İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, ''Atatürk Kültür Merkezi bizim çok canımızı acıtan bir proje. Para vardı, müteahhit vardı, irade vardı, proje vardı. Bütün bunlar varken AKM'nin şu an yapılamıyor olması İstanbul adına üzüntü verici'' dedi.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen ''2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul ve Kültür Ekonomisi'' konferansının açılışında konuşan Avdagiç, İstanbul'un AB dışında kültür başkenti seçilen ilk ve son şehir olduğunu anımsattı.
Avdagiç, proje aşamasında büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını anlatarak, şöyle devam etti:
''İnsanların inanılmaz fikirleri var ama bunu öngörülen proje formatında vermek konusunda ya tembeliz ya beceriksiziz ya da içimizden gelmiyor. Bunu öngörülen normlara uygun bir şekilde proje formatına getirme konusunda gerçekten ciddi sorunlar yaşadık. AB kriterlerini uygulasaydık bize verilen yaklaşık 2 bin 300 projede emin olun 200 tanesi bile geçmezdi.''
Kaynak kullanımı konusuna da değinen Avdagiç, ilk defa geçen yıl kaynak kullanmaya başladıklarını aktararak, şunları kaydetti:
''2008 yılında 78 milyon lira para geldi. Bunun 40 milyon lirasını harcadık. Bu yıl da 108 milyon kaynak girişi oldu. Bunun 66 milyonunu kullandık Kasım sonuna kadar. İki yıldan bu yana, proje başladığından bu yana toplam harcadığımız kaynak 106 milyon lira. Bunun 40 milyona yakını Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamındaki UNESCO projeleridir. Bütçenin aşağı yukarı tamamı kamudan geliyor. Benzinden, mazottan gelen gelir falan yok.''
Avdagiç, kendilerine şu ana kadar 2 bin 273 proje geldiğini belirterek, yaklaşık bin 800 civarında projeyi değerlendirdiklerini ve 497'sini ajans projesi olarak kabul ettiklerini ve uyguladıklarını dile getirdi.
Projelerin Toplam Maliyeti 385 Milyon Lira
Reddettikleri proje sayısının bin 296 olduğunu aktaran Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yani bin 296 mutsuz muhatabımız var. Bizle ilgili çıkan olumsuz haberlerin yüzde 90'ı bu gruptan çıkıyor. Şu ana kadar kabul ettiğimiz bütün projelerin, yaptığımız, yapmakta olduğumuz ve yapacağımız bütün projelerin şu ana kadarki tutarı 385 milyon civarında. Çok eleştiriliyoruz, kişilere şirketlere iş veriliyor diye. Hayır, baktığınız zaman kendi içimizde ürettiğimiz projeler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen projeler bizim proje kabul damarımız. Bunun dışında üniversite, belediye, kamu kuruluşu projeleri de geliyor.''
Gerçekleşen projelerden örnekler veren Avdagiç, bu kapsamda Eyfel Kulesi'nin tarihinde Brezilya ve Çin'den sonra üçüncü kez Türk bayraklarının renkleriyle aydınlatıldığını anımsattı.
Avdagiç, devam eden projelere de değinerek, şunları kaydetti:
''Sur içiyle ilgili projelere ayrı bir katkı veriyoruz. Bu anlamda Sur-i Sultani dediğimiz alan içerisinde Zührevi Hastalıklar Hastanesi, Matbaa Meslek Lisesi, Genelkurmay'ın bot depolarına kadar bir sürü amacı dışında kullanılan mekanlar var. Buckingham Sarayı'nın bir köşesinde Londra'nın hayat kadınlarının kontrollerinin yapılabildiği bir hastane olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bizim Topkapı'da böyle bir yer var. Bunu biraz göze batsın diye söylüyorum. Sanıyorum yavaş yavaş bu tip çalışmalar yapıldıkça dünyanın en önemli saraylarından biri olan Topkapı'yı layık olduğu noktaya getireceğiz. Böyle bir sarayın sadece 2 milyon ziyaretçisi olması inanılır bir şey değil. Biz burayla ilgili çok önemli bir master plan çalışması yaptık. Eğer bu plan uygulama aşamasına gelebilirse Topkapı'nın müze oluşunun 100. yılı olan 2024 yılında tamamının rehabilite edilebileceğini düşünüyoruz.''
