Başbakan Erdoğan, AKM'nin yıkılıp yapılmasına karşı çıkanları ve yargıyı eleştirdi: Ciğerlerimize kadar kan ağlatıyorlar kan!.. Oysa AKM'yi 2010 yılına yetiştirebilirdik.Başbakan Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte 21 ay sonra 'perde' diyen Harbiye'deki yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışına katıldı. Erdoğan, "Biz burada ilk kazmayı vurduğumuzda inanın bana da başkanıma da kazmayı vurdular. Sanki biz Muhsin Ertuğrul sahnesini yere gömüyorduk. Buraya cami inşa edeceğimizi bile iddia ettiler. Sanki biz tiyatro düşmanıyız" dedi. Açılış törenine Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Muammer Güler ile çok sayıda tiyatrocu ve işadamı da katıldı. Tören, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkım ve yapım sürecinde yapılan eleştirilerin yer aldığı bir sinevizyon gösterisiyle başladı. Törende konuşan Muhsin Ertuğrul'un eşi Handan Ertuğrul mutluluğunu dile getirdi, sahnenin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Daha sonra konuşan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 81 ilinde de tiyatro açtıklarını vurguladı. Muhsin Ertuğrul'un Türkiye'nin önemli değerlerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, sahnenin yapım sürecindeki eleştirileri yanıtlayarak şunları söyledi:
Nazım ne ise Ertuğrul da O:
Nasıl ki Fuzuli, Mevlana, Yunus Emre, nasıl ki Hacı Bektaş Veli bu ülkenin ortak değeri ise Muhsin Ertuğrul da bu ülkenin değeridir. Nazım Hikmet de, Kemal Tahir de, Oğuz Atay da bu ülkenin değeridir. Ülkemizin sahiplendiği değer olarak, yaşam tarzı olarak, benimsediği her şeyi, her hükümet de sahiplenmek durumundadır. Burada bunları ilk kez söylemiyorum. Siyaset sahnesinde yer aldığım ilk andan itibaren hiç kimsenin yaşam tarzına herhangi bir kastımız olamaz, bir kısıtlamamız olamaz. Şüphesiz ki insanların düşüncelerini farklı bulabilir beğenmeyebiliriz.
Bana da Başkanıma da kazma vurdular:
İlk kazma vurulduğunda ne söylesek kabul edilmedi. İnanılmadı. Sanki biz Muhsin Ertuğrul sahnesini yere gömüyorduk. Halbuki durum böyle değildi. Çok ileri gidildi ve neler söylenmedi ki. Buraya cami inşa edeceğimizi bile iddia ettiler. Bu iddiaya inanan yazarlar oldu. Ciddi ciddi köşelerinde, sayfalarında, ekranlarında bunları ifade ettiler. Sanki biz tiyatro düşmanıyız.
Taş üstüne taş koyamayız:
Bizim sanata yönelik düşmanlığımız olamaz. Tam aksine bunu yaygınlaştırmanın gayreti içindeyiz ve Türkiye genelinde bütün tiyatroları yıktığımızı söylediler. Hepsini kaldıracağımızı söylediler. Ama bizi böyle göstermeye kimin ne hakkı var? Üstelik bu sürekli yazıldı. Şimdi çıkıyor bazıları diyor ki, 'Başbakan ve partisi gerekli güvenceyi vermiyor. Kitleleri ikna edemiyor. Kitleler de böyle düşünüyor.' Allah aşkına 'tiyatroyu yıkıp cami yapacaklar' iddiasının ben neresine cevap vereyim? Neresini düzelteyim? Bu düzelmez. Bu tür dedikoduların, iftiraların peşine düşsek, hepsini düzeltmeye kalksak bu ülkede taş üstüne taş koyamayız.
Yargı ifadelerime kızacak ama:
Öyle bir şey ki, siz adım atıyorsunuz, pat yargı karşınızda. Bizim yargı benim bu ifadelerime kızacak biliyorum. 'Olamaz.' Ya niye olamaz? Bunun niyesini söyleyin. Proje ise proje. Hizmet ise hizmet. Ülkeye hizmet. Bunu ülkemiz için yapıyoruz. Ciğerlerimize kadar bize kan ağlatıyorlar, kan. Bunu yapmaya hakları yok. Türkiye'de işler niye zor yürüyor biliyor musunuz? İnanın üretme noktasındaki bariyerler, bizdeki kadar öyle zannediyorum ki gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde bizimki kadar yok. Zor da olsa, biz yolumuza aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece.
Ben ülkeme düşman mıyım?
