1. Monochrome
Monochrom, sanat-teknoloji-felsefe alanlarını bir sepet örercesine iç içe geçiren ve kendin-yap kuramını benimseyen merkezi Viyana ve Zeta Draconis'te yaşayan coşkulu bir gruptur..
monochrom küreselleşme tuzağının üst düzeyde onayıdır.
monochrom bu (ve her başka) biçimde 1993'ten beri varolagelmektedir.
monochrom ön-estetik çatı çalışması, pop tavır, altkültür bilimi ve siyasi aktivizmin bir özelliği olmayan karışımıdır. monochrom diğer alanlardaki etkinliğine ek olarak aynı adla bir kitap yayınlamaktadır. Ne yapıyoruz?
monochrom deneysel çalışmalar için açık bir alandır.
Uluslararası sanat sahnesi, panel tartışma olay teknolojisi, satın alınmış ve satılmış ruhlar, oyun ve utanç gösterileri, en sıkıcı türde okumalar, kuram kozacılığı, kısa film işlemine tabi tutma, web sığınmacıları danışmanlığı, alternatif uzay seyahat projeleri, kendin-yap nezaret kursları, bilmece rallileri, ökümenik saha hizmetleri, basüstü projektör çizgi filmleri, tafsilatıyla izah, Power Point peri masalları, tertipleme ve ayrıştırma, propagandacı yaz kampları, anıtsal kukla tiyatrosu, estetik gebelik danışmanlığı, müzik üretimi, promosyonu ve yıkımı, parti hizmeti, ifadesel dans, bienal münakaşaları, GDR rok, DJ olayları ve daha birçokları...
monochromun misyonu, tutkusu ve neredeyse-ontolojik sanatı (vocation), öncelikle her günkü kültür yapılarınca (artifacts) temsil edilen yara dokusu koleksiyonu, gruplandırılması, kaydı ve sorgulamasıdır (özgürleşme?). Bu vazife her yerde, ancak en başta ideoloji ve eğlence mevkilerinde (ve cüzdanlarında) kültür-arkeolojik kazılarda yürütülmektedir.
Tüm bunların anlamı ne. Her şey ve hiçbir şey. Her neyse, kendinizi iyi hissediyorsunuz, ama cilt kanserinden de korkuyorsunuz.
monochrom rehberli turlarımıza ve seyahat hizmetlerimize katılmanız için, yalnızca sınırlı bir süre geçerli bir sunudur, ama aynı zamanda arşivle bir kolaj ve ana akım zirai etkiden hareket sanatı aracılığıyla nasıl kaçılır'ı kavrayan alternatif bir listeleme dizgesidir. monochrom bir kitap, bir not defteri, bir fanzindir. Bir kitap olarak başlıca sinema filmine dayanan bir kitaptır; sinema olarak, duruma dayanan bir sinemadır, durum siyasidir; ve siyasal olmada, milliyetler üstüdür; milletler üstü Süpermen'e göre bir iştir, ama aynı zamanda günümüz bireyine özgü gündelikk bunalımın bir ön-örneğidir. Bu alelade bunalımdan ileri gelen kıtasal sürüklenme ufak planlanmış ergonomilerde milletler üstü biçimde yeniden demirlenmeyi gereksinmektedir. Adının da işaret ettiği gibi, monochrom, Rus Süprematizmi geleneği içinde, ama herhangi bir sıradan gece lambasının altında da okunabilir. monochrom bir ağ sitesidir, bir e-posta davetiyesidir, bir iletişim araçları arşividir. E-posta davetiyesi olarak bir temas kurma sunusudur, ancak bu temas, mesela insan varoluşununki gibi, birçok özel şarta tabidir. Böylelikle kurbağalara hiç e-posta davetiyesi gönderilmemektedir ve 35mm'lik bir film bandı muhtemel bir izleyici kitlesine resmî bir ziyaret yapma konusunda asla yüreklendirilmemiştir. Yine de, insanlar arasında, temas vardır. Ve monochrom vardır.
