Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Muhsin Ertuğrul Sahnesi sakat doğmuştu

Tarih: 15 Şubat 2010 Kaynak: NTVMSNBC
"Şişli'de bir apartman, yoksa eğer halin yaman, nikel kübik mobilyalar, duvarda yağlı boyalar..." Türkiye'nin en uzun soluklu müzikallerinden "Lüküs Hayat"ın melodileri müzikallerle ya da tiyatro ile biraz ilgilenen herkesin ezberindedir.

Yıllardır Lüküs Hayat'ın kadrosunda yer alan Zihni Göktay sahnedeki gibi enerjik biri. Karşısındakini gülümseten bir enerjisi var. Türk tiyatrosunun duayeni son dönemde tartışmalara neden olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin eski ve yeni halini anlattı.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben karşı çıkmadım. Yenisinin yapılacağından emindim. Çünkü 2008 yılında bir tiyatroyu yıkıp da, yerine market yapmak, nikâh salonu, alışveriş merkezi yapmak gibi bir şey kimsenin aklından geçmez. Ben iyi niyetli biriyim. 46 yıllık meslek hayatımda çok şey gördüm. Ne tiyatrolar yıkıldı, pasaj yapıldı, yarısı kebapçı oldu, yarısı salon, yarısı ise gece kulübü... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş Üsküdar Müsahipzade Celal Tiyatrosu yıkıldığı zaman, "Bunun yerine modern, dört katlı bir tiyatro yapacağız ve daha rahat bir salonda oynayacaksınız" dediğinde bunu yapmıştı. Ve "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" demişti. O salonun açılışını birlikte yaptık, kurdele kestik. Sanatçı sayısı giderek artıyor, İstanbul 15 milyon oldu, yeni çevrelerde tiyatrolar yapılıyor. Tiyatro binası yapılması iyi bir şey. 8-10 şubeli bir belediyenin desteklediği tiyatro dünyada yok. Ne Paris'te, ne Berlin'de, ne de Roma'da... Onlar tek bir tiyatroyu besliyor. Bizim ise 10 şubemiz var. Tiyatroların yenilenmesi lazım, gayet de güzel oldular...
Haberin devamı ↓reklam

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nden önce oyunlar nerede oynanırdı?
İstanbul daha Büyükşehir Belediyesi değilken bizim Beyoğlu'nda bir Yeni Komedi sahnemiz vardı. Bu Yeni Komedi Sahnesi de emekli sandığının malıydı. Emek Sineması'nın bulunduğu yerdeydi. O zamanlar Emekli Sandığı tiyatromuzun kirasını 10 bin lirayken 30 bin lira yapınca Vasfi Rıza Zobu buna sinirlendi. "Ben oraya 30 bin lira kira vermem, alsınlar" dedi. Aldılar tiyatroyu, kimse sahip çıkamadı. Kültür Bakanlığı daha yoktu o zaman. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir kültür müsteşarlığı vardı. Kimse sahneyi koruyamadı. Vasfi Bey'in inadı tuttu, orayı elden çıkardılar. Orası Hatemoğlu Konfeksiyon Atölyesi oldu. Sahnede hâlâ dikiş makineleri durur, balkonu yerindedir, ama salondaki koltuklar sökülmüştür. Eski Komedi Sahnesi de Tepebaşı'ndaydı. Biz hiçbir şeye sahip çıkamadık. Ne kültürümüze, ne tarihimize, hiçbir şeye.... Utanarak söylüyorum. Neticede, bir yeni tiyatromuz vardı, onu da elden çıkarttık.

Sonra neler oldu?
Bu sırada eskiden Spor ve Sergi Sarayı olan yerin yanında, Mayıs aylarında bir aylık İstanbul fuarı gibi bir sergi yapılıyordu. Muhsin Ertuğrul'un bulunduğu binanın yarısı Sümerbank pavyonuydu, Sümerbank'ın ürettiği kumaşlar, bezler sergilenirdi; yarısı ise Etibank pavyonu... Türkiye'de çıkan madenlerin örnekleri fanus içinde orada teşhir edilirdi. Önce o bina ve en sonunda da İstanbul sergi olayı bitti. Lütfi Kırdar'ın orada da sergi salonu vardı. Orası sonra Yaşar Nurul Spor Salonu oldu, şimdi ise Lütfi Kırdar Salonu. Netice itibariyle biz eski Sümerbank ile Etibank pavyonunu tiyatro yapalım dedik. Elden geçti, Suna (Pekuysal) Abla'nın kocası Ergun Köknar mimardı, hem aktör hem de mimardır. Orayı tiyatro haline getirdiler. Yani orası zaten bir tiyatro olarak inşa edilmedi, zaten sakat doğdu, sakat da devam etti, ama yıkılırken kıyametler koptu.

