Haberler

Glen Small ile "Yeşil Makine" Üzerine...

Tarih: 28 Nisan 2006 Kaynak: Archinect Derleyen: Didem Baran, Sinem Çetintürk


Fotoğraf: Yeşil Makine

Glen Small, 1965 yılında yüksek lisans çalışmaları sırasında “en basit anlamda bir kentin yaşanılabilir olması için neler gereklidir?”i sorusu ile araştırmalarına başladı. “Yeşil Makine”, “Çimen Ken”, “Biomorfik Biosfer” ortaya koyduğu şehir örneklerinden bazıları. Kendisinin geliştirdiği ancak hiçbir zaman uygulama fırsatı bulamadığı kent modelleriyle ilgili 68 yaşındaki mimarlarla Orhan Ayyüce’nin yaptığı röportajı yayınlıyoruz.

Vietnam Sonrası, Blade Runner öncesi 70’lerin Los Angeles’ı. Bilgisayarın tasarıma müdahalesi henüz çok az, bir çok şey fiziksel

SCI-Arc bir Ray Kappe buluşu,.enerjiyle parlayarak, onun sahip olduğu silah ve öğrencileriyle süre geliyordu.

1800’lerin Santa Monica’daki Berkeley Caddesi’ndeki deneysel mimarlık okulu çeşitli yolları deneyerek, çevresinin ve “House of Glen Small’un da desteğiyle kuruluş üyelerini buluyordu.

8.000 adımlık meydan içinde, dalgalı metal SCI-Arc, öğrenciler tarafından tasarlanan uzay istasyonları ve gezegenler arası, tavandan asılmışçasına sıfır yerçekimi kuvvetinde ve eşkenar dörtgen biçiminde mantarlar gibi yükek platformlar üzerine oturan şehir modelleri için kanatları sökülmüş uçak gibiydi. Okul dışında da, okula bağlı fütüristik sanat ve filmlerle ilgilenen bir grup vardı. Onlara göre herşey, çelik musluklar kıskaçlar ve 8 x 8’lik kontplak modellerle şekil değiştirebilirdi. Ayrıca aşağı yukarı 600 Dolar vererek, genç fakültede bir sömestr tanınmış mimar ve ressamlarla çalışabiliyordunuz. Birçok insan SCI-Arc’ın cazibesine kapıldı, çünkü okul konsept olarak gelecek hakkında bir serbest düşünce okuluydu. “Yeni Okul” (kurulduğunda ilk ismi buydu) bir mıknatıs oldu.

Peter Cook ve Ron Herron, Archigram’ın taraftarlarıydılar. Avrupa’da “AA”, Kuzey Amerika’da SCI-Arc. Reyner Banham’ın deyişiyle: “Şehirde tıkaç ve biyomorfik biyosfer” Anlayabildiniz mi?

Glen Small’un stüdyosu ana alanda kurulduktan sonra, Los Angeles Times ve diğer yayıncılar tarafından kuşatılmıştı. SCI-Arc birçok medya kuruluşunun dikkatini çekti.

Deneysel ”Biyomorfik Biyosfer” ve “Green Machine” den veya tavana aslılı duran bütün o öğrenci projelerinden çıkan veriler çok güçlü birşeye sahip olabilirdi. Bu kadar olası bir durum daha önceden programlanmış olabilir miydi? Eğer “Green Machine” de So Cal Architectral’in yolunda kurulsaydı bugün herşey daha farklı olacaktı, belki de daha az şey “Almanlaşacak’tı”.

80’ler Reagan Sahnede
Frank O. Gehry’nin öncülüğünde genç, seçkin, postmodernist ve bazen de raslantı sonucu konstrüktivist bir grup vardı. Bu geçmiş günlerde yerel ve uluslararası mimarlık sahnesi batı yakasının PJ ve NY5’ını ortaya çıkardı ve onları Avrupa yollarına savurdu. Ve onlara Japonya’da neler olduğunu ise söylemedi.

Bunlar ham enerjinin yapmacık insanlarıydılar. Kontrplağa maruz kalmış yüzeyler, paslanmış çelik, genişleyen uzay boşluğu, eğik strüktür, değişken hatlar ve renkler. “Bu yapıları şişman bayan şarkı söyleyene kadar kullan” deyimiyle, Reagan’lı yıllarda özel yatırımlar mimarlık alanına girdi.

