Haberler

Planlama ile Mimarlık Arasında

Tarih: 11 Şubat 2009 Yazan: Pınar Seyrek
TH&İDİL Mimarlık'ın 25 yıl süren ortaklık süresince üretiklerinden bir seçkiden oluşan "TH&İDİL Mimarlık Bürosu 25. Yıl Proje Sergisi" 7 Şubat 2009 Cumartesi günü Yapı-Endüstri Merkezi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Planlama - Mimarlık İlişkisi Üzerine" isimli panel ile açıldı. Mimar Aslı Özbay'ın moderatörlüğünü yaptığı panelde TH&İDİL Mimarlık'tan Hasan Özbay, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden Prof.Dr. Güzin Konuk ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Prof.Dr. Atilla Yücel konuşmacı olarak yer aldılar.



Aslı Özbay, TH&İDİL Mimarlık ve sergi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra mimarlık ile planlamanın, son 10 - 15 yılda birbirinden kopuşunun konu edildiği panelde ilk sözü, TH&İDİL Mimarlık'ın projelerinden örneklerle bu duruma yaklaşımını anlatan Hasan Özbay'a verdi. Özbay, ofisin mimarlık ve planlamaya yaklaşımını projelerinden örnekler vererek anlattı. İlk olarak Çan, Urla ve Taşucu için yaptıkları şehir planlarını, Google Earth'u kullanarak elde ettiği gerçek uydu görüntüleri ile karşılaştırarak planların ne şekilde ve ne kadar uygulandığı konusunda bilgi verdi. Daha sonra yapı ölçeğindeki tasarımlarında mevcut imar şartları dahilinde, kentin ve kent mekanının etkisini gösteren örnekler olarak İstanbul Gaziosmanpaşa'da Hükümet Konağı, İslamabad Elçiliği, Antep Yasem İş Merkezi ve TSK Elele Vakfı Binası'nı gösterdi. Özbay daha sonra, kente katkılarının daha fazla olduğuna inandığını söylediği daha büyük ölçekli kentsel tasarım örneklerine yer verdi. Çoğunlukla yarışma projeleri olan bu projeler arasında Üsküdar Meydanı, Antalya Doğu Garajı ve Riva dikkat çekti. Üçüncü bir grup olarak, "kampüs" ismiyle nitelediği, çevresinden kopuk yerleşmeleri elen alan Özbay konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Ben kenti mimarinin bir doğrusu olarak görüyorum. Kentle ilişkilenmek, parsel bazında bile olsa mümkün ancak tasarım alanını genişletmenin ve kent ölçeğinde müdahale etmenin, mimarinin şartları ve standartlarını yükselttiğine inanıyorum."

Daha sonra söz alan Prof.Dr. Güzin Konuk, mimarlık ve planlamanın kendi içlerinde çok değerli ve önemli oldukları, bazı çözümler ürettikleri ancak bu ikisinin buluşmasında sorun yaşandığı tespiti üzerine kurguladığı konuşmasında, bu buluşmanın nasıl olabileceği ve son 10 - 15 yılda değişen koşullara nasıl yaklaşılabileceği üzerinde durdu. Konuk'a göre kentsel tasarım, bir ayağı mimarlık, diğer ayağı planlama olan bir köprü ve 1950'lerden itibaren artık bitmiş bir üründen çok bir sürecin sorumluluğunu aldı. Diğer bir deyişle, hazırlanan bir planın gerçekleşmesi için gerekli koşulları sağlayan araçları da içeren bir yapıya sahip. Mimarlık ve planlama arasındaki ilişkiyi incelerken, 1999 Avrupa Mekansal Gelişme Raporu'nda kentsel planlarda mekansal boyutun ve stratejik yaklaşımın öne çıktığını ve bunun uygulamasını Londra örneğinde izlediğimizi belirten Konuk, kentlerimizi şekillendirmede bu "plandan çok şema" ortaya koyma yaklaşımının, bizim uygulamaya alışık olduğumuz arazi kullanımı yaklaşımından ne kadar uzak olduğunu söyledi. Konuk, güncel planlama yaklaşımını yakalamak için mekansal gelişme stratejilerini tartışmak, problemi doğru ortaya koymak, doğru yönlendiricileri yakalamak ve bundan daha önemlisi, plancı ve mimar ilişkisi olarak da tanımlanabilecek olan, "planın proje ile diyalektiği"ni sağlamak gerektiğini ifade etti.

