|
Aydınlık Türkiye için
ortamımız zengin
Prof.Dr.Metin Sözen, Türkiye'deki doğal, tarihsel ve kültürel mirasın
önemine uygun korunması, değerlendirilmesi ve tanıtılması amacıyla yoğun
çaba gösteren İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi. Başta Safranbolu,
Bursa, Kütahya, İstanbul olmak üzere değişik ölçekte yerleşme
birimlerinden TBMM'ye bağlı Milli Saraylar'a uzanan çizgide gerçekleştirdiği,
kamu- yerel-sivil-özel birlikteliğine dayalı, kalıcı ürünleri bulunuyor.
TBMM Başkanlığı Kültür ve Sanat Danışmanı, Bilim ve Değerlendirme
Kurulu Başkanı olarak 1984 yılından bugüne, Dolmabahçe, Beylerbeyi, Yıldız
saraylarında, Aynalıkavak, Küçüksu, Ihlamur, Maslak kasırlarında ve
Yalova Atatürk köşklerinde bilimsel çalışmaları yönetti. Bu çalışmalarıyla,
başta TBMM Başkanlığı ''Üstün Hizmet Ödülü'' ve ''Ağa Han Mimarlık
Ödülü'' olmak üzere ulusal ve uluslararası çeşitli ödüller aldı.
ÇEKÜL/Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı'nın
kurucusu ve başkanı. 2000 yılında kurulan Türkiye Tarihi Kentler Birliği'nin
çalışmalarının hızla gelişmesine katkı sağlıyor. Çeşitli dillerde
yayımlanmış eserleri bulunuyor.
- 1975'teki o toplu hareket nasıl oluştu?
Sözen - O yıl Avrupa Konseyi, ''Geçmişimize Bir Gelecek'' sloganıyla bir
dizi etkinliği başlattı. Bizler bunu Safranbolu'ya, sonra öbür kentlere
aktardık. Avrupa'dan Türkiye'ye değişik nedenlerle eleştirilerin yöneldiği
bir dönemde, UNESCO Safranbolu'yu ''Dünya Mirası'' listesine aldı.
Şu anda, ''Kendini Koruyan Kentler'' projesi kapsamında Türkiye'nin her bölgesinde
çalışılıyor. Bir de ''kent- havza-bölge-ülke ölçeğinde koruma'' dediğimiz
başlığa simge yedi kent seçildi. Bunlar Doğu Anadolu'da eski adıyla Eğin
olan ''Kemaliye'' , Güneydoğu Anadolu'da ''Midyat'' , Orta Anadolu'da
''Talas'' , Kuzey Anadolu'da ''Kastamonu'' , Güneybatı Anadolu'da ''Akseki'' ,
Batı Anadolu'da ''Birgi'' ve Marmara Bölgesi'nde ''Mudanya'' .
''7 Bölge 7 Kent'' başlıklı bu projeyle sadece kentsel dokuların
korunması amaçlanmıyor, geleneksel sanatların, tüm değerlerin birlikte
korunması ve geliştirilmesi de çok önemli. Bölgede yerleşmeler arasında
deneyim alışverişi de önemli. Örneğin ahşap taş ustalarına ihtiyaç
duyuldu. Anadolu'da deneyimli ahşap taş ustaları bulundu. Yanlarına gençler
verildi ve ahşabın-taşın unutulmamasının yolları arandı...
Tüm bu tür etkinliklerin içinde tasarlanacağı yapılar da geliştiriliyor.
Kentlerde bir geleneksel konut ''Çevre Kültür Evi'' olarak onarılıp işlevlendiriliyor.
Akseki, Birgi, Divriği, Yalvaç, Kuşadası, Kemaliye'de olduğu gibi, üniversiteler
ve Mimarlar Odası ile ''Yaz Okulları'' açarak, gençlerle kentler arasında köprü
kurmayı, bilgi birikimlerini birbirlerine aktarmayı sağlamaya çalışıyoruz.
Bu tür birikimlere dayalı olarak farklı bir tanıtıma da ortam hazırlanıyor.
Sayısı giderek artan kent belgeselleri, merkezde ve yerelde oluşturulan yazılı
ve görsel arşivler, korumayı anlatan broşür ve kitapçıklar, çevre ve kültür
ağırlıklı yayınlar, Sanatsal Mozaik ÇEKÜL dergisiyle, bizleri var eden değerlerin
yaygınlaşmasına öncelik tanınıyor. Tüm bilgi ve belgeye dayalı ilişkiler
ise, ''ANAR/Anadolu Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi'' yoluyla sağlanıyor.
Herkes katılıyor
- Bir de ''Yeşilırmak Yeşildi, Yeşil Kalacak'' projesi var. Bize bununla
ilgili bilgi verir misiniz?
Sözen - ''Yeşilirmak Havza Gelişim Projesi'' , başta Amasya olmak üzere
Çorum, Samsun, Tokat, Yozgat illerini içine alan, devletin başlattığı,
valilerin yürüttüğü önemli bir proje. Bugünlerde yeni bir ivme kazanıyor.
Yeşilirmak, bereket ve kültür suyu. Öbür sularımız Fırat gibi, Dicle
gibi uygarlık suyu. İnsanoğlunun tarıma geçerken topraklarını suladığı
sular... Anadolu uygarlıklar tarihinin yazıldığı coğrafyaları sulayan
sular... Bu nedenle, bu topraklardaki büyüklüğü, yeni yöntemler, yeni
teknolojilerle, yeni birikimlerle, yeni beraberliklerle yakalamak, tekrar
yaratmak önemli. Güneybatı Anadolu'da ''Akseki-İbradı Havzası'' nda, Batı
Anadolu'da ''Küçük Menderes Havzası'' nda benzer çalışmalar içindeyiz.
Bu çalışmalara her kesimden insan katılıyor, hareket büyüyor. Diğer bir
çıkış noktası Yeşilırmak. Ben bir açıklama yapmayayım; siz gözlerinizle
gördünüz. Bölge insanı, hareketi nasıl büyütebileceğinin arayışı içinde.
Bütün diri güçler ortak çaba içinde. Yeşilırmak'ın küçük bir bölümü
de doğal-kültürel kimliğin güçlendirilmesi açısından pilot bölge seçildi.
- Bu hangi bölge?
Sözen - Tokat'ın Niksar, Erbaa, Reşadiye bölümünde çalışmalar yoğunlaştırılıyor.
Bu projede, valiliğin tüm birimleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri
birlikte hareket ediyorlar. Onlarla beraber olduğunuz sürede birini öbüründen
ayırabildiniz mi? 31 Ağustos günü hepsi İstanbul'daydı. Galatasaray'dan
Taksim'e yürüyerek, Yeşilırmak Havzası'nın bütünlüğünü ve zenginliğini
vurguladılar. İstanbul'un kültürel yaşamına farklı bir boyut kazandırdılar.
Şimdi ''Kelkit Havzası Platformu'' nu oluşturuyorlar. Dileriz, Yeşilırmak'ın
suyu Karadeniz'e niteliğini yitirmeden aksın, Yeşilırmak'ın yeşili, yeşil
kalsın... Çünkü yarın, yeşil bir başka renge dönüşebilir,
kirlenebilir. Su kirlenince hava da kirlenir. İnsanlar da büyüyen sorunların
içinde zorlanır ve orada yaşayan insanlarin o topraklardan beklentileri ve
umutları azalır. Oysa, herkesin kendiliğinden olayın içinde olmaya, bilinçle
bir araya gelmeye başladığını görüyoruz... Tarihi Kentler Birliği'nin
''Tokat Buluşması'' ndaki tartışmalarda ortaya çıkan düşüncelerin ve
çözüm önerilerinin, artık adım adım yaşama geçmeye başladığını görüyoruz...
''Doğa ve kültürle varız'' diyen kurum-kuruluş-kişilerin hep birlikte
kendilerini kanıtlamaya başladıklarını görüyoruz...
Cumhuriyet
|