Dışarıdan bir yorum:
Yaşanabilir bir iç mekan olarak deneyimlediğimiz dünyayı yeni bir dünya ve yeni bir yaşam biçimiyle ilişkiye sokmak: bu, hayal ve bilim kurgunun, eleştiri ve anarşizmin ve belki peri masallarının ve dinin de görevidir. Bu monochromun çok eğlenceli bir biçimde çok ciddiye aldığı bir görevdir. monochrom - bunu açıkça kabul de ediyorlar- bir tarikat değil bir harekettir ve böyle olarak yeni yeni tanınmış bir dindir. Düşünme ve hayatı dışarıya bağlayan bir din, şimdi ve burdayı tanımadığından içinde hayatı değersizleştirecek bir ötenin bulunmadığı bir din, içinde tüm gücün ışıma biçiminde olduğu ve kurumsal merkezileştirme olmadan, Tanrı ya da - Pers Kralı olsa bile-Kralsız yapan bir din.
Drehli Robnik
Secilmiş Sergiler
2004 "Utopia", Haus der Kunst, Munich/ Germany; 2003 "Quo Vadis Logo", MQ, Vienna/ Austria; 2002 "The Thomann Project", Sao Paolo Biennale/ Brazil; 2000 "Ars in der manage", Ars Electronica 2000, Next Sex, Linz/ Austria
quo vadis, logo!?
Firma egemenlikleri dünya çapında dolaşımda olan ve firmaları temsil eden legal korunmuş sembollerden, logotipleri ve diğer grafiksel markalardan oluşur. Bu markalar şirketleri temsil ederler, kişilik kazandırırlar, kamuoyu için bir yüz (ınterface) oluştururlar. Markalar ürün haline geliyor, başka bir deyişle markalar ürünleri tamamlıyor. Sunulan ürünler elle tutulan nesneler değil, imaj ve yaşam tarzları haline gelmektedir. Reklam filmleri ürünleri sadece dolaylı yoldan anlatmaktadır. Gösterilenler çoğunlukla markaları temsil eden atmosferler ve hayat tarzlarıdır. Buna karşın tüketici cephesinde güçlü bir bilinç oluşmaktadır (de-branding, trend-zapping, no logo).
internet sayesinde hayatın her alanında yaşam hızlanmaktadır, markalandırmada da (branding) olduğu gibi. Günümüzde markalar herzaman daha hızlı oluşturulmak zorundadırlar. Eskiye göre, piyasayı yönlendirme gücü yüksek, bilgilendirilmiş yeni bir tüketici kuşağı ile karşı karşıyayız. Bu yüzden bugün birçok reklam mesajı kastedilen üründen çok insanlara yönelmektedir. Başarılı şirketler göstermişlerdir ki, klasik olarak reklam yapmasalar bile tüketiciye yakınlıkları sayesinde marka bilincini geliştirilebilmektedirler. Markalar ekolojik sisteme bağlı ögelerdir. Bunu farkeden şirketler, pazarlama stratejilerini bu ekolojik sistem doğrultusunda değiştirmektedirler. örnek: işbirliği. ("creative indutries")
Yalnız başına ayakları üzerinde duran bir şirket de başarılı olabilir. Eğer toplumsal bir inanç (corporate religion) oluşturabilirlerse, firma filozofisini ve marka inancını aynı kalıptan çıkarabilirlerse, tüketiciyi kendilerine bağımlı hale getirebiliyorlar. Firmalar tercihsel olarak ürün gerçeğinden çok markanın duygusal ve soyut değerleri üzerinde duruyorlar. Uluslar arası pazarlar ve sürekli ömrü kısalan ürünler firmalar için aşılması gereken bir engel teşkil ediyor. Firmaların üstyönetim üyelerinin yani sözde dinsel önderlerinin görüş açılarının olması, firmaların bütün birimlerinin de ve hatta her bir çalışanının da bu görüş açısını temsil etmesi gerekiyor ki, tüketici de bu anlayışı benimsesin.
Bir firma nasıl yüz edinebilir? Başarılı bir marka nasıl oluşturulur? Olağanüstü bir reklam fikri nasıl oluşturulur? iletişim ekonomi için ne kadar önemlidir?
quo vadis logo!? projesi çerçevesinde sanatçı ve sanatçı gruplarından yukarıda belirtilen noktalar icerisinde kendi yaratıcı faaliyetlerini göstermeleri rica edilecektir.