Panelin son konuşmacısı Prof.Dr. Atilla Yücel, mimar olarak Modernite'den bu yana mekanın dokunulabilir öğeleri ile daha genel şemalar arasındaki ilişkiyi anlatan, nasıl bir deneyim yaşandığını yansıtmak üzere tarihten bazı örnekler verdi. Rönesans'tan başlayarak 19. yy'ın sonuna kadar kentin tasarlanabilen bir şey olduğunu, bu tasarımın çizilebilen -biçime, dokuya, örüntüye, yani iki veya üç boyutlu temsile aktarılabilen- bir düşünce olduğunu ifade eden Yücel, bu konuları düşündüğünde kendisine ilham veren iki yapıttan bahsetti. Bunlardan birinin, genelde mekanı ve kent mekanını politika, ekonomi, toplum gibi soyut bileşenler ve bir "kültür ürünü" olarak mimari ögeler ile tanımlayan Fransız toplum bilimci Henri Lefebvre'in La production de l'espace (1974) isimli eseri, diğerinin ise Avrupa kentinin mimarlıkla mekan, doku, kent arasındaki bütünsellik ve mantık ilişkileri ile, anıtlar ve anonim yapıların dil ve mantık birliği üstünden yeniden okunduğu, Aldo Rossi'nin L'architettura della città (1966) adlı eseri olduğunu belirtti. Yücel'e göre bu panelde bahsi geçen, "üzerinde çeşitleme yapabilme kabiliyeti" meselesi bu kuramlarda var. "Kapitalist sistemin gelişkin döneminin öncesindeki durumlarda tasarımcı ile sistemin arasında birebir ilişki mümkün iken, Lefebvre'in bahsettiği soyut bileşenler bugün artık çok değişken ve akışkan olduğu için, bilimsel bir tavır diye kabul ederek, bitmiş donmuş paftalarla ve biçim vermeye çalıştığımızda mimarlıkla planlama çatışıyor."



Soru - cevap kısmında Hasan Özbay'ın sunumda kısaca değindiği Riva projesi, dinleyiciler tarafından tekrar gündeme getirildi. Doğan Hasol, yarışmanın sonuçlanmamasının nedeninin jüri değil, İMP'nin yönlendirmesi ile yarışmayı düzenleyen, fakat yarışma sonucunda ortaya çıkan menfaat tablosundan memnun kalmayan hak sahipleri tarafından kurulan Riva Köyü ve Çevresini Koruma ve Güzelleştirme Derneği olduğunu, yarışmanın iptaliyle, arsa sahiplerinin kendi arsalarına olabildiğince çok imar hakkı edinmenin yollarını aramaya devam ettiklerini söyledi. Daha sonra söz alan, sunumda yer verilen projenin müelliflerinden Baran İdil, Riva'ya bir de 1996'da planı yapılmış, herkesin parselleri ortaya çıkmış, Anıtlar Kurulu'ndan geçmiş her türlü hakkı sevkedilmiş bir yer olarak bakıldığında, Belediye'nin çok büyük bir müdahale içinde olduğu tespitini yaptı. Üniversiteler ve meslek odalarının aralarında bulunduğu İstanbul'un kültür kurumlarının, İstanbul için neyin elden kaçırıldığının farkına varamamış olduklarını belirten İdil, konuşmalarda bahsi geçen stratejik planlama çerçevesinde, bu müdahaleyi çok yerinde bir müdahale olarak gördüğünü ancak, bu fikir yarışması ile belki de ortaya çıkacak o çok özel potansiyelin yeniden yitirildiğini ve jürinin durumu yönlendirmekte görevi olmasa da sorumluluğu olduğunu belirtti. Doğan Tekeli ise, Riva'da ortaya çıkan sonucun kentin genelinde de geçerli olduğunu, yapılan planların, gerçek çok daha hızlı geliştiği için onunla ilişkisinin kurulamadığını, kent otoritesinin, başkasının arazisini planlaya kalkmasıyla işin iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyledi. Plancılar ve kentsel tasarımcıların mülkiyeti dikkate alarak başka planlama yöntemleri bulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Panelin ardından panel katılımcılarının katıldığı kokteyl ile serginin açılışı gerçekleşti.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.