
New Orleans ve Louisiana, Mississippi, Alabama ve Körfez Sahili bölgelerinin büyük çoğunluğu Katrina Kasırgası sonrasında harap oldular. New Orleans sular altında kalırken ve umutsuz kurtarma çabaları devam ederken, kalplerimiz yaşamları harap olan ve sevdiklerini kaybettiklerini bilmeyen binlerce insan için çarptı.
Kasırga başlı başına doğal bir olay. Amerika Katrina’nın korkunç darbesi ile sersemlemişken Birleşmiş Milletler için yeni atanan ABD elçisinin dünyanın dikattini “doğaya saygı” ya çekme çalışmalarına başlaması ne kadar trajikomik...
Katrina Kasırgası’nın sebep olduğu zararların ve ölümlerin çoğu kasırganın kendisinden ziyade insan hatasından kaynaklanıyor. Nereye ve ne şekilde inşa yapılacağı, kanalların, barajların, düzenlemelerin ve lokal ya da bölgesel felaketlere yol açabilen su çekmenin nerede yapıalcağına dair verilen kararlar bu noktada çok önemli. Örneğin, (Nature 436, 1071, 25 August 2005) son yapılan araştırmalar denizden çıkarılan mercanların Hindistan’da 2004 Aralık’ta meydana gelen tsunami felaketinin şiddetini artıran önemli bir sebepi olduğunu belirtiyor.
Mississippi Nehri’nin Meksika Körfezi ile birleştiği yerde her 15 dakikada bir bir futbol sahası büyüklüğünde, bir başka deyişle, her 10 ayda bir Manhattan adası büyüklüğünde bir alan kaybediliyor (LACoast.gov). Bu durumda körfez şehirlerindeki Gulfport gibi kaç tane yerleşim yeri sadece rüzgar ve sudan değil aynı zamanda barajlar, gemi konteynerleri ve kargoları ve yüzen kumarhaneler zarar görecek?
Toplumumuz 10 ayda Manhattan’ın büyüklüğünde bir alanı kaybetmemek için – uzaklardaki ülkeleri işgal ederken yaptığı gibi- yüz milyarlarca Dolar’ı harekete gecirmek zorundaydı. İyi bir zamanda harekete geçirilen bu paranın bir kısmı New Orleans ve çevresini korumak için harcanabilirdi. Şimdiki ABD bütçesinden ayrılan milyar dolar hem çok az hem de Katrina öncesinde ayrılmasına rağmen çok geç kalmış bir hareket.
Kıyı alanları için sıkı koruma önlemleri, kötüleşmeye ve tehlikeye yol açan kar amaçlı petrol endüstrisini tutmaya devam edecek mi? Ya da, küresel ısınma tehditine karşı zekice bir yanıt olarak, evlerimizdeki ve işyerlerimizdeki kimyasal toksikleri azaltan greening hareketi hem gündelik hayatımızda hem de felaketlerde bize yarar sağlayacak mı? Ve daha kaç tane hastaneyi sel baskını olan yerlere kurmaya devam edeceğiz?
Bir kasırga doğal bir olay olabilir, ancak gittikçe artan etkileri doğal değildir. En iyi bilimsel buluşlar gösteriyor ki kasırgaların şiddeti insanların sebep olduğu küresel ısınmanın etkisiyle artmakta. ("Increasing destructiveness of tropical cyclones over the past 30 years," Nature.com, 31 July 2005)
Küresel ölçekte, Birleşik Devletler dünyadaki sera etkisinin %25’ini oluşturmaktadır. Kabul etmesi zor fakat bu kasırga küresel ısınmanın sonucunda bu derecede şiddetli oldu. Bu durumda profesyonel etiğin bir parçası olarak, bizlere düşense ekolojik bina dışında bina tasarlamamak oluyor.
Planlama, mimari ve mühendislik tasarımları, konut ve ticaret yapıları, ulaştırma ve üretim sistemlerinin hepsi bizim tasarımlarımıza göre başarılı ya da başarısız olurlar. Daha iyisini yapamaz mıyız? Bu bizim cevabını bulmak zorunda olduğumuz mesleki sorumluluklarımızdır.
Katrina’nın yarattığı binlerce sonuçtan dolayı, durum şimdiden trajik bir hal aldı. Belki de zaman tasarım camialarının daha iyisine karar vermeye başlamak için erken değildir.
Körfez Kıyısı’ndaki mahvolmuş yerleşimler ve yaşamlar, New Orleans’ı dolduran sular kısmen doğanın yırtıcı gücüyle oldu ancak genel sağlık, genel güvenlik ve çevre acı dururken zararlar bir bakıma da buraya ödenek ayrılmamasından kaynaklanıyor.
Medyanın ve hükümetin bunu yeni anlamış olmalarına ve bu doğrultu da hareket etmesine, üstüne üstlük büyük şehirlerde değil de kasırganın Amerika’nın güneyinde olmasına rağmen Katrina Kasırgası 11 Eylül ile karşılaştırılabilir derecede zarar verdi ve verecek.
Pratikte öyle gözüküyor ki 11 Eylül’e gösterilen tepkilerin yoğunluğuyla karşılaştırılabilir ilgi ve cevap istemek toplumun daha çok da tasarımcıları içeren teknik bilgisi olan kişilerin ellerinde.
Bir araya gelmek için bir yol bulalım ve birşeyler yapalım.






