Haberler

Yüzme Havuzumuzu Görene Kadar Bekleyin!

Tarih: 26 Haziran 2008 Kaynak: Guardian Yazan: Jonathan Glancey Çeviren: Gül Keskin

Kopenhag Hayvanat Bahçesi Fil Evi
Fotoğraflar: Lina Anhoff

Tımar odaları ile, birbiriyle doğrudan bağlantılı duşlar ve çift kubbeli üst örtü... Norman Foster’ın Kopenhag Hayvanat Bahçesi için tasarladığı ek bina, yalın bir fil keyfi.

Kopanhag Hayvanat Bahçesi’ndeki yeni Fil Evi’nin arkasındaki itici güç Fosters and Partners mimarı John Jennings, “Bunu yaptıktan sonra, huysuz insanlara ofis blokları tasarlamak için nasıl geriye dönebilirim bilmiyorum. Onlarla çalışmak büyük keyif. Uzmanlar, hayvanların bize herşeyden daha çok mutluluk verdiğini söylüyor. Dolaşırlarken, kasları gelişiyor. Ve daha iyi yemeye, daha önce hiç yapmadıkları gibi oynamaya başlıyorlar” diyor.

Jennings, hayvanat bahçesindeki Hint filleri için yeni bir ev üzerinde çalışırken, son 4 yılı aşkın bir süredir de fil davranışları konusunda uzmanlaşmak için bazı şeyler yapıyor. Yıllar boyunca, bu hayvanlar Yunan tapınaklarının erken 20. yüzyıl İskandinav versiyonlarına hapsedildi –inkar edilemez derecede hoş bir bina ama hortumunuzu sallandırabileceğiniz tek bir alan bile yok. Şimdiyse, bu sürü devasa cam kubbenin içinde, tam bir aile gibi yaşayabilirler. “Sürü, mutlu bir aile oldu. Kumda ve çamur havuzları içinde gezinirlerken ayakları gelişiyor –filler tuğla, taş, beton veya herhangi bir sert yüzeyde yürümekten keyif almazlar!” diyor Jennings.



Bu yeni Fil Evi, fillerin ihtiyaçlarını göz önünde tutan son yaklaşımı temsil ediyor. Çift cam kubbeli barınaklar –biri 6 inek ve buzağı için 45 metreye 23 metre büyüklüğünde, diğeri ise iki boğanın çiftleşme mevsimi süresince kavga etmesini önlemek için ayrı ağıllarda tutulduğu 30 metreye 15 metre büyüklüğünde- büyük pas rengi çelik kapıyla, hayvanların yuvarlandığı, oynadığı, ziyaretçilerle karşılaştığı ve 3 metre derinliğinde 60 metre boyunda içine dalıp çıktıktıkları havuzun yer aldığı çimenliğe açılıyor.

Kraliçe’nin eşi ve Prens Christian, Fil Evi’nin açılışında sürünün iç ve dış mekanlarda ücretsiz olarak ziyaret edilebileceğini beyan etmişti. Fil Evi, hayvanat bahçesinin toplam alanının yaklaşık %10’unu kaplıyor: fillerin gezinmeye ihtiyacı var.

Foster ekibi, kraliyet parkı Frederiksberg Bahçeleri’nin devamındaki Fil Evi’nin tasarımı için Danimarkalı peyzaj mimarı Stig L Andersson ile birlikte çalıştı. İkiye ayrılan 3 metre yüksekliğindeki duvarlardan biri basit çitin yerine geçti, bu sayede parkın içindeki insanlar, fillere anlık bir bakış yakabiliyor. Bu, aynı şekilde, fillerin de uzaktan ziyaretçilerini seyredebilmelerini sağlıyor.

Etrafı çevrili alan yavaşça yükselerek parktan uzaklaşıyor ve kubbenin yüksekliğine erişiyor. Uzaktan bakıldığında, etrafını saran eğrelti otları, köknarlar ve bahar sonu çiçekleriyle zemine gömülmüş gibi gözüküyor.



Gerçekte, Fil Evi, yer yüzünü kaplayan masif, kırmızı beton bir beton strüktür. Kubbelerin arasında yer alan hafif eğimli giriş, ziyaretçileri gölgeli iç mekana doğru yönlendiriyor. Buradan, ziyaretçiler, dönemeçli yollar aracılığıyla iki kubbeye, sergi alanına ve öğretmenler, bekçiler, küratörlerin filler üzerine konuşmalar yaptığı küçük bir amfitiyatroya ulaşıyor.

Sadece 6 yıl önce, James Robson, Londra Hayvanat Bahçesi’ndeki Fil Evi’nin -2. Derece Binalar* listesindeki 1964 yılından kalma Casson Conder tasarımı bina- bekçisi 4 ton ağırlığındaki Burma fili Mya’nın altında ezilerek hayatını kaybetti. O zamandan beri, yeni fil evlerinin tasarımında en önemli kriter güvenlik. Mya’nın da aralarında bulunduğu Regent Park’taki filler sonrasında Bedfordshire’daki Whipsnade Hayvanat Bahçesi’ne nakledildi.

Kopenhag’da, kırmızı beton direkler fillerin –hortumlarını bütünüyle uzatabilseler de- ziyaretçilere çok yaklaşmasını engelliyor. Ayn zamanda, direkler, bekçilerin herhangi bir tehlike karşısında filden kolaylıkla kaçıp kurtulabilmesini sağlıyor. Böyle bir durum Hint fillerinde ne kadar az görülse de, kimse risk almak istemiyor. Ayrıca, herkes filleri kubbenin içinde veya dışındayken çok rahat bir şekilde görebiliyor olmasına rağmen, hiçbiri onları besleyemiyor.

