Dışarıya da bakmak gerekiyor. Henüz en kötüyü görmesek de epeyce yaklaştık yorumunu yapanların sayısı artıyor. Gerçi kimse kısa sürede toparlanma beklemiyor ama kötüyü beklemektense iyiyi beklemek daha hayırlı olur. Bu sene sonuna kadar cılız toparlanma işaretleri alacağız. İyimser haberler kötümser haberlere göre daha çok prim yapacak, ilgi görecek. Bizim hızlı bir çıkış yapmamız imkansız olmasa da kolay değil, süreye ihtiyacımız var. Henüz küçülmenin sıcaklığını yaşıyoruz. Acıyı hissediyoruz ama hasarı bilmiyoruz. Hasar küçük değil, kalıcı da olabilir. Mikro ve makro olarak ayırmak gerekiyor. Makro boyuttaki hasarlar sonradan gelecek. Bu dönemde yapılması gerekenlere ilişkin önerilerim şunlardır:
1- Sayın Başbakan'a brifing: Gündemin ilk sırasında, son durum hakkında Sayın Başbakan'ın detaylı olarak bilgilendirilmesi olmalıdır. Ekonomiden sorumlu bakanlar tüm sektörleri dinlediler, göstergeleri izliyorlar, IMF ile görüştüler, bürokrasi ile toplantılar yaptılar; ihtiyaçları da imkanları da biliyorlar. Hükümet öncelikler hakkında kararını verip kamuoyu ile paylaşmalıdır.
2- Makro göstergelerde revizyon: Makro büyüklüklerin revizyonu yapılmalı ve açıklanmalıdır. Meclis'te kabul edilen bütçe ve makro büyüklüklerden eser kalmadı. Bekleyişlerin yeniden şekillenmesi, etkilenebilmesi için kamunun davranışları hakkında daha gerçekçi bilgiler ve tahminler kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu büyüklükler arasında önem kazananlar, büyüme, enflasyon, ortalama kur tahmini, cari denge, bütçe dengesine ilişkin olanıdır.
3- Kamu dengesi: Kamuda gelirler düşmekte, harcamalar ise artmaktadır. Bu eğilimin kısa sürede tersine çevrilmesi kolay değildir. Orta vadede harcamaların nasıl kontrol altına alınacağı, gelirin ise nasıl toparlanacağı konusunda somut ve ikna edici bir politika tercihi açıklanmalıdır. Gelirlerin artması için yeni vergilerin gelmesi, mevcut vergilerin artırılması zorunlu olabilir. Ancak hükümetin kamuoyunun desteğini alabilmesi için öncelikle harcama disiplinini açıklaması, vergi alamadığı kesimlerin üzerine hangi araçlarla ve nasıl gideceğini ortaya koyması gerekmektedir.
4- Borçların yapılandırılması: Şu anda banka sistemi ile müşterileri arasında kredi ilişkisi oldukça zayıflamış durumda. Önceleri kredi açılması yavaşlamıştı, şimdilerde ise talep azaldı. Krediyi neden talep etsin ki? Üretim yok, stok yok, çünkü talep yok. Asıl sorun vadesi gelen borçların çevrilmesinde. Bu kez bilançolar bozulmuş durumda, şirket aynı, banka aynı ama bilanço farklı. Bu duruma el atılması gerekir. Hükümet, bankalar ile oturup borçların yapılandırılmasını konuşmalıdır.
5- Dış kaynak bulunması: Türkiye'nin borçlarını çevirmesinin üç yöntemi var. Bunlardan bir tanesini kullandı, ekonomisini küçülttüğü için yeni borç yaratmıyor. İkincisi vadesi gelen borçların aynı oranda çevrilmesidir. Ancak, mevcut veriler borçların çevrilmesindeki zorlukları ortaya koyuyor. Üçüncüsü ise rezervlerini harcamak. Eğer IMF ile anlaşma yapılırsa borçların çevrilmesi üzerindeki baskı azalır, dolayısıyla rezervlerdeki azalma yavaşlar. IMF işine bir an önce karar verilmeli.
6- Uluslararası kredi derecesi: Kredi derecelendirme şirketleri atılan her adımı, yapılan her düzenlemeyi çok dikkatle izliyorlar. Bu dönemde kredi notundaki bir düşüş, durumumuzu daha da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle hem yapılanların nedenlerini iyi anlatmalıyız, hem de beklediğimiz sonuçları hakkında bilgi vermeliyiz.
7- Özel sektör ile görüşme: Özel sektör temsilcileri haklı olarak gelişmelere kendi durumları açısından bakıyorlar. İşlerin düzelmesini istiyorlar. Ancak hükümetin yapacaklarının da sınırlı olduğu kendilerine iyi anlatılmalıdır. Bu kez hükümet kendilerini çağırıp bundan sonra nelerin yapılamayacağını ve özel sektörün kendisinin yapması gerektiğini iyi anlatmalıdır. Kamu kesimi açığı üzerine çözüm arayışı, uzun dönemde özel sektörü daha da sıkıntıya sokacaktır.
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






