Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

AKM: Yakmalı mı, yakmamalı mı?

Tarih: 21 Eylül 2007 Kaynak: Akşam Yazan: Oray Eğin
Başlığa İstanbul Bienali’nin Atatürk Kültür Merkezi ayağındaki serginin adını taşıdım. Avrupa Kültür Başkenti olmaya aday İstanbul’un en önemli kültür sarayını da kullanan bienal, ister istemez içinde bulunduğu binaya yönelik tavrını da belli ediyor. AKM’deki sanat yerleştirmeleri ağırlıklı olarak buranın yıkılmasına yönelik tartışmalara işaret ediyor. İşin ilginci, ikinci yangından sonra tamamlanıp açıldıktan sonra ilk defa gündüzleri kapılarını açıyor AKM bienal sayesinde.

Küratör Hou Hanru, binealin AKM ayağını festival kataloğunda şöyle açıklıyor:

“Bazı işler sanatçıların binanın tarihi ve gerçekliği üzerine yaptıkları derinlemesine araştırmaya dayalı olarak, özellikle mekan için yaratıldı. Bu işlere diğer sanatçıların işlerinde ifade edilen daha ‘küresel’ tecrübeler arasında bağlantı kuruldu. (...) Farklı diller ve araçlar kullanan bu çalışmalar, krizdeki bu binaya yeni bir enerji ve hayat şırınga ediyor.”

İki ay açık kalacak bienalin AKM için yeni bir kamuoyu oluşturması gerekiyor; başta İstanbullular’ın da vakit ayırıp AKM’yi bu çerçeveden izlemeleri şart. Zira içerideki işler hem ufuk açıyor, hem de geleceği üzerine herkesin fikir yürüttüğü bu bina hakkında yeniden düşünmemizi, ona başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. Hanru “Bu bienal için ‘doğal’ bir seçim” diyor.

AKM’de yer alan işlerden biri Avusturyalı sanatçı Markuz Krottendorfer’in fotoğraf çalışması. Moskova’nın simgelerinden, Sovyet rejiminin en önemli binalarından artık yer almayan Rossija Oteli’ni çekmiş sanatçı.

Buranın aldığı seyir önemli. Zira adeta bir dönemin izlerini silmek için yıkılan binalardan biri olmuş Rossija Oteli; yenilemek, günümüze uyarlamak yerine yok etmeyi tercih etmişler.

İlginç kaderli binalardan biri de Gümrü’deki “Hayalet Şehir.” Vahram Aghasyan’ın bu isimli çalışması Gümrü’de 1988’deki depremde evsiz kalanlara Sovyet hükümetinin yaptığı ama hiç tamamlanmamış binaları belgeliyor. Aghasyan’ın fotoğraflarında kaba inşaatı çıkmış ama sadece beton gövdeleri tamamlanmış binalar görüyoruz. “İşlevini yerine getirememiş” ve “amaçlananan parlak geleceği” yaşayamamış binalar.

Atatürk Kültür Merkezi işte tam da bu iki örneğin arasında bir yerde. Ya Hansu’nun dediği gibi “(...) Çeşitli ülkelerde sosyalist ve sosyal demokrat modernleşmeyi temsil eden sayısız bina aynı silinme ve nezihleştirme kaderiyle karşı karşıya” ve sonu Rossija Oteli gibi olacak; yerle bir edilecek ve Moskova’daki gibi ortaya “Disneyland benzeri bir ticaret merkezi” yapılacak. Ya da şehrimizin ortasında terk edilmiş, hayalet bir bina olarak kalacak.

Halbuki AKM’nin kaderi hepimizin elinde, bu şehirde yaşayan insanların sahip çıkmasıyla pek çok adım atılabilir.

Yine bienaldeki işlerden biri “saydamlık” açısından AKM’yi Berlin’in efsanevi parlamento binası Reichstag’la karşılaştırıyor. Almanya’nın birleşip başkentin Berlin’e taşınmasından sonra Reichtag aktif olarak kullanılmaya başlandı ve üzerine cam bir kubbe inşa edildi. Nitekim AKM’deki video yerleştirmesi de Reichstag’ın camlar aracılığıyla sokakla, halka temasına işaret ediyor.

AKM de cam cephesi sayesinde meydanla daimi temas halinde, şeffaf ve karşılıklı işletişim içinde olan bir bina. Reichstag, parlamento bile çalışırken insanların dışarıdan gelip ziyaret edebildikleri bir yer. AKM’yi buna dönüştüremez miyiz?

