İstanbul'a yapılacak üçüncü boğaz köprüsü, Sultan Abdülhamid'in boğaza yaptırmayı planladığı köprüleri hatırlattı. Hamidiye Köprüleri yapılabilseydi, Medine'den trene binen bir yolcu, Viyana'ya kadar inmeden gidebilecekti.Bugün size Sultan 2. Abdülhamid'in boğazda yaptırmayı planladığı köprüleri anlatacağım. Sultan Abdülhamid'in yaptıracağı Hamidiye köprüleri iki taneydi. Biri Rumelihisarı-Anadoluhisarı arasında (1. Hamidiye Köprüsü) yani boğazın en dar yerinde diğeri de Sarayburnu-Üsküdar arasında (2. Hamidiye Köprüsü) olacaktı. 93 Harbi denilen 1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesinde boğazda bir köprü yaptırmak isteyen ve böylece Hicaz Demiryolunu Avrupa içlerine kadar bağlamayı tasarlayan Sultan Hamid, savaşın çıkmasıyla bu faaliyetini savaş sonrasına ertelemek zorunda kalmıştı. Nihayet 1900 yılının Kasım ayında Bağdat demiryolunun işletmesini de yürüten Almanlar bir proje hazırlayıp pâdişâha sundular. Bu iş için "Bosphorus Railroad Company" adlı şirketle de anlaşma yapılmıştı. Pers Kralı Darius'un Milâttan önce 500 yılında tam 800 bin askerini geçirdiği seyyar boğaz köprüsünden sonraki ilk ciddi girişim özelliğini taşıyordu bu.
1. Hamidiye Köprüsü
Boğazın en dar yeri olan şimdiki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün (700 m) bulunduğu yerde Sultan 2. Abdülhamid'in 1. Hamidiye Köprüsü olacaktı, eğer pâdişah tahttan indirilmeseydi. Rumelihisarı-Anadoluhisarı arasındaki 1. Hamidiye Köprüsü, o zamanki ismiyle Cisr-i Hamîdî, Bağdat demiryolu hattına bağlanacaktı. Dev bir kâide üzerinde yükselen 4 minâreli ve kubbeli 3 câmisi vardı köprünün. Bu 4 minâreli câmiler de Peygamber Efendimiz'in Medine'deki yeşil kubbeli türbesinin modeliyle aynıydı. Projeye göre arabalar, faytonlar Anadolu yakasında 4 minâreli dev bir câminin altından geçerek asma köprüde ilerliyor, az sonra boğazın tam ortasında tekrar 4 minâreli dev bir câminin altından geçiyor, yine asma köprü boyunca ilerleyerek nihâyet Avrupa yakasına geldiğinde yine 4 minâreli dev bir câminin altından geçerek bir kıtadan diğerine kara yoluyla (hava yoluyla da diyebiliriz ) geçmiş oluyordu. Câmilerin gölgesinde kıtalararası seyahat. Oldukça heybetli ve görkemli köprünün minâreleri ve kubbeleri Osmanlı pâdişâhı ve tüm Müslümanların halîfesi Sultan Abdülhamid Hân'ı simgelemesi, azametini ve kudretini de âlem-i cihana göstermesi maksadıyla tasarlanmıştı.
Boğaz toplarla kontrol altında olacaktı
Granitten yapılmış devâsâ kalınlıktaki köprü kâideleri üzerinde 4 minâreli kubbelerin yanı sıra toplar da yerleştirilecek, döner kuleler sâyesinde de boğazdan yabancı gemilerin geçişi kontrol altına alınacaktı. Ayrıca güvenlik için çok sayıda gözetleme kuleleri ve ne işe yarayacağı bir türlü anlaşılamayan çan kuleleri de vardı. Köprüdeki 3 câminin Kuzey Afrika üslûbu mîmarisinin yanısıra Selçuklu tarzı kubbe süslemeleri ve Osmanlı çini süslemeleriyle de halîfenin tüm İslâm dünyâsını temsîl ettiği vurgulanmıştı. Projenin maket resimlerinde azamet ve heybetini gördüğümüz bu Hamidiye Köprüsü'nün, gündüz ki ihtişâmının yanında gece manzarası da unutulmamış, deniz feneri gibi güçlü 15 adet fener yerleştirilmişti köprüye. Geceleri 15 fener ve binlerce lambayla aydınlatılan köprünün kapkaranlık boğaz üzerinde oluşturduğu 7 tepe İstanbul'u temsîl eden o görkemli ve büyüleyici manzarayı bir tasavvur edin hayâlinizde. Sanki câmilerle müzeyyen suriçi İstanbul'un görüntüsü, bu köprüyle İstanbul'un boğazına mücevher bir gerdanlık gibi asılmış, ışıl ışıl parlıyor.
