Anlaşıldı ki artık herkes yerel yöneticinin "açık ve şeffaf" olmasını istiyor. Hesap vermesini, projelerini açıklamasını talep ediyor. İkinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen Kadir Topbaş, Farsakoğlu gibi mal varlığını açıklar mı? Onu bilmem ama asıl merak ettiğim konu seçimlerde Kılıçdaroğlu'nun nefesini ensesinde hisseden Topbaş'ın, önümüzdeki dönemde İstanbul'u nasıl yöneteceği.
Bu konuda doğrusu kafamda sonsuz soru var.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni, cirosu 16 milyar liraya yakın dev bir holdinge dönüştüren İBB şirketlerinin ağırlığını daha çok hissedecek miyiz? Örneğin İBB'nin şirketlerinden Beltur ya da Hamidiye A.Ş'nin gereğinden fazla "yayılmacı" olduklarını kim inkár edebilir?
Moda örneği tekrarlarsa
Tarihi Moda İskelesi'ndeki lokantayı işletmeye başlayan Beltur'un getirdiği içki yasağını yeni dönemde başka yerlerde görecek miyiz?
Büyükada'da iskelesinin üzerindeki Turing'e ait İskele Cafe'nin bu yaz Beltur'a geçmesinin gündeme gelebileceğini biliyorum. O zaman Büyükada'nın bu eşsiz konumdaki mekánına da içki yasağı gelecek mi?
Moda İskelesi yasağını geçiştiren Topbaş, Büyükada ile ilgili daha "demokrat" bir karar alabilecek mi?
Büyükadalıların yaşam tarzlarına müdahale etmekten kaçınacak mı?
Geçtiğimiz günlerde gazeteye son derece pahalı bir kitap gönderen Hamidiye A.Ş görebildiğim kadarıyla İDO'ya bağlı tüm şehir hatları vapurlarında rakipsiz durumda. Vapurlarda başka bir su markası satın almak istediğiniz takdirde mümkün değil. Aynı şekilde "Hamidiye", sık sık turladığım Bağdat Caddesi'ndeki büfelerde de "rakipsiz" olma yolunda ilerliyor. Hatta kimi büfecilerle konuştuğunuzda, büfeleri İBB'den kiraladıklarında "Hamidiye" markasının empoze edildiğini de duyabiliyorsunuz.
Dev holdingin şeffaflık sorunu
İBB'nin 2008 yılında yaklaşık 16 milyar cirosu olan 22 şirkete sahip dev bir holdinge dönüştüğünü tam bir yıl önce Turkishtime Dergisi yazmış. İBB dev bir holding ise şirketlerinde şeffaflığı sağlaması önemli. Seçim öncesi Kılıçdaroğlu'nun bu şirketlerden İsfalt A.Ş ile ilgili ortaya attığı yolsuzluk iddiası var örneğin. İsfalt'ın danışmanı Serdar Kepenek ile ilgili soru işaretleri giderilmiş değil. Yeni dönemde, Kılıçdaroğlu'nun İsfalt A.Ş gibi İBB'nin diğer şirketleriyle ilgili yeni iddialar ortaya atmasını bekleyebiliriz.
Topbaş bunlara hazırlıklı mı?
Turksihtime Dergisi'nin İBB ile ilgili son derece başarılı dosyasına dün bir kez daha göz attım.
Dosyada "Türkiye'de Yerel Politikanın Yükselişi- İBB Örneği" kitabının yazarlarından olan Profesör Dr. Sema Erder'in görüşlerine yer veriliyor:
Yerel demokrasi talepleri
Erder'e göre, başkana önemli yetki veren mevcut yönetim modeliyle İBB'nin karar alma mekanizmalarına demokratik katılım zor.
İşte bu yüzden "Sulukule" gibi kentsel dönüşüm projeleri tüm itirazlara rağmen sürdürülebiliyor. Erder, Sulukule ile ilgili "Avrupa Kentsel Şartı'nda yer alan kentli haklarının tamamen göz ardı edilmesinin, projeden zarar gören grupların tepkilerinin kesinlikle dikkate alınmamasının yerel demokrasiyle bağdaşması mümkün değil" diyor.
Yeni dönemde Kadir Topbaş bu sözleri dikkate alır mı?
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