2. Emre Senan
1954 Konya doğumlu. iDGSA UESYO grafik bölümü mezunudur. Aynı okulda asistanlık yaparak akademik yaşama katıldı. YÖK yasasının kabul edilmesiyle istifa etti. 1980'den beri profesyonel tasarımcılık ve çizgi filmcilik yapıyor. Reklam endüstrisinin belli başlı muteber ajanslarının kuruluşuna katıldı. Bir karikatür kitabı yayınladı. işleri Kanada, Fransa, İsviçre, Kore gibi ülkelerde sergilendi müzelere kabul edildi. Çeşitli ulusal çizgi film yarışmalarında ve GMK sergilerinde birçok ödül kazandı. Çizgi Filmciler Derneği, Grafikerler Meslek Kuruluşu örgütlerinde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlık yaptı. iki kişisel sergi açtı, karma sergilere katıldı.
Emre Senan, ortağı olduğu Klan EURO RSCG nin yaratıcı yönetmenlerinden biri; MSGSÜ Grafik Bölümü proje öğretim görevlisi ve iki çocuk babasıdır.
Toplantı Notları 01Burada gördükleriniz tüm yaşamını profesyonel bir grafik tasarımcısı, bir reklamcı ve bir öğretim görevlisi olarak geçiren Emre Senan denilen adamın oynatmadan bu ana kadar yaşamasını sağlayan "şeyler". Daha uzman bir kişi bunları aslında deliliğin alameti sayabilir. Bence bu konuyu burada hemen kapayalım.Yaklaşık otuz yıldır durmaksızın çalışıyorum, çocuklarımı sık görememem, evliliklerimi sürdürememem, sırt ağrılarım falan sayılmazsa halimden memnun sayılırım. Bu otuz yıl boyunca sayısız toplantıya girdim. Hani şu "onbeş dakikada alınamayacak karar yoktur" özlü sözünün yanlışlığını kanıtlamak için yapılan toplantılar. Hepsinde gündemi içtenlikle izledim, tartıştım, karar süreçlerine katıldım ve çizdim. Yazılı not alma konusunda bir beceriksizlik anıtı olduğum söylenebilir. Tıpkı ajanda kullanma konusundaki başarım! gibi. Ama her toplantıda çizdim, böylece profesyonel hayatımın ciddi bir bölümünü doğaçlama yaparak geçirdim. Merak edenler olabilir ciddi bir toplantının ciddiyetiyle bağdaşmayan bu etkinlik nasıl karşılandı diye. Açık söyleyeyim biraz garipsenmekle beraber hep hoşgörü ile karşılaştım. Buradan bütün toplantı kuşlarına teşekkürler.Girdiğim toplantıların hepsi çok değIşikti, iş toplantıları, tanışma toplantıları, yönetim toplantıları, yaratıcı toplantılar, siyasi toplantılar, örgüt toplantıları, kriz çözme toplantıları, müfredat toplantıları, finanssal durum toplantıları, departman toplantıları, pazartesi toplantıları, cuma toplantıları, sabah yedi otuz toplantıları, geceyarısı toplantıları, apartman toplantıları, brif toplantıları…kısa toplantılar, uzun toplantılar, çok uzun toplantılar….Dolayısıyla çizim araçlarım da çok değişik oldular. Bir de baktım ki ne çok farklı kağıda dokunmuşum bunca zaman. işte o kağıtlar yıllarca birikti, birikmeye de devam ediyorlar.Çünkü toplantılar devam ediyor.Kabul etmem gerekir ki bazen profesyonel tasarımcılık yapıyor olmak bu zırvalıkları çizmemi finanse etti. Ne ala, bu da bir tür yaşama amacı sayılabilir. Demek ki çalışırken eğlenmeyi her şeye karşın becermişim. Gördüklerinizin hiçbiri bir Işe doğrudan dönüşmedi, bir tasarım "siparişini karşılamadı. İşlerimin ön çalışmalarından yani eskizlerimden hiç eser yok burada. Dolayısıyla bu bir grafik tasarım sergisi değil, olsa olsa bir tasarımcının profesyonel yaşamının arka planının yarı müstehcen teşhiridir.
