Dünyaca ünlü İngiliz yapı mühendisi Hanif Kara, İstanbul'un en yüksek binası Sapphire'i yorumladı: "Mimarın, Türkiye'deki gücünün ortaya çıkması açısından önemli bir örnek"Yapı-Endüstri Merkezi'nin konuğu olarak Siemens Ev Aletleri sponsorluğunda Türkiye'ye gelen, kendi çalışmalarından örneklerle, yaratıcı binalarda mimar-mühendis işbirliği konusunda bilgi veren Hanif Kara ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Hint kökenli, 1958 doğumlu Hanif Kara'nın ünü dünyayı sarmış durumda. Bir çok projeye imza atmış, alanında çeşitli ödüllere layık görülmüş olan mühendis, Londra merkezli mühendislik ve tasarım ofisi "Adams Kara Taylor"ın kurucu ortağı.
Bu kimliğini yakalamak kolay olmamış onun için. Çocukluğundan beri işiyle haşır neşir aslında. Bir göçmenin oğlu olan Kara; mesleğe nasıl adım attığını, çocukluğundan beri duymaya alışık olduğu ve onun için ayrı bir önemi olan kokuyu şöyle anlatıyor:
"Babam inşaat işleriyle uğraşırdı. Bu nedenle beton kokusuyla büyüdüm. Okula başlamadan önce duvar ustası olarak çalıştım. Hayalimde hep hareket eden tasarımlar yapmak vardı. Hayalimin peşinden koştum ve bugün burdayım."
Kara, lisans eğitimini Hons Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde, yüksek lisansını ise Strüktür Mühendisliği Enformasyon Bilimler Bölümü'nde tamamladı.
Ayrıca Strüktür Mühendisleri Enstitüsü'nde dış gözlemcilik ve Aga Khan Mimarlık Ödülleri için jüri üyeliği yaptı.
CABE (Commission for Architecture and the Built Environment) danışmanı olan Kara, aynı zamanda İngiltere Kraliyet Mimarlık Enstitüsü Onur Üyesi...
İşine o kadar hakim ki; attığı her adımda "titizlik" ve "özveri" unsurlarını ön planda tutuyor. Tasarımı, yenilikçi formları ve malzemeleri, prefabrikasyonu, sürdürülebilirliği ön planda tutan yaklaşımı ona bir çok ödülün ve sihirli bir dünyanın kapısını araladı. Zaha Hadid, Will Alsop gibi dünyaca ünlü mimarlar için tasarım yaptı. 2000-2004 yılları arasında AA'da (Architectural Association) tasarım stüdyosu yönetti. Harvard Üniversitesi ve Stockholm Teknik Üniversitesi'nde mimari teknoloji profesörü olarak dersler veriyor.
Biri Ünlü Bir Mimar, Biri Ünlü Bir Mühendis
Evet, Hanif Kara ile Zaha Hadid'den bahsediyoruz.
Dünya Zaha Hadid'i, Pritzker Mimarlık Ödülü'nü kazanan ilk kadın mimar olarak tanıyor. Kentsel tasarımın sınırlarını zorlayan projeler yapıyor. Hatta 'İstanbul Stratejik Planı' için de kolları sıvadı ve "Kartal Kıyı Kesimi Kentsel Dönüşüm Projesi" üzerine çalıştı.
Kartal'da 555 hektarlık alanda hazırlanan, 4.5 milyon insanı barındırması planlanan projenin amacı Taksim, Levent, Maslak gibi merkezi iş alanlarına alternatif yaratmak. Kartal ve Pendik için geometrik şekillerde oluşan yeni bir mimari bir ağ oluşturan proje; karayolu ve demiryolu bağlantıları ile konut alanları birbirine bağlanacak şekilde tasarlandı. Proje kapsamında ağırlıklı olarak iş kuleleri, az miktarda da konutlar yer alıyor. 2 bin 500 metrekareden 25 bin metrekare büyüklüğe kadar parseller bulunuyor. Küçük binalardan büyük binalara doğru bir yapılanma söz konusu. Ayrıca kültürel alan, opera evi, park, oteller, restoranlar, yat limanı ve marina da tamamlayıcı diğer unsurlar.
