Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Sözde restorasyon

Tarih: 11 Temmuz 2005 Kaynak: Radikal Yazan: Selim Efe Erdem

İstanbul Surları, Tekfur Sarayı, Divriği Ulu Cami, İshak Paşa Sarayı, Aksaray Ulu Cami, Akdamar Adası, Sinan köprüleri ve daha birçok tarihi eser. Yüzlerce yıllık yapılarda başlayan restorasyon projeleri, bilim adamlarına göre 'kurtarma adı altında tarih katliamı.' Bilim adamları, restorasyonların, ihale kanunu değiştirilip yeni bir yapılanmaya gidilene kadar durdurulmasını, eserlerin mevcut haliyle korunmasını istiyor.

Belediyelere geniş yetki
Yaptıklarıyla eleştirilen belediyelere, geçen hafta Resmi Gazete'de yayımlanan 'Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun', daha geniş restorasyon yetkisi veriyor. Belediyeler, şehrin yıpranan ve özelliğini kaybetmeye başlamış, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil edilen bölgeleri, kentin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore ederek bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal alanlar oluşturulması, afet risklerine karşı tedbirler alınması, kentin tarihi ve kültürel dokusunun yenilenerek korunması ve kullanılmasında yetkilendiriliyor.

Uzmanlar ise, başta belediyeler olmak üzere restorasyon projelerinin çoğunun yanlış uygulama nedeniyle tarihi eserlere büyük tahribat verdiğini savunuyor. Uzmanlar şöyle uyarıyor:

Ekinci: yüzde 90'ı kötü
Mimarlar Odası Genel Başkanı Oktay Ekinci: İhale sisteminin, restorasyonu gözetmeyen kuralları yüzünden anıtsal eserlerin yüzde 90'ı kötü restore edildi. Karayollarının yaptığı köprüler, İshakpaşa Sarayı, Afyon Kale Surları, Zeynep Ahunbay'ın yaptığı hariç İstanbul Surları böyle.

Bağımsız bir kuruluşça restorasyon projesinin bilimsel denetimi tamamlandıktan sonra, projenin uygulanması için yapımcı firma bulunmalı. Ama şu anda önce yapımcı firma bulunuyor, sonra da mimarların çizdiği projeye uygun davranılmıyor. Yüklenici firma, 'Al bunu onar' diye ustaya veriyor. Başında mimar yok. En düşük kim yapar diye restorasyon ihalesi olmaz.
YTÜ öğretim üyesi Prof. Uğur Tanyeli: Düzgünü yok ki. Son örnek, Aksaray Ulu Cami. Selçuklu yapısı kapı, güçlendiriyoruz diye tahrip ediliyor. Doğan Kuban 'Divriği Ulu Camii restore edilmesin' diye uğraşıyor. Bizans'tan kalan tek saray Tekfur'du, o da kötü restorasyona kurban gidiyor.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhçu: En kötü restorasyon örneği, İstanbul Surları. Süslemeler, surun sanatsal değerini ortaya koyabilecek taş işçilikleri yok edildi. Bunları restore edecek birikime sahip değilseniz, olduğu gibi bırakıp, geleceğe taşımalısınız.

İhale Yasası, betonarme inşaatla tarihi eser restorasyonu arasında fark görmüyor ve tarihi yapı kısa sürede tamamlanıyor. Roma'daki tiyatro restorasyonu 20 yıl sürüyor, ama finansman ya da eleman yetersizliğinden değil. İstanbul Surları'nı restorasyon için bir yıl değil, belki 30 yıllık öngörünüz olmalıydı. Süleymaniye Camii bir depremde zarar görse, aynen inşası mümkün olmayabilir, çünkü doğru dürüst rölevesi yok. Bu tip bir restorasyondansa, yeniden düzenleme yapılana kadar tümü durdurulmalı.

TAÇ Vakfı Başkanı Sinan Genim: Kısa sürede gösterişli sonuç isteği sürdükçe eserlerin sağlıklı onarımı bir düş. Türkiye'de restorasyon büyük sorun. Konya Alaaddin Camii rezil bir halde. Akdamar Adası'nın restorasyonu için altı ay süre veriyorlar.

Köksal: Surları kaybettik
MSÜ öğretim üyesi Aykut Köksal: İstanbul Surları'nın restorasyonu, bugüne dek yapılmış en büyük tarihsel yapıt tahribatlarından. Tarihsel nitelikleri dışlanarak yeniden inşa edilen surların, günümüze ulaşması anlamsız kılındı. Sonuç yalnızca kötü bir 'dekor'. Yanlış onarımın tahribatı, zamanın getireceği tahribattan daha büyük. Doğru bir restorasyon anlayışıyla surları ele alacak bilgi birikimi ve anlayışa sahip değilsek, bırakalım dağınık kalsın. Zeynep ve Metin Ahunbay' ın restore ettiği bölüm örnek olmalı.

Çılı: Saldırı mı olacak?
İTÜ öğretim üyesi Prof. Feridun Çılı: Restorasyonda mal sahibi ve mühendis, 'Bunu yıkıp, aynısını daha güzel yapalım' der. Sağlam diye çimento kullanılır, oysa mevcut yapıda kullanılan malzemenin aynısı ya da en yakını kullanılmalı. İstanbul'a yeniden sur inşa edildi. Surlar yıkık halinde müze gibi korunabilirdi. Yeni kulelerle, yeni saldırılara karşı sur mu yapacağız?
İTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Gülsün Tanyeli: Tarihi eserde yapının detayları görülmeden restorasyon projesi yapılmışsa, ortaya çıkan yeni verilerle proje yenilenmeli. Küçük Ayasofya'da olduğu gibi ortaya çıkan yeni bulgularda proje revizyonu yapılmadan tarihi eser restorasyonlarına devam edilmesi yanlış.

İnsan Yerleşimleri Derneği Başkanı Korhan Gümüş: Bizans imparatorlarının yaşadığı Blachernae Saray kompleksinden ayakta kalmış tek yapı olan Tekfur Sarayı'nın bugüne gelebilmesinin nedeni, İstanbul'da örneklerini gördüğümüz türden bir restorasyon geçirmemiş olması. Restorasyon adı altında surların büyük bölümünde olduğu gibi yeniden inşa etmeye kalkışmak, yüzyılların birikimini bir anda yok edebilir. Tekfur'un cephe duvarları Bizans mimarisinin en ilgi çekici taş tuğla almaşık duvar örgü tekniğinin örneği olarak ve özgün halleriyle, sapasağlam duruyor.
İstanbul'da aklı başında kalmış herkesi, Tekfur Sarayı'na sahip çıkmaya çağırmalıyız.

Takvim
<<Ağustos 2014>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.