3. Philippe Apeloig
Philippe Apeloig 1962 yılında Paris'te doğdu. 1982-85 yılları arasında Paris Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'nda öğrenciyken Amsterdam'daki Total Design'da kendisine iki defa bir kaç aylığına staj yapma imkanı tanındı. 1985 yılında Paris'e geri döndü ve Orsay Müzesi'nde grafik tasarımcı olmak üzere açılan yarışmayı kazandı; ardından Fransız hükümetinin desteğiyle April Greiman'ın Los Angeles'taki tasarım atölyesinde ve Roma'daki Villa Medici'de çalışma hakkı kazandı. 1989 yılında Paris'te kendi tasarım stüdyosunu açtı. Luvr Müzesi için tasarımlar gerçekleştirdi. 1992-98 arasında ENSAD-Paris'te ve New York'ta the Cooper Union for the Advancement of Science and Art'ta tipografi dersleri verdi.
2001 yılından beri bu kuruma bağlı Herb Lubalin Tipografi ve Tasarım Eğitim Merkezi'nin kuratörlüğünü yapmaktadır.
Philippe Apeloig Fransa Ulusal Kütüphanesi Kültürel Afiş Yarışması Büyük Ödülü (Mansiyon, 1988); Uluslararası Japon Bilgisayar Grafik Sanatı (Gümüş Ödülü,1992); Fransa Ulusal Kütüphanesi Kültürel Afiş Yarışması Büyük Ödülü (1993); Tokyo Yazı Direktörleri Kulübü (Altın Ödül,1995); New York Sanat Yönetmenleri Kulübü (Merit Ödülü; 1997); Yüksek Tasarım Kalitesi için Kırmızı Nokta Ödülü, (Almanya, 2001) gibi bir çok ödül kazandı.
Seçilmiş Sergileri
1989 Galerie Impressions, Paris/ Fransa; 1991 "Arc en Reve", Mimari Tasarım ve Şehircilik Merkezi, Bordo/ Fransa; 1999 ggg Gallery, Tokyo/ Japonya; 2000 "Gitmeyen Anılar: Philippe Apeloig Afişleri", Maryland Sanat Enstitüsü/ ABD; 2001 "Sözün içinde", Galerie Anatome, Paris/ Fransa; 2003 Sanat Üniversitesi, Philadelphia/ ABD
Font Magazine
Philippe Apeloig'ın afişleri tamamen denge üstüne kurgulanmıştır. Başı büyüklüşünde dik bir yumurtanın önünde çömelmiş Japon bir Butoh dansçısının fotoğrafı buna en uygun örneği teşkil eder. Uhrevi bir ışık yumurtaya yaklaşırken dansçının yüzünü aydınlatır ve parmakları, çok sinirli bir şekilde öne uzanmıştır. Apeloig'ın, dans grubunun adı Sankai Juku (Dağ ve Deniz Stüdyosu) ve yapıtın adı "Unetsu" ait tipografik bilgiyi solda dikey ve uçuşurmuş gibi hassas bir şekilde dengeler; yumurta hiç merak etmeden öylece durur. Yazı yumurtaya dansçınınkiyle aynı endişeyle yaklaşır görünür ve çok becerikli bir tipografi ustası olan Apeloig'e göre her ikisinin arasındaki ilişki tesadüfi değildir. "Yazıyı etrafta devindirmek koreografi kadar büyük bir iştir" diyor. "Bir metin okuduğunuzda bu eylem çoğunlukla durağandır - harflerin biçimine bakmazsınız bile, anlamı dikkate alırsınız; ancak tasarımcının amaçlarından biri, metni gerçekten gözünüzü alamadığınız bir gösteri gibi görkemli hale getirmektir."
1962'de Paris'te doğan Apeloig, aslında yapı itibarıyla dansçı olmadığını farketmesinden önce çocukluğunun ilk on yılını dansçı olmayı öğrenmekle geçirmiş. "Sanırım çok kötüydüm, hiç ritm duygum yoktu, ama hareketi sevmiştim." Apeloig yapısında "Görsel ifade" adlı bir birimin de bulunduğu Paris Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'nda grafik tasarımı "kazara" keşfettiğini söyler. Bu onu yazı sanatına ve tasarıma Fransız-geleneksel yaklasımındaki tasarım eğitimine yönlendirdi. Ancak çalışmasının temel dayanağı haline gelen modernist bir yaklaşım, anlayış ve zevkini edinmesi Flemenk grafik güç merkezi Total Design'daki staj devresine rastlar.
