Haberler

Buradayız, çünkü Henüz Oraya Varmadık…

Tarih: 12 Mart 2007 Kaynak: Domus Çeviren: Merve Bölükbaşı

Sami Rintala’nın mimarlığında peyzajın gücünün düşünülmesi bir yer tutuyor. Rachaporn Choochuey, Stefano Mirti’nin söyleşisi, Sami Rintala ile Jan Erik Svendsen’in fotoğraflarıyla...

Bergen’de bir akşam…

Racaporn Choochuey, Stefano Mirti: Sami, kendini nasıl tanımlarsın, bir mimar ya da belki bir sanatçı olarak mı? Sosyal roller ve maskelere takmış olan bir toplum içinde seninki hangisi olur?

Sami Rintala:
Eğer tartıştığımız ürün ise, bu bazen sanat bazen mimari olarak adlandırılabilir. Bunların her ikisi de deneyimlenen alanlar ve sonuç evrensel olduğunda üst üste biniyorlar. Bazı sanat eserlerinde – filmler ya da resimler gibi – mimari ile ilişki kuran, mimari etkiler uyandıran noktalar olabiliyor. Her ikisi de aynı köklere ve amaca sahip. Ancak, ben problemi işaret eden değil onu çözmeye çalışan bir sanat ve mimariyi tercih ediyorum.

RC,SM: Bazı enstalasyon ya da sanat olaylarında ara sıra mimar olarak çalışıyorsun. Peki, bu nasıl yürüyor?

SR:
Şu anda mimari benzeri iki proje üzerinde çalışıyorum ve umarım tamamlandıklarında mimar kelimesini kullanabilecek durumda olurum. Çalışmalarımın ölçekleri hala oldukça küçük olduğundan çizimler ve modeller yardımıyla durumu kendi kendime idare edebiliyorum. Şimdi kendi mantık ve stratejisine sahip daha büyük ölçekli projeler yaklaşıyor gibi görünüyor ve ben de bir tür karşılaşmaya hazırlanıyorum. Yakın zamanda bir çalışma ekibi kurmam gerekiyor ve neyin önemli olduğu, burada ne yapmamız gerektiği konusunda hemfikir olan bir grup oluşturmak istiyorum. Bu hassas bir dönem ve yeni bir yöne doğru önemli bir adım olacak.

RC, SM: Çalışmalarının çevrene etkileri neler?

SR:
Çalışmalarım üzerinde kendimi kanıtlayacak kadar vakit geçirmediğim sürece çalışmalarımın etkileri konusunda alçakgönüllü bir anlayışım olacak. Ben bunu şöyle düşünüyorum: toplum eğitimim için çok büyük miktarda para ve zaman harcadı. Beni eğitmek için yirmi yıldan fazla zaman, bir milyon euro civarı kamu kaynağı harcandı. Bu nedenle onlara değerli bir şeyler vermem gerektiğini hissediyorum. En çok ihtiyaç duydukları şeyi, yani kaybettiklerini.

RC, SM: Eğer “kolaj” ya da “cut-up” gibi bir teknik kullanarak çalışıyorsan en çok kullandığın kaynaklar neler? Bir kaynak kütüphanen var mı? Ya da eskiz defteri kullanır mısın? Ya da flick? Google?

SR:
Burada küçük bir örneğimiz var: bir su değirmeni kolâjı ve nehir kenarında bir sığınak. Her ikisi de Fin peyzajında yaygın olan basit fonksiyonel yapılar. Ama bu aynı zamanda atık taşıyan bir Venedik kargo gemisi ya da banklarıyla bir meşe parkı da olabilirdi. Bu sadece malzemenin üç boyutlu bir kolajda anlık bir şekilde bir araya gelmesidir. Bu tarz çalışan bazı sanatçılar var; buldukları objelerle kendi parçalarını aşan, farklı yönlere doğru yan anlamları anımsatan, birçok düzeyde anlam yaratan kompozisyonlar oluşturuyorlar. Bir yapı, her zaman, iç ve dış formun bir sembol, madde ve bilgiden oluşan kolajıdır. Herkes istediğinde Google’dan mutlu insan perspektifleri bulabilir.

RC, SM: Önümüzdeki yirmi yıl için ulaşmak istediğin bir yapılacaklar listen var mı?

SR:
Yirmi yıl uzun bir süre. İşime yoğunlaşmak ve ondan bir şeyler öğrenmek haricinde bir yapılacaklar listem yok. Eğitimim bittiğinden bu yana yaklaşık 6 – 7 yıldır çalışıyorum ve bu süreçte fikirlerimi daha anlaşılır bir hal alacak şekilde maddeselleştirmeyi öğrenmiş olmalıyım en azından. Bunun haricinde on yıllık bir süreçte farklı kültürler arasında çalışmak, yaşamak ve öğrenmek istiyorum. Bu dört gözle beklediğim bir şey.



