Gitmez tabii. Bunu gören Deniz Baykal kentin merkezine gelemedi.. Tuzla'ya gitti, Pendik'e gitti.. İşçi yoğun ilçeler diye oralara sığınmaya çalıştı. Hatırlayın. İki yıl önce Erdoğan, Kazlıçeşme'de muhteşem bir miting yaptı.. Baykal yapamadı. Sonuç: AKP yüzde 45, CHP yüzde 27. CHP için yıllar böyle geçti, geldik 2009'a. Baykal ilk kez İstanbul'un göbeğinde kürsüye çıkacak.. Altı gün sonra. Bu pazar Kazlıçeşme'de miting yapacak. Hem de 100 binden fazla kişiyi kaldıracak kadar büyük bir alanda. Hem de Erdoğan'ın mitinginden hemen sonra.
Çağlayan olsa meydanı daraltıp kitleyi sıkıştırabilirsiniz ama Kazlıçeşme'nin ucu bucağı yok. Baykal için büyük bir risk değil mi? Cevabı evetse, soru şu: Bu riski niye göze aldı?
Bence Kemal Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin İstanbul'u öyle bir harmanladı ki, CHP'li seçmen kıpırdanmaya başladı. CHP'li seçmen kerhen değil, gönülden oy vereceği kişiyi buldu. Sandığa gönülsüz değil, koşa koşa gidecek. Bu belli..
Baykal bunu gördü. Erdoğan'a meydan okurcasına, bu kentte biz de varız dercesine, aynı meydanda üç saat sonra miting yapma kararı aldı. Cesur bir adam..
Miting sonrası gazetelerin televizyonların ne yapacağı belli. Erdoğan bu kadar kalabalık topladı. Baykal bu kadar. Kare kare ölçecekler. Son haftanın konusu da İstanbul mitingi olacak. Belki seçimi bile etkileyecek! Baykal'ın bunu göze alması çok önemli.. İstanbul'da CHP adına bir şeylerin değiştiğinin göstergesi. CHP'nin İstanbul'a dönüşünün ilk işareti..
Emniyet binasına muhteşem alkış! Bursa'da Başbakan'dan önce Çalışma Bakanı Faruk Çelik kürsüye çıktı. "Siz istediniz biz yaptık, onu yaptık bunu yaptık" derken "Büyük Orhaniye'de, emniyet binası da yaptık" dedi. Müthiş alkış aldı. Anlamadığım şu. Halk niye modern bir emniyet binası ister..
Nezarete atılınca üşümemek için mi? Yediği coptan sonra sıcak bir ortamda olmak için mi? Baba, köteği yedik ama bari rahat bir ranzada sabahı bulalım demek için mi? Halk neden emniyet binası ister? Yapılınca da neden alkışlar?
Bakan çığırtkanlık yapar mı? Tanık oldum, gözlerimle gördüm.. Üzüldüm. Utandım. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı kürsüye çıkıyor. Avazı çıktığı kadar bağırıyor; "Geliyor, geliyor, Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Dik duran Başbakan geliyor.. Helikopteri inmek üzere. O geliyor o."
Bunları söyleyen, çığırtkan değil, spiker değil. Kim? Bakan.
Sevdiğim bir arkadaşımla AKP'nin mitingine gittim.. Başbakan meydana girince, kürsüye çıkınca, eli ayağı titredi. Gözleri ışıl ışıl oldu.. Ne yapacağını bilemedi.. AKP'li diyemem ama resmen Erdoğan sevdalısı. Borsada üç beş kuruşu var.. Fazla para değil, 10-15 bin lira falan. Başbakan konuşmasında; "Benim borsada param yok.. Senin var, senin.." diye bağırınca (Ama resmen bağırıyor). Alkışladı, borsada parası olmayanlar gibi, bütün meydan gibi. Yuh çekti. Borsa günah yuvasıymış gibi. (Aklıma geldi de.. Borsa 50 bin olunca Başbakan övünüyordu, örnek gösteriyordu, şimdi borsada parası olanlara yuh çektiriyor.)
Miting bitti.. Dedim ki; Başbakan seni de fırçaladı.. Borsada senin paran var. Sustuk! Derin bir sessizlik oldu. Üstüne gitmedim..
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






