Haberler

Komşum Uzaylı!

Tarih: 6 Haziran 2011 Kaynak: hg.hu Çeviren: Pınar Koyuncu


Uçan daire şeklindeki yapılar dünyada 1950-60''lı yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Bu durumun temel olarak iki sebebi vardı: 1947''deki Roswell vakasından sonra yaygınlaşan fikir, dünya dışı yaratıkların disk şeklindeki araçlarla dünyamıza ulaştığı yönündeydi (öncesinde uçan daire diye bir şey, uzay yolculuğu aracı olarak hiçbir şekilde yoktu. Yabancılar daha çok ışık huzmeleri veya roketler yardımıyla gelip gidiyordu!). Öteki sebebi ise, bu dönemde strüktürel olanakların ve hatta modanın bu tip yapılar yapmaya eğilimli olmasıydı.



Birkaç yıl popülerliğini koruduktan sonra uçan daire, disk, tabak şeklinde binalar yapma modasına son verildi. Pek çok mimar ve işveren, bu şekilde yapılan binaların atıl alanların değerlendirilmesinde uygun olsa da pratik olmadığını ve pahalıya mal olduğunu düşünmeye başladı. Uçan daire, bu nedenle bir bina formu olarak modern mimarlığın (Mid-Century Modern) tipik bir fenomeni olarak görülebilir. Bu çok dikkat çekici ve etkileyici yapıların çoğu da özellikle göze çarpan yerlerde inşa edilmişti.

Malin Konutu (Los Angeles, California, ABD)



Mimar: John Lautner, 1960. Fotoğraf: jrmyst, flickr.com


Mulholland Drive''ın üzerinde yükselen sekizgen planlı binayı sadece 9 metre yükseklikteki bir beton ayak destekliyor ve yapıya ulaşım asansörle sağlanıyor. Yapının ünlü mimarı olan genç uçak mühendisi, başka türlü yapılaşmanın mümkün olmadığı %45 eğimli arazide bu eşsiz çözümü buldu. "Chemosphere" adıyla da bilinen evi basın büyük bir coşkuyla karşıladı ve geçmiş yıllarda pek çok filmde (en azından bir kopyası) görüldü. Yapı, 2000 yılından beri ünlü yayınevi sahibi Benedikt Taschen''ın elinde bulunuyor. Taschen tamamen tahrip olmuş olan yapıyı yeniledi.

Theme Building, LAX (Los Angeles Uluslararası Havalimanı, ABD)


Mimar: William Pereira, Charles Luckman ve diğerleri, 1961. Fotoğraf: brewbooks, flickr.com

Los Angeles Uluslararası Havalimanı''nın süsü, orijinal planlara göre devasa bir cam kubbe olacaktı ve yaya ulaşımının merkezi olarak kullanılacaktı. Ancak tasarım çok pahalıya mal oldu, terminaller başka şekilde inşa edildi ve kubbe yerine de 1960 yılında acayip, küçük bir yapı yapıldı. Theme Building dört ayak üzerinde duran bir uçan daireyi anımsatıyor. İlk yapıldığında dönen orta kısmında bir restoran bulunuyordu. 60''lı yılların kendine has Amerikan modernizmini yansıtan, Googie veya Populuxe adıyla da anılan görüşün ilk temsilcilerinden olan yapı, 1992 yılından beri anıt statüsünde. Efsaneye göre bu bina Jetgiller çizgi filminde yer alan fütüristik yapılara ilham vermiş. 2007 yılında yapıdan devasa bir beton parçası koptuktan sonra güçlendirme çalışması yapıldı ve bina hala hizmet vermeye devam ediyor.

Golden Rondelle Tiyatrosu (Racine, Wisconsin, ABD)


Mimar: Lippincott ve Margulies, 1964-65. Fotoğraf: (üst) archív képeslap; (alt) puroticorico, flickr.com

1964''teki New York Dünya Sergisi için şirket pavyonu olarak, Johnson Wax Pavyonu adıyla yapılan yapıda, disk şeklindeki mekanın üzerinde zamanında muhteşem bir çatı örtüsü de vardı. Kurumun, 1966 yılında Oscar ödülü alan "To Be Alive" isimli belgesel filmi de burada tanıtılmıştı. EXPO''nun sona ermesiyle, şirket merkezini oditoryum olarak yenilediler, ancak maalesef 27 metre yükseğe uzanan çatı yok oldu. Yapı yine de, bu şekilde de uçan daire şeklini koruyor.

Astro-View Kuleleri (Flushing Meadows, NYC, ABD)


Mimar: Philip Johnson & Richard Foster Architects, 1964. Fotoğraf: wallyg, flickr.com

Uçan daireye benzer şekilde yapılmış bir yapı arıyorsak, aklımıza seyir terasları ve su kuleleri geliyor. Yüzlerce örnekten oluşan listemizde, New York Dünya Sergisi için yapılmış olan seyir kuleleri önemli bir yer tutuyor. 1997 yapımı "Man in Black" filminde de olduğu gibi, kolonların üzerine oturtulmuş olan uçan daire şeklindeki yapı, gezegenler arası yolculuk yapma işlevine sahip! Üç seyir terasına camdan asansörlerle ulaşılabiliyor, en yükseği 76 metre olan terastan muhteşem bir manzara izleniyor. 1965''ten sonra sergi pavyonlarının çoğunu yıktılar, ama kuleler günümüzde kötü durumda olmasına ve kullanılmamasına rağmen hala yerinde duruyor.