Genç Los Angeles çalışanları bu eğlencelikleri yeniden yaptı. (Santa Monica / Venice Beach). Onların tasarımı, diğer müşteri odaklı endüstrilerle bütünleşmiş ve dünya üzerindekilerinin % 50’sine pazarlanabilirdi. Onların bazıları ışıklı güzel boşluklu atmosfer, kıyafet markaları, gözlükler ve mobilyaların üzerindeki iç çamaşırları imgeleriyle deyim yerindeyse “katil mimariye” sahiptiler. Reklam endüstrisi mimarlığa aşıktı. Alman, Avusturyalı, Fransız ve Japon, hepsi spotlar altında üretilen ve çekilen manzaraya aşık olmuşlardı. Los Angeles’tan evlerine bu edinimle döndüler.

Başarı dünyasında, her mimarın içinde küçük, patlamış bir geometri vardı. WorksLA avangard evler, restaurantlar, galeriler ve çalışma alanları tasarladı. Yatırımcılar için para hedefi oldular ve onlara sosyal statü olanağı sağladılar. Onları yüksek zevkle ilişkilendirdiler müşterileri, herşeyin kaplandığı alanlarda çok güzel hayatlar olduğuna inandı.

Yapılar, Reagan’a özgü yeşilliklerle beslenen ilginç görünümlere ve uçuk yaratıcılığa sahiptiler ve yaşam biçimlerinin detaylarını eşsiz yollarla çözüyormuş gibi görünüyorlarken çok cazip para hedefleriydi. İçeride, dışarıda hayat güzeldi.

Aynı zamanda mimarlık, çevreyle ve onun teknolojisiyle bütünleşti. Konut ve şehir planlama yayınları 21. yüzyıl için şehirleri hazırlıyordu. Güçlendirilebilirlik, uzay tasarımları, güneş enerjisi toplayıcıları hipiler tarafından olduğu gibi yupiler tarafından da dışlandı. Eğlenceli değil mi? “Zamanın ruhunun içinin boşaltırılarak piyasalaştırılması yüzünden, herşey için “z” kelimesi (ing: zeitgeist) binaların bütçelerinin ve imaj çalışmalarının üstüne yükleniyordu.

En sonunda “Green Machine” ‘in konstrüksiyonu gerçekleşmedi ve Glen Small’un SCI-Arc’tan olmaması da problem olmadı. Yöneticiler daha önceden onun olmadığı bir oyun planı planlamışlardı bile. Evet bu, okulun kurucusunun kovulduğu ilk durumdu.

2006’ya hızlı bir geçiş
Doğal felaketler ve küresel tehlikeleryükseliyor, bu durumda alternatif mimarlık gelişmek zorunda. “Green Machine”in yaşadığını yeniden gözümde canlandırabiliyorum. Belki yarı boş Venedik Kütüphanesi’nin batı tarafı gibi değil ama daha çok, Palisades Parkı’nın uçurumlarına eklenmiş gibi, belki de LA Nehri’nin üstünden geçen.

Ben şimdilik ilk defa 1978’de gördüğüm ve o zamandan beri gelişen birşeyleri görmek için buradayım.


Fotoğraf: Çim Kent

Orhan Ayyüce: “Yeşil Makine” ve “Biomorfik Biosfer” nelerdir ve nereden geliyorlar?
Glen Small: 1965 yılında Cranbook Sanat Akademisi’nde Eliel Saarinen Bursu ile mimarlık yüksek lisansı yaptım. Bu burs bana orada istediğim kadar kalarak istediğim araştırmayı yapmama izin veriyordu. Proje konusu olarak kentin yeniden tasarımını seçmiştim. Bu sebeple, bana en yakın kent olan Detroit’i seçerek değişimin evrelerini incelemeye başladım. Konuya, kentin mevcut durumundan ve üzerine hişçbir ilave yapmadan önce “bir şehirde neler olmalıdır”sorarak yola çıktım. Oldukça heyecan duyduğum bir zamandı, çünkü Japonya’daki Metabolist grup ve İngiltere’deki Archigram ve dünyadaki diğer mimarlar kent ölçeğinde ideal çözümleri üzerine çalışıyorlardı. Ben çalışmalarımda daha çok doğaya yoğunlaştım ve bu bana daha çok heyecan verdi. Benim şehrimin doğa ile uyum içinde olmasını sağlayacak prensipleri ortaya koymayı istedim. Ve strüktür, geri dönüşüm, yenileme, planlama gibi konulara hep bu açıdan yaklaştım. Ayrıca teknolojiye çok ilgi duyuyordum. En son teknolojinin doğa olduğunu düşündüm. Bu sebeple doğayı kendi tasarımınıza dahil eden prensipleri uygulamaya başladığınız zaman, en sonunda doğanın kendisine benzeyen bir yapı ile sonlanıyor.

