Haberler

Köprü möprü istemiyoruz

Tarih: 8 Eylül 2008 Kaynak: Radikal Yazan: Türkan Saylan
Gençler artık çevreci yetişiyorlar, hem de çevreciliğin daniskası oluyorlar. Bu gençler ormanlara, ağaçlara, su kaynaklarına, hava, su ve çevre kirliliğine karşı çıkacaklar. Artık baraj, santral vb. yaparken, halka sorulmasını sağlayacağız, elimizde kalan bir avuç tarihi eseri çaldırmayacağız

Arnavutköy’lüler tepelerinden köprü geçeceğini ve evlerinin istimlak edilebileceğini öğrendiklerinde, inanılmaz bir dayanışmayla “Köprü möprü istemiyoruz!” dediler ve ana caddenin en görünür yerine koca bir afiş taktılar.

Konu hakkında kimsenin tam bir bilgisi yoktu ama halkın sırtından bir rant yaratma kokusu alınmıştı. Yurttaşlar olarak ilk iş kahvehanelerde toplanıp durum değerlendirmesi yapmak oldu. Birbirine küs kahveler, esnaf, insanlar her şeyi bir yana koyup el ele verebildiler. “Zengin olacaksınız, evleriniz para edecek” propagandası alanlar birkaç cılız ses çıkardılarsa da, bunca insanın haklı olacağını düşünüp sustular.

Bir tehlike, bir saldırı karşısında, Arnavutköy’lülerin bu dayanışması inanılmaz bir örnekti. Daha sonra, kimsenin bu konuda somut bir bilgisi olmadığı, bunun giderilmesi gerçeği ortaya çıktı. Öncü birkaç kişi, İTÜ ve YTÜ ‘deki ulaştırmacı vb. hocalarla iletişim kurup kahve ya da boş lokantalarda toplanılmasını sağladılar.

Böylece Arnavutköy halkı, bir köprüden günde kaç araba, kaç kamyon ve kaç insanın geçilebileceğini, bunun korkunç trafiğe ne kadar önlem olacağını, bunun için kaç ağacın, ormanın yok edileceğini, yeni yollar açarken kaç evin yıkılıp zarar göreceğini, tepemize gelecek gürültü ile baş edemeyeceğimizi, bütün bunlara karşın ancak birkaç firmanın zengin olacağını ve bu paranın da hepimizin cebinden çıkacağın öğrendik!

Köprü önerisinin ortaya atıldığı dönemde başımızda başka egemenler vardı, onlar da ormanları kestiriyor, yakılmasına göz yumuyor sonra da 2 B yasası çıkarıp bunlar zaten orman değil, makilik deyip birilerine pazarlıyorlardı.

Bir dedikodu çıkmıştı: İngiliz başkanı Türkiye ziyaretinde Marget Thacher 3. köprüyü oğluna istemiş diye. Günahı söyleyenlerin boynuna.

Köprülerden önce boğazdaki yalıları yakıp yerine bol para getirecek inşaatlar yapıyorlardı. Hatta bazı gazetelerin matrak köşelerinde: Bu gece şurada konser var. Bu gece yakılacak yalılar diyerek gırgır geçiyorlardı. Şimdi yalılar bitti. Son yalılardan Ortaköy’deki okul olarak kullanılan Gazi Osman Paşa Yalısı birkaç yıl önce söylendiğine göre otopark mafyasınca yakıldı. Bir harabe gibi duruyor. Bahçesi araba dolu. 2010 yılında, Dünya şehri İstanbul’u gezdirirken bu virane için ne yorum yapacağız? Ortaköylüler dövünüyor ama hiç ses yok. Duyduğumuza göre burasını ve yanında bir zamanlar çok iyi çalışan, kente hizmet veren Yüzme İhtisas Kulübünü de içeren alanı otelcilere mi ne vereceklermiş. O paralarla da okullar yapılacakmış. Bir anıtsal eserin manevi değeri işte bu kadar.

Oysa rahmetli Sakıp Sabancı son nefesinde kulağıma eğilip, Tayyip bey ile konuştum, Gazi Osman Paşa okulunun yine eğitim hizmetinde kullanılması koşuluyla gereken parayı ayırdım. Yeter ki sözlerinde dursunlar! demişti.

Arnavutköy dayanışması bilinçlenme ve bilgilenmeden sonra daha güçlü bir durum aldı. Yerel seçimler öncesi oy isteyenler geliyor kahve toplantılarında söz veriyor “Vallahi billahi ben köprüye karşıyım” diyordu. İşte böyle bir güçlü ve bilgili dayanışma ile bizler köprü belasını atlattık. Arnavutköy semt girişimi yanında çok güçlü, çalışkan ve herkese güler yüzlü bir Boğaziçi Arnavutköy’lüler Derneği de doğdu. Köyümüzde tam bir bağlılık ve kardeşlik var, tıpkı geçmişteki gibi...

Ancak egemenler Arnavutköy’den vaz geçtiler ama köprüden asla! İşte bu nedenle zaman zaman konuyu ısıtıp nabız yokluyorlar. Tepkileri ölçüyorlar. Oysa, Beykozda, Çekmeköyde ve daha pek çok yerde ağaçlar kesilip duruyor. Köprüyü kimlerin yapacağı sanırım çoktan belli, Birkaç yapsatçı, birkaç taşeron ve birkaç malzeme firması yararlanacak bu işten. Kuşkusuz, bizim apartman görevlisi Ayşe hanımın diliyle “kolaylık vergileri” de cabası. Hele şimdi öğreniyoruz ki artık yazılı belgeler de imzalanıyor kolaylaştırıcılar için.

Ölümlü bir insan nasıl bunca canlı ağacın kesilmesine, ormanların yakılarak yok edilip alan açılmasına, su kaynaklarının yok edilmesine göz yumar, imza atar.Çoluğuna çocuğuna nasıl bir ad bırakacaktır orman katilleri? Hangi gerekçeyi söyleyecektir?

Gençler artık çevreci yetişiyorlar, hem de çevreciliğin daniskası oluyorlar. Bunlar ormanlara, ağaçlara, su kaynaklarına sahip çıkacak hava, su ve çevre kirliliğine karşı çıkacak ve hepimizi hizaya durduracaklar. Artık baraj, santral vb. yaparken onlara, halka sorulmasını sağlayacağız, elimizde kalan bir avuç tarihi eseri çaldırmayacağız. Bütün binaların korunması, yeniden yapılması, örenlerin kazılıp gün ışığına çıkarılması için sadaka değil doğru dürüst ödenek ayrılması gerekliliğini anlatacağız yetkililere.

3. Köprü yapılmamalı, “ben egemenim ne istersem onu yaparım” cılar bu dayatmalarından vazgeçmeli, karara imza atacaklar, etraflarındaki şakşakçılardan, parsa kapmak için hazır bekleyen yağcılardan kurtulmalılar.

Halkla, gençlerle paylaşılmayan hiçbir şey doğru değildir. Son olarak Sulukule’deki yıkımlardan, yıkıcıların başının o soğukkanlı inatçı kararlılığından söz edelim. Ormanlar kesilirken, okullar yakılıp satılırken bir yandan da bin yıllık Roman kültürünü sürgün ettiler Sulukule’den. 2010 dünya kenti İstanbul’da yok edilmiş, yerine garip bir takım evler yapılmış, insanlar yerleştirilmiş olarak mı sunacağız burayı?

Tarihi kentlerin korunması ve de nasıl korunması gereğini bilen bu insanlara, “Romanlarımız buharlaşıp gittiler” mi diyeceğiz. Çevreci, korumacı gençler nasıl karşılayacak bu açıklamamızı.

Arnavutköyümüzün ufacık bir parkında on kadar tarihi ağaç var, biliyor musunuz ki onlar da tescilli! Çocuklarımızı çevreci, korumacı yetiştirirsek, çöp poşetlerini pencereden aşağı atmazsak, denizi, dereleri, gölleri hem kendimiz hem de başkaları için kirletmezsek, fabrika bacalarına konan arıtmaların sürekli çalıştırılması için bekçilik yapmayı ve de her türlü yalana, talana, sakinlik, sabır ve bilinçle, hukukla karşı çıkmayı gerçekleştirebilirsek hem yaşamımızı anlamlı kılar hem de çocuklarımızın torunlarımızın bize lanet okumalarını önleriz. 3.köprü yapılmamalıdır. Herkes bunu böyle bile!
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.