reklam

08 Haziran 2002 Cumartesi
Ana Sayfa
>
Haberler

Doğu Anadolu da büyük deprem tehlikesi riski

Sismik veriler bölgenin sanıdığından daha büyük bir deprem tehlikesi altında olduğunu kanıtlıyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun doğu kısmı; Erzincan-Yedisu-Karlıova hattı, Karlıova-Varto-Hamurpet-Karaağıl koridoru, Erzurum ve çevresi, Erzurum-Tortum hattı, Köprüköy (Çobandede)-Gaziler hattı, Karlıova-Bingöl dolayları, Varto-Palu-Şincik hattı, Tutak-Karayazı hattı, Tendürek-Balıkgölü hattı, Çaldıran, Van Gölü dolayları dikkati çeken ilk yerler.

B ir önceki yazıda yerbilimlerinde kıta-kıta çarpışmasının öneminden ve bu bağlamda Arap-Avrasya kıtalarının Doğu Anadolu Platosu ve Bitlis bindirme zonundaki çarpışmasından bahsedilmiştir. Bu yazıda ise bu bölgedeki çarpışma mekanizmasına ve bu mekanizmanın anlaşılması için bölgede yürütülmüş olan "Doğu Anadolu Deprem Projesi"nin ortaya çıkardığı ilk sonuçlara, işin bilimsel boyutları da katılarak, değinilecektir.

1990'lı yıllarda bölgede yürütülen Küresel Koordinatlama Sistemi (Global Positionning System-GPS) çalışmaları sonucu, Arap plakasının, Avrasya plakasına göre göreceli olarak kuzeye doğru 3 cm/yıl hareket ettiği, Anadolu plakasının ise Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) boyunca batıya kaçış oranının göreceli olarak 1 cm/yıl olduğu bilinmektedir. Bölgedeki bu yer değiştirme, çarpışma-bindirme-sıkışma hareketleri, bölgeyi; ülkedeki tektonik hareketlerin mafsal noktası, deprem aktivitelerinin kaynak merkezi haline getirmektedir. Plaka hareketlerindeki göreceli hız farklılıkları, bölgedeki deformasyonun bir kısmının biryerlerde bir şekilde depolandığını, bariz bir şekilde ortaya koymaktadır (Dewey ve diğerleri, 1986; Reilinger ve diğerleri, 1997; McClusky, 2000). Plaka hareketlerindeki hız farklılıklarının yanında, topoğrafyadaki ani yükselimler, volkanizma faaliyetleri bölgedeki jeodinamik yapının mekanizması hakkında farklı yorumlarıda beraberinde getirmektedir. Şöyle ki:

Çeşitli yorumlar

a) Arap plakası, Anadolu Platosu'nun altına mı dalmaktadır (Rotstein and Kafka, 1982), veya bölgede; kabuğun manto içinde su damlacığı şeklinde sarkarak zamanla kopma (delamination) süreci mi çalışmaktadır?

b) Arap plakasının hareketi sonucu bölgede oluşan deformasyon, tamamen mikro plaka hareketleriyle mi eritilmektedir (McKenzie, 1972, 1976; Şengör ve Kidd, 1979; Jackson and McKenzie, 1988) yoksa, Doğu Anadolu Platosunda, taşküredeki (litosfer) kalınlaşma mı bu bu hareketi eritmektedir (Dewey ve diğerleri, 1986)?,

c) Acaba, bölgedeki jeodinamik model olarak her üç modelin kombinasyonundan mı söz etmek gerekmektedir? (Şekil 1).