Bu nedenle “Düşey Şehir” adını verdiğim yapıyı geliştirmeye başladım. Bu 1.650 metre yüksekliğinde ve göllerin ve nehirlerin üzerini kaplayan organizma gibiydi. PA’da ve Fransa’da yayınlandı. İki yıl sonra Los Angeles’a taşındım ve büyüdüğüm kentte çalışmaya karar verdim. İşte bu benim Biomorfik Biosfere nasıl ve nerede başladığımın öyküsü. Aslında herşey bu “Düşey Şehir” fikriyle başladı ve gelişerek devam etti.

Bu kent modeli, Los Angeles’ın üzerinde nehiri, tepeleri ve vadileri kaplayarak büyüyen bir organizmaydı. Biomorfik biosferin içerisinde, havanın arttığı, soğuduğu ve düştüğü ve zemindeki rezervuarlarda toplandığı dev sistem yer alıyordu. Bu artırılabiliyor, geri alınabiliyor, depolanabiliyor ve hatta popülasyon azalırsa, bina sistemi içerisinde depolanıyor ve kendini tüketmeye başlıyor.

Benim düşündüğüm herşeyi yapıyor olması çok güzeldi ama bunu kimse dinlemek istemiyordu. Çoğu insan kısa süreli ilgileniyordu ve elbette Megastrüktür “devri” de ölmüştü. Tüm mimarlar bir dönem bununla ilgileniyordu ve sonunda bundan çok para kazanamayacaklarının farkına vardılar. Bu nedenle yok olup gitti ve herkes tekil binalar tasarlamaya geri döndü. Bense hala bununla uğraşıyor ve öğrencilere işin nasıl olması gerektiğini anlatıyordum. Ancak projenin ölçeğini biraz daha küçültüp ona yeni bir isim verdim; “Yeşil Makine”

“Yeşil Makine”, “Biomorfik Biosfer”in gerçek konstrüksyon detayları ile çözüldüğü daha küçük ölçekli bir modeli diyebilir miyiz?
Tabi ki. Bu sefer ki gerçekti. Ben “Biomorfik Biosfer”i yaparken bile her zaman gerçekleştirilebileceğini düşünerek çalışmıştım. Aynı Frei Otto gibi. O da fantastik gerilimli strüktürler yapıyordu. Bende her zaman iyi bir strüktür oluşturma hissi vardır. Bu nedenle her zaman gerçekçi tasarımlara yöneliyordum. Ölçeği küçültmeye karar verdiğimde o dönemde yapılan uzay kafes gibi kullanılan sistemleri seçiyordum. Sonunda Biosfer 2’yi tasarlayan Peter Pierce’a gittim.

Bende fikir vardı, ve o fikirleri alarak geliştiriyordu ve geriye çalışma detayları ve çözümlerle geliyordu. Ona gittiğim zaman NEA ve Federal Block Grant’a iş yapıyordum ve yanıma eleman alabilecek bütçeye sahiptim. İnsan bulmak kolaydı çünkü birçok insan yaptığım işle ilgileniyordu. Biz kendiliğinden destekli üniteler tasarlamaya çalışıyorduk. Bu nedenle modüler sistemler kullanılıyordu, uzay kafes ve hava akımlı karavanlar gibi, 5 kez kullanılabiliyordu.

Yük konteynerlarından bile daha iyi?
Doğru. Daha önce hiç yük konteynerlarıyla çalışmayı denediniz mi? Ben denedim ve bir kere onlarla işiniz bittikten sonra yeniden çalıştırmak için arda kalan hiçbirşey kalmıyor. Bu nedenle herkes “Yeşil Makine” ile ilgilendi. Ben modüları tasarladım, fabrikaya gittim ve 165 cm. feet’lik bu şeyi aldık. İçerisinde iki - üç yatak odası birimleri var. Ben eyalete giderek tüm kodları ve herşeyi uyguladım. Ve sonunda gerçekleştirdik. Bu şeyi gerçek danışmanlarla, gerçek içerikle tasarladım.