Bu aşamada, AKM’nin mimarı Hayati Tabanlıoğlu’nun yine mimar oğlu Murat Tabanlıoğlu’nun söylediklerine kulak kesilmek yerinde olacaktır. Unutmayalım, bu yılki bienalin ana teması “iyimserlik”:

“Her gün 10-12 saat kullanılan, insanların rahatça girdiği, sergilerin olduğu bir mekan olmalı. (...) Bilet almak bile dışarda. Ama içinde bizim İstanbul Modern’de yaptığımız gibi oraya özgün bir lokantası, kütüphanesi, sinemateki ve çocuklar için bir bölümü olsa, böylece opera binasına girmemiş milyonlarca insanı da çekmenin yeni yolları bulunabilir.(...) AKM önünde çoğumuzun ilk sevgilileriyle buluştuğu yerdir. Demek ki bunu yaşatmak lazım! Bu buluşma noktası neden içeride de olmasın? (...) Binanın önünde bırakılan ve genellikle buluşma noktası olarak kullanılan meydan da geçici sergilerin yapılabileceği, içerdeki sergilerin dışa akacağı bir alan olarak kullanılmalıdır.”
Takip
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!

29 Ocak 2011, 20:15Yazan: hero49AKM yıkılırsa artık diğer tarihi eseleri yıkma alışkanlığı oluşur.Burda önemli olan bir şeyin tarihi eser ünvanını nasıl aldığıdır.Bunu bilirsek bu problemler yaşanmaz.Ama işin içine siyaset girdi.Bir tarafta kendini çok bilmiş zanneden, ülkede sadece kendilerinin aydın olduğunu zanneden, bazı kişilerin adından çok yararlanmış ve hala devam edenler, diğer tarafta ise dini siyasete alet eden, piyonluk yapanların düşünceleri arasında geçiyor... (devamı)

30 Ağustos 2010, 19:56Yazan: semstAKM yi sıkıcı bulmanızı saygı ie karşılıyorum. Ancak bir de konuya yapının yapıldıgı tarihin Türkiye'si gözü ile bakarsanız görüşünüz değişecektir sanırım. Bu proje döneminde birçok yabancı dergide yeralmış, övgü ile konuşulan bir yapısı idi. Aradan geçen yaklaşık 40 yıla karşın benzer fonksiyondaki yapıların azlığı ve bezersizliğini de dikkate aldığınızda yapının korunması gerektiği gerçeği ile karşılaşırsınız... (devamı)

13 Ağustos 2010, 12:25Yazan: Emine MerdimBeral Madra'nın Radikal'deki yazısı: http://www.arkitera.com/h55724-post-degil-kohne-modernizm.html

28 Nisan 2010, 14:09Yazan: Emine Merdimİstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM ile ilgili basın açıklaması. Görüldüğü üzere, AKM’nin onarımı ve bu onarım için gerekli olan ödeneğin sağlanması sadece İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğunda değildir. Ajansımız tarafından AKM hesabına para aktarılabilmesi, Ajans Koordinasyon Kurulu kararına bağlı olup, bu husus Koordinasyon Kurulu’nun yetkisindedir... (devamı)

25 Şubat 2010, 15:41Yazan: Emine Merdim2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM süresi hakkında basın açıklaması: 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı işbirliğinde, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin onarımına yönelik “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin Onarımına İlişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Arasında İşbirliği Protokolü” 8 Ekim 2008 tarihinde imzalanarak çalışmalara başlanmıştı... (devamı)

24 Aralık 2009, 15:14Yazan: Emine MerdimHaber Türk'te bugün çıkan bir haber. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları: Muhteşem bir proje hazırladık. Çok spekülasyonu yapıldı bunun. Projeyi onaylattık, ihalesini yaptık. Kültür Emekçileri Sendikası yürütmeyi durdurma kararı aldı... (devamı)

14 Aralık 2009, 08:12Yazan: Omer YilmazDün Habertürk'teki köşesindeydi aşağıdaki Fatih Altaylı yazısı. Bir de maket fotoğrafı vardı ama internet sitesine o fotoğrafı koymamışlar. İlber Ortaylı da İBB binası yıkılmalı gibi bir şeyler demişti. Artık Murat Bardakçı'dan da bir yorum bekliyoruz. Taksim Opera Binası buydu TAKSİM'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılıp yerine İstanbul'a yakışır bir opera binası ve yanında da bir kültür merkezi yapılması gerektiğini söylüyorum ya... (devamı)

26 Ağustos 2009, 10:50Yazan: Derya YazmanAtatürk Kültür Merkezi'nin yenileme projesine imza atan mimar Murat Tabanlıoğlu, Radikal'da yayınlanan bir haberde yenileme projesi ile ilgili bazı bilgiler verdi. Haberin devamı: 'Yapılmazsa AKM'ye yazık olur'

25 Ağustos 2009, 17:35Yazan: Omer Yilmazöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)

25 Ağustos 2009, 16:04Yazan: Mehmet K. Özelöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Şubat 2012>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29        
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.