Doğu Anadolu deprem projesi, bu sorulara; başta sismolojik olmak üzere, gravite, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve arazi gözlemlerinden elde edilen veriler ışığında bir cevap arama çabasıdır. Bu çabanın ötesinde, toplanan veriler ve onların analizinden çıkarılacak sonuçlar bölgenin deprem tehlike haritalarını, sadece yerkabuğundaki fayların aktivitesini ve diriliğini göz önüne alarak değil aynı zamanda sismik enerjinin yer içindeki yayınım haritalarıyla ve küçük depremlerin oluşum mekanizmalarıyla da bütünleştirerek oluşturma anlamına gelmektedir. Bu, ülkemizde hazırlanan deprem tehlike ve deprem risk haritalarında görülen temel bir eksikliktir. Çalışmalar sırasında Dr. Gonca Örgülü; "Analysis of Regional Moment Tensor Inversion Method and Its Application to the Izmit, Düzce Earthquake Sequences and Eastern Anatolian Earthquakes", Dr. Rengin Gök; "Regional wave propagation and attenuation in Turkey and surrounding regions: Implication for lithospheric structure", Dr. Ekrem Zor ".The shear wave velocity structure of the Eastern Marmara Region by using receiver function analysis" isimli bitirilmiş doktora tezlerinde, Cornell Üniversitesi doktora öğrencisi Ali Al-Lazki ise yazım aşamasındaki "Pn Tomography for the Arabian Plate and Eastern Turkey " isimli tezinde verilerden kısmen yararlanmışlardır. Yapılan çalışmalardan çıkan ilk sonuçlar bugüne dek dört uluslararası ve bir ulusal bilimsel toplantıda sunulmuştur.

Neler yapılıyor?

Devam etmekte olan veri analizlerinde:

a) Bölgede meydana gelen depremlerin merkezleri ve oluş zamanları dört boyutda (enlem, boylam, derinlik, zaman) güvenilirlik sınıflamaları yapılarak saptanmaktadır (Şekil 2). Çalışmalar sırasında DSİ'nin Ağrı-Cumaçay dolaylarında yaptığı bir patlatma, bizlere lokasyon çalışmalarımızın daha duyarlı olmasını sağlıyan, kalibrasyon çalışması yapabilme olanağını sağlamıştır.

b) Büyüklüğü 3.5 ve daha büyük olan depremlerin nasıl bir fiziksel mekanizma sonucu oluştukları, kaynak mekanizma çözümleri ile belirlenebilmektedir.

c) Yerkabuğunun tabakalanmaları, bu tabakaların kalınlığı ve sismik enerjinin bu tabakalar içindeki yayınım hızları: tomografi, alıcı fonksiyonlar, ve odak lokasyonları analizleri araştırılmaktadır (Şekil 3 ve Şekil 4).

d) Sismik enerjinin yer içinde yayınım doğrultularına bağlı olarak yayınımları, enerjinin nasıl ve nerelerde tahrik olduğu ve nasıl, nerelerde soğurulduğu ortaya çıkarılmaktadır (Şekil 5).

e) Analiz sonuçları; saha çalışmaları, uydu görüntüleri ve hava fotoğrafları da dikkate alınarak yorumlanmaktadır.

İlk Bilimsel Bulgular :

Projeden elde edilen ilk sonuçlar şöyle özetlenebilir:

1- Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde yoğun olarak görülen deprem aktivitesinin, DAFZ doğrultusu boyunca, KAFZ ve DAFZ'nın kesiştiği Karlıova'nın kuzeydoğu yönünde devam ettiği gözlenmektedir.

2- Doğu Anadolu bölgesindeki depremlerin odak derinlikleri, depremlerin yerkabuğunun üst kısmında meydana geldiğini göstermektedir.

3- Doğu Anadolu bölgesinde hesapladığımız yerkabuğu kalınlığı, ortalama olarak 40 km. civarında, hesaplanan üst mantodaki sismik hız değeri ise 7.65 km/sn dir.

4- Birden fazla yöntemle hesaplanan kabuk kalınlığı değerleri, DAFZ boyunca yerkabuğunda dikkati çeken bir kalınlaşmanın olmadığını göstermektedir.

5- Alt Moho'da, DAFZ boyunca bir dalma gözlenmektedir.

6- Anadolu Platosunun altında bir düşük hız zonuna rastlanmaktadır. Sismik dalgaların hız değerleri Platonun doğusunda normal değerlerin çok altındadır.

7- Bitlis bindirme zonu ve DAFZ boyunca, üst mantoda yönsel (azimutal ) anizotropide büyük değişimler yoktur. Fakat bununla beraber, derin (astonosferik) S dalga polarizasyon anisiotropisinden bahsedilebilinir.

8- Avrasya-Arap plaka sınırındaki en üst mantoda P dalgalarının hızlarında, değişimler gözlenmektedir.