Apeloig sözün deneysel anlamında önceden belirlenmiş bir aracının; malzemelerin ve paletin biçimsel sınırlarını irdeleyen bir modernisttir. Bu yaz Lars Muller'den yayınlanacak olan monografisi etkileşimli (interactive) tasarım, televizyon grafikleri veya CD kapaklarına yer vermiyor, neredeyse tamamen poster dolu. Apeloig poster uğraşı konusunu "TV ya da Web beni hayran bırakmıyor," diye açıklıyor. "Kendinizi korumalısınız ve görmemeyi öğrenmelisiniz. Gözü temiz tutmak çok zor. "Çevremizi sarıp görsel yeteneğimizi kirleten milyonlarca görüntü var."
Çalışmasının kökleri "Uluslararası Üslup"un tipografi dili ve kompozisyon ilkelerindedir ancak, isveç Modernizmi'nin başta gelen müritlerinden örneğin; Massimo Vignelli'ninkinden bu kadar farklı olamazdı. 1998 tarihli iki poster bu noktayı açıklıyor. iki, "Doğuş/yeniden doğuş" ya da "naissance/renaissance" konulu Normandiya'da ilkbahar festivali için; ışık çizgileri, bir kelebek, ölen-ya da danseden-figürün iki renkli montajı. 21. yüzyıla getiren boyut derinliği ve dikişsiz üretim nitelikleri olmasa, bir Herbert Bayer veya Moholy-Nagy'nin yanında sıralanması yersiz olmazdı. Bir kitap fuarı için Karaip edebiyatı posteri aynı ailede yer alıyor. Tropikal konuda [riffing on:cazda kısa tema çalmak]-ken, rüzgarda savrulan palmiye ağaçlarını anımsatan şekiller oluşturan salsa-dansı yapan yarı şeffaf yazı bloklarının üzerine ışıklar saçan soyutlanmış bir güneşi tasvir ediyor.
Dansçıların da tasarımcıların da bildiği gibi, esneklik hızlı öğrenmeye bilettir. Apeloig Paris'te Musée d'Orsay için iki yıl grafik ve poster tasarımcısı olarak çalışmanın ardından ABD'ye gitti ve dijital grafiklerin öncüsü, saygısızlık ve yeniliği güçlü bir tipografya duyusuyla birleştiren tasarımcı, April Greiman'la arkadaşlık kurdu. Apeloig öylesine esinlenmişti ki, Fransız Dışişleri Bakanlığı'ndan burs alarak California'ya gitti; Greiman buradaki stüdyosunda ona bir staj olanağı sunmuştu. Mamafih, 1988'de Los Angeles'a geldiğinde, sekreterler gibi bilgisayar başında dizili tasarımcıları görünce dehşete düşmüştü. "Musée d'Orsay 19. yüzyıl üzerinedir," diyor Apeloig, "LA'a gelmek klavyeleri ve ekranlarıyla bütün bu insanlarla geleceğin içine atlamak gibiydi." Birkaç ay sonra, Apeloig bu o-zamanlar-ortaya-çıkmakta-olan Macintosh bilgisayarda iş üretebilmeyi öğrenmeden Paris'e dönemeyeceğini kaçınılmaz olarak idrak etti. Greiman'ın pixilated/delidolu, alçak çözülümlü ve hareli/moired dokum beğenisini kapmaya başladı ve temel bilgileri ondan öğrendi. "Başlangıçta o kadar acı vericiydi ki," diyor, "ve o kadar hata yaptım ki, ama hatalar da kapılar açtı." Greiman, Apeloig'in dinamik kompozisyon duygusu ve güçlü yazısının dijital araçların etkisiyle nasıl dönüştüğüne işaret ediyor. "Buradaki teknolojinin onun çalışmasını gerçekten de çok etkilediğini düşünüyorum," diyor Greiman. "Daha kolaylıkla deneme yapabiliyor ve şeyleri karmalaştırabiliyordu. Bundan önce oldukça geleneksel bir grafik tasarımcıydı."
Apeloig'in çalışmalarının 1992'de - Bordeaux'da bir çağdaş tasarım merkezi - Arc en Rêve'deki sergisi için yapılan bir poster, Greiman'ın sans serif yazısını ekran-testi modelini anımsatan ince bir yer değIştiren düzlemler ızgarası üzerine konumlandıran yaklaşımına bazı benzerlikler taşıyor.
