Hülya Hanım için…
Bu yazıyı yazmak çok zor… ama yazmak ve paylaşmak istiyorum.
Yaşadığı, bizler için unutulmaz anlar ve diyaloglarla dolu hayatın, bir parçasını daha sevgiyle anmak…
Hülya Yürekli’yi özel bir insan ve özel bir akademisyen kılan çok şey var… Ferhan Yürekli ile elele verip oluşturdukları bir köprüydü onlarla öğrencisi olarak ya da asistanı olarak yaşanan mimarlık eğitimi. Bir ucu Amerika ve Avrupa’daki mimarlık ortamlarına, bir ucu her dönem ayrı bir keşif olan Anadolu’ya ya da bambaşka bir bakışla farkettiğimiz İstanbul’a uzanan.
Bu yolculuğun çok farklı tarafları var. Kimi zaman yabancı öğrencilerle ve yürütücülerle uluslararası workshoplarda, kimi zaman derse gittikleri bir anadolu üniversitesinin öğrencileriyle oluşturdukları bir haftasonu buluşmasındaki yaratıcı ve enerjik ortam, dersin bir parçası haline gelen bir konuk, üzerine konuşulacak sinema filmleri, antik bir kentin izlerinden bugüne bakış, Türkiye mimarlık ortamını tanıyıp tartıştığımız seminerler, sorular, cevaplar, ütopyalar…
Hiçbir zaman dikte etmeden, örnek göstermeden, sadece tanıştırıp, içinde rotanızı kendinizin belirlediği o dinamik mimarlık dünyası, bugün beni (sadece beni değil elbette sayısız insanı) nerede ve nereye doğru olursa olsun, attığı adımlarda özgür, tartışma platformlarında bilgili ve cesur hissettiriyor.
Yarattıkları bu ortamın kaynağının bu ülkeyi ve insanları sevmek olduğuna inanıyorum. Türkiye’yi, sorunlarını düşünüp, çözümler üzerine fikir ürettikleri, bu fikirleri kimi zaman o mimarlık ortamı içinde bir proje konusu aracılığıyla tartıştıkları, kimi zaman bir gazete yazısıyla okuyan herkesle paylaştıkları için…
Belki herşeyin önüne mimarlık eğitimini koyduğu için, o dünyanın izlerini aktardım. O dünyayı yaratan güçlü, çalışkan ve cesur karakterini, aynı zamanda hem bu kadar kendine özgü, hem eşi Ferhan Beyle o dünyanın nasıl da bu kadar uyumlu diğer yarısı olabildiğini anımsayarak… çok ama çok derin bir özlemle…
Hülya Yürekli'nin Anısına





