Haberler

Kredi olmadan olmaz

Tarih: 5 Ekim 2009 Kaynak: Referans Yazan: Ertuğ Yaşar

Geçen hafta içinde ilginç bir araştırmanın sonuçları açıklandı. Türk halkının dörtte üçü son ekonomik krizde gelir azalması yaşamış. Bunun sonucu olarak da bazı önlemler almışız. Bana göre bu önlemlerden en çarpıcı olanı, daha ucuz gıda maddeleri tüketimine yönelmiş olmamızdır.

Yani pasta küçülünce herkes öncelikle boğazından kesmiş. Ama örneğin eğitim harcamalarından pek tasarrufa gidilmemiş. Sevindirici bir haber...

Yine geçen hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) İstanbul'da yıllık "Ekonomik Görünüm" raporunu açıkladı. Rapor uzun ve ayrıntılı. Ama Türkiye ile ilgili kısım ilginç: "Orta Vadeli Programda" belirlenen üç yıllık ekonomik büyüme hedefinin iddiasız olduğu ve Türkiye'nin daha yüksek bir ekonomik büyüme oranına ulaşabileceği saptanıyor.

Geçen hafta içinde okuduğum Batılı bir bankanın Türkiye raporu da aynı konuya değiniyordu. Raporu yazan Türk analist arkadaş, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda geriden gelerek üç önemli maç kazanan Türk ulusal futbol takımını anımsatarak, "Türkiye ekonomisi de büyüme konusunda, yükselen ülkeler ekonomileri arasında geriden gelerek sürpriz yaratabilir" demiş. Umarız ve dileriz ki öyle olur... Yoksa gerçekten de işimiz zor olur.

Bu satırlarda daha önce birkaç kere değindik, başarılı bir ekonomi politikasının asıl amacı, enflasyon yaratmadan ve istihdam yaratarak sağlanan ekonomik büyümedir dedik. Zaten (istihdam yaratma yönü zayıf kalsa da) Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 22 Temmuz 2007 seçim zaferinin ardında yatan etmen bu idi. Çünkü Türkiye, 2002 ile 2007 yılları arasında ortalama yüzde 7,4 oranında büyümüştü. Yani "pasta büyümüştü". Türkiye'de hemen herkes o yıllar arasında zenginleşmişti. Ya gelirimiz doğrudan artmıştı ya da sahibi olduğumuz varlıkların (örneğin evimizin) değeri arttığı için kendimizi daha zengin hissetmiştik.

Adalet ve Kalkınma Partisi, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde bir darbe yedi. Bir önceki seçime göre 7 puan kaybettiler. Bunun nedeni de aslen ekonomidir. Yerel seçim zamanı daha Türk halkı ekonomik krizin etkilerini tam hissetmemişti. Ama buna karşın hemen AKP'ye cezayı (kısmen de olsa) kestik.

İşte eğer Türkiye, 2010 ve genel seçim olacak 2011 yılında ekonomik büyümeyi artıramazsa, aynı ceza bu kez daha ağır bir biçimde AKP'ye bir kere daha kesilir. AKP belki de iktidarı kaybeder. Her ne kadar daha iki hafta önce açıklanan "Orta Vadeli Program" önümüzdeki üç yıl için yüzde 5 dolayında ekonomik büyüme öngörse de bu büyüme oranı Türkiye için kesinkes yeterli değildir.

Peki ekonomik büyüme nasıl sağlanabilir? Dünyanın küresel bir krizden geçtiği bu ortamda sadece dışsatıma dayalı bir ekonomik büyüme modeli sanırız pek gerçekçi değildir. Yani bugün hem talep yanlı hem de arz yanlı önlemler alınmalıdır.

Ayrıca kamu harcamalarını artırarak ekonomik büyümenin sağlanması (Keynesian model), şu anda Türkiye için pek uygulanabilir değildir (bütçe açıklarının çok artması nedeni ile).
Bu durumda:
a) Öncelikle üretimi teşvik etmek (hem iç pazara hem de dış pazarlara üretim yapabilmek için);
b) Ardından da mutlaka iç tüketimi teşvik etmek gerekmektedir.

Ancak bu iki amaç için kamu kaynakları sınırlı olduğuna göre, mutlaka özel sektör ve kamu bankalarının kaynakları harekete geçirilmelidir. Önemli bir şansımız, Türk bankalarının bilançolarının çok iyi olmasıdır. Yani Türk bankaları krizin hem sonucu hem de nedeni olan "credit crunch" olayını (kredi arzı daralması) yaşamamışlardır. İsterlerse ya da ortam uygun olursa, hem üreticilere hem de tüketicilere (yeterince teminat da olursa) istendiği kadar kredi sağlayabilirler.

Finansal kaynak olmadan büyüme olmayacağına göre ve Türk bankalarının da kredi verecek kaynakları olduğuna göre; geriye kalan asıl iş, vergi özendirmeleri ve teminat mekanizmaları aracılığı ile Türk bankalarının hem sanayiye hem de tüketicilere daha fazla kredi kullandırmalarını sağlamaktır.

Piyasada üreticilere kredi, tüketicilere de tüketim yapacak kaynak ve gelecekle ilgili güvence sağlanırsa, ekonomik büyüme hemen arkasından hızla gelir. Bu politika uygulanırken dikkat edilecek bir unsur ise hızla artabilecek tüketimin çok fazla dışalım artışına neden olmamasını sağlamak olacaktır.

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.