Haberler

S.O.S İstanbul: AKM Öğrenci Fikir Yarışması’nın Ödülleri Sahiplerini Buldu

Tarih: 23 Ocak 2008 Yazan: Gül Keskin, Zeynep Alpay

Fotoğraflar: Belgin Çöleri

AKM üzerine sürdürülen önemli sivil toplum çalışmalarından S.O.S İstanbul “AKM’nin Yeniden Kent Kültürüne, Taksim Meydanı’na ve İstanbul’a Kazandırılması için Alternatif Öneriler” öğrenci fikir yarışmasının ödül töreni, kolokyum ve sergi açılışı 22 Ocak 2008 tarihinde İTÜ Taşkışla binası 109 No’lu Salon’da yapıldı.

S.O.S İstanbul: AKM öğrenci fikir yarışmasının kolokyumu İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (İSMD) Başkanı Doğan Tekeli’nin yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Tekeli’nin ardından Jüri Başkanı Cem İlhan jürinin nasıl yönlendiğini, değerlendirmede hangi kriterleri ele aldıklarını anlattı. Katılım düzeyinin gerek nitelik gerekse nicelik açısından yüksek bulduklarını belirten İlhan, yıkılması düşünülen bir binaya yapılacak müdahalenin düzeyinin Jüri için anahtar soru olduğunu söyledi ve değerlendirdikleri diğer önemli noktaları şöyle sıraladı:

- Binanın ana işlevi olan “Opera – Bale” fonksiyonun korunması
- Otopark alanının değerlendirilme şekli
- Binanın yüksek kotların ele alınma biçimi
- Meydanın yorumlanması
- Cephenin arka planınının ve kabuğun değerlendirilmesi
- Dekor atölyesi gibi hacimsel olarak oldukça büyük yer kaplayan mekanların dönüştürme şekli



Cem İlhan’ın jüri değerlendirmesi ile ilgili yaptığı açıklamanın ardından diğer jüri üyeleri Bünyamin Derman, Kerem Erginoğlu, Ömer Kanıpak, Haydar Karabey ve Murat Tabanlıoğlu’nun da sahneye davet edilmesi ile soru – cevap bölümüne geçildi.

Dinleyiciler arasından söz alan yarışma katılımcısı Kıvanç Başak, kendi değerlendirmelerini yaparken, AKM’nin opera, bale gibi “elit sanat” olarak isimlendirilebilecek fonksiyonlarından sıyrılıp daha halkla bütünleşmesi gerektiği üzerinde durduklarını söyledi ve jürinin bu fonksiyonların korunması konusunda neden hemfikir olduğunu sordu. Jüri Üyesi ve Arkitera Mimarlık Merkezi kurucu ortaklarından Ömer Kanıpak ise soruya “Opera – Bale’nin korunması temel prensiplerden biri olrak belirlendi, çünkü AKM’yi Türkiye’nin mimarlık tarihinin bir ürünü olarak kabul ediyorsak –sevelim ya da sevmeyelim- içinde barındırdığı bu fonksiyon nedeniyle de kültür mirasının bir parçası. Bu fonksiyonlar devlet tarafından korunması gereken kültürel ögeler olarak görülmezse ve hep söylenen özelleştirme kulvarına çekilirlerse daha ticari fonksiyonlara hizmet etmeye başlar. Kültür merkezi bu çağda sözlük anlamını biraz yitirmiş bir kavram. Çünkü artık bir kültürün merkezi olabilecek bir binayı yapmak çok zor, içine koyacağınız fonksiyonları tanımlayamıyorsunuz. Bunları tanımlayamadığımız sürece bir kültür merkezi yapmak garipleşiyor. Kendi adıma şöyle de düşünüyorum. AKM bina olarak korunması bir yana, içerdiği fonksiyonlar itibariyle de Türkiye’nin gelişmişliğinden gelen bir halkası. Bu aynı sizin kişisel albümünüzdeki bir fotoğraf gibi, o anı sevseniz de sevmeseniz de, onunla ne kadar barışık olduğunuzla ilgili bir şey. Dolayısıyla da Opera – Bale bir zamanlar Türkiye’nin kültürünün merkezinde ise eğer ve bunu korumamız gerekiyorsa bunu ancak Devlet yapabilir, özelleştirildiği anda fonksiyonlar daha ticari kaygıyla çözülmeye başlanacak, sonrasında da Türkiye’de Opera ve Bale’yi çok zor bir şekilde seyredebileceksiniz.” şeklinde yanıt verdi.

Salondaki bir başka katılımcı Halildun Şenkal tarafınfan yöneltilen soru ise opera ve bale dışında ara kültür ve etkinliklerin bu yarışmada nasıl değerlendirildiğine yönelikti. Bu sorunın yanıtı Haydar Karabey’den geldi. Haydar Karabey, “Çağdaş kültür merkezinin opera, bale, tiyatroyu içermesinin yanında bambaşka anlayışlarla ele alınması gerektiyor. Mimarlığın bir belası vardır, “esneklik”. Sökülüp takılabiliyor, toplumun taleplerine göre farklı biçimler alabiliyor ama her zaman vurguladığımız şu vardı: Bu binanın değerli bir kalbi var, bir dinamosu var. Bu kolay kolay yapılabilir birşey değil. Denenmiş, içerisinde operasıyla, balesiyle, tiyatrosuyla sapasağlam duran bir özü var. Bu özü orada tutarak, bu, başka yöntemlerle, içeriye normalde hiç gelmeyecek kişileri içeriye çekecek şekilde nasıl değerlendirilebilirdi, seçtiğimiz projelerin birçoğu olabildiğince sınırları zorlayan, hem oraya yeni etkinlikler ekleyen hem de kültürel anlamda insan sıcaklığı ile buluşturmaya çalışan etkinliklerdi. Biz projelerde fokur fokur kaynayan ve insanları içeriye davet eden mekanlar hayal ediyorduk, çünkü Taksim Meydanı’ndayız. Hayal ettiklerimiz de bulduk.” açıklamasını yaptı.

Çeşitli soruların ardından Ödül Töreni’ne geçildi. Her biri 3.500 YTL’lik ödüle değer bulunan projelerin müelliflerinde, Hatice Buşra Al ve Cengizhan Aydın’a ödüllerini Doğan Tekeli; Merve Gül Özokçu, Seda Kurt ve Tutku Sevinç'e Prof.Dr. Hasan Şener; Ali Dur’a Haydar Karabey; İpek Sarı ve Serdar Köroğlu’na Ömer Kanıpak; Mehmet Yiğit Öztürk ve Hakkı Can Özkan’a Cem İlhan; Cem Kozar’a Fibrobeton’un Baş Teknik Elemanı Şahin Koçak takdim etti.

Sponsorluğunu Fibrobeton’un, katalog sponsorluğunu Tabalıoğlu Mimarlık’ın yaptığı S.O.S İstanbul “AKM’nin Yeniden Kent Kültürüne, Taksim Meydanı’na ve İstanbul’a Kazandırılması için Alternatif Öneriler” Sergisi, 22 - 31 Ocak 2008 tarihleri arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimar Sinan Holü’nde görülebilir.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.