2. Hamidiye Köprüsü (Sarayburnu-Üsküdar)
17 Mart 1900 yılında, henüz 1. Hamîdiye Köprüsü yapılmadan pâdişâhın huzûruna bir köprü projesi daha geldi. Sultan 2. Abdülhamid Hân'ın, Fransız inşaat mühendisi F. Arnodin'e çizdirdiği projede Hamidiye boğaz köprülerinin, Eiffel Kulesi'nin yapıldığı çelik teknolojisi ile yapılması tasarlanmıştı. Sarayburnu-Üsküdar arası oldukça açık olduğu için, buraya aktarma bir köprü planlanmıştı. Köprü, 5 ayak üzerine kurulacak, orta ayağı da 32 m derinlikteki deniz tabanına oturtulacaktı. Denizden yüksekliği 50 m olan köprünün üstünden yayalar, faytonlar geçerken, altından da teleferik şeklinde asma tren geçiyordu. Planlanan bu 2. Hamidiye Köprüsü'nün uzunluğu 1700 m denizden yüksekliği de 50 m olacaktı. Yâni şimdiki Boğaziçi Köprüsü'nün yüksekliği ile hemen hemen aynı. Zîrâ şu an Boğaziçi Köprüsü'nün en yüksek kısmı olan tam ortasının denizden yüksekliği 64 m sâir kısımları 50 m civârında. Fakat Abdülhamid Hân'ın Üsküdar-Sarayburnu arasındaki 2. Hamidiye Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü'nden 700 m. daha uzun. Yâni şu anki Boğaziçi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü uç uca birleştirirsek ortaya Abdülhamid Hân'ın yaptırmayı tasarladığı 2. Hamidiye Köprüsü çıkıyor.
Teleferikli Köprü
Projeye göre 2. Hamidiye Köprüsü'nün altında biri gidiş, diğeri geliş olmak üzere 2 teleferik bulunuyordu. Köprüdeki tren yolu, Sarayburnu ayağında Sirkeci tren yoluna bağlanacaktı. "Compagnie İnternationale du Chemin de Fer du Bosphore" şirketi'nin Pâdişah 2. Abdülhamid'e sunduğu projede, bir çevre yolu haritası ve 2 köprü resmi vardı. Yukarıda anlattığım her iki köprünün de bu şirketin projesi olması kuvvetle muhtemel. Köprülerden 1. si o kadar detaylı çizilmiş ki altından geçen yelkenli dahi resmedilmişti. Çamlıca Yayınevi'nin çıkardığı Yedi Kıta tarih dergisinin yaptığı araştırmada, Sadrazam Rıfat Paşa imzâlı belgede Cisr-i Hamîdî ( Hamidiye Köprüsü ) bütün teferruâtıyla anlatılıyor. Köprünün mimarı olarak da İtalyan Mîmar Mandrokal'ın ismi geçiyor. Köprüden yayaların, faytonların, arabaların ve dahi trenlerin geçmesi için ayrı ayrı yollar düşünülmüş, her türlü vâsıtayla karşı kıtaya geçme imkânı sağlanmıştı. Medîne'den trene binen bir şahıs, bu köprü sâyesinde Viyana'ya hattâ Pâ ris'e, Berlin'e kadar hiç inmeden gidebilecekti.
İlk O'nun fikriydi
Şimdilerde tüp geçit tam da Sultan Abdülmecid'in yaptırmak istediği Üsküdar-Sarayburnu arasında yapılıyor. 3. köprü tartışmaları ise hâlâ devam ediyor. Bu arada eğer yapılırsa 3. köprüye her kesimden çeşitli isim teklifleri gelmişti. Bu isimleri şimdi tek tek burada yâd etmek yerine âcizâne kendi teklifimi sunup müsâdelerinizle çekileyim huzurdan: İstanbul fâtihinin ismi 2. köprüye verildi. İstanbul'un 2. fâtihinin ismi de 3. köprüye verilsin. Ne de olsa boğaza köprü yapma fikri ilk Sultan 2. Abdülhamid'e âitti. Hattâ projelerini hazırlatmış, ismini dahi koymuştu: Hamidiye Köprüsü.