Apeloig 1994 itibarıyla, Roma'daki Fransız Sanat Akademisi'nde burs donanımıyla italya'ya geldiğinde, bilgisayardaki modüler yaklaşımdan kimi elemanları tasarımında yazıya dahil ediyordu. Dört bir yanındaki taşa işlenmiş klasik haktan (lettering) esinlenerek Ekim adında yapısal/mimari (architectonic) bir yazıtürü (typeface) geliştirmeye başladı. "Amacım tahta veya taş gibi sert nesneleri kullanarak bir yazıtürü yaratmaktı," diye açıklıyor. Normandiya'da bir dans ve müzik festivalinin tanıtımını yapan bir poster için kullandı bunu; burada ızgara üzerinde düzenlenmiş farklı boyutlarda ve koreografik bir diyagramı anımsatan bir kompozisyon içinde ince çizgilerle/rules bağlantılandırılmış olarak görünüyor. Tüm-yazı bir posterden çok, bir fotoğraf görüntüsü beklentisinde olan hayli geleneksel-zihinli müşteri, ilkte bu fikrin karşısında durakladı. Apeloig çarpışmayı kazandı ve "Tokyo Yazı Yöneticileri Klübü" altın ödül verecek kadar hoşlandılar bundan.
Şimdi The Cooper Union School of Art'ta tam-zamanlı profesör olan Apeloig, talebelerinin teknolojik saplantıları ile bilgisayarın eksikliklerinden öte tipografik bir duyarlılık geliştirmeye duyulan kalıcı gereksinim arasındaki açığı bağdaştırmaya çalışıyor. Bilgisayarın ilk kez kökten bir çözüm olarak kucaklandığı bir zamanda rüştünü ispatlamış olarak şimdi ona üstünlük sağlamaya tanıklık ediyor. "Tasarım fikir yönelimlidir," diyor, "daha teknoloji güdümlü olan ABD'de eksik olan şey bu."
Panzehirin parçası olarak, bir kereliğine/one-off konuşmalar yapmaları için, okula bir dizi uluslararası tanınmış tasarımcı davet etti; listede Çin'den Wang Xu, ingiltere'den Malcolm Garrett ve Basel'den Wolfgang Weingart'da vardı; Weingart'ın Greiman'ın üzerindeki doğrudan etkisi iyice belgelenmiş ve zorluluk ve bireyselliğinin Apeloig'in gelişiminde önemli payı olmuştur. "Talebelerin kendilerini hocalarından öğrendikleriyle sınırlamamaları önemli," diyor.
Kendi çalışmasıysa, şu anda New York'ta rönesans (yeniden doğuş) kabilinden bir şeyin tadını çıkaran azca icra edilen kavramsal nükteye doğru bir yönelim aldı. Bu damarda örnek niteliğindeki posteri, yeterince uygun biçimde, bir poster sergisinin tanıtımını yapan posterdir. Katılan tasarımcıların adları geniş levhanın içinde, kenarları açık renklerin kullanıldığı arka yüzlerinin görüleceği şekilde çevrilmiş dokuz mini posterin üzerine basılmıştır. Tertip yalnızca uzaktan bakıldığında kendini açığa vuruyor. Mini posterler iki kelimeyi heceyelen harfler oluşturuyor gerçekte; "the poster"
4. Pierre Mendell
1929 yılında Essen (Almanya)'da doğdu. 1934 yılında Fransa'ya göç etti. 1947 yılında Amerika'ya göç edip Amerikan vatandaşı oluncaya kadar burada yaşadı ve okudu. 1953'ten 1958'e kadar Fransa'da yaşadı ve ailesine ait tekstil fabrikasında çalıştı. 1958-60 arasında Basel'deki Tasarım Okulu'nda grafik tasarım konusunda Armin Hofmann'ın öğrencisi oldu. Michael Engelmann'ın stüdyosunda Klaus Oberer ile tanıştı ve 1961 yılında Münih'te beraberce Studio Mendell & Oberer'i kurdular.
2000 yılından beri Pierre Mendell Tasarım Atölyesi (Pierre Mendell Design Studio) olarak çalışmalarına devam etmektedir.
Pierre Mendell Tasarım Atölyesi görsel iletişim ve grafik tasarımının bütün mecralarında ürün vermiştir.
