|
Trafoları
da 'Eskişehirli'
Yıllar önce Avrupa kentlerinde gördüğümüzde çok etkilenmiştim...
Binaların sağır cepheleri bizdeki gibi dev reklam panolarıyla değil, kentin
peyzajını tamamlayan, hatta ''sanatsal'' bir katkı yapan özgün desenlerle
kaplanıyordu...
Örneğin Hamburg 'daki kimi düz cepheli yapıların duvarlarında ''eski
binaların'' resimle canlandırılması ne kadar güzeldi... Tarihi kentsel
dokunun korunmasındaki özen zaten bizi hayran kılmışken, aynı siluetin
''cephe bezemeleriyle'' tamamlanması müthişti...
İlerleyen yıllarda bu duyarlılığın hiç değilse şu bizim kent içi
''trafo'' binalarında gösterilmesini gündeme getirdik... Güzelim eski
sokakların açıldıkları küçük meydancıklara bile ''teknik zorunluluk''
denilerek yerleştirilen azman beton kutulara, bulundukları zarif çevreye saygılı
bir cephe mimarisinde uygulanmasını ne TEK'e ya da TEDAŞ'a kabul
ettirebildik, ne de altyapı projelerini üstlenen diğer kurumlara...
Örneğin daha geçen yıl bile Muğla 'nın tarihi merkezindeki ''İnsan
Hakları Parkı'' içine oturtulan, üstelik sit alanına izinsiz uygulamadan ötürü
yasal işlem başlatan Koruma Kurulu 'nu ikna edebilmek için; ''Cephesini Muğla
evleri gibi kaplayacağız'' sözü verilen, ancak buna rağmen hâlâ o küçük
ve sevimli kent meydanında TEDAŞ'ın bir ''duyarsızlık anıtı'' gibi duran
trafo kütlesini anımsatmadan geçemeyeceğim...
Kente yakışır olmak
İşte bu gibi olumsuzlukları kendine ''sorun'' yaparak trafo binalarının
cephelerine ''kent adına'' müdahale etme ve ''kentin sahibi'' olarak buna para
harcama uygarlığını gösterebilen çok az sayıdaki belediyemizin öncülerinden
biri Bartın 'dı...
Ahşap yapı geleneğimizin en zarif örnekleriyle bezeli kent dokusu içindeki
düz duvarlı beton trafo binalarına, sanki onlar da birer ''Bartınlıymış''
gibi giydirilen ahşap cephe düzenlemeleriyle örnek bir uygulama yaratıldı...
Önceki yıldan bu yana da benzeri uygulamayı Eskişehir 'de daha da yaygın
ve gelişkin örnekler yaratarak Tepebaşı Belediyesi sürdürüyor... Başta
Anadolu Üniversitesi yerleşkesi ve kentin kültür, ticaret, rekreasyon alanına
dönüşmekte olan eski fabrikalar bölgesi gibi Eskişehir'in önemli gelişme
alanlarını da içeren Tepebaşı'ndaki hemen tüm trafolar, her biri ayrı ayrı
ve özgün projelerle ele alınarak ''kente yakışır'' ve ''kentin kimliğine
katkıda bulunacak'' mimari görünümlere kavuşturuluyorlar...
Bu