Takip
Bütün yorumları forumda okuyun!11 Ekim 2009, 20:52Yazan: Aslı Özbaydeğerli forum üyeleri, burada böyle yazılar yazmak "racona" uyuyor mu bilmiyorum :U ama konuyla ilgilenen iyi kaynaklar olduğunuzu bildiğim için bi gayret yazıyorum: umarım izliyorsunuzdur, 7 haftadan buyana NTV'de "yaşasın mimari" adıyla bir dizi yayınlanıyor. bu diziyi istanbul serbest mimarlar derneği adına hazırlayan ekipteyim... (devamı)
6 Ağustos 2009, 16:15Yazan: RKSIyyyy. Bu yaratıklardan bizde de var birtane. Bunlarda en iyi malzemeler 5.sınıf işçilikle uygulanır. Koridorlarının 1,00m genişliğinde olan bölümleri vardır bunların. Detay problemleri ile doludur bunlar. Özellikle 21.yy Türkiye'sinde hızla çoğalan bu türün Osmanlı, Selçuklu vb. mimariler olduğunu sanan vatandaşlar 'Kimliğimize sahip çıkılıyor' tadındadır... (devamı)
6 Ağustos 2009, 13:49Yazan: Faruk ÖzgökçeBen kullanıcıların bu tür yapılarda olmaktan çok hoşnut olduğunu (birkaç kişiye sormuştum) biliyorum. Konya'dakine benzer bir bina da memleketim olan Sinop-Boyabat ta yapıldığından insanların bu modeller karşısında kendilerini adaletin hakimiyetinde ve geçmişin gölgesinde hissettiklerini biliyorum... (devamı)
6 Ağustos 2009, 10:05Yazan: 312şerrefArkadaşlar kanımca, bizler mimarlar odasını ya da kendimizi bu konularda acımasızca eleştirsek de acaba birazda çuvaldızı bu binaların esas kullanıcılarına batırsak; ülkenin de mesleğe karşı bakış açısını birazcık olsun değiştirebiliriz diye düşünüyorum. Demek istediğim acaba bu ülkenin adalet saraylarının esas kullanıcıları olan savcılar, hakimler, memurlar, avukatlar, katipler... (devamı)
5 Ağustos 2009, 14:21Yazan: Omer YilmazEreğli Adliyesi (Konya) Önünüden araçla geçerken gördüm 3-4 gün önce, fotoğraf bana ait değil, Google Imaj araması ile ulaştım, şurada: Panoramio - Photo of Ereğli Adalet Sarayı Anadolu'nun bu köşesinde de yeni Adliye modellerimizden görmek mümkünmüş. Demek ki bu virüs de okullardaki gibi her yere yayılmış artık... (devamı)
2 Şubat 2009, 18:09Yazan: I L I A SGerçekten bu konuda bir dur diyebilmek lazım. Mimarlar Odasının bu konuda çalışmaları var mıdır yok mudur bilemiyorum. işin aslı şimdi araştıracağım. Ayrıca kamu yapılarının mimari proje yarışması sonucu ile yapılacağına dair bir kanun olduğunu biliyordum ben yoksa yanılıyor muyum? Bu kanunun demek ki açık yerleri mevcut... (devamı)
12 Ocak 2009, 22:14Yazan: AZMİ AÇIKDİLAdalet dağıtan bir kuruluşun binaları da adilane olmuş.
Projeler müsavi.
Ancak, sevimsiz bir mimari, o binalar da işi olmanın sevimsizliği gibi.
Nereden bakarsanız bakın;
İsmiyle,cismiyle, müsellem.
12 Ocak 2009, 10:50Yazan: Burcu KarabasBuyrunuz...
Habere ulaşmak için tıklayın:
Kırşehir'e Adalet Sarayı yapılıyor
8 Kasım 2008, 20:41Yazan: ontAntalya'daki osmanlı özentisi açılalı 1 ayı geçti.
Eski bina ile karşılaştırırsak eskisini tam Adliye sarayı denecek cinsten sert bir yapıya sahip idi.
Eski brütal bina: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P4270086.jpg
Yeni Osmanlı özentisi: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P9200029... (devamı)
26 Nisan 2008, 11:21Yazan: mmonerMimarlar;
Konu biraz eski, ama yazmak istedim. Bu "biz böyle beğendik, aynısından istiyoruz" tipi projeler, ülkemizdeki tüm diğer yapılar gibi mimar tarafından değil; imar kuralları, yönetmelikler, mal sahibi ve mütehaitler, mimarlardan kaprisli "bazı" inşaat mühendisleri ve malesef mimarı çizerden ibaret gören yapı-yaşam kültürümüzden kaynaklanıyor... (devamı)
Bütün yorumları forumda okuyun!






