Günün sonunda, iyi ki İstanbul 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmiş ve iyi ki bu vesileyle kurulan Ajans olağanüstü zengin kültür mirasımızın çok küçük de olsa bir bölümünü ihya etmiş, diye düşündüm. Bağımsız ve güçlü bir kuruluş olarak yaşatılması gereken Ajans sayesinde 2010 yılı, kültürel mirasımıza saygıyı hatırlatacak. Ama beni asıl düşündüren, önce Müslümanlaştırma, sonra Türkleştirme politikalarıyla Anadolu'nun kültürel çeşitlilik ve zenginliğine gerek Osmanlı'nın son, gerekse Cumhuriyet döneminde gösterilen saygısızlık oldu.
İlk durağımız 1461'de Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan İstanbul Ermeni Patrikhanesi oldu. Burada önce Patrikhane'nin, eskiden kömürlük ve depo olarak kullanılan bodrum katının onarılmasıyla kurulan müzeyi ziyaret ettik. Daracık odalara, Anadolu Ermenilerinin yüzlerce yıllık kültürel mirasının, Anadolu'nun hemen her yerinden gelen nadide örnekleri adeta tıka basa doldurulmuş. Birinci Dünya Savaşı'na gelinceye kadar Anadolu'nun, Osmanlı'nın sadece Müslüman değil, Hıristiyan tebasının da yurdu olduğunu bundan daha iyi hatırlatan bir mekân görmedim. Tehcirle kıyıma uğrayan Anadolu Ermenilerinin anısına bu müzenin layık olduğu çok daha geniş bir mekâna taşınmasını sağlamalıyız.
Patrikhane külliyesinde, restorasyonu bir aya kadar tamamlanacak olan Surp Vortvots Vorodman Kilisesi'ni de ziyaret ettik. Ermeni Ortodoks Kilisesi Kudüs patrikliğine bağlı olan kilise, İstanbul'a çok sayıda görkemli eser kazandıran Mimar Kirkor Balyan tarafından inşa edilmiş; 14 Ekim 1828'de kutsanarak ibadete açılmış. Tehcir sonrasında cemaati kalmadığından, sosyal faaliyetlerin yapıldığı bir salon haline gelmiş ve zamanla tamamen kaderine terk edilmiş. Şimdi aslına sadık kalınarak onarılıyor; cemaati olmadığından konser, sergi, konferans ve benzeri kültürel faaliyetlerin yapılacağı bir mekân olarak kullanılacak.
İkinci durağımız, İstanbullu Yahudi banker Abraham Salamon-Camondo'nun, 1869'da yerleştiği Paris'te 1873'te ölümünden sonra, vasiyeti üzerine defnedildiği anıt mezardı. 1952 yılına kadar Hasköy Musevi Mezarlığı içinde olduğu halde, E-5 karayolunun inşası sırasında mezarlığın bir bölümünün ortadan kalkmasından sonra, sahipsiz kalmış; barbarlık derecesinde bir saygısızlıkla tahrip ve talan edilmiş, bir ara "bekâr evi" olarak dahi kiralanmış. Şimdi Beyoğlu Musevi Hahamhanesi gözetiminde onarılıyor. Ben de şimdi Camondo ailesinin Auschwitz dehşetinde nihayet bulan, Nora Şeni ve Sophie Le Tarnec tarafından kaleme alınan, olağanüstü ilginç öyküsünü ("Camondolar: Bir Hanedanın Çöküşü", Çev. Yaman Aksu, Kitap Yayınevi, 2010) harıl harıl okumaya başladım. Camondo anıt mezarının çevresiyle birlikte korumaya alınarak, dört başı mamur bir ziyaret yeri haline getirilmesini diliyorum.
Son durağımız, onarımı tamamlanan Galata Mevlevihanesi Müzesi oldu. Bu mekân da kültürel çeşitliliğimiz ve mirasımıza engin saygısızlığın başka bir acıklı hikâyesini barındırıyor. 1925 yılında tarikatların yasaklanmasından sonra mekân ilkokul ve lojmana dönüştürülmüş. 1975'te Divan Edebiyatı Müzesi haline getirilmiş. 2005'te bugünkü kimliğini kazandıktan sonra, 2007-2011 arasında restore edilmiş. Müze, sadece Mevleviliğe değil, 1925'e kadar olanca çeşitliliğiyle yaşayan Sufi tarikatlar dünyasına, çok yüzeysel de olsa göz atma fırsatı veriyor. Babaannemin babasının Serez Mevlevi Şeyhi olduğunu, ailenin Balkan savaşında kaçarak Kasımpaşa Mevlevihanesi'ne sığındığını biliyorum. Fakat Mevlânâ ve Mevlevilik hakkında ne yazık ki sadece ansiklopedik denebilecek bilgilere sahip olmanın utancını taşıyorum. Bu ziyaret, geç de olsa bu cehaleti gidermek için esaslı bir teşvik oldu.
