Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Kültür'ün Kültür'e ihaneti

Tarih: 27 Nisan 2010 Kaynak: Sabah Yazan: Hıncal Uluç
Başlıktaki iki Kültür de, büyük harfle başlıyor. Çünkü ikisi de özel isim. Birinci Kültür, 2010 İstanbul Kültür Ajansı. İkinci Kültür, Atatürk Kültür Merkezi.

Şimdi, sizlere Kültür'ün, Kültür'e ihanetini anlatabilirim.

Aslında hikâye eski. Atilla Koç'un, hani "Uyuyan Bakan" diye isimler takıp sözüm ona dalga geçtiğimiz Kültür Bakanı'nın zamanında başladı. Bana sorarsanız gelmiş geçmiş en iyi Kültür Bakanlarından biriydi Koç.

Pek çok iyi işler yapmıştı. En büyüğünü yapmaya hazırlanıyordu. İstanbul'a yaraşır, kente simge olacak, Sydney Operası gibi dünyanın gelip göreceği bir mimari anıtı, Paris'teki Pompidou Merkezi gibi, 24 saat yaşayan bir Kültür Merkezi, Opera, Konser, Tiyatro Salonları, kafeleri, restoranları ile yaşayan bir Atatürk Kültür Merkezi.

Koç'un projesine göre, zaten hurdası çıkmış, gerek dış, gerek iç mimarisi ile on para etmez ve işlevsiz mevcut bina yıkılacak, oto park yerin altına alınarak, mevcut oto parktan kazanılacak geniş arazi de binanın arsasına eklenecek ve uluslararası bir yarışma ile, Taksim Meydanı'na bakan, ama Marmara'dan İstanbul'a yaklaşan gemilerden de görülecek bir muhteşem görünümlü, çağdaş yapı ortaya çıkacaktı.

İstemezükçüler hemen ortaya atıldılar. Alçakça iddialar otaya atıldı. "Asıl amaç, Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkıp, yerine cami yapmak" diyenler dahi çıktı. Proje de gitti Atilla Koç da.

Binanın temelden yıkılmasından vazgeçilmek zorunda kalındı. Eldeki hurdayı adam etmek üzere yeni bir proje yapıldı. Ana fikir gene ayniydi. Sadece temsil saatlerinde değil, gün boyu yaşayan bir kültür merkezi. İnsanların günün her saatinde girip çıkabilecekleri, kafe ve restoranları olan bir AKM.

İstemezükçüler ona da karşı çıktılar. Dava açıldı ve karar.
Yürütmeyi durdurma.

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a yetişecek proje kenara atıldı. Avrupa Kültür Merkezi, Opera ve Bale oynayacağı salonsuz kaldı. Çünkü mevcut sahnelere oyun koydun mu orkestraya, orkestra koydun mu oyunculara yer kalmıyordu.

Bu rezillik hâlâ sürüyor. "Kimsenin işine yaramasın"a itiraz eden yok. Salonsuz İstanbul'da en büyük salon mahkeme kararı ile kapalı. Gık diyen yok.

"Yahu Kültür Bakanı ne yapar?" diye soruyorum kendi kendime.

Şu yenileme projesini yapanlarla, İstemezükçüleri bir araya getirse, bir masa etrafında toplasa. Hatta biz bu işe meraklı bir kaç gazeteci de, Tufan Türenç, Doğan Hızlan, Güneri Civaoğlu, Evin İlyasoğlu, Zeynep Oral falan, gözlemci olarak o toplantıya katılsak. Herkes eteğindeki taşı dökse de neyin ne olduğu ortaya çıksa. Bir orta yol bulunsa. AKM kapılarını hiç değilse 2010-2011 sezonu için eylülde, hiç değilse 2010 bitmeden açsa.

Ve de işte bu sırada dehşet içinde öğrendim.

Kültür Bakanlığı, "Lanet olsun" demiş. Davalık projeden de vazgeçmiş. "AKM açılsın da nasıl açılırsa açılsın" demiş. Mevcut yapıya çivi eklemeden, tuğla çıkarmadan, sadece koltukları ve teknik imkânlarını yenileme üzerine bir yeni proje hazırlamış. Yani artık itiraz edilecek hiçbir şey yok.

Göndermiş 2010 Kültür Ajansı'na. Niye? AKM'nin yenilenmesi için ayrılan 75 milyon dolarlık ödenek, itirazlar, davalar, yürütmeyi durdurmalar üzerine, 2010 Kültür Ajansı'na devredilmiş. "Anlaşma olursa, siz bitirin" diye.

Kültür Bakanlığı itiraz edilen her şeyi çıkarıp, sadece mevcudu yenileyen projeyi tam 2 ay evvel 2010 Kültür Ajansı'na gönderdiği halde, ajanstan bugüne dek çıt çıkmamış. Başvuru sümen altında.