Philips Evoluon (Eindhoven, Hollanda)


Mimar: James Gardner, 1966. Fotoğraf: Lempkesfabriek, wikipedia


Philips, 1966''daki 75. yaş gününü tamamen farklı bir şekilde kutlamak istedi ve dönemin en iyi müze mimarı James Gardner''a bu pavyonu yaptırdı. Firma, daha önce dünya sergilerinde yaptığı pahalı pavyonlarla biliniyordu. Ancak 1965''te fabrikanın başına geçen Frits Philips, paranın daha çok daimi yapılara harcanması gerektiğine karar verdi. Eindhoven kentinde, üç anayolun kesiştiği bir arazide yapılan fütüristik Evoluon yapısı, teknoloji ve otomasyonun günlük yaşamı nasıl şekillendirdiğini göstermek amacıyla inşa edildi. Evoluon günümüzde konferans merkezi olarak hizmet veriyor.

Futuro Evi - Prefabrik Kapsül Ev


(Fotoğrafta Teksas''tan bir örnek)
Mimar: Matti Suuronen, 1968. Fotoğraf: steevithak, flickr.com


Finlandiyalı mimar, uçan daire şeklindeki prefabrik yapıyı yazlık ev olarak tasarladı. Polyester ve camyünü malzemeden yapılan, yaklaşık 3 metre yükseklikte ve 9 metre çapındaki yapıdan 100 adet kadar üretildi ancak günümüzde koleksiyonerler tarafından çok aranan bir şey haline geldi. Büyük çapta ve uluslararası düzeyde ilgi görmesine rağmen, petrol krizi nedeniyle inanılmaz derecede artan üretim maliyetlerinden dolayı, yapımı 70''li yıllarında ortasında durduruldu. Tahminlere göre, günümüzde Futuro''nun Yeni Zelanda''dan Florida''ya farklı yerlerde 50 adet kadar örneği kaldı.

Sosyalizm Müzesi (Buzludzha Dağı, Bulgaristan)


Mimar: Georgi Stoilov, 1981. Fotoğraf: eilamgil, flickr.com

Bulgaristan''ın en büyük ideolojik anıtı, Bulgar Sosyalist Partisi''nin kuruluşunun 100. yılında, 1981''de yapıldı. Yerleşim yerlerinden uzak kalan bu araziye ulaşmak için, yeni bir yol da yapılması gerekti. Devasa uçan daire şeklindeki yapı ve yanındaki kuleler, uzaktan görülebilecek yüksek bir yere inşa edildi. Büyük bütçeye mal olan yapı, Bulgar sosyalizminin parlak yüzünü sadece 8 yıl boyunca temsil etti; 1989 yılından beri yapının sahibi yok. Zengin süslemelere sahip heybetli iç mekanı artık fena halde hasar görmüş durumda ve restore edilip edilmeyeceği konusu da büyük bir soru işareti. Yapının 1929''da doğan mimarı Stoilov, bir dönem Sofya belediye başkanlığı yapmıştı. Sonrasında Uluslararası Mimarlık Akademisi''nin başkanlık koltuğuna da oturdu.

Çağdaş Sanat Müzesi (Niterói, Brezilya)


Mimar: Oscar Niemeyer, 1996. Fotoğraf: wikipedia

Bu yıl 103 yaşına basan mimar Oscar Niemeyer''ın mimarlığı, 60''lı yıllardan beri pek fazla değişime uğramadı. Bu nedenle yapıları arasında en bilinenlerinden birinin zamansızmış gibi görünmesi pek de şaşırtıcı değil. Mühendis Bruno Contarini''nin katkısı ile yapılan 16 metre yükseklikteki binanın üç katına uzun, az eğimli bir rampa ile ulaşılabiliyor. Denize bakan kayaların üzerine inşa edilmiş olan yapı, ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunuyor. 50 metre çapındaki uçan dairenin altında 800 metrekarelik bir havuz bulunuyor. Niemeyer''ın hayatını anlatan 2000 yapımı belgesel filmde yapı Niterói semalarında ortaya çıkan ve kayaların üzerine konmasından sonra içinden mimarının çıktığı bir UFO olarak adlandırılıyor.

Zo Ver - Hollanda Demiryolları Müdürlüğü Ufosu (Utrecht, Hollanda)


Sanatçı: Marc Ruygrok, 2000. Fotoğraf: indigo jones, flickr.com

Hollanda Demiryolları Müdürlüğü, 1918-21 yılları arasında G.W. van Heukelom''un tasarımına göre yapıldı. 60 metre yüksekliğindeki kulesi Hollanda''daki en büyük tuğla bina olma özelliğine sahip; 2000 yılında yolunu kaybetmiş bir UFO''nun buraya çarpmış olması hiç de şaşırtıcı değil. Uçan daireyi sanatçı Marc Ruygrok "kullanıyordu", kaza da Utrecht Müzesi tarafından, bir sanat festivali kapsamında organize edildi. 11,5 metre çapındaki, lambalarla ve dumanla donatılan alüminyum disk o zamandan beri kentin en ünlü yapısı haline geldi. Diğer uçan daire yapılarından farklı olarak, belirli bir işleve sahip değil.

Yargıtay Binası (Singapur)


Mimar: Foster + Partners, 2006. Fotoğraf: Foster + Partners

2006''da teslim edilen "hi-tech" bina, mahkeme yapısı olarak inşa edildi. 1-6. katlar arasında mahkeme salonları yer alıyor, binanın tepesine kondurulmuş olan uçan daire şeklindeki strüktürde ise ülkenin yargıtay forumu bulunuyor. Mimar, uçan daireyi andıran bu yapıyla, 1935-37 yılları arasında burada bulunan mahkeme salonunun kubbesine gönderme yapıyor. Foster + Partners''ın diğer bir ünlü tasarımı olan Berlin Reichstag''ın kubbesi gibi, burada da yapının üstünde herkese açık bir teras bulunuyor.

Konuyla İlgili Linkler
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.