Öyle ya! Hangi aklı başında insan kırk yıllık ODTÜ’nün binalarını yıkmaya kalkabilir, ayrıca böyle bir girişime kimin gücü yetebilir?
Olayı sanırım biliyorsunuzdur. Melih Gökçek’in uzun süredir, ODTÜ’nün Eymir Gölü’ne göz koyduğu söylenirdi. Rant belediyeciliğinin üstatlarından olan Gökçek bu amacına ulaşamadığı gibi, son günlerde, ODTÜ ile yeni bir anlaşmazlığa daha düştü.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, zehirli olduğu iddia edilen Kızılırmak suyunu, kentin içme suyu şebekesine katıp, bir süre de halka habersiz içırdikten sonra, tepkilerin ortaya çıkması üzerine, herkesin gözünün içine bakarak, “Elimizde ODTÜ’nün ‘Temizdir’ raporu var” deyiverdi.
Ne var ki, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut onu yalanladı.
- Biz öyle bir rapor vermedik. Tersine bizim analizlerimize göre o suda limitinin iki katı arsenik var, dedi Akbulut.
Rektör bununla da yetinmedi ve
- Gökçek iddiasını ispat etmezse halkı aldatmaktan dava açacağız, diye ekledi. Öyle görünüyor ki, bardağı taşıran damla da bu oldu.
Olayın hemen ertesinde, Melih Gökçek ODTÜ yerleşkesindeki 45 binanın ruhsatsız olduğunu, 2 trilyon ceza kesilmesine ve binaların yıkılmasına karar verildiğini açıklayıverdi.
Yani Melih Gökçek, binlerce öğrenci yetiştirmiş irfan yuvasını gençlerin ve hocalarının başına yıkıverecek.
Olur mu, demeyin, olur. Burası Türkiye ve Türkiye’de milli irade her şeye kadirdir. Eh Melih Gökçek de, Ankara halkının oylarıyla seçildiğine göre, her şeyi yapabilir.
Basın konuyu tartışırken, olaya Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz da dahil oldu ve Gökçek’e bazı binaları anımsatarak, meydan okudu:
- Yüreğin yetiyorsa bunları da yık!
Eryılmaz Büyükşehir Belediye Başkanı’nı şöyle uyardı:
- Ankara’yı hukuk dışı yapıların merkezi haline getiren Gökçek, Atatürk Orman Çiftliği içindeki ASKİ sosyal tesislerinin kaçak olduğunun farkında mısın? Yani ODTÜ yerleşkesinin 45 binasını yıkmakla tehdit eden, Gökçek’e bağlı olan ASKİ de, ruhsatsız kaçak sosyal tesis inşa etmiş. Başka bir deyişle kuralı uygulayacak olanın kendisi de kural tanımıyormuş.
Eryılmaz ayrıca, bazı binaların da durumlarını açıklamış, bunlar arasında yapı ruhsatı olup da iskân ruhsatı olmayanlar şunlar: Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ek binası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve MTA...
Hiç ruhsatı olmayanlar arasında ise şunlar da var: Muhasebat Genel Müdürlüğü Eğitim Merkezi, Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çevre Bakanlığı vb..
Görüyorsunuz Sevgili Okurlarım, kaçak ile, kural dışı ile mücadele edecek, onları yasaklayacak olan devletin kendisi kaçak.
Olay yeni ve bilinmeyen bir şey değil, uzun süreden beri biliniyordu, ama alışıldığı için unutulmuştu. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a belediye başkanı seçilirken, kaçak yapı sahibi olduğu ortaya çıktığında, kimi saflar onun bu yüzden seçim şansını kaybettiğini sanmışlar, kuralı uygulayacak olanın kural dışı olmasına seçmenin razı olmayacağını düşünmüşler ve yanılmışlardı.
Türkiye’de kuralı koyan ve uygulayan devletin veya kamu kuruluşlarının da kural dışı olmasında şaşılacak bir yön yoktu.
Peki nasıl oluyordu da, kuralı uygulayacak olanın kural dışı olması doğal karşılanabiliyordu?
Bunun izahı kolaydı, kuralı koyup uygulayacak olanı seçen de kural dışıydı. Ve nihayet Türk demokrasisinde, milli irade her şeye kadirdi, kural dışını kural haline getirmeye de...
Ve bizim gibi saflar, bu düzende, demokrasi ve adalet bekliyor, ondan hakça çağdaş bir uygulama talep ediyorlar.
Galiba ne yaptığını bilmeyen Melih Gökçek değil, bizleriz.
Allah encamımızı hayır eyleye!
TakipYorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamış
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






