Proje 1: Kasırga nasıl engellenebilir?
“The Economist Technology Quarterly”nin Haziran 2005 sayısında yer alan habere göre, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde görevli bir bilim adamı olan Moshe Alamaro’nun kasırgalarla ilgili bir planı bulunuyor. Bilinçli bir şekilde çıkartılan ve kontrol altına alınabilen, küçük yangınlar aracılığıyla daha büyük orman yangınları engellenebiliyor. Alamaro, bu örnekte olduğu gibi; okyanusu yatıştırıp, doğal kasırgalar için gerekli enerjinin birikmesini engelleyecek küçük, tropik siklonlar yaratılmasını öneriyor. Alman ve Rus bilim adamları tarafından geliştirilen önerisi, Nisan ayında düzenlenen bir konferansta tanıtıldı. Alamaro’nun planı, yukarıya dönük jet motorlarına sahip bir mavnalar zincirinden oluşuyor.
“Her mavna, yukarıya doğru, okyanus yüzeyindeki suyun bir kısmının buharlaşmasına neden olacak bir hava hareketi yaratıyor ve bu şekilde okyanus ısısının düşmesine neden oluyor. Ortaya çıkan tropik fırtınalar sahile doğru hareket ediyorlar, ancak zararsızca yok oluyorlar. Dr. Alamaro’nun varsayımlarına göre Orta Amerika ve Birleşmiş Milletler’in güneyini korumanın yıllık maliyeti 1 milyar Dolar’dan az. Maliyetin çoğunu da yakıt oluşturuyor. Jet motorları, Alamaro’ya göre, Amerikan ve Rus uzun menzilli bombardıman uçaklarında bolca bulunuyor. “
Üzerinde farklı amaçlı yapay adaların bulunduğu, ekvatoral Atlantik sularında; ağır, doğa dostu, gaz yakıtlarla çalışan jet motorları aracılığıyla tropik mikro-fırtınalar yaratma fikri oldukça gülünç. Ancak, bugüne kadar yayınlanmamış olan eski bir BLDGBLOG projesini düşündürüyor:
Proje 2: Aeolian Kayalıkları
Virgil’in Aeneid adlı eserinde “hava olayları üreten ada (wheather-breeding isle), Aeolia”dan bahsediliyor:
“Bu büyük mağarada, Kral Aeolus, muhafızları olarak,
Yarışan rüzgarlara ve inleyen fırtınalara hükmeder.
Onlar, duvarların arasında,
Yer altını bereleyerek, gürültüyle eserler.
Tepede, yankılardan büyük bir uğultu oluşur.
Kral yüksek bir kalenin üzerindeki tahtında,
Elinde asasıyla onların öfkelerini yatıştırır,
Denizi kırbaçlayıp, kara parçalarıyla
Göğün derinliklerini, boşlukta sürüklemesinler diye.
Jüpiter, bu yüzden onları karanlık gecenin mağaralarına sakladı.
Üstlerine granitten dev dağlar ve
Onları dizginleyen ya da özgür bırakan
Yetkili bir kral yerleştirdi. “ (Kitap I, 75-89)
Aslında proje Yunan Adaları’na katılacak yapay bir ada düşüncesiyle başladı. Sonucun da, Constant’ın Babylon’unu andıran bir deniz pavyonu ile bir tür masif, açık denizde yer alan, jeoteknik bir saksofon arasında olması gerekiyordu. İçinde tonozlu tüpler ve eğrisel amfiler yer alan ve boş bir merkezin etrafında kıvrılan bu yapay ada, fırtınalar üretecek, hatta belki de onları etkisiz duruma getirecekti.
Tasarım hemen; kasırgaların oluşmasını engelleyebilecek, yapay bir ada üretilmesi halinde ne olacağı sorusunu akla getiriyor. Fark ediliyor ki, atmosferdeki rotalar tahmin edilebilir olmaktan çok uzak ve bu durumda bu tubaya benzeyen anti-kasırga adalarından yüzlercesinin -belki de tamamen yapay takım adalarının- üretilmesi gerekir. Buna Aeolian Kayalıkları adını verildi.

Bir Aeolian Kayalığı, Meksika Körfezi ve hatta daha geniş olan ekvatoryal Atlantik’in klimatalojik olarak oldukça etkili örüntüleri içine inşa edilen, petrol sondaj kulelerine benzer platformlardan oluşuyor. Proje üç işlevi birden yerine getiriyor: Fırtınaya ya da kasırgaya dönüşebilecek şiddetli rüzgarların yönlerinin değiştirme, açık denizde, inanılmaz derecede heyecan verici meteorolojik olayların izlenebildiği bir gözlem platformu olma ve her an için başka ülke ve başka iklimlere, farklı amaçlarla ihraç edilebilme…

Bunların yanısıra, başka soruları da gündeme getiriyor. Kayalıklar, mimarlığı ya da peyzaj mimarlığını kullanarak doğrudan doğruya iklime etki etmek için kullanılıyor. Bu da kısaca arazi klimatolojisi olarak adlandırılabilir.
Aynı şekilde, başkaları da alternatif düşünceler üretebilir. Örneğin biri bu projenin bütün verilerini yeniden düzenleyerek varolabilecek en büyük kasırgaya neden olabilecek bir bilgisayar krizi ya da küresel bir sorun oluşturabilir, ve bu durumda Kayalıklar ulusal bir tehtide bile dönüşebilir. Ancak bir peyzajın nasıl silahlandırılabileceği başka bir tartışma konusu.






