Haberler

İzmir''in Develeri

Tarih: 27 Haziran 2008 Kaynak: Cumhuriyet Yazan: Gürhan Tümer
17. yüzyılın ikinci yarısında başlayan, 18. ve 19. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşan ve İzmir’in, İstanbul’u bile geride bırakarak Akdeniz’in en önemli kentlerinden, en büyük ticaret merkezlerinden biri olmasını sağlayan, bir başka deyişle ,İzmir’i İzmir yapan sürecin en etkili, en önemli ögelerinden biri de develerdir. O kadar ki, eğer develer olmasaydı, İzmir öyle bir İzmir olmayacaktı.

Bu sav, ilk bakışta çok şaşırtıcı bulunabilir, ölçüyü kaçırmış bir abartma, büyük bir yanlış, en azından bir fantezi ya da kocaman bir şaka olarak görülebilir, ama gerçek, develerden yanadır. Bu yazımda bu savımı kanıtlamaya,böylece, Sezar’ın hakkını Sezar’a, devenin hakkını deveye vermeye çalışacağım.

O yüzyıllarda Batı, Batı’yı Batı yapan önemli devrimlerden birini, Sanayi Devrimi’ni yaşıyordu. Devir, vahşi kapitalizm devriydi. Tarih sahnesine henüz çıkmış olan burjuvalar, kapitalistler, üretmekten, daha çok, daha daha çok üretmekten başka bir şey düşünmüyorlardı. Londra’da, Manchester’da, Liverpool’da ve Batı Avrupa’nın daha nice kentinde, tezgâhlar, makineler ve insanlar, kadınlar, çocuklar, dur durak bilmeksizin, gece gündüz çalışıyordu, daha doğrusu, çalıştırılıyordu.

Batı, bu düzeni sürdürebilmek için, Doğu’da var olan hammaddelere gereksinim duyuyordu. Bu gereksinimi karşılayan mallar, İran’dan, Suriye’den ya da daha uzaklardan, Hindistan’dan develere yükleniyordu ve kervan yola koyuluyordu. Yol koşulları çok çetindi, çok zordu. Az gidiliyordu uz gidiliyordu dere tepe düz gidiliyordu. Ayrıca, soygunculara da dikkat etmek gerekiyordu. Bunu başaran deve kervanları, değil günler, değil haftalar, aylar süren bir yolculuktan sonra İzmir’e varıyorlardı ve bu kente Kervanlar Köprüsü’nden giriyorlardı.

Kervanlar Köprüsü, San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ne de, İstanbul’daki Boğaziçi Köprüsü’ne de, Mimar Sinan’ın Büyük Çekmece Köprüsü’ne de hiç mi hiç benzemiyordu. Tek açıklıklı, kendi halinde küçücük bir köprüydü. Ama yükü ağırdı; üzerinden her gün çok sayıda kervan, birçok deve geçerdi. Kont Joseph d’Estourmel, Bir Doğu Yolculuğunun Güncesi adlı kitabında, İzmir’in o köşesindeki develer, kervanlar trafiği ile ilgili olarak şunları yazmıştı:

“Kervanlar, hemen hemen hiç ara vermeksizin, adlarını taşıyan köprünün üzerinde birbirlerini izlerler. Orada, çeyrek saatten daha az bir süre içinde, gelen ya da giden yüzden fazla deve saydım.”

Kervanlar Köprüsü, İzmir halkı için de bir mesire, bir eğlence yeriydi. İnsanlar oraya gelirler, kervanları, develeri seyrederlerdi.

Kervanlar Köprüsü’ndeki konaklamadan sonra, develerin İzmir içindeki yolculuğu başlardı. Doğrusu, bu yolculuğun da kendine özgü ufak tefek sorunları yok değildi. Bu sorunlar, İzmir’e gelen birçok gezgin tarafından açık seçik bir biçimde ortaya konmuştur. Örnek olarak sırasıyla Quétin’in ve Maxime du Camp’ın şu sözlerini gösterebiliriz:

“Dar bir sokak, pis bir dere, her renkte, her biçimde, her yükseklikte evler […] ayaklar altında sebze talaşları, ezilmiş kavun dilimleri, yarı kemirilmiş kemikleri çamur içinde sürükleyen kocaman sarı köpekler […] size çarpan eşekler, kimi, dümdüz yürüyen, bakmaksızın ve hiç fark etmeksizin, ayağını döşemenin ya da kaçmayı bilemeyen dalgın dalgın, başı boş gezen bir insanın üzerine koyan bir deve dizisi.”

“Çoğu kez, pazarların ortasından, mal yüklü, uzun bir deve kervanı geçer; develer, çevrelerindeki gürültüye aldırmaksızın, ağırbaşlı bir biçimde yürürler; çekilinir, toslanır; sürücüler bağırırlar, huysuz bir köpek kalkar ve o gürültü içinde havlar; bir an kargaşa en üst dereceye çıkar, sonra, uğultu yavaş yavaş diner, geliş gidişler yeniden başlar, develer dingin yürüyüşlerini sürdürürler ve gözden kaybolduklarında, bakır çanlarının titreşen sesi hâlâ daha duyulur.”

İzmir’in içinde, Kervanlar Köprüsü’nden başlayan yolculuk, hemen her zaman bir karınca yuvası, bir arı kovanı kadar hareketli olan İzmir limanında biterdi. Anadolu’dan ya da daha uzaklardan, Şam’dan, İsfahan’dan gelen mallar, limanda, levanten tüccarlar tarafından, levantenlerin gemilerine yüklenir, Avrupa’ya gönderilirdi.

Eğer develer olmasaydı, bu olanlar olmazdı, olamazdı.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.