Yeni binayla ilgili sorunlar yaşandı mı?
İlk günlerde bazı teknik sorunlar yaşandı, bunlar normal. Ben orada hastalandım, o açılıştan beri düzelemedim. Fakat bu dünyanın sonu değil. Kıyamet koparmamak lazım. Pollyanna'cılık oynamıyorum ama bardağın bir tarafını da dolu görmek gerekiyor. Devamlı eleştiriyoruz. Eleştirel hakkımız saklı. Sanatçı zaten birtakım toplumsal olayları eleştiren insan demektir. İnsanı insana insanla anlatan bir mesleğin sahibiyiz. Ama devamlı muhalif olmak bizi yoruyor, karşı tarafı da yoruyor. "Buralar eksik yapıldı" demek yorucu oluyor. Gayet güzel 600 kişilik bir tiyatromuz var artık.

Siz sahnede çok enerjik bir insansınız. Hayatın içinde de böyle olduğunuzu biliyoruz. Ama hep yaşınızdan daha büyük karakterleri canlandırıyorsunuz. Neden?
"Ağır ol molla desinler" lafına mı inandım acaba, değil mi? Yok, yok değil. 64 yaşındayım ve şimdiye kadar 80 kadar piyeste oynadım. Özel tiyatro hayatım da var. 10 sene özel tiyatroda oynadım. Şehir Tiyatroları ailesine 1973 yılında katıldım. Hep olgun roller, yaşımdan büyük rollerde oynadım. Enerjik, dinamik bir yapım vardır, ama her role de uyarım, rolün gerektirdiğine uyarım.

Akbil'iniz varmış, halktan kopmamak için bu yolu seçtiğinizi söylüyorsunuz.
Halktan kopmam. Ehliyet almadım, zaten beceremiyorum. Teknolojiyle aram iyi değil benim. Hele cep telefonunu hiç kullanamıyorum, açar kapatır sadece konuşurum, mesaj yollayamam. Gözlerim de müsait değil zaten, sarı nokta zafiyetim var. Akbil'im olduğu için çok zenginim. Bütün deniz otobüsleri benim, bütün körüklü-körüksüz otobüsler, çift katlı, tek katlı otobüsler benim. Metrobüsler, metrolar benim. İDO'lar, şehir hatları hepsi benim, ben zenginim. Bir de 60 yaşını geçtiğim için tenzilatlı kartım var. İstediğim gibi değerlendiriyorum. Arabam var, ama ben kullanmıyorum. Panik atak durumum var, kaza yapmayayım diye bilerek ehliyet almadım. Hanım getirip götürür, oğlum getirip götürür.

Eşinizle tanışma hikâyeniz çok ilginç.
Eşim komşu kızıydı. Ben onu bir süre izledim. Sonra bir gün balkonuna kibrit kutusunun içinde pusula yolladım. Ağır olsun diye de jeton koydum. İlk seferinde tutturamadım ama ikincisi balkona denk gegeldi. Sevinç Hanım aldı, okudu. Sonra bir gün mahçup bir şekilde çalıştığı dairenin önünde bekledim. Sevinç Hanım ile 32 yıl önce evlendim. İki çocuğumuz var.

Çok güzel yemek yaparmışsınız. Mutfağa girdiğinizde bir erkek böyle yemek yapamaz derlermiş.
Yaparım. Mutfağı dağınık bırakmam katiyen. Hanım evde olduğunda beni sokmaz. "Bu benim görevim" der. Ben Osmanlı mutfağı, eski İstanbul mutfağı ve Ege mutfağını sevdiğim için o tür şeyler pişiririm. Güneydoğu mutfağı ile ilgili hiçbir şeye ise elimi sürmem. Çünkü o benim kültürüm değil. O bir mozaik: Lahmacun, kebap, muhammara, humus, şakşuka gibi. Hem sağlık açısından hem de kültürel açıdan bir mozaik. Ben İstanbul doğumluyum. Fatih'in İstanbul'u aldığı semtte doğdum. Tarihi yarımadada doğdum. Ben doğma büyüme Fatihli'yim. Müjdat Gezen'le aynı mahallede doğup büyüdüm. Zeki Alasya, Metin Akpınar, Suna Pekuysal, Türkan Şoray, Savaş Dinçel hepimiz Fatihli'yiz. Fatih birçok sanatçı yetiştirdi. Çoğumuz akademisyen değiliz, halkevinde yetiştik.