Kültür Bakanımızla dertleşip çözemediğimiz bir sorun da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) meselesi. İnanıyorum ki halkımızın arasında şöyle bir referandum yapsak, kimse şu andaki AKM'nin oradaki durumundan memnun değildir. AKM, otopark sorunundan tutunuz içindeki kullanım alanlarına varıncaya kadar bu şekilde kullanışsız bir eser olamaz.Yıkalım ve yeniden o arkadaki alanlarla Taksim Meydanı'na gerçekten yakışacak dev bir eseri inşa edelim. Ona da inanmadılar ya. 'Yok' dediler, 'Yapmayacaksınız, öyle bırakacaksınız.' Ya arkadaş ben ülkeme düşman mıyım? Burada biz millete efendi olarak gelmedik. Biz bu millete, vatana hizmetkâr olarak geldik. Bakın eğer başladığımızda bu adımı atabilseydik, 2010'un şu başına onu da yetiştirebilecektik.
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!29 Ocak 2011, 20:15Yazan: hero49AKM yıkılırsa artık diğer tarihi eseleri yıkma alışkanlığı oluşur.Burda önemli olan bir şeyin tarihi eser ünvanını nasıl aldığıdır.Bunu bilirsek bu problemler yaşanmaz.Ama işin içine siyaset girdi.Bir tarafta kendini çok bilmiş zanneden, ülkede sadece kendilerinin aydın olduğunu zanneden, bazı kişilerin adından çok yararlanmış ve hala devam edenler, diğer tarafta ise dini siyasete alet eden, piyonluk yapanların düşünceleri arasında geçiyor... (devamı)
30 Ağustos 2010, 19:56Yazan: semstAKM yi sıkıcı bulmanızı saygı ie karşılıyorum. Ancak bir de konuya yapının yapıldıgı tarihin Türkiye'si gözü ile bakarsanız görüşünüz değişecektir sanırım. Bu proje döneminde birçok yabancı dergide yeralmış, övgü ile konuşulan bir yapısı idi. Aradan geçen yaklaşık 40 yıla karşın benzer fonksiyondaki yapıların azlığı ve bezersizliğini de dikkate aldığınızda yapının korunması gerektiği gerçeği ile karşılaşırsınız... (devamı)
13 Ağustos 2010, 12:25Yazan: Emine MerdimBeral Madra'nın Radikal'deki yazısı: http://www.arkitera.com/h55724-post-degil-kohne-modernizm.html
28 Nisan 2010, 14:09Yazan: Emine Merdimİstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM ile ilgili basın açıklaması. Görüldüğü üzere, AKM’nin onarımı ve bu onarım için gerekli olan ödeneğin sağlanması sadece İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğunda değildir. Ajansımız tarafından AKM hesabına para aktarılabilmesi, Ajans Koordinasyon Kurulu kararına bağlı olup, bu husus Koordinasyon Kurulu’nun yetkisindedir... (devamı)
25 Şubat 2010, 15:41Yazan: Emine Merdim2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM süresi hakkında basın açıklaması: 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı işbirliğinde, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin onarımına yönelik “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin Onarımına İlişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Arasında İşbirliği Protokolü” 8 Ekim 2008 tarihinde imzalanarak çalışmalara başlanmıştı... (devamı)
24 Aralık 2009, 15:14Yazan: Emine MerdimHaber Türk'te bugün çıkan bir haber. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları: Muhteşem bir proje hazırladık. Çok spekülasyonu yapıldı bunun. Projeyi onaylattık, ihalesini yaptık. Kültür Emekçileri Sendikası yürütmeyi durdurma kararı aldı... (devamı)
14 Aralık 2009, 08:12Yazan: Omer YilmazDün Habertürk'teki köşesindeydi aşağıdaki Fatih Altaylı yazısı. Bir de maket fotoğrafı vardı ama internet sitesine o fotoğrafı koymamışlar. İlber Ortaylı da İBB binası yıkılmalı gibi bir şeyler demişti. Artık Murat Bardakçı'dan da bir yorum bekliyoruz. Taksim Opera Binası buydu TAKSİM'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılıp yerine İstanbul'a yakışır bir opera binası ve yanında da bir kültür merkezi yapılması gerektiğini söylüyorum ya... (devamı)
26 Ağustos 2009, 10:50Yazan: Derya YazmanAtatürk Kültür Merkezi'nin yenileme projesine imza atan mimar Murat Tabanlıoğlu, Radikal'da yayınlanan bir haberde yenileme projesi ile ilgili bazı bilgiler verdi. Haberin devamı: 'Yapılmazsa AKM'ye yazık olur'
25 Ağustos 2009, 17:35Yazan: Omer Yilmazöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)
25 Ağustos 2009, 16:04Yazan: Mehmet K. Özelöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)
Bütün yorumları forumda okuyun!