İstanbulluları olduğu kadar Hadid'i de heyecanlandıran bir proje bu...
Gelelim bu ünlü mimarın, ünlü mühendisle yolunun nasıl kesiştiğine... Kara, tanışma hikayelerini bakın nasıl anlatıyor: "Zaha Hadid'i AA'dan (Architectural Association) tanıyorum. Ben de AA'da on yılı aşkın süredir eğitmenlik yapıyorum. Tavrını çok beğenirim. Zaha'nın bana selam vermesi 3 yılımı aldı. Fakat daha sonra, bir yarışma projesi için destek istedi. Ve zamanla çalışmalar şekillendi. Şu anda 6-7 tane ortak yaptığımız yarışma birinciliğimiz var. Kendisini hem insan hem de tasarımcı kimliğiyle çok taktir ediyorum."
Türk Mühendisler Nitelikli
Kara, Türk mimar ve mühendislerini nitelikli ve becerikli bulduğunu söylüyor.
Murat Tabanlıoğlu ve Emre Arolat'la çalışacaklarını ve şu an işbirliklerinin başladığını vurgulayan ünlü mühendis, "Uzun zamandır tanıyorum ama çalışma şansım henüz olmadı. Gözlemlediğim kadarıyla Türk mimarları son derece nitelikli" diyor.
Aga Khan Mimarlık Ödülleri jürisinde uzun zamandır görev alıyor. Bu vesiyleyle Türk mimarlarını daha çok tanıma ve çalışmaları hakkında fikir sahibi olduğunu ifade eden Hanif Kara, Türkiye'nin dünyada olumlu bir izlenim yarattını vurguluyor. Türklerin birçok alanda çok güzel işler yaptıklarını ancak müteahhitlerin, mimarlara göre daha çok dikkat çektiğini söylüyor ve ekliyor: "Eğer aradaki iş birliği geliştirilebilinirse çok daha iyi sonuçlar alınabilir!"
Kara İçin 3 Önemli Kent
Kara için önemli tasarımlara imza atan, en başarılı üç kent Londra, Kopenhag ve Berlin... Nedenlerini sorduğumuzda şöyle açıklıyor: "Londra'nın çok verimli bir tasarım ve yapım kültürü var. Kopenhag küçük şeyler tasarlamakta çok usta. Hareket eden bir dünya kenti ve özellike mobilya ile mekân tasarımı konusunda çok başarılılar. Ne petroller var ne de uğraşacak çok birşeyleri. Bu nedenle kendilerini tasarıma vermişler. Berlin'in de - diğer ikisi kadar olmasa da - etkisi büyük."
Son dönemlerde Türk mimar ve mühendisler de dünya çapında örnek oluşturabilecek çok büyük projelere imza attılar. Avaza bölgesinde projelendirilen Han Çadırı ve yapay ada; 236 metre ile İstanbul'un en yüksek yapısı olan Sapphire bunlardan sadece üçü...
Sapphire Büyük Bir Güç Göstergesi
Kara'nın mühendis olarak mimarı yargılamayı değil, onu geliştirmeyi amaçlayan bir bakış açısı var. "Şu proje iyidir" ya da "bu bina kötüdür" diye kesin bir yorumda bulunmuyor ancak verdiği cevaplar gayet olumlu...
"Sapphire'i biliyorum. Tabanlıoğlu Mimarlık imzalı, çok iyi bir proje. Mimarın, Türkiye'deki gücünün ortaya çıkması açısından önemli bir örnek.
Yapay adayı bilmiyorum ama eğer bu konsept ile ilgili bir proje yapılıyorsa, mühendislik açısından çok büyük bir başarı demektir. Ancak sürdürülebilirliği sorgulanabilir."