Geleneksel Türk tiyatrosunu soracağım. Yeni nesillere yeterince aktarılabildi mi?
Yok, aktarılmıyor. Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağar, der bizimkiler. Türkiye hiçbir şeye sahip çıkamadı. Üzücü bir şey. Geleneksel Türk tiyatrosunu olduğu gibi değil de, benim tabirimle kari kadim dediğimiz eski bir tarzda değil de, ana iskeleti sabit tutarak, gündemleştirerek, günümüze, dev icat dediğimiz günümüze uydurarak, hicvederek geliştirseydik geleneksel tiyatromuzu bugünlere getirebilirdik. Çok az örnek kaldı. Ben ve Müjdat (Gezen) korumaya çalışıyoruz. Metin Akpınar da korumaya çalışmıştır. İtalyanlar Commedia dell`Arte'lerine sahip çıktılar, Almanlar Brecht'lerine sahip çıktı, İspanyolların da vardır halk tiyatroları. Biz koruyamadık. Mesela, Yunanistan Karagöz'e sahip çıktı, 49 tane karagöz tiyatrosu var. En iyi ustaları iki ay önce öldü. Onlar sahip çıktı, biz ise Karagöz'ü Ramazan'dan Ramazan'a hatırlıyoruz. Geleneksel Türk tiyatrosunu korumaya çalışan sanatçıları da Ramazan'dan Ramazan'a...

Meslek hayatınızda en sevdiğiniz rol hangisi oldu?
Cevap meslek hayatımın yarısıdır. Tabii Lüküs Hayat'ın yeri ayrı, ama Resimli Osmanlı Tarihi'ni severek oynadım. Sadece opera, müzikaller değil, aynı zamanda çok ağır oyunlarda da rol admı. Polisiye oyunlarda, ortaoyunlarında oynadım. Çağdaş Amerikan Tiyatrosu oyunlarında rol aldım. Arthur Miller, John Patrick, Agahta Christie, Boyler oynadım. Shakespeare, İbsen oynadım. Çok değişik oyunlarda rol aldım. Seyirliklerde oynadım, Anadolu seyirliklerinde sahneye çıktım. Karagöz oynattım. Ankara'da geceyarısı tiyatrosu yaptım, sandviç tiyatrosu yaptım. Yani tiyatronun her dalında hizmet verdim.

Bazı oyunlarınızın içine doğaçlamalar yerleştiriyorsunuz.....
Evet, günceli koruyarak doğaçlama yaparım. Bu da gayet güzel olur. Eskiyen şeylerin yerine yenisini koymak lazım. Lüküs Hayat'ın 26 yıl sürmesinin en temel sebeplerinden biri budur.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!

25 Ocak 2010, 10:36Yazan: Aslı Özbayne yazık ki harbiye'de mimari açıdan kayda değer, çağdaş bir sanat kompleksi yapma fırsatı da kaçırıldı... kaçan kimbilir kaçıncı fırsat bu. sanal forumlarda ya da medyada çırpınan birkaç duyarlı isimle yakalanamıyor bu tür fırsatlar maalesef! oysa konu 2007'den beri tartışılıyor... (devamı)

24 Ocak 2010, 20:51Yazan: luminaKendini rakamsal büyüklüklerin büyüsüne fazlaca kaptırmış bir zihinsel ortaklık var karşımızda. Genel olarak AKP belediyelerinin yaptıkları işleri tanımlamada kullandıkları dilsel çerçeve bir "büyüklük şiddeti" çağrıştıracak rakam eşitlemelerine yaslanıyor. Örneğin, 1km değil 1000 metre gibi... (devamı)

