Gündem

Küresel Isınma

Tarih: Temmuz 2007 Editör: Gülin Şenol
Kyoto Protokolü

Kaynak: wikimedia.org

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde (BMİDÇS) yer alan Kyoto Protokolü iklim değişimi üzerine uluslar arası anlaşmaya bir ilavedir ve antlaşmayı imzalamış devletlere sera gazları emisyonlarını düşürmek için zorunlu kısıtlamalar getirmektedir.

Kyoto Protokolü, küresel gazların azalması niyetini gütmektedir. Protokolün esas amacı “atmosferdeki sera gazı konsantrasyonunun iklim sistemiyle tehlikeli antrofonejik karışımını engelleyecek seviyede kalmasını sağlamaktır.”

Kyoto’yu imzalayan ülkeler, kendi içlerindeki karbon dioksit ve diğer beş sera gazının emilimini düşürmeye yükümlüdürler. Kyoto Protokolü şu anda 160’dan fazla ülkeyi kapsamakta ve küresel sera gazı emisyonunun %55’inden fazlasını içermektedir.

Antlaşma 1997 yılının Aralık ayında Japonya’nın Kyoto kentinde müzakere edilmiş, 16 Mart 1998 tarihinde imzaya açılmıştır. Rusya’nın da 2004 yılında antlaşmayı imzalaması ile Kyoto geçerlilik kazanmış ve ihtiva ettiği kurallar 2005 yılının Şubat ayında yürürlüğe girmiştir.

2006 yılının Aralık ayı itibariyle, toplamda 169 ülke Kyoto Protokolü’nü imzalamış oldu. Bu rakam da Ek Protokol 1 ülkeleri olarak anılan ülkelerin ürettiği emisyonun %61,6’sını kaplamaktadır. Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya, Kyoto Protokolü’nü imzalamamış, geçtiğimiz aylarda yapılan G8 Zirvesi’nde Amerika kendi sınırları içerisindeki bu kısıtlamaya olan yaklaşımını tekrar göstermişti. Bir diğer önemli nokta da Çin ve Hindistan gibi antlaşmayı imzalayan ülkelerden şu andaki koşulları altında karbon emisyonunu düşürmeleri beklenmemektedir.

Kyoto Protokolü’nü imzalamış olan ülkeler iki kategori içerisinde değerlendirilmektedirler: Ek Protokol 1 (Annex I) başlığı altındaki gelişmiş ülkeler ve Ek Protokol 1 olmayan (Non-Annex I) başlığı altında ele alınan gelişmemiş ülkeler. Ek Protokol 1 ülkeleri sera gazı emisyonlarını düşürmeye zorunlu olan ülkelerken, Ek Protokol 1 olmayan ülkeler buna yükümlü olmamakla birlikte Temiz Gelişim Mekanizması [Clean Development Mechanism] olarak isimlendirilen kurala bağlı kalmak durumundadırlar.

Ek Protokol 1 ülkelerinden herhangi biri yapmakla yükümlü oldukları Kyoto şartlarını yerine getirmezse ilk periyotta aştıkları her bir ton sera gazı emisyonu için ikinci periyotta 1.3 emisyon ödemesi yapmakla cezalandırılmaktadır. Kyoto aynı zamanda Ek Protokol 1 ülkelerinin sera gazları emisyonlarını düşürürken istedikleri yerden kısıtlamalarını sağlayan “esnek mekanizma”yı da [flexible mechanisms] sunmaktadır. Bu sene belirlenen rakama göre, Ek Protokol 1 ülkeleri sera gazı emilimlerini 1990 yılındaki seviyelerinin %5 altına düşürmeleri gerekmektedir ki bu da bazı ülkeler için gaz emisyonlarını %15 düşürmeleri anlamına gelmektedir.