Ayasofya ve Topkapı gibi önemli mekanlarla ilgili gelen bütün projelere öncelik verdiklerini belirten Avdagiç, 2010'da da yaklaşık 300 projenin devreye gireceğini bildirdi.
AKM'nin Durumu
Avdagiç, Atatürk Kültür Merkezinin (AKM) durumuna da değinerek, şunları kaydetti:
''Muhteşem bir proje hazırladık. Çok spekülasyonu yapıldı bunun. Projeyi onaylattık, ihalesini yaptık. Kültür Emekçileri Sendikası yürütmeyi durdurma kararı aldı. Biz de şunu yaptık, yürütmeyi durdurma kararı alan tarafları masaya davet ettik. Toplantı sonrası her iki taraf kendi kırmızı çizgilerini koydu. Bir uzlaşma sağladık. Bu uzlaşma sonrası projemizi revize ettik. Revize edilmiş projeyi bakanlığa onaylattık. Anıtlar Kuruluna tekrar sunduk ama maalesef uzlaşma sağladığımız Kültür Emekçileri Sendikası bu uzlaşmanın gereğini yapmadı ve yürütmeyi durdurma kararından geri çekilmedi. AKM bizim çok canımızı acıtan bir proje. Para vardı, müteahhit vardı, irade vardı, proje vardı. Bütün bunlar varken AKM'nin şu an yapılamıyor olması İstanbul adına üzüntü verici. Açık ve net söylüyorum AKM'nin sorumlusu bu kararı alan ve daha sonra uzlaşmaya uygun davranmayan taraftır.''
İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken de İstanbul'un kültür açısından büyük bir birikim olduğunu söyledi.
Erken, İstanbul'u güzelleştirmek için yapılan çalışmalarda bazı unsurların gözönünde bulundurulması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Bu şehri koruyalım, tarihi değerlerini muhafaza edelim diyoruz. Bazen öyle bir hale geliyor ki şehrin içi boşalmaya başlıyor. İstanbul'un yaşayan bir müze olmasından korkuyorum, içinde insanların olmadığı, içinde hayatın yaşanmadığı... Bazı Avrupa şehirlerinde görürüz bunu. Çok güzel binalar, yerler var ama içinde insanlar yok. Bu bir şehir değildir, bir müzedir. İstanbul'da selatin camilerin içinde cemaat yok. Çünkü bu camilerin etrafında insan yaşamıyor şu anda ama biz camileri aydınlatıyoruz, bunlar kültürel değerdir.''
İstanbul'un etrafında yeni yerleşim yerleri kurulduğunu anlatan Erken, ''İstanbul'un etrafında şehirler kuruluyor. Bunlar İstanbul mu? Başakşehir, Beylikdüzü, Bahçeşehir İstanbul mu? Bunların hiç biri İstanbul değil, İstanbul çevresindeki uydu kentlerdir'' diye konuştu.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabri Orman da İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesinin hak edilmiş bir seçim olduğunu söyledi.
Orman, bu durumun gerek İstanbul'a, gerek Türkiye'ye ve gerekse dünyaya büyük fayda sağlayacağını belirtti.
İstanbul'un dünyanın en önemli tarihi şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Orman, son zamanlarda yapılan çalışmalarla bu özelliğinin üzerinin örtülmeye çalışıldığını savundu.
Orman, İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesinin bir son değil, bir başlangıç olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, İstanbul'un tarihi potansiyeline uygun bir çevreye kavuşturulmaya çalışılması gerektiğini kaydetti.
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






