Haberler

Küresel geri sayım: 2030

Tarih: 13 Ağustos 2007 Kaynak: Birgün Yazan: Boğaç Yüzgül, Semin Sezerer, Volkan Şahin
Küresel ısınmanın etkileri 2007 yazında Türkiye'yi ciddi oranda etkiliyor. Oysa bu küresel felaketin sadece ayak sesleri. Uzmanlar, küresel ısınmanın çok değil 23 yıl sonra Türkiye'de neden olabileceği etkileri sıralarken korku filmlerini aratmayacak bir tablo çiziyor.

Küresel ısınma konusunda, Türkiye'de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma ve analizlerin bir araya getirildiği, "Küresel Isınma - Etkileri ve Önlemleri" başlıklı çalışmaya göre, iklim değişikliğinin bu hızla devam etmesi halinde Türkiye'de neden olabileceği etkiler, felaket senaryolarını aratmıyor. Araştırmacı - yazar Turan Kaya tarafından kaleme alınan kitaba göre, 2030 yılına gelindiğinde Türkiye'de sıcaklıklarda kışın ortalama 2, yazın ise 3 derece artış olacak. Yağışların azalmasına bağlı olarak nehirlerin taşıdığı su miktarının düşmesi ile birlikte tarımsal üretim potansiyeli oldukça değişecek. GAP alanı başta olmak üzere daha az beslenen baraj göllerinin su seviyelerinin azalmasıyla hidroelektrik enerji üretimi aksayacak. Van Gölü gibi büyük göllere de su akışı duracak.

Uludağ Eriyecek
Mevsimlik ve kalıcı kar örtüsünün kapladığı alan ve süre kısalırken daha az kar yağışı ve çabuk erimeden dolayı Uludağ gibi merkezler kullanılamayacak duruma gelecek. Kar erimelerine bağlı olarak çığ vakalarında da artışlar görülecek. Araştırmalara göre Akdeniz havzasındaki su seviyesinde 2030'a kadar 12-18, 2050'ye kadar ise 14-38 cm'lik yükselmeler bekleniyor. Deniz seviyesindeki yükselmelerin yaratacağı en önemli problem, tuzlu deniz suyunun tatlı su kaynaklarını ve yeraltı sularını tehdit etmesi olarak karşımıza çıkacak. Buna göre Seyhan, Ceyhan, Göksu, Patara, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Bakırçay ve Gediz gibi bölgeler ciddi risk altında bulunuyor. Felaket senaryolarının gerçekleşmesi halinde kuş cenneti ve milli parklar da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Göçmen kuşların göç yolları ve konaklama yerleri de değişebilecek.

Erozyonun şiddetlenerek devam etmesi karşısında önlem almayan Türkiye'nin büyük bir bölümü çöl olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Dünya Çölleşme Harita-sı'nda Anadolu'nun çölleşme derecesi, "yüksek" ve "çok yüksek" sınıfında yer alırken, Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğu düşünüldüğünde bu sonuçlar daha da çarpıcı bir hal alıyor. Küresel ısınma bu hızla giderse pek çok tarım ürününün, bitkinin ve aralarında Karadeniz'in simgesi olan hamsinin de bulunduğu deniz canlısının neslinin de tükeneceği, fındık ve çayın ise Karadeniz'i terk edeceği kaydediliyor.

Veriler bu yıl buğday üretiminde yüzde 30-34, arpa üretiminde de yüzde 50 - 60 verim kaybı olduğunu gösterirken Türkiye'nin ortalama 20 milyon ton civarında olan hububat üretiminde 2-2,5 milyon tonluk bir azalma olduğuna dikkat çekiliyor. 2007 yılına stoksuz giren Toprak Mahsûlleri Ofi-si'nin elindeki rezervin şu anda sıfır seviyesinde bulunduğu belirtiliyor.

Salgın Hastalıklar Kapıda
İklim değişikliklerinin coğrafi ve ekonomik etkilerinin yanı sıra binlerce insanın hayatına mal olabilecek sağlık sorunlarına da yol açabileceği belirtiliyor. Daha sıcak geçecek yaz ayları yüzünden cilt kanseri ve gıda zehirlenmelerinde ciddi artışlar yaşanacağı tahmin edilirken aşırı sıcakların ektisiyle kalp ve astım başta olmak üzere pek çok kronik hastalıkta artış gözlenecek. Su sıkıntısına bağlı olarak salgın hastalıklar konusunda da ciddi sorunlardan endişe ediliyor.