Aralarında "Sanat Yönetmenleri Kulübü- Almanya"nın da(Altın Madalya, 1971) olduğu; Sanat Yönetmenleri Kulübü-New York (Altın Madalya)/ ABD; Uluslararası Paris Afiş Yarışması (En iyi Alman Afiş Tasarımı kategorisi)/ Fransa; Sofia 2001 Uluslararası Tiyatro Afişi Bienali (1. Ödül)/ Bulgaristan; Rzesów 2003 Uluslararası Tiyatro Afişi Trienali (1. Ödül)/ Polonya gibi bir çok ödül kazanan Pierre Mendell'in tasarımları "New York Modern Sanatlar Müzesi Grafik Tasarım Koleksiyonu"nda yer almaktadır.
Pierre Mendell Alliance Graphic International ve Honorary Royal Designer for Industrie of the Royal Society of Arts, London üyesidir.
5. Ralph Schravogel
Ralp Schraivogel 1960 yılında Luzern' (İsviçre)de doğdu. 1977-82 yılları arasında Zürih Tasarım Okulu'nda eğitim gördü. 1982'de eğitimini tamamladıktan sonra Zürih'te kendi grafik tasarım stüdyosunu açtı.1983 yılından beri Zürih belgesel sinema birimi "Film Podium" ve 1984 yılından beri de "Zürih Tasarım Müzesi" için tasarımlar yapmaktadır. 1986-89 yılları arasında "Zürih Güzel Sanatlar Müzesi"nin (Kunsthaus Zurich) tüm afiş ve kataloglarını tasarladı.
Schraivogel 1991'de "Theater am Neumarkt" tiyatrosu için grafik tasarımcı olarak çalıştı ve sonrasında "Zürih Caz Festivali", "Schaffhausen Caz Festivali", "Solothurn Edebiyat Günleri" ve "Zürih Afrika Film Günleri" gibi kültür'e yönelik etkinliklerin tüm tasarımlarını yaptı.
1992'den 2001 yılına kadar Zürih Tasarım Okulu'nda dersler verdi ve 2000-2001 eğitim yılında Berlin UdK'da misafir profesör olarak çalıştı.
Schraivogel aralarında Varşova Afiş Bienali (Altın Madalya, 1994); Moskova Afiş Bienali, Altın Arı (Altın Madalya, 1994); Chaumont Afiş Festivali (Altın Madalya, 1997); Ningbo Uluslararası Afiş Sergisi (Altın Madalya, 2001)nin olduğu birçok ödülle birlikte üç kez "İsviçre Uygulamalı Sanatlar Ödülü" (1995, 1997, 2000), oniki kez de "Yılın En iyi İsviçre Afişi Ödülü"nü (1989'dan itibaren) kazandı.
Afiş tasarımları MoMa-New York gibi önemli arşivlerde bulunan Ralph Schraivogel, Alliance Graphique Internationale, AGI üyesidir.
The Fifth Color, 2002 -
Bugüne kadar , İsviçre'den bir çok grafik tasarımcı bu mesleğe başlamış ve kendi dönemlerinin görsel dilini geliştirmişlerdir. Hatta bu çabalarının sonucunda, grafik tasarımda "İsviçre Stili" olarak adlandırılan bir tarz da yaratılmıştır.
Hemen ardından bu tarz dünya çapında başka ülkeleri ve grafik tasarımcıları etkilerken, İsviçre'li grafik tasarımcılar için de harika bir destek vazifesi görmeye devam etmiştir. işin ilginç yanı, İsviçre'li tasarımcıların çalışmalarını bir potaya koyma işaretleri olmasına rağmen onlar tekrardan kaçınmayı başarmışlar; yeni yetişen tasarımcılar da içgüdüsel bir yolla tasarım atmosferini kavrayarak, yeni ve yaratıcı çalışmalar geliştirmeye başlamışlardır.
Ralph Schraivogel, onlar arasındaki en harika adamlardan biridir. Afişteki yapısal ilişkileri farklı değerlendirmesi, izleyicinin bir İsviçre Afişi'nden beklediklerine cevap verirken, aynı zamanda son derece kişisel ve farklı olmayı da başarabilmektedir. Dünyadaki başka ünlü grafik tasarımcılar gibi, onun da kaydadeğer tekniğinin yanında, kendine özgü bir stili ve aksanı vardır. Bu stil ve aksan onun tasarımlarının bütün elemanlarında bulunur : Tasarım, yapıtın teknolojisi, tipografi, baskı, kompozisyon v.b.
