Seçimlerin tatil planlarını ortadan ikiye bölmesi bu yaza mahsus olabilir, ama bundan sonraki mevsimlerimizi iklim değişikliği şekillendirecek. Küresel ısınmanın hem müsebbibi hem mağduru turizm sektörünü neler bekliyor? Popüler destinasyonlar ve tatil anlayışı nasıl değişecek?
Bundan sonra geleceğimizi şekillendirecek küresel ısınma ve iklim değişikliği, memleketimizde ancak musluktan tıs sesi duyulduğunda, serinlemeye klimalar yetmediğinde ve karpuzlar yattığı yerde çürüdüğünde ciddiyet kazandı. 'Bu yazın bireysel tatil programına damga vuran neydi?' diye sorarsanız, elbette ki temmuz sıcağına denk gelen ve tarihi sayılan seçim... Tatilini öncesine, sonrasına denk getirmeye çalışanlar oldu, ara verip şehirlerine dönenler sayesinde küresel ısınmaya da bayağı katkıda bulunuldu.
Bizde daha çok küresel ısınma olarak anılıyor, fakat topyekûn iklim değişikliği dediğimiz vaka, turizmle aynı cümlede kullanıldığında iki noktaya gidebilir. Bir, turizm özellikle havayolu temelli seyahatleri göz önüne aldığınızda bu vakaya hız veren bir etken... İki, aynı zamanda da iklim değişikliklerinden mağdur olmuş bir sektör.
Kyoto Protokolü'nün imzaya açılmasının ardından, turizm ve iklim değişikliği konularını bu iki çerçevede ele alan ilk ciddi belge, acilen yapılması gerekenler listesi ve gelecek senaryolarının yer aldığı Ağustos 1999 tarihli Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) raporu.
O tarihten sonra uluslararası çevre örgütlerinin devletleri bilgilendirici ve uyarıcı toplaşmalarının yanı sıra kuyruğu yandıkça turizm sektörü aktörleri de bir araya gelmiş sıklıkla. Özellikle güneşe hasret Britanya turizmcilerinin, Akdeniz ülkelerinin 40 dereceleri aşan sıcaklarından kaçan yeni tatilciler için ellerini oğuşturduklarını söyleyebiliriz. Cidden hazırlanıyorlar.
Örneğin, 2030 yılının popüler turizm destinasyonları için şöyle tahminler var: Turizmin kalbi Akdeniz'den Kuzey Avrupa'ya yer değiştirecek. İskandinav ülkeleri, İrlanda ve Britanya potansiyelini artıracak. Turizmden ekmek yiyen Akdeniz ülkeleri için takvimler bahar, hatta kış aylarına dönecek. Uzun uçuş mesafesi gerektiren Seyşel ve Maldiv gezileri çaptan düşecek. Ibiza kendine başka bir çıkış yolu bulacak, golf turizmi gerilemek zorunda kalacak, Florida'nın kasırgalı geleceği meçhul, sektörü geliştirmeye çalışan Kuzey Afrika ülkelerinin canı bayağı yanacak.
Rotaların dışında en temel değişim, bilinçli davranmak isteyen tatilcilerin havayolları yerine karayı, hatta karada da en kısa istikameti ve de yaz yerine bahar aylarını tercih edecek olması.
Bunun dışında su kaynaklarının azalması, dengesiz yağışlar, su seviyelerindeki değişiklikler, hortumlar ve kasırgalar yüzünden sigortacılık sektörü kendisini muaf tutacak yeni alanlar belirleyecek. Yani turizm girişimciliği zorlaşacak, yani tatil gittikçe pahalılaşacak.
Türkiye'de en kısa vadeye bakarsak, seçim yüzünden ikiye ayrılmış yaz, şimdiye dek bildiğimiz normallerin üzerinde seyreden sıcaklıklardan faydalanarak, eylül ayını altın kılmış durumda. Okulların geç açılması hâlâ tartışılıyor.
Bu durumda hâlâ gözü tuzlu suda olanlar için 'Peki ama neresi?' sorunsalı ortaya çıkıyor. Küresel ısınmadan çıkıp, yöresel bozulmalara dokundurarak, 'uzun yaz'a bir de iki popüler tatil beldesine 'neydi-ne oldu' istikametinden baktık.
Cem Polatoğlu Turizmci
'Mersin ve Dikili geliyor'
Küresel ısınmanın en büyük darbesi kayak turizmine oldu. Son iki senedir Avrupa'da kayak bitti. Ancak belli bölgelerde, belli yüksekliklerde yapılabiliyor. Düşünün bu sezon 1200 turistik kayak merkezi içinde sadece 100 tanesi kullanılabildi.
Türkiye için düşünecek olursak, iklim değişikliğinden en çok Antalya etkilenecek.
30-35 derece gibi kabul edilebilir sınırda bir sıcaklık varken, bunun 40'a yükselmesi şehrin esprisini kaybetmesi demek.
Bodrum bana kalırsa popülerliğini kaybetmiyor. Her ne kadar 'bitti' dense de, şu anda arayın, yer bulamazsınız Bodrum'da. 'Her şey dahil' mantığında değil artık kimse, o yüzden Bodrum gibi eğlence, özgürlük ve tatili bir arada barındıran bir bölge popülerliğini kaybetmez.