Ortalamada istenen düşme oranı %5 iken, bu rakam bölgelere ve ülkelere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Avrupa Birliği ülkelerinden istenen oran %8 iken, bu rakam İzlanda’nın emisyonunu %10 kadar artırabileceğine kadar çeşitlenmektedir. Ancak AB bünyesindeki daha az gelişmiş ülkelere daha fazla emisyon hakkı (%27) diğerlerininkini ise daha düşürecek bir dağıtımı talep etmiş, böylece bünyesindeki daha az gelişmiş ülkelere bu hak tanınmıştır. Emisyonlardaki limitler 2013 yılında sona erecektir.

Şu anda halan Kyoto Protokolü’nün kısıtlamaları ve işe yararlılığı üzerine tartışmalar sürmektedir.

Türkiye ve Kyoto Protokolü
Türkiye şu anda Ek Protokol 1 Ülkeleri arasında yer almaktadır. Bu da birkaç zamandır Türkiye’ye haksızlık edildiğine dair söylentilerin çıkmasına yol açıyordu. Çünkü kişi başına Türkiye’den daha fazla CO2 üreten 60 kadar ülke Ek Protokol 1’de olmamasına rağmen Türkiye bu listede yer alıyor ve bu da Türkiye’nin sanayi faaliyetini sınırlayacağı anlamına geliyordu.

Ancak durum bu mantık doğrultusunda işlemiyor. Türkiye, Ek 1 Listesinde bulunmakla birlikte Kyoto Protokolü Ek B Listesinde yer almamaktadır. Yani sayısallaştırılmış emisyon sınırlamalarına uymayı taahhüt etmesi gerekmemektedir. Ayrıca, 2001 yılında BMİDÇS 7. Taraflar Konferansında (COP7) alınan 26/CP.7 sayılı karara göre, Türkiye’nin Ek-I de yer alan diğer ülkelerden farklı bir durumda bulunduğu kabul edilmiş ve taraf ülkeler Türkiye’nin özel koşullarını tanımaya davet edilmiştir. (Enerji Ekonomisi Derneği, 2006)

Türkiye’nin Kyoto’yu imzalaması Kyoto ve/veya AB Salım Ticareti programından yararlanabilecek duruma gelmesi demektir. Yukarıda bahsi geçen Temiz Gelişim Mekanizması emisyon sertifikası satışını beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda emisyon hedefi olmayan veya hedefinin altında kalan ülkelerde gerçekleştirilecek emisyon azaltıcı projelere ait emisyon sertifikaları, hedeflerini tutturmakta zorluk çeken gelişmiş ülkelerdeki yatırımcılar tarafından satın alınabilmektedir. Türkiye’nin, iktisadi gelişmişlik düzeyi ve emisyon göstergeleri bakımından emisyon sertifikası satan ülke konumunda olması gerektiği gayet açıktır. Bu mekanizma Türkiye’de Kyoto aracılığı ile hayata geçtiğinde ise Türkiye bu ticaretten payını alabilecek ve bu ticaret sayesinde yenilenebilir enerji projeleri, enerji tasarrufu ve verimliliği projeleri, kojenerasyon projeleri, eski tesislerin rehabilitasyon projeleri gibi ülke kalkınması için önemli ve teknoloji transferi sağlayacaktır. (Enerji Ekonomisi Derneği, 2006)

Dolayısıyla, ülkemizde şimdiye kadar Kyoto Protokolü’ne karşı geliştirilen ön yargılı tutum bir kenara bırakılmalı ve Kyoto’nun gereklilikleri öğrenilmeli, Türkiye’nin sayısal emisyon sınırlaması gerektirmeden bu protokol dahilinde olması hedeflenmelidir. Böylece ulusal kalkınma hedeflerimizi gerçekleştirebilirken hem hedeflenen AB yolunda önemli adımlardan biri daha atılmış olacaktır.

Küresel Isınma
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Küresel Isınma
Gündem Arşivi
Dönem için hazırlanan gündemlerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz gündem başlığını listeden seçiniz.