İklim kontrollü yeni Fil Evi sayesinde onlar için kendi anavatanlarında yaşadıkları ortama benzer en iyi koşullar sağlandı. Masif beton duvarlar, sıcaklığı 16 - 22°C arasında sabit tutuyor. Duvarların içine yerleştirilen ısıtıcılarla birlikte, kubbenin içine püskürtülen buhar, havadaki nem oranını yüksek tuturak fillerin ciltlerinin sağlıklı kalmasını sağlıyor.

Kubbenin duvarları arkasına gizlenmiş, çok büyük miktarda erzakların depolandığı dairesel odalarda, filler tımar ve tedavi de edilebiliyor. Yetişkin fillerin her biri, eğitim için kullanılan muz ve elmalarla birlikte, çoğunluğu yaprak, kuru ot ve kök sebzelerden oluşan günlük yaklaşık 75 kilo yiyecek tüketiyor.

Bu göz alıcı yeni -Galler Ulusal Botanik Bahçesi’ndeki muhteşem cam sera, Carmarthenshire, British Museum''daki Great Court gibi Foster tasarımlarıyla aynı mimari köklere sahip- Fil Evi Almanya’nın dört bir tarafından, ulusal ve özel fonlardan sağlanan yaklaşık 25 milyon Sterlin’e mal oldu. Son yıllarda, hayvanat bahçesi sahip olduğu fonlardan daha fazlasına gereksinim duyduğunda, yeni Fil Evi için para toplamak pek de zor olmadı çünkü Danimarkalılar kadar dışarıdaki insanları da şaşırtan bazı garip nedenlerden ötürü, filler Danimarka kültüründe çok özel bir yere sahip. Kraliyet ve politikacılarla sınırlandırılan en önemli monarşi ödülü Fil Nişanı. Kopenhag’ın herhangi bir yerinde, filler tarihi binaların dokusuna dağılmış şekilde bulunabilir.



Şehir, fillerle arasındaki bu özel ilişkiyi özenle besliyor. Yeni Fil Evi, sadece Hint filleri üzerine dünya otorisi tarafından onaylanmış bir hayvanat bahçesi değil, aynı zamanda Dünya üzerindeki en iyi "yeni hayvanat bahçesi yapısı" olacakmış gibi görünüyor. İlk işaretleri iyi olmasına rağmen, geriye sadece bu iri cüsseli hayvanların nasıl içine yerleşeceğini görmek kaldı.

Hint fillerinin sayısı gün geçtikçe ürkütücü bir şekilde azalıyor. Hayatta kalan 35.000’den az filin yaşam alanı insanlar tarafından tahrip edilmeye devam ediyor. Kopenhag Hayvanat Bahçesi’ndeki yeni Fil Evi, iyi niyetli bir “geri ödeme”yi temsil ediyor aslında. Ve filler, hatırlıyor, asla unutmazlar.

Diğer Başarılar ve Eksiklikler
Hayvanlardan Çok İnsanlar için Eğlence

- 1934’de Londra Hayvanat Bahçesi’nde Berthold Lubetkin tarafından yapılan penguen havuzu, 1. Derece Binalar* listesinde yer alan hoş bir bina olsa da, penguenler için çok uzun ömürlü olmadı: beton ayaklarına çok zarar verdi. Lubetkin, sempatik kayrak ve kauçuk bir zemin yapmak istemişti ama kabul edilmedi.


Londra Hayvanat Bahçesi’ndeki penguen havuzu
Fotoğraf: Fox Photos/Getty Images

- Casson Conder’a ait Londra Hayvanat Bahçesi’ndeki Fil Evi ise 1964 yılında açıldı. Bir filin kendisine benzetebileceği bu beton dev yaratık, sözde hayvanların su içmesine elverişli bir yer olacaktı. Sonrasında, filler, Whipsnade’e nakledildi.

- Havana Hayvanat Bahçesi’ndeki deniz aslanı havuzu ise dünyadaki en az hayvan dostu barınaklardan biri olarak ünlendi. Deniz aslanlarının, onlara yiyecek atan ve tezahürat eden çok uzaklarındaki ziyaretçileri, palyaçolar gibi eğlendirmesi bekleniyor.

- Dudley Hayvanat Bahçesi’nde 1962 yılında yapılan ve “devin pisuarı” olarak tanımlanan maymun evi ilginç beton bir bina –fakat maymunlar için o kadar da ilgi çekici olmadı: büyük bir kısmı taşındı ve geriye yalnızca orangutanlar kaldı.

Herkes için Eğlence
- 1988 yılında açılan Sydney Akvaryumu cömert, planlanmış bir cazibeye sahip. Burada utangaç ördek gagalı ornitorenkler bulunuyor. Binalar gösterişsiz fakat suyun altında yer alan tüneller, köpekbalıkları ve Büyük Mercan Resifi canlılarının içinden geçiyor.

- Londra Hayvanat Bahçesi’ndeki Mappin Terası (Peter Chalmers Mitchell ve John James Joass, 1913-14) yabani keçiler için düzenlenen yapay bir dağ oluşumu. Dağ, suyu biriktiriyor, alt kısmında da bir akvaryum yer alıyor.

- Bronx Hayvanat Bahçesi’ndeki kaplan dağı (Cetra/Ruddy Architects, 2006), Sibirya kaplanları için önemli bir yenilik getirdi. Kaplanlar, şimdi 16.185 m2’lik bir alanda serbestçe dolaşabiliyorlar.

- Londra Hayvanat Bahçesi’ndeki zürafa evi (Decimus Burton, 1836-7), uzun sakinleri için doğru ölçekte yapılmış etkileyici bir bina ve hala kullanılıyor.

* İngiliz Mirası tarafından koruma altına alınan binalar mimari ve tarihi özelliklerine göre derecelendiriliyor.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.