Grafik tasarımın bir çok genel kuralı onun çalışmalarında değişime uğrarken, çalışmalarındaki bazı başka parçaların tasarımın bir çok farklı devirlerini anımsatması, bu sanatın tarihsel arka planını da içeren, bir farkında olma hali anlamına gelir.
Modernizm sonrasının en önemli tasarımcılarından birini tanımak ve aynı zamanda yapıtının inceliklerini ve karmaşıklığını kavrayabilmek için, çalışmalarını görmek iyi bir fırsat olur.
The Fifth Color, 2002 -
6. Niklaus Troxler
1947 yılında Willisau (İsviçre)'da doğdu.1967-71 arasında Luzern Tasarım Okulu'nda grafik tasarım eğitimi aldı; ardından (1971-72 arasında) Paris'teki Hollenstein Création'da sanat yönetmeni olarak çalıştı. 1973 yılında kendi tasarım stüdyosunu kurdu.
Troxler, doğum yeri Willisau'da caz konserleri (1966'dan beri) düzenlemektedir. Aynı zamanda Willisau Caz Festivali'nin de (1975) kurucusudur.
Aralarında Essen Poster Trienali (Toulouse Lautrec-Altın Madalyası, 1987 ve 1994); Chaumont Afiş Festivali (Altın Madalya, 1992); Lahti Afiş Bienali (Altın Madalya,1993); Helsinki Afiş Bienali (1. Ödül, 1997); Trnava Afiş Bienali(1. Ödül, 1997); Hongkong Afiş Trienali (1. Ödül, 2001); Brno Bienali (Gümüş Ödül, 1992), Varşova Afiş Bienali (Özel Ödül, 1992); Toyama Afiş Trienali (Bronz Madalya, 1994)'nin de olduğu bir çok ödül kazandı.
Niklaus Troxler İsviçre Federasyonu Tasarım Ödülü'nü de almış ve afişleri 22 kez "Yılın En iyi İsviçre Afişi" seçilmiştir. İsviçre Sanat Yönetmenleri Kulübü (ADC-Switzerland) tarafından 2 altın, 17 gümüş ve 26 bronz madalyaya layık görülmüş; 2000 yılı ADC-İsviçre Özel Ödülü; birçok ADC-New York Ödülü (Gümüş Ödül) ve Merit Ödülleri-2001'i almıştır.
Tasarımları New York Modern Sanatlar Müzesi Koleksiyonu, Hamburg Endüstri Sanatları Müzesi, Varşova'daki Wilanow Afiş Müzesi, Ogaki Afiş Müzesi, Essen Afiş Müzesi, Paris Ulusal Kütüphanesi, Amsterdam Devlet Müzesi ve birçok yerde bulunmaktadır.
1998 yılından beri Stuttgart Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Niklaus Troxler 1990 yılından beri AGI (Alliance Graphique Internationale) üyesidir.
Bak, Dur ve Dinle
Artık, bütünlüğü içinde yirminci yüzyıla baktığımızda hakettiği yeri bulan iki sanatsal çabaya dikkat çekebiliriz: "Caz ve afişler". Niklaus Troxler'in sanat ve tasarımında bu ikisinin uyumunun unutulmaz tadlar yarattığı çok iyi görülür. ilk caz afişinin ne zaman yapıldığına dair bulgular pek açık değildir. Muhtemelen bunlar afişten daha çok el ilanı ya da el bildirisi gibiydi. 1929'lardaki "Caz Çağı"nda bile, Paris'teki "Caz Revüleri" ve Fransa, ingiltere veya Amerika'da fırsat oldukça yapılan caz filmleri ya da caz orkestraları için olanlar dışında, pek az caz afişi belgelenmiştir. Caz afişlerinin ayırt edilebilen bir grafik tasarım ifadesi aracı haline geldiğini ancak yüzyılın ortalarında, çoğunlukla Almanya ve Fransa'da Günther Kieser'in afişlerinde ve Paris caz konserleri için tasarlanmış olanlarda görüyoruz.
O zamandan beri, caz afişleri alanındaki en büyük gelişme ve en çok sayıda ürün Niklaus TroGrafist 8