Bu durumda kent bu çalışmanın neresinde yer alıyor?
Projenin kent ile bağlantısını kent plancısı Calvin Hamilton sağlıyordu. Calvin, ilişkili topluluklar üzerine fikirler geliştirdi. Kent dışına giderek Latin halkını araştırdı ve onları geliştirerek kentin geri kalanıyla arasındaki bağlantıyı yarattı. Bu çok kapsamlı bir işti. “Yeşil Makine”yi gördüğü zaman “Biz bunu inşa edeceğiz.” dedi.

Konsey üyesi Pat Russell projeye destek verdi. Tüm parçalar biraraya geldi, paramız vardı, zemin hazırdı ve kentte bu konunun arkasındaydı ve inşaedilebilirliği vardı. Herşey kısa zamanda yerel ve uluslararası basına yansıdı. Tüm dünya çapında konuşulunuyordu. Ben Washington’a giderek konut idaresi ile görüştüm. Herşey yolunda gidiyordu.

Ancak tam seçim dönemindeydik ve Carter görevini tamamlarken yerini Reagen’a devrediyordu. Reagen’da yeni dönemde fazla giderleri kesilmeye başlandığı bu dönemde böyle bir deneysel projeye bütçe ayrılamayacığını bildirmişti. Proje sadece 1,5 milyon Dolar’a mal olacaktı, Bel Air’deki bir ev ile aynı maliyette. Ayrıca kamu arazisi üzerinde 24 ünite herşeyi ile geri dönüşümlü, güneş enerjisiyle çalışan. Herşeyi tasarlanmıştı.

Sadece 1,5 milyon Dolar. Bu Santa Monica’daki bir evin fiyatına denk. Peki bütçe için özel sektörü araştırdınız mı?
Aslında, bu çalışma bende tüm çizimleriyle, tüm finansal yönetimiyle bulunuyordu. Arco’ya projeyi sundum, olumlu yaklaştılar ama hiçbir zaman birşey yapmadılar. Unical, Armand Hammer ve birkaç firmaya daha gittim. 80’lerdeydi. Bilirsin. İnsanlar o sıralarda faklı şeylere ilgi duyuyorlardı.

Eğer “Yeşil Makine” bugün inşa edilseydi, yine aynı heyecanı hisseder miydiniz? Maliyeti ve herşeyini göz önüne aldığınızda yapılabilir olur muydu?
Maliyetin çok fazla arttığını zannetmiyorum. Hala kullanılmış hava akımlı karavanı aynı fiyata alabilirsiniz ve uzay kafesler bugün daha çok gelişti ve ucuzladı. Bunları düşündüğünüzde bugün yapılabilirliği daha yüksek.

Glen, merak ediyorum hava akımlı karavan olmak zorunda mı?
Bende kotrollü bir deliyim. Herkesin kendi tasarımını yapmasını istemedim. Buna ek olarak, hava akımlının sahipleri çoğunlukla karavanlarına en iyi şekilde bakarlar.

Katılıyorum. Santa Monica’da Karavan Park Köyü’nde yaşadığım için hatırlıyorum, en iyi korunanlar havalı akımlı olanlar.
Evet. Tekrar “Yeşil Makine”nin bugününe dönersek, bu tasarımı sunduğum zamanlar hippi dönemiydi. İnsanlarda belirli bir maceracı doğa vardı. Ve 80’lere gelindiğinde herşey farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Bu nedenle ben herşeyin hala orada olduğunu düşünüyorum, insanlar dışında. Eğer elinizde bir arsa varsa bunu, bunu inşa edebilirsiniz. Ama baştakilerin bunu ister mi bilemiyorum.