9- Bölgesel kesme dalgalarından Sn dalgasının Karadeniz, Akdeniz, Batı Pontidler ve Arap plakasının doğusunda yeterli olarak yayındığı gözlenmiştir. Arap plakasının batısında ve Doğu Anadolu'da Sn'in hiç yayınmamaktadır (tamamen soğurulmakta). Sadece yerkabuğunun içinde yayınan Lg dalgasının ise Arap plakasında hatta Ölü Deniz Fayını kesen ve Kıbrıs'a ulaşan yönlerde fazla soğrulmadan yayındığı izlenmektedir. Lg, Kuzeydoğu Anadolu'da ve Küçük Kafkaslar'da tamamen soğurulmaktadır (Gök ve diğerleri, 2000).

Tartışma:

a) Çalışmalarımız; hesapladığımız depremlerin dış merkezleri ile, ulusal ve uluslararası merkezlerin verdiği dış merkez koordinatları arasında belirgin farklılıklar olduğunu, bu farklılakların bazı depremler için oldukça büyük olduğunu (>50km) ve yöredeki deprem aktivitesinin, küçük ölçekli depremlerde, mevcut aletsel ağlarla yeterince izlenemediğini göstermiştir. Bu sonuçların deprem zararlarının azaltılması ve mühendislik çalışmalarında dikkate alınması gerektiği kanısındayız.

b) Deprem dış merkez dağılımlarının Karlıova'nın kuzeydoğu doğrultusundaki devamlılığı; DAFZ'ın kuzeydoğu yönünde devam edip, etmediği sorusunu gündeme getirecektir. Dış merkez dağılımı, sadece veri toplanan süre içinde bölgedeki depremselliğin göstergesidir. Mevcut bazı aktif faylar veri topladığımız süre içinde herhangi bir aktivite göstermemiş olabilirler.

c) Çalışmalarımız; bölgenin depremsellik aktivitesinin bugüne kadar bilinenin üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu değerlendirmeler GPS verileri de gözönüne alındığında, bölgenin bir deprem tehlikesi altında olduğunu kanıtlamaktadır. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun doğu kısmı; Erzincan-Yedisu-Karlıova hattı, Karlıova-Varto-Hamurpet-Karaağıl koridoru, Erzurum ve çevresi, Erzurum-Tortum hattı, Köprüköy (Çobandede)-Gaziler hattı, Karlıova-Bingöl dolayları, Varto-Palu-Şincik hattı, Tutak-Karayazı hattı, Tendürek-Balıkgölü hattı, Çaldıran, Van Gölü dolayları dikkati çeken ilk yerlerdir.

d) Hesaplanan odak derinlikleri, depremlerin yerkabuğunun üst kısmında meydana geldiğini göstermektedir. Bu çok önemli bulgulardan bir tanesidir. Ulusal ve uluslararası merkezlerin hesaplamaları, bölgede derin odaklı depremlerin de olduğunu rapor etmektedir.

e) Doğu Anadolu'da Sn dalgaları yayınamamaktadır. Sn dalgası, içinde yayındığı ortamın reolojisine (malzemenin, içinde bulunduğu fiziksel ve kimyasal şartlara göre davranış biçimi) çok duyarlıdır. Sn'in Doğu Anadolu'nun altında tamamen soğurulması, bu bölgenin jeodinamik yapısı hakkında önemli bir veridir.

f) Yerkabuğu içindeki Lg dalgalarının yayınımı, genliklerinin büyük olması dolayısıyle, sismik tehlike yaratan bölgelerin belirlenmesinde oldukça önemlidir. Lg dalgalarının yayınım haritaları, bu yıkıcı dalgaların etkileme alanlarını gösterir.

Katkı Belirtme:

"Doğu Anadolu Deprem Projesi" ; ABD Bilim Vakfı-NSF (Destek No: EAR-9804780), ABD PASSCAL Cihaz Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi Araştırma Fonu (Destek No: 99T206 ve M801) destekleriyle gerçekleşmiştir. Bu makale; Niyazi Türkelli, Cemil Gürbüz, Ekrem Zor, Rengin Gök, Gonca Örgülü, Tolga Bekler, Hayrullah Karabulut, Esen Arpat, Sadi Kuleli (BÜ, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Jeofizik Anabilim Dalı), Eric Sandvol, Doğan Şeber, Ali Al-Lazki, Muawia Barazangi (Cornell Üniversitesi, Institute for the Study of the Continents), Fuat Şaraoğlu (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı), Erdal Herece (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü), Salih Bayraktutan ve Ali Aydın (Atatürk Üniversitesi) ortak çalışmalarının bir sonucudur.