'Para Doğaya Tercih Ediliyor'
İstanbul Çevre Konseyi Genel Sekreteri Türksen Başer Kafaoğlu, yaşanan sorunların asıl nedeninin, paranın doğaya tercih edilmesinden kaynaklandığını söyledi. Kafaoğlu, yıllardır yetkililerin görevlerini, çevrecilerin uyarılarına ve önerilerine karşın yerine getirmediklerini ifade etti. Öte yandan İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'nün kontrolünde bulunan İzmir ve Manisa'da, 7 ayda çıkan yangınlarda tahrip olan orman alanı miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50'den fazla arttığı öğrenildi.

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Savaş Ayberk, "Türkiye susuzluğa çare bulmak için mutlaka deniz suyunu arıtma teknolojilerine başlamalıdır. Bu işin yapılma imkanı bulunuyor. Çok pahalı olacağı söylense de mutlaka deniz suyunu dönüştürmeyi öğrenmeliyiz. Kalan diğer seçenek ise doğal bitki örtüsünü korumaktır. Küresel ısınmayla dünyanın suyu bitmez. Su havzalarındaki suyun tutulması için bitki örtüsü korunmalıdır ' diye konuştu.

Ankara'nın su sorununun Kızılırmak ile ancak kısa vadede çözülebileceğini, Melen projesinin ise ancak 10 yıl dayanabileceğini savunan Prof. Dr. Ayberk, "Bu çözümlerin hepsi kısa vadelidir. Bundan sonra yapılacak şey teknolojiyi kullanarak uzun vadeli çözümler üretilmektir.

İklim değişikliği afet sayılacak
İklim değişimlerinden kaynaklanan meteorolojik afetlerin, Afet Kanunu kapsamına alınması için çalışma yürütülüyor. Afet İşleri Genel Müdürlüğü, konuya ilişkin mevzuatı güncellemek ve eylem planı oluşturmak amacıyla İklim Değişimi Komisyonu oluşturdu. Mevcut Afet Kanununda Türkiye'deki afetler, deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler şeklinde tanımlanıyor. Yürütülen çalışma ile kapsama iklim değişimlerinden kaynaklanan meteorolojik afetler ve diğer afetlerin de alınması amaçlanıyor. Türkiye'nin yakın gelecekte daha az yağışlı ve daha sıcak bir iklime sahip olacağı öngörüsünden hareketle ilgili mevzuata öncelikle kuraklık tanımı eklenecek ve mevcut afetlerin tanımı iklim değişikliklerinin etkisi çerçevesinde yenilecek. Avrupa Doğal Afetler Eğitim Merkezi (AFEM) Müdürü Nehir Varol, küresel ısınmanın insan hayatını etkileyecek, günlük akışı kesintiye uğratacak ve ölümlere neden olacak sonuçlar doğuracağını ifade ederek, "Dolayısıyla iklim değişimi, sonuçlarına bakıldığında bir afettir. Daha şimdiden normalin üzerinde ölümler bu nedenle görülmeye başlamıştır. 2003 yılı yazında Avrupa'da 35 bin 118 kişi sıcak hava dalgasından hayatını kaybetmiştir" dedi. İklim değişimlerinin yol açabileceği tabloya ilişkin Türkiye'de hazırlanan bir senaryo bulunmadığını, ancak Intergovermental Panel On Climate Change'in (IPCC) dünya ölçeğinde bir çalışması olduğunu belirten Varol'a göre, IPCC'nin Türkiye senaryosunda öne çıkan bazı noktalar şöyle,

Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıklar
2,5-4 derece arası artacak.
Ege ve Doğu Anadolu'daki artış 4 dereceyi bulacak.
Türkiye'nin güneyi ciddi kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olacak.
Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'yu kapsayan bölgelerde kış yağışları yüzde 20-50 arası azalacak.
Kuzey bölgelerde sel riski artacak. Senaryoda, ayrıca küresel ısınma ile Türkiye'de artması beklenen afetler kuraklık, seller, deniz su seviye yükselmeleri, heyelanlar, kıyı selleri ve fırtına kabarmaları şeklinde sıralandı.

Su kesintileri psikolojimizi bozuyor
Sosyal Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Oğuz Berksun, kuraklık ve susuzluğun insan ve toplum psikolojisini etkileyeceğini belirterek, "Kuraklık ve susuzluk anksiyete ve kaygıya yol açar" dedi. Su kesintilerinin ve insanın temel ihtiyaçlarından biri olan suyun gelecekte karşılanamayacak oluşunun insanlarda anksiyeteye ve "gelecekte ne olacak kaygısına yol açacağını anlatan Prof. Dr. Berksun, su kesintilerinin ve kuraklığın henüz tam anlamıyla anlaşılamadığını, yakın zamanda susuzluk ve kuraklığın ciddi bir tehdit olacağının algılanmaya başlayacağını ifade etti. Prof. Dr. Berksun, "İnsanın eve gittiğinde suyun olmadığını, yarın içecek suyunun olmayacağını düşünmesi ciddi psikolojik problemler yaratacaktır" diye konuştu.

 

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.