama gelecek; kısacası boÅŸboÄŸazlık etmek olacak... (devamı)
26 Temmuz 2005, 01:48Yazan: Metin KaradağYoo rica ederim siz buyurun benim mahkemelerle işimin olmamasını özellikle dilerim ve dikkat etmeye çalışırım...
Ama Bu arada gözünüzden kaçmış sanıyorum: (Demişsiniz. Bu cümlenizi aynen alıp kullanıyorum) çünkü ben sadece "Radikal İki" ile burada yayınlanan yazının farklı olduğuna dikkat çekmek istemiştim... (devamı)
Bütün yorumları forumda okuyun!