B ir önceki yazıda yerbilimlerinde kıta-kıta çarpışmasının öneminden ve bu bağlamda Arap-Avrasya kıtalarının Doğu Anadolu Platosu ve Bitlis bindirme zonundaki çarpışmasından bahsedilmiştir. Bu yazıda ise bu bölgedeki çarpışma mekanizmasına ve bu mekanizmanın anlaşılması için bölgede yürütülmüş olan "Doğu Anadolu Deprem Projesi"nin ortaya çıkardığı ilk sonuçlara, işin bilimsel boyutları da katılarak, değinilecektir.

1990'lı yıllarda bölgede yürütülen Küresel Koordinatlama Sistemi (Global Positionning System-GPS) çalışmaları sonucu, Arap plakasının, Avrasya plakasına göre göreceli olarak kuzeye doğru 3 cm/yıl hareket ettiği, Anadolu plakasının ise Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) boyunca batıya kaçış oranının göreceli olarak 1 cm/yıl olduğu bilinmektedir. Bölgedeki bu yer değiştirme, çarpışma-bindirme-sıkışma hareketleri, bölgeyi; ülkedeki tektonik hareketlerin mafsal noktası, deprem aktivitelerinin kaynak merkezi haline getirmektedir. Plaka hareketlerindeki göreceli hız farklılıkları, bölgedeki deformasyonun bir kısmının biryerlerde bir şekilde depolandığını, bariz bir şekilde ortaya koymaktadır (Dewey ve diğerleri, 1986; Reilinger ve diğerleri, 1997; McClusky, 2000). Plaka hareketlerindeki hız farklılıklarının yanında, topoğrafyadaki ani yükselimler, volkanizma faaliyetleri bölgedeki jeodinamik yapının mekanizması hakkında farklı yorumlarıda beraberinde getirmektedir. Şöyle ki:

Çeşitli yorumlar

a) Arap plakası, Anadolu Platosu'nun altına mı dalmaktadır (Rotstein and Kafka, 1982), veya bölgede; kabuğun manto içinde su damlacığı şeklinde sarkarak zamanla kopma (delamination) süreci mi çalışmaktadır?

b) Arap plakasının hareketi sonucu bölgede oluşan deformasyon, tamamen mikro plaka hareketleriyle mi eritilmektedir (McKenzie, 1972, 1976; Şengör ve Kidd, 1979; Jackson and McKenzie, 1988) yoksa, Doğu Anadolu Platosunda, taşküredeki (litosfer) kalınlaşma mı bu bu hareketi eritmektedir (Dewey ve diğerleri, 1986)?,

c) Acaba, bölgedeki jeodinamik model olarak her üç modelin kombinasyonundan mı söz etmek gerekmektedir? (Şekil 1).

Doğu Anadolu deprem projesi, bu sorulara; başta sismolojik olmak üzere, gravite, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve arazi gözlemlerinden elde edilen veriler ışığında bir cevap arama çabasıdır. Bu çabanın ötesinde, toplanan veriler ve onların analizinden çıkarılacak sonuçlar bölgenin deprem tehlike haritalarını, sadece yerkabuğundaki fayların aktivitesini ve diriliğini göz önüne alarak değil aynı zamanda sismik enerjinin yer içindeki yayınım haritalarıyla ve küçük depremlerin oluşum mekanizmalarıyla da bütünleştirerek oluşturma anlamına gelmektedir. Bu, ülkemizde hazırlanan deprem tehlike ve deprem risk haritalarında görülen temel bir eksikliktir. Çalışmalar sırasında Dr. Gonca Örgülü; "Analysis of Regional Moment Tensor Inversion Method and Its Application to the Izmit, Düzce Earthquake Sequences and Eastern Anatolian Earthquakes", Dr. Rengin Gök; "Regional wave propagation and attenuation in Turkey and surrounding regions: Implication for lithospheric structure", Dr. Ekrem Zor ".The shear wave velocity structure of the Eastern Marmara Region by using receiver function analysis" isimli bitirilmiş doktora tezlerinde, Cornell Üniversitesi doktora öğrencisi Ali Al-Lazki ise yazım aşamasındaki "Pn Tomography for the Arabian Plate and Eastern Turkey " isimli tezinde verilerden kısmen yararlanmışlardır. Yapılan çalışmalardan çıkan ilk sonuçlar bugüne dek dört uluslararası ve bir ulusal bilimsel toplantıda sunulmuştur.