RC, SM: Son işin olan kano ev sığınağını biraz açıklayabilir misin?

SR:
Burada müşteri, çevreci bir sanat ve mimari sergisi. Benden bir enstalasyon için öneri sunmamı istediler ve Finlandiya’nın güneybatısında oldukça büyük bir alanı çalışma alanı olarak gösterdiler. Başarılı bir peyzaj mimarlığı öğrencisi olan arkadaşım Jane Saario ile birlikte çalışmaya başladık ve fark ettik ki bu bölgede, bölgenin Finlandiya’nın toprağı işlenen en eski bölgelerinden biri olduğu hissi veren, özel bir kültürel peyzaj yaratan küçük nehirler var. Biz yapımızı bu kültürün bir parçası olarak var olmuş bir şeylerin üzerine inşa etmek istedik ve bu durum bir değirmen önerisi ile son buldu. Yapı, aynı zamanda bölgeye gelecek ziyaretçiler için bir sığınak görevi görecek ve değirmen bazı basit tesisler için enerji üretecek. Projeyi bir Eskimo kayık rotasının sonuna yerleştirdik, böylece insanlar nehirden iç bölgelere doğru gidebildikleri kadar gidecekler. Dahası nehiri iki yanı olan bir vücut olarak düşünürsek kesin bir başlangıç ve sondan bahsedemeyiz. Yapıyı nehir alanı ve değirmeni kapsayacak şekilde inşa etmeye karar verdik. Projeyi 2007 yazında gerçekleştireceğiz. Bunu dört gözle bekliyorum. Bu proje yapıldıktan sonra büyüyecek küçük bir iş.

RC, SM: Yeni proje ya da aktivitelerin neler peki?

SR:
Şu anda on iki küçük müşteri için Kuzey Norveç’te yerel turizm endüstrisini geliştirmeye yönelik olan bir proje için taslaklar yapıyorum. Müşterilerin bazıları Sami ailesinden gelen, yerli ren geyiği çobanları. Şimdi, benim sizin için bir sorum var.



RC, SM: Lütfen...

SR:
Mimarların çevreyi şekillendirmeye yeteri kadar katıldıklarını gerçekten düşünüyor muyuz? Ya da sadece bir telefonun çalmasını, bir mailin ulaşmasını veya biçemsel bir şekilde zarflanmış bir dekorasyon emrinin gelmesini mi bekliyoruz? Görev için önemli koşullar daha telefon çalmadan belirleniyor. Bu daha başlangıç noktasından yanlış olan projeler oluşmasına neden oluyor. Bu süreç sadece gerçek “gerçeklik” ile yönetilmemeli mi; soruya cevap verelim: şimdi nasıl yaşamalıyız?

“Geldiğim yerin açık bir sonucu olduğumu düşünüyorum. Babam bir müteahhitti. Daha eğitimime başlamadan önce onunla beraber inşaatlarda çalıştım ve bir şekilde mimarlık yapmayı önce bu perspektiften öğrendim. Eğitimim sırasında sürekli olarak işçi mantığı ile akademik dünya arasındaki büyük boşlukta arabuluculuk yapmaya çalıştım. Bunu zor buldum, ancak sadece kendi çalışmalarımı inşa etmeye başlayıncaya kadar. Annem bir hemşireydi; yardımsever ve bencil olmayan bir model. Kendi örneği üzerinden bana her insanın yaptığı işin, eğer kendine saygı duyan bir şekilde yapılırsa, ne kadar önemli olduğunu öğretti. Dahası çocukluğumun bazı dönemlerini Kuzey Karelian ormanlarında akrabalarım ile birlikte yaptığım avlanma, balık tutma ve küçük çiftlik işleri ile geçirme fırsatı buldum. Böylece insan ile doğanın bir denge içinde nasıl bir arada yaşayabileceğini gördüm. Bu dünün dünyasına karşı beslenen bir duygusallık değil. Sadece bir nesil geriye baktığımızda, burada çevremizdekilerle olan fonksiyonel ve gerçek ilişkiyi görebilmeliyiz. Şimdi bunu kaybediyoruz ve doğayı daha çok bir alışveriş merkezi tadında ziyaret ediyoruz. Bir numaralı dünya yerine iki numaralı dünyanın sakinleri haline geldik. Tüm bunları düşündüğümde sadece geldiğim yerin mantıklı bir devamı olduğumu görüyorum, fazlası değil. Şanslıyım ki bu temalar kombinasyonu – yapım, yardımseverlik, insan ve doğa – aynı zamanda saygı duyduğum şeyler. Tekrar basit olmak gerekirse.”

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.