Ayrıca birde şu var ki, Washington DC’de birisi bana annesinin bir trailer da yaşadığının ve bunun yetersiz bir ev olduğpunu söylemişti. Bu tip modüler yapılı tipler konusunda negatif düşünceler var. Yaşamım için ihtiyacım olan herşey burada var. “Bu tüm gereksinimlerimi karşılıyor ve çok konforlu, vb.” diyebilmeniz için çok sofstike biri olmanız gerekiyor. Tasarıma karşı çıkmadan anlamaları gerekiyor. Bunun bir kısmı hala mevcut ama eskisi gibi değil. 20 yıl sonra toplum tasarımı daha çok sorguluyor. Bu ise gerçekleştirilebilmesini gittikçe daha çok zorlaştırıyor, ve daha çok insan bu sisteme dahil olamıyor artık.

Yıllar boyu süren çalışmalarınızda aynı fikirlerle gelen birçok genç mimarla karşılaşmışsınızdır. Çünkü birçok merak edilen konu artık gerçek. Örneğin kirlilik, kaynak tüketimi, işler ve diğerleri, insanlar konunun daha çok farkındalar.
Aslında ideallerle gelen genç insanların çoğu zengin ailelerden geliyorlar. Onlarda bu idealizm var. Fakat daha sonra, öyle bir noktaya geliyorlar ki, ailelerine daha çok vakit ayırıyorlar, mortgage ve araba taksitleri ve çocukların okul taksitleri ardından buna değmeyeceğini anlayarak bütçe ayıramayacaklarını söylüyorlar.

Biliyorsun, bunu kendimde yaşadım. Yaşım 68 ve kırgınım, bu çok ürkütücü. Bir yıl boyunca hiç iş alamadım, üniversitede ders vermiyorum, Nikaraguay’daki işim bitti ve çok iyi bir işti. Ama herşey bir yana kırgınım.

Sizin mimarlığa en büyük katkıda bulunduğunuz alan ve tutkunuz üniversitede ders vermenizdi. Ray Kappe’den sonra okulda ikinci adamdınız. SCI-Arc’tan ayrılmanız istenildiği zaman nasıl hissettiniz?
Bu aslında herkesin düşündüğü gibi bir gece de olmadı. Daha sistematik bir şekilde gerçekleşti. Benim fikirlerime de sempati duyan profesörlerin hepsi uzaklaştırıldı. İlk önce onlar kovuldu. Bu nedenle benim stüdyoma gelen öğrencileri bana yönlendirecek isimleri uzaklaştırmışlardı.

Ve yeni yöneticiler doğu yakasından insanlar getirdiler ve öğrencileri bu kişilere yönlendirdiler. Ben bıraktığım zaman, yenilmişlik duygusuna kapıldım.

En komiği, kızım benim filmimi çekerken, Thom Mayne ile röportaj yapıyordu. Mayne, benim onları ürküttüğümü söyleyerek, karizmam ile öğrencileri kendi fikirlerime doğru çektiğimi söylemişti. Temelde demek istediği öğrenciler üzerinde bir gücüm olduğu ve bunun yöneticileri, fikirleri ve SCI-Arc’da yapmak istedikleri üzerinde bir tehdit oluşturmasıydı. Bu nedenle oradaki oyunumu beslemeyeceklerdi. Ve onlara stilistik şeylerin anlamsılığını söyleyecek birilerini istemiyorlardı. Bu nedenle beni uzaklaştırdılar.

Bir şeyi açıklaya kavuşturalım. Siz Sci Arc’ın kurucularından biri misiniz?
Evet, öyleydim.

Peki işinizi geri istiyor musunuz? SCI-Arc kurallarına göre, kurucu üyeler asla kovulamaz.
Okula başladığımız zaman sözde böyle bir anlaşma yapılmıştı, kurucu üyeler kovulamazdı. Bu doğru.

 
Fotoğraflar: Biomorfik Biosfer                             Orman Tiyatrosu

Hatırlıyorum, siz okulda en açık düşüncelere sahip olanlardan biriydiniz, bugün en iyi tanınan Mayne, Moss’un olduğu dönemlerde, bir yön arıyordunuz. Sonra bu yol Frank Gehry sayesinde onlara açıldı. Ama tüm okul sizin öğrencilerinizinm projeleriyle kaplıydı ve sizin atölyenizden gelenlerle.

Doğru. Bizim stüdyoda yaptığımız eşkenar dörtgen öğrencileri en çok okula çeken okul posterinde kullanılıyordu,

Evet, tekrar ders vrmek ve mesleğime dönmek istiyorum, Sci Arc de veya başka bir yerde. Öğrencilerle iç içe olmayı seviyorum. Son zamnlarda keşfettiğim birşey, stüdyoları dolaşıyorum ve projelere bakıyorum. Herşey organik, sanki hepsi doğanın bir ürünü. Tabi bilgisayar programlarının bunda etkisi çok fazla. Ancak günümüzde benim duyarlılıkla yaklaştığım formlara artan bir ilgi var. Yani artık geri geldi, tekrar burada.

Günümüzdeki bilgisayar tasarım programları hakkında ne düşünyorsunuz?
Farkettim ki bilgisayar programlarında, belli bir sınırlandırma var. İskelet yapılarda kemik hiyerarşisinin geliştirilmesinde özellikle. Büyük küçük kemik şeklinde çalışması gerekiyor. bilgisayar örtüleri görüyorum sanki gerçeği örten. Bu nedenle ben öğrencilere strüktürü oluşturmayı öğretebilirim ve onlarda bilgisayarlarını alıp onu düzenlerler ve sonunda tüm elemanlara sahip inşa edilebilir bir bina ortaya çıkar. Bu projeler büyük olasılıkla gerçekten uzaklar. Los Angeles için “Çim Kent” projesini geliştirmiştim. Yükseltilmiş yaya yolları ve optimum günışığını alacak şekilde açılı yerleştirilmiş bloklar ve zemini otomobil gibi mekanik taşımacılık araçlarına ayırmak, zemine minimumda müdahale ile trafiği aksatmamak.

Öyle görünüyor ki Los Angeles düşünmeyi durdurmuş ve mimariyi gösteren Müze, alışverişe merkezleri, katedraller gibi yapıların inşaatına başlamış, hala Los Angeles bazı heyecan verici futuristik fikirleri ve çevresel konulara çözüm getirerek gerçekten inşa edebiliyor. Ben cephedeki solar kollektörleri kötülemek istemiyorum. Çoğu büyük projeler bu detayçı ve stilistik niteliklere sahip, sosyal iiçerikten habersiz.
Ve insan sıcaklığından. Gölü ve bitkileriyle birlikte “Eko Park” gibi eski parçalar insanlara daha cazip geliyordu. Sonra Thom Mayne Caltrans Binası’nı inşa ediyor ve “kirpi bir plaza” inşa ediyor. Ve mimarlık camiası bunu kutluyor. Ancak insani boyutuna balktığınız zaman, korkutucu gerçeği görüyorsunuz. İşlemeyecek. Bundan 10 yıl sonra “neden bu bina edilmiş” diye konuşacaklar.

Bazıları şimdi bile bunu söylüyor. Los Angeles’ın çok fazla geliştiğini söyleyemeyiz. Problem çözümleri?
Doğru. Ben Beverly Hills’teyken şato gibi ve birkaç modern mimari gibi her akla uygun mimari stili gördüm.

Modernler... Onlar oradalar, çoğu etkilenmiş ve uzunluğu maksimumda ve Avupa detaylı ortaçağ modern planlı konutlar, vs.
Ben bu şeyleri çok seviyorum, Mikonos’taki gibi veya tamamen beyaz duvarlar ve pembe kapılar. Daha önce Meksika’ya gittim. Orada kendileri için en uygun doğal materyal ile inşa etmişler, kalın duvarlar. İç mekanlar serin. Bunu son derece çekici buldum ve bunun heryerde yapıldığını sanmıyorum.

Siz vizyon sahibi bir mimarsınız. Müzeler, dev salonlar, tepeler, kuleler yerine kentsel ölçekte çalışan ve daha önemli konular olan büyüme, ekoloji, konut, teknolojik gelişmelerle ilgilenen ender insalardan birisiniz. Bu anlamda Los Angeles hakkında ne düşünüyorsunuz?
Saınırım daha da kötüye gidecek. Bunu söylemek istiyorum çünkü beni şef yapmalarını istiyorum.

Ve herşeyi değiştirmek. Dürüst olmak gerekirse daha çok insan daha çok insan daha az yaşanılabilir bir kent yaratacak. Elbette bunu oraya buraya bir anıt dikerek ile tanımlayabiliriz, ama Pasadena’dan başayarak San Pedro’ya uzanacak ve LA Nehri’ne ulaşacak bir fikir oldunu sanmıyorum. İnsanları besleyen birşey yok. LA hakkında bir yazı yazdım, umutsuz olmak ve değişmeyi istemek, hatta yatırımlarının başarısızlığını fark etmek eğer mekanı daha iyi hale getirmeyecekse. Ve onlar paralarını Biomorfik Biosfer gibi projelere yatırmayı isteyebilirler.