24 Ocak 2010, 02:57Yazan: saitali köknarBu memleketin mimarlık eğitiminde bir problem var da, hadi dur. Yani bir ülkenin az sayıda önemli yapısını yapacak mimarların tasarım becerisi ve/veya mesleki ilişki kurma becerisiyle içinden seçildikleri havuzun (yaratıcı insan birikimi, creative human capital) ortalaması bu kadar mı düşük olabilir dedirtiyor bu proje bana... (devamı)

23 Ocak 2010, 12:46Yazan: Aslı ÖzbayHaberin önünü okurken, Barış Altan'ın 26 mart 2008'de eklediği ve Mimarlar Odası İstanbul Şube'nin yöneticilerinin de imzasını taşıyan provokatif bildiriyi gördüm... Ne kadar tipik bir Oda metni ve tepkisi! Ne yazık... Peki, artık bina açıldığına ve Başbakan da bu bahaneyle birsürü suçlamada bulunduğuna göre, şimdi ne yapacaklar?? Özür dileyecekler mi? Mimarlığı ve mimarları temsil görevi olan insanların, üstüste birçok kez bu tür gafları yapmaya hakları olabilir mi? Evet olur: Eğer yıllardır bu gafları yapabiliyor ve buna rağmen tekrar seçilebiliyorlarsa, başarılı sayılmalılar... (devamı)

20 Ocak 2010, 12:17Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19667[/ATTACH] 2008 yılından beri tartışılan Kongre Vadisi'ndeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yapımı tamamlandı ve sonunda hizmete açıldı. Bina tamamlanıncaya kadar geçen süreç, hem sanatçılar, hem mimarlar hem de 2010 Avrupa Kültür Başkenti kaygılı İstanbul şehri için sancılı geçti... (devamı)

18 Ocak 2010, 14:32Yazan: Dilek ÖztürkBaşbakan Erdoğan, "Aradan 4 ay geçti. Şimdi de Muhsin Ertuğrul - artık sahne demiyorum - tiyatrosunu hizmete alıyoruz" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışını gerçekleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tarihi bir ana şahit olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi... (devamı)

11 Eylül 2008, 13:48Yazan: Burcu KarabasDün CRR’de düzenlenen yeni dönemde Şehir Tiyatroları konulu basın toplantısında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu sezondan itibaren eski YEM binasının Harbiye Sahnesi olarak kullanılacağını ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ise 29 Ekim 2009’da yeniden açılacağını açıkladı... (devamı)

20 Haziran 2008, 17:31Yazan: Deniz BoranAnıtlar Kurulu'nca sit alanı olarak belirlenmesine rağmen, Hazine Müsteşarlığının ''Harbiye Kongre Vadisi''nin 2009 yılı Ekim ayında İstanbul'da yapılacak IMF Guvernörler Toplantısına yetiştirilmesini istemesi nedeniyle çalışmalara başlanmıştı.

İhalesini, Sembol İnşaat ile Taca İnşaat Ortak Girişimi'nin aldığı ve 207 milyon YTL'ye mal olacak ve 5 katı yer üstünde, 6 katı da yer altında olmak üzere 11 kattan oluşacak yeni tiyatro binası için nisan ayı ortalarında Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması ile başlayan ve geceli gündüzlü hızla devam eden çalışmalar tüm itirazlara rağmen fotoğraflardan da görüleceği üzere bugün bu aşamaya kadar geldi... (devamı)

28 Mart 2008, 10:53Yazan: Gül KeskinHer ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi “Muhsin Ertuğrul-Üsküdar Müsahipzade-Şişhane Sahnesi Projelerinin Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Başkan Topbaş, “İstanbul’u bir kültür ve sanat merkezine dönüştürmek için her ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi yapıyoruz... (devamı)

26 Mart 2008, 16:43Yazan: Barış AltanMuhsin Ertuğrul Sahnesi ile ilgili bugün Mimarlar Odası'ndan şöyle bir mail geldi... KARANLIĞA KARŞI SANAT CEPHESİ MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ YIKILAMAZ! Sahne Yıkıcılarına Ve İstanbul Yağmasına Dur De! Emperyalizmin İçteki Ortakları; Cumhuriyetin Kazanımlarına, Kültür Varlıklarımıza Ve Sahnelerimize Gözünü Dikmiş, Onları Yıkmak İstiyorlar... (devamı)

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Mayıs 2012>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.