Bütün yorumları forumda okuyun!18 Ocak 2010, 14:17Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19658[/ATTACH] İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreni yapıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende birçok etkinlik düzenlendi. Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz...
17 Ocak 2010, 18:08Yazan: MrTTelevizyondan gördüğüm kadarıyla gereğinden fazla gösterişli bir açılış gibi geldi. Biraz görgüsüzlüğe kaçılmadı umarım :(
17 Ocak 2010, 15:12Yazan: luminaFarklı bir estetik haz ya da hayranlık duyuran, herhangi bir özellik arz eden performanslarla başlamadı bu iş. Çırağan Sarayı'nda parayı bastıranın düğün eğlencesinden biraz halliceydi. Yine de bekleyip görelim diyelim. Umut dünyası.
17 Ocak 2010, 14:34Yazan: AZMİ AÇIKDİL2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul Kutlamalarına başlandı. 7 tepede 7 konserle! Kültürümüzün yerini alan pop müzik konserler ile, Tarkan, MFÖ, Kıraç falan.
Köprüde, alışılagelen havai fişek gösteri ile, bol bol konuşma ve sözde üst düzey davetliler ile, kendilerinin yani organize edenlerin dedikleri şekilde görkemli açılmış... (devamı)
14 Mayıs 2009, 13:41Yazan: Zeynep Güney2010 Avrupa Kültür Başkentleri İstanbul, Pécs ve Ruhr'un ortak projesi olarak hayata geçen "Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog" (The Temporary City - A Dialogue between the European Capitals of Culture 2010) projesi, düzenlenen uluslararası atölye çalışmaları ile üç kentin öğrencilerini biraraya getiriyor... (devamı)
6 Mart 2009, 18:18Yazan: Zeynep Güneyİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu'nun dört üyesi ortak bir basın duyurusu yayınlayarak İstanbul 2010 Yürütme Kurulu Üyeliği'nden istifa ettiklerini açıkladılar. Basın duyurusunun altında Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. İskender Pala, Nuri M. Çolakoğlu ve Gürhan Ertür'ün imzaları yer alıyor... (devamı)
3 Mart 2009, 12:04Yazan: Burcu KarabasHabere ulaşmak için tıklayın.
27 Şubat 2009, 10:39Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'ndan başkan Nuri Çolakoğlu ve birkaç ismin istifa ettiğine dair basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, Çolakoğlu açıkladı. Haberlere ulaşmak için tıklayın:
2010 Avrupa Kriz Başkenti
İstanbul 2010 başkanı istifanın eşiğine geldi... (devamı)
3 Şubat 2009, 15:02Yazan: Burcu KarabasKüreselleşme sürecinin etkisiyle yeniden yapılanan İstanbul'u kültürel etkinliklerin sergilendiği bir sahneden çok kamusal bir kaynak olarak ele alan kurum, kapsamlı özelleştirmelerin ve geri dönüşü olmayan büyük ölçekli yenileme projelerinin kentte köklü yapısal değişikliklere neden olacağını savanİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı; bu faktörlerin bir sonucu olarak kamusal karakterini kaybetme riskiyle ve yeniden yapılanma sürecinin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan kentin kamu bağlamında yeniden kazanılması için sivil girişimlerde bulunulması gerektiği inancını taşıyor... (devamı)
17 Haziran 2008, 11:57Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Yönetmenliği, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yere sahip olan Eminönü, Kapalıçarşı ve Tarihi Hanlar Bölgesi’ni “Made in / Guide for Kapalıçarşı” adlı bir projeyle ele alıyor.
Bölgenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan proje kapsamında gerçekleştirilen ilk uluslararası katılımlı atölye çalışmasının sonuçları, yapılan bir sunumla sergilendi... (devamı)
Bütün yorumları forumda okuyun!







Takip