Ancak, insanların birşey hakkında görüşbirliğine varması giderek zorlaşıyor. Örneğin Sierra Klubü gibi bir grubun güzel fikirlere itiraz etmesini çok gereksiz buluyorum. İnsanlar artık bir araya gelip herkesin yararına karar veremiyorlar. Bu sadece burası için geçerli değil tüm dünya için global bir problem. Ancak LA’de Hollywood’a bağlı olarak bazı sembolik nitelikler var. Nereye giderseniz gidin, LA’ye belli bir çekim var. Bu endenle insanlar LA’de herşeyin mümkün olduğunu düşünüyorlar. Eğer LA’de bir yer alırsanız, satması kolaylaşır. Sanki hepimiz LA olmak istiyoruz gibi.

Eğer siz LA’ye futuristik şeyler getiremezseniz, Basklardan ne bekliyorsunuz? Bu şehir ilerici fikirler ve deneysel çalışmalarla muhteşem görünebilir, bu şehrin yeni bir Prada’dan daha fazlasına ihtiyacı var, kendisini geliştirerek geleceğe ilerleyebilir. LA’de şu anda birçok Prada var, ayrıca Rodeo Drive bundan daha da önemli.

Projelerimin hepsi bu senaryoya tam uyuyor, “Çim Kenti, Yeşil Makine, Biomorfik Biosfer.”
“Çim Kent” merkezde yer alan 4 kopya binadan oluşuyor ve bunlar o kadar doğal büyüyebiliyorlar ve yayılabiliyorlar ve sonunda kenti ele geçiriyorlar.

Buna benzer bir projeyi Philip Johnson herkesin konuştuğu AT&T Binası’nı tasarladığı zamanda NY için hazırladım, “Orman Tiyatrosu”. Ve dedim ki bırakın inşa etsin biz bunun üzerine, bir yandakine ve onun yanındaki bir ağ örteriz ve kenti yeşil bir eve dönüştürürüz. Cephelerinden şelaler akan. Şimdi NY için birçok teras bahçesi prrojesi yapıyorlar.

Siz uzun yıllar çalışmış deneyimli bir mimarsınız, AIA üyesisiniz. Onlar için büyük bir kayıp. Pratikte çok deneyiminiz var, geleneksel binalar tasarlamışsınız. Şu anda birçok mimar yeni konutlar, yeniden modellemeler ve okul projeleri ile meşgul. Kırıldığınızı anlıyorum, ama yeniden çalışmak ister misiniz? Neden insanlar size daha sık gelmiyor ve sizi mimar olarak kullanmıyorlar?

Kızım, “Babam, Dahi” filmini çekti ve insanlar bunu biliyorlarlar ve potansiyel müşteriler bu filmi izliyorlar ve geri çekiliyorlar. Çünkü filmde onları korkutan bir figür gibi görünüyorum. Filmde çok iddialı biri gibi görünüyorum. Sanki onların parasını alacak ve onların sözünü kesinlikle dinlemeyecek biri gibi. Frank Gehry gibi, ona da müşterileri geliyor ve “ Ne yapmak istersen yap, çünkü sen harikasın diyorlar.”

Ama bunu bana yapmıyorlar. Bazen düşünüyorum, kahve, şarap, golf ve tenis hakkında, belki birazda jaz ve klasik müzik hakkında bilgiye sahipseniz, gerçekten istediğiniz herşeyi inşa edebilirsiniz. Çünkü tasarım binadan öte bir insanı nasıl rahat ettirebilirsiniz ile ilgilidir. Onlar tüm gece bunun hakkında çalışıyorlar, bu onları birleştiriyor. Bunu hissediyorlar. Ve ben bunu çok olumsuz buluyorum. Bu yüzden de kırılıyorum.

Benimle beraber yemek yiyerek sorularımı cevaplandırdığınız için çok teşekkür ederim. Umarım, böylelikle insanlar sizin çalışmalarınız ve mimar olarak deneyimleriniz hakkında daha çok şey öğrenebilirler.

Takvim
<<Nisan 2006>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
          1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.