Sergi Fransız ihtilalının doğurduğu özgürlükler ortamında 19. Yüzyıl ikinci yarısında özellikle imparator III. Napolyon döneminde Avrupa'nın modern başkenti olarak yeniden inşa edilen günümüz Avrupa kültürünün öncü kenti Paris'e ait dönüşüm sürecini aydınlatıp dönemi empresyonistlerin gözünden sunmayı amaçlamakta. Bilindiği gibi buhar devrimi ve demirin inşaat alanında yaygın kullanımı ile birlikte Paris, sanayi devrimini yaşayan ilk şehirlerden olmuştur. Yaşanan dönüşüm ile birlikte Paris modern şehircilik anlayışıyla yeniden imar edilmiş bugün dahi kullanılan geniş bulvar ve caddeler o yıllarda planlı şehircilik ile gerçekleştirilmiştir.
Şehir baştan aşağı yeniden yapılandırılırken dönemin ressamlarının, fotoğraftan farklı olarak yapıtlarına kendilerinden bir şeyler katabilme kaygısıyla başlattıkları izlenimcilik akımı sanatı ve sanatçıyı daha özgür kılma, özgürce kendini ifade edebilme olanağı sunarak tüm sanat dallarını etkilemiştir. Ressamlar ışığı ve gölgeyi özgürce kullanabilmek için klasik dönemde sıklıkla içine tıkıldıkları kapalı mekanlardan çıkarak doğa ve şehir görüntülerini oldukları gibi resmetmeye başlamıştır. Öne çıkarmak istedikleri detaylara yoğunlaşıp diğer ayrıntıyı ışık ve gölgeler ile yansıtan izlenimciler, ışığın ve görüntülerin hızlı değişimine karşın anlık görüntüleri resmetmeyi amaçlamışlardır. Modern zamanlar ile birlikte hayatın hızlanması, değişimin sürekliliği izlenimcilerin gözünden önce resim sanatına yansımış daha sonra diğer sanat alanlarına yine Paris'te başlayan bu akım sayesinde hızla yayılmıştır. Günümüz modern metropol kentlerinin öncüsü olarak gösterilen Paris ve izlenimcilerin gözünden Paris resimleri sergisi, kültür başkenti konsepti için gerçekten başarılı bir çalışma olarak görülmeli. Özellikle Essen gibi kömür kaynakları yönünden zengin olmasına karşın madenlerin kapanması ile birlikte kültürel ve endüstriyel dönüşüm yaşamış, geride bıraktığı yapıları sanat alanlarına dönüştürmek için çabalamış kent için ses getirici örnek bir çalışma olarak görülmeli.
Sergide eski Paris'e ait görüntülerin yanı sıra şehrin yeniden inşasının toplum üzerindeki etkileri, binaların demir ile buluşmasının mimari yansımaları dikkati çeken unsurlar olarak izlenimcilerin gözünden aktarılmakta. Sözgelimi Gustave Callbotte'un Rue de Paris tablosunda resmi dikine ortadan ikiye bölen sokak lambasının solundaki derinlik hissi yeniden imar edilmiş Paris'in cadde ve binalarına dikkatleri çekerken sağ yarısında yer alan kadın ve adamın giyim tarzı dönemin özelliklerini yansıtmaktadır.
Kırda iki adam ile çıplak halde piknik yapan kadın resmiyle ahlaki yönden hayli eleştiri alan Eduard Manet bu kez aynı kadını Demiryolu isimli Paris görüntüsünde model olarak kullanmaktadır. Kadın kapalı kıyafet içinde okumakta olduğu kitabından başını kaldırıp biraz şaşkın ve donuk gözlerle izleyiciye bakmakta kolunda uyumakta olan köpek ve yanında parmaklıklardan trene bakan çocuk ile saf ve masum olarak resmedilmektedir.
Önceki resminde kadın için iffetsizlik ve ahlaksızlık yakıştırması yapanlara yanıt olarak yapılmış bu resimde parmaklıklar kadının masumane görüntüsüne bakmayı zorunlu kılmakta ve gerideki görüntülere odaklanmayı güçleştirmektedir. Çocuk ise beyaz giysiler içinde saflık ve temizliğin göstergesi olarak izleyicilerin yaşadığı güçlüğü yaşamadan özgürce parmaklıkların ötesine bakabilmektedir.
Sergide gösterilen 150 yıllık fotoğraflar ise cam yüzeye basılan resimlerle başlayan fotoğrafçılığın, geçtiği aşamaları ve Paris'in demir ile buluşması ile başlayan imar hamlesinin şehri insanı ve kültürüyle birlikte nasıl dönüştürdüğünü Ara Güler koleksiyonu biçiminde ortaya koymakta.