Yok muamelesi görüyor.

Bu ajansla ve 2010 için kendilerine verilen bütçeyi nasıl har vurup harman savurduklarıyla ilgili öyle şeyler duydum ki, yazsam, Deniz Feneri'ni aşar. Dedi koduyla işim yok. Ama AKM ile var.

Ortada kıyametler koparken, hem de Kültür Bakanlığı'ndan gelen projeyi 2 aydır süründürmenin anlamı ne, Kültür Ajansı.

Yoksa o 75 milyonu da yediniz mi?

AKM, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a, 2010 Ajansı, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'ya bağlı. (Neden acaba, o ayrı da), Ayni hükumetin iki bakanı bir araya gelip, AKM'nin niye hâlâ mühürlü durduğunu konuşamıyorlar mı?

Yoksa mesela Milli Eğitim, mesela İçişleri Bakanlarımız gibi "Başbakan emrederse" diye mi bekliyorlar?
Takip
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!

29 Ocak 2011, 20:15Yazan: hero49AKM yıkılırsa artık diğer tarihi eseleri yıkma alışkanlığı oluşur.Burda önemli olan bir şeyin tarihi eser ünvanını nasıl aldığıdır.Bunu bilirsek bu problemler yaşanmaz.Ama işin içine siyaset girdi.Bir tarafta kendini çok bilmiş zanneden, ülkede sadece kendilerinin aydın olduğunu zanneden, bazı kişilerin adından çok yararlanmış ve hala devam edenler, diğer tarafta ise dini siyasete alet eden, piyonluk yapanların düşünceleri arasında geçiyor... (devamı)

30 Ağustos 2010, 19:56Yazan: semstAKM yi sıkıcı bulmanızı saygı ie karşılıyorum. Ancak bir de konuya yapının yapıldıgı tarihin Türkiye'si gözü ile bakarsanız görüşünüz değişecektir sanırım. Bu proje döneminde birçok yabancı dergide yeralmış, övgü ile konuşulan bir yapısı idi. Aradan geçen yaklaşık 40 yıla karşın benzer fonksiyondaki yapıların azlığı ve bezersizliğini de dikkate aldığınızda yapının korunması gerektiği gerçeği ile karşılaşırsınız... (devamı)

13 Ağustos 2010, 12:25Yazan: Emine MerdimBeral Madra'nın Radikal'deki yazısı: http://www.arkitera.com/h55724-post-degil-kohne-modernizm.html

28 Nisan 2010, 14:09Yazan: Emine Merdimİstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM ile ilgili basın açıklaması. Görüldüğü üzere, AKM’nin onarımı ve bu onarım için gerekli olan ödeneğin sağlanması sadece İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğunda değildir. Ajansımız tarafından AKM hesabına para aktarılabilmesi, Ajans Koordinasyon Kurulu kararına bağlı olup, bu husus Koordinasyon Kurulu’nun yetkisindedir... (devamı)

25 Şubat 2010, 15:41Yazan: Emine Merdim2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM süresi hakkında basın açıklaması: 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı işbirliğinde, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin onarımına yönelik “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin Onarımına İlişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Arasında İşbirliği Protokolü” 8 Ekim 2008 tarihinde imzalanarak çalışmalara başlanmıştı... (devamı)

24 Aralık 2009, 15:14Yazan: Emine MerdimHaber Türk'te bugün çıkan bir haber. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları: Muhteşem bir proje hazırladık. Çok spekülasyonu yapıldı bunun. Projeyi onaylattık, ihalesini yaptık. Kültür Emekçileri Sendikası yürütmeyi durdurma kararı aldı... (devamı)

14 Aralık 2009, 08:12Yazan: Omer YilmazDün Habertürk'teki köşesindeydi aşağıdaki Fatih Altaylı yazısı. Bir de maket fotoğrafı vardı ama internet sitesine o fotoğrafı koymamışlar. İlber Ortaylı da İBB binası yıkılmalı gibi bir şeyler demişti. Artık Murat Bardakçı'dan da bir yorum bekliyoruz. Taksim Opera Binası buydu TAKSİM'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılıp yerine İstanbul'a yakışır bir opera binası ve yanında da bir kültür merkezi yapılması gerektiğini söylüyorum ya... (devamı)

26 Ağustos 2009, 10:50Yazan: Derya YazmanAtatürk Kültür Merkezi'nin yenileme projesine imza atan mimar Murat Tabanlıoğlu, Radikal'da yayınlanan bir haberde yenileme projesi ile ilgili bazı bilgiler verdi. Haberin devamı: 'Yapılmazsa AKM'ye yazık olur'

25 Ağustos 2009, 17:35Yazan: Omer Yilmazöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)

25 Ağustos 2009, 16:04Yazan: Mehmet K. Özelöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar... (devamı)

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Şubat 2012>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29        
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.