En fos çıkan bölge son yıllarda Antalya. Çok fazla otel yapıldı, öbek öbek otel kaliteli turist anlamına gelmiyor. Gelecek yıllarda fizibilitesi iyi yapılırsa Mersin yükselecek. Dikili için de aynısını söyleyebilirim. Bu iki yere dikkat. Türkiye'de iflah olmayacak yer Kuşadası. Oradan bir şey olmaz artık...
Reyan Tuvi Gezi yazarı
'Kabak Koyu'na dikkat!'
Turizme bel bağlamış ülkeler, küresel ısınmayla birlikte değişen iklimi, doğası, doğal hayatı ve halkının yaşam tarzıyla büyük darbe alacak. Küresel ısınmanın etki kapsamında olan her şey aslında bir ülkenin ya da bölgenin turizme hizmet eden hazinesidir. Kuşları gözlemlemek için plan yapan ya da belli bir çiçeğin açacağı zamanı kollayan doğaseverler, bitkilerin ve hayvanların savunmasız kaldığı küresel ısınmanın yeni takvimini nasıl öngörecekler?
Küresel ısınmanın etkileri kuşkusuz en erken kayak merkezlerine yansıyacak. Suni kar da çözüm değil. Turizmin bu alanında kâr oranının azalması ve sezonun kısalması, bundan ekmek yiyenleri, yatırımları ve tabii ki tatil fiyatlarını altüst edebilir. Cross-country kayak gibi suni kar imkânı olmayan alanlarsa daha çabuk etkilenecek.
Tek sorun dağlarda değil; Akdeniz ülkelerinin popüler tatil bölgelerinde yükselen sıcaklık, turistleri buralardan uzak tutacak. Sıcak hava dalgaları, kuraklık, su sıkıntısı ve küresel ısınmayla gelen hastalıklardan da turizm nasibini alacak. Afrika gibi doğal hayatın turizmin direği olduğu bir ülke, dengesiz sıcaklıklarla ve kuraklıkla mücadele ederken, yüzyıllar boyu gezginleri büyülemiş hayvanlar artık milli parkların ücra köşelerine sığınacak ve eskisi gibi özgürce salınamayacaklar. Dünyaca ünlü Brezilya'nın yağmur ormanları, yağmur düşüşünün azalmasına ne kadar dayanabilecek? Turizmcilerin bir bölgeye özgü olarak sunduğu, o bölgeyle özdeşleşmiş ürünlerin devamı için nasıl bir mücadele gerekecek?
Küresel ısınmanın artışındaki en büyük katkıyı havayolu ulaşımına borçlu olduğumuzu ve 2020 yılına dek bu şekilde seyahat edenlerin hiç durmadan artacağını hesaba katarsak, insan sormadan edemiyor: Yeryüzünde, uçağa binip gidebileceğimiz görmeye değer kaç yer kalacak?..
Türkiye'de bu aralar en yıldızlaşan, ama en fos çıkan yer Alaçatı. Kabak Koyu ve Karadeniz yaylalarının gelecek vaat ettiğini düşünüyorum.
Mehmet Saffet Tonguç Gezi yazarı, rehber
'Yayla turizmi gelişecek'
Karadeniz'de çok güzel sahiller olmasına rağmen sezonu kısa olduğu için bugüne kadar pek tercih edilmedi. Küresel ısınmayla birlikte Karadeniz'in sezonu uzuyor, iklim olarak da serin bir yapıya sahip olduğu için bu civar popülerleşecek. Tesis sayısı artacak, tur çeşitleri farklılaşacak, yayla turizmi gelişecek.
Dünyanın birçok bölgesinde ve Türkiye'de kayakta büyük gerileme var, devam edecek. Artık birçok bölgede yapay kar makinelerinden destek alınıyor ancak bu makineler hiç kar olmayan bölgelerde işe yaramıyor.
Bu sezon en büyük atağı Çeşme, Alaçatı ve Karadeniz yaylaları yaptı. Bodrum popülerliğini yitirdi, insanlar oraya eğlenmek için gidiyordu, çok fazla kulüp açılınca işin niteliği değişti.
Mesela 80'lerde Kaş harika bir yerdi, şimdi betonlaşma tehdidi altında. İnsanlar yeşile gidiyor her zaman. İasos (Kıyıkışlacık), Akyaka, Marmaris Kızkumu, Ekincik yakın zamanda yıldızı yükselecek tatil bölgeleri. Göcek popülerliğini korumaya devam edecek.
İstanbul-Tekirdağ sahil hattındaki yazlık bölgesi artık iflah olmaz. Yalova, Bayramoğlu, Tuzla için de aynısını söyleyebilirim. Artık bu bölgelerde camınızı açtığınızda karşı komşuyla burun buruna geliyorsunuz. Altınoluk da tehlikeyle karşı karşıya. Oksijen oranı dünyada en fazla ikinci bölge olarak lanse edildi zamanında ama artık betondan göz gözü görmüyor. Bir de Bodrum'da Gümüşlük-Yalıkavak arası inşaat kaynıyor. Özelliksiz, yaratıcılığın kullanılmadığı, birbirinin aynı, çirkin, sevimsiz siteler yapılmaya başlanmış. Antalya-Lara'nın belli kısımları da aynı durumda. Bir müşterim, "Türkiye'de bir mimar var ve onun projeleri yurt çapında uygulanıyor galiba" dedi. Ne kadar doğru bir tespit...
En çok neresi 'bitti' derseniz; Kuşadası'nın iflah olması artık çok zor.