Sergiye konu olan yıllarda yaşanan 1871 Paris direnişi ve Paris komününün yenilgisi ile sonuçlanan trajik olaylar dizisine ait fotoğraf ve resimlerin de sergide yer almakta olduğunu vurgulamalıyız. Dahası, Fransız ihtilalı ile yükselen burjuva kültürünün benzer bir ihtilalı bastırabilmek için güçlü donanımlı orduya gereksinimi olduğu ve bu ordunun şehir içinde rahat hareket edebilmesi için geniş bulvar ve caddeler inşa edilme fikrinin doğduğu da fotoğraf ve resimlere yansıtılmıştır.
Avrupa kültür başkenti olmanın şehrin kendine has tarihi ve kültürel özelliklerinin sergilenmesi yanı sıra Avrupalılık anlamında ortak kültürel özelliklerin yansıtılması düşüncesinden hareketle dünyanın farklı yerlerindeki izlenimci ressamların gözüyle Paris resimlerini ve döneme ait fotoğrafları bir araya getiren Essen Folkwang müzesindeki sergi 31. Ocak 2011 e kadar açık kalacak.
Bütün yorumları forumda okuyun!18 Ocak 2010, 14:17Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19658[/ATTACH] İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreni yapıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende birçok etkinlik düzenlendi. Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz...
17 Ocak 2010, 18:08Yazan: MrTTelevizyondan gördüğüm kadarıyla gereğinden fazla gösterişli bir açılış gibi geldi. Biraz görgüsüzlüğe kaçılmadı umarım :(
17 Ocak 2010, 15:12Yazan: luminaFarklı bir estetik haz ya da hayranlık duyuran, herhangi bir özellik arz eden performanslarla başlamadı bu iş. Çırağan Sarayı'nda parayı bastıranın düğün eğlencesinden biraz halliceydi. Yine de bekleyip görelim diyelim. Umut dünyası.
17 Ocak 2010, 14:34Yazan: AZMİ AÇIKDİL2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul Kutlamalarına başlandı. 7 tepede 7 konserle! Kültürümüzün yerini alan pop müzik konserler ile, Tarkan, MFÖ, Kıraç falan.
Köprüde, alışılagelen havai fişek gösteri ile, bol bol konuşma ve sözde üst düzey davetliler ile, kendilerinin yani organize edenlerin dedikleri şekilde görkemli açılmış... (devamı)
14 Mayıs 2009, 13:41Yazan: Zeynep Güney2010 Avrupa Kültür Başkentleri İstanbul, Pécs ve Ruhr'un ortak projesi olarak hayata geçen "Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog" (The Temporary City - A Dialogue between the European Capitals of Culture 2010) projesi, düzenlenen uluslararası atölye çalışmaları ile üç kentin öğrencilerini biraraya getiriyor... (devamı)
6 Mart 2009, 18:18Yazan: Zeynep Güneyİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu'nun dört üyesi ortak bir basın duyurusu yayınlayarak İstanbul 2010 Yürütme Kurulu Üyeliği'nden istifa ettiklerini açıkladılar. Basın duyurusunun altında Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. İskender Pala, Nuri M. Çolakoğlu ve Gürhan Ertür'ün imzaları yer alıyor... (devamı)
3 Mart 2009, 12:04Yazan: Burcu KarabasHabere ulaşmak için tıklayın.
27 Şubat 2009, 10:39Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'ndan başkan Nuri Çolakoğlu ve birkaç ismin istifa ettiğine dair basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, Çolakoğlu açıkladı. Haberlere ulaşmak için tıklayın:
2010 Avrupa Kriz Başkenti
İstanbul 2010 başkanı istifanın eşiğine geldi... (devamı)
3 Şubat 2009, 15:02Yazan: Burcu KarabasKüreselleşme sürecinin etkisiyle yeniden yapılanan İstanbul'u kültürel etkinliklerin sergilendiği bir sahneden çok kamusal bir kaynak olarak ele alan kurum, kapsamlı özelleştirmelerin ve geri dönüşü olmayan büyük ölçekli yenileme projelerinin kentte köklü yapısal değişikliklere neden olacağını savanİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı; bu faktörlerin bir sonucu olarak kamusal karakterini kaybetme riskiyle ve yeniden yapılanma sürecinin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan kentin kamu bağlamında yeniden kazanılması için sivil girişimlerde bulunulması gerektiği inancını taşıyor... (devamı)
17 Haziran 2008, 11:57Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Yönetmenliği, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yere sahip olan Eminönü, Kapalıçarşı ve Tarihi Hanlar Bölgesi’ni “Made in / Guide for Kapalıçarşı” adlı bir projeyle ele alıyor.
Bölgenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan proje kapsamında gerçekleştirilen ilk uluslararası katılımlı atölye çalışmasının sonuçları, yapılan bir sunumla sergilendi... (devamı)
Bütün yorumları forumda okuyun!







Takip