Neler yapılıyor?

Devam etmekte olan veri analizlerinde:

a) Bölgede meydana gelen depremlerin merkezleri ve oluş zamanları dört boyutda (enlem, boylam, derinlik, zaman) güvenilirlik sınıflamaları yapılarak saptanmaktadır . Çalışmalar sırasında DSİ'nin Ağrı-Cumaçay dolaylarında yaptığı bir patlatma, bizlere lokasyon çalışmalarımızın daha duyarlı olmasını sağlıyan, kalibrasyon çalışması yapabilme olanağını sağlamıştır.

b) Büyüklüğü 3.5 ve daha büyük olan depremlerin nasıl bir fiziksel mekanizma sonucu oluştukları, kaynak mekanizma çözümleri ile belirlenebilmektedir.

c) Yerkabuğunun tabakalanmaları, bu tabakaların kalınlığı ve sismik enerjinin bu tabakalar içindeki yayınım hızları: tomografi, alıcı fonksiyonlar, ve odak lokasyonları analizleri araştırılmaktadır .

d) Sismik enerjinin yer içinde yayınım doğrultularına bağlı olarak yayınımları, enerjinin nasıl ve nerelerde tahrik olduğu ve nasıl, nerelerde soğurulduğu ortaya çıkarılmaktadır .

e) Analiz sonuçları; saha çalışmaları, uydu görüntüleri ve hava fotoğrafları da dikkate alınarak yorumlanmaktadır.

İlk Bilimsel Bulgular :

Projeden elde edilen ilk sonuçlar şöyle özetlenebilir:

1- Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde yoğun olarak görülen deprem aktivitesinin, DAFZ doğrultusu boyunca, KAFZ ve DAFZ'nın kesiştiği Karlıova'nın kuzeydoğu yönünde devam ettiği gözlenmektedir.

2- Doğu Anadolu bölgesindeki depremlerin odak derinlikleri, depremlerin yerkabuğunun üst kısmında meydana geldiğini göstermektedir.

3- Doğu Anadolu bölgesinde hesapladığımız yerkabuğu kalınlığı, ortalama olarak 40 km. civarında, hesaplanan üst mantodaki sismik hız değeri ise 7.65 km/sn dir.

4- Birden fazla yöntemle hesaplanan kabuk kalınlığı değerleri, DAFZ boyunca yerkabuğunda dikkati çeken bir kalınlaşmanın olmadığını göstermektedir.

5- Alt Moho'da, DAFZ boyunca bir dalma gözlenmektedir.

6- Anadolu Platosunun altında bir düşük hız zonuna rastlanmaktadır. Sismik dalgaların hız değerleri Platonun doğusunda normal değerlerin çok altındadır.

7- Bitlis bindirme zonu ve DAFZ boyunca, üst mantoda yönsel (azimutal ) anizotropide büyük değişimler yoktur. Fakat bununla beraber, derin (astonosferik) S dalga polarizasyon anisiotropisinden bahsedilebilinir.

8- Avrasya-Arap plaka sınırındaki en üst mantoda P dalgalarının hızlarında, değişimler gözlenmektedir.

9- Bölgesel kesme dalgalarından Sn dalgasının Karadeniz, Akdeniz, Batı Pontidler ve Arap plakasının doğusunda yeterli olarak yayındığı gözlenmiştir. Arap plakasının batısında ve Doğu Anadolu'da Sn'in hiç yayınmamaktadır (tamamen soğurulmakta). Sadece yerkabuğunun içinde yayınan Lg dalgasının ise Arap plakasında hatta Ölü Deniz Fayını kesen ve Kıbrıs'a ulaşan yönlerde fazla soğrulmadan yayındığı izlenmektedir. Lg, Kuzeydoğu Anadolu'da ve Küçük Kafkaslar'da tamamen soğurulmaktadır (Gök ve diğerleri, 2000).

Tartışma:

a) Çalışmalarımız; hesapladığımız depremlerin dış merkezleri ile, ulusal ve uluslararası merkezlerin verdiği dış merkez koordinatları arasında belirgin farklılıklar olduğunu, bu farklılakların bazı depremler için oldukça büyük olduğunu (>50km) ve yöredeki deprem aktivitesinin, küçük ölçekli depremlerde, mevcut aletsel ağlarla yeterince izlenemediğini göstermiştir. Bu sonuçların deprem zararlarının azaltılması ve mühendislik çalışmalarında dikkate alınması gerektiği kanısındayız.

b) Deprem dış merkez dağılımlarının Karlıova'nın kuzeydoğu doğrultusundaki devamlılığı; DAFZ'ın kuzeydoğu yönünde devam edip, etmediği sorusunu gündeme getirecektir. Dış merkez dağılımı, sadece veri toplanan süre içinde bölgedeki depremselliğin göstergesidir. Mevcut bazı aktif faylar veri topladığımız süre içinde herhangi bir aktivite göstermemiş olabilirler.

c) Çalışmalarımız; bölgenin depremsellik aktivitesinin bugüne kadar bilinenin üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu değerlendirmeler GPS verileri de gözönüne alındığında, bölgenin bir deprem tehlikesi altında olduğunu kanıtlamaktadır. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun doğu kısmı; Erzincan-Yedisu-Karlıova hattı, Karlıova-Varto-Hamurpet-Karaağıl koridoru, Erzurum ve çevresi, Erzurum-Tortum hattı, Köprüköy (Çobandede)-Gaziler hattı, Karlıova-Bingöl dolayları, Varto-Palu-Şincik hattı, Tutak-Karayazı hattı, Tendürek-Balıkgölü hattı, Çaldıran, Van Gölü dolayları dikkati çeken ilk yerlerdir.

d) Hesaplanan odak derinlikleri, depremlerin yerkabuğunun üst kısmında meydana geldiğini göstermektedir. Bu çok önemli bulgulardan bir tanesidir. Ulusal ve uluslararası merkezlerin hesaplamaları, bölgede derin odaklı depremlerin de olduğunu rapor etmektedir.

e) Doğu Anadolu'da Sn dalgaları yayınamamaktadır. Sn dalgası, içinde yayındığı ortamın reolojisine (malzemenin, içinde bulunduğu fiziksel ve kimyasal şartlara göre davranış biçimi) çok duyarlıdır. Sn'in Doğu Anadolu'nun altında tamamen soğurulması, bu bölgenin jeodinamik yapısı hakkında önemli bir veridir.

f) Yerkabuğu içindeki Lg dalgalarının yayınımı, genliklerinin büyük olması dolayısıyle, sismik tehlike yaratan bölgelerin belirlenmesinde oldukça önemlidir. Lg dalgalarının yayınım haritaları, bu yıkıcı dalgaların etkileme alanlarını gösterir.

Katkı Belirtme:

"Doğu Anadolu Deprem Projesi" ; ABD Bilim Vakfı-NSF (Destek No: EAR-9804780), ABD PASSCAL Cihaz Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi Araştırma Fonu (Destek No: 99T206 ve M801) destekleriyle gerçekleşmiştir. Bu makale; Niyazi Türkelli, Cemil Gürbüz, Ekrem Zor, Rengin Gök, Gonca Örgülü, Tolga Bekler, Hayrullah Karabulut, Esen Arpat, Sadi Kuleli (BÜ, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Jeofizik Anabilim Dalı), Eric Sandvol, Doğan Şeber, Ali Al-Lazki, Muawia Barazangi (Cornell Üniversitesi, Institute for the Study of the Continents), Fuat Şaraoğlu (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı), Erdal Herece (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü), Salih Bayraktutan ve Ali Aydın (Atatürk Üniversitesi) ortak çalışmalarının bir sonucudur.
Cumhuriyet

 

Haziran 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02
03 04 05 06 07 08 09
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
diğer aylar için tıklayın

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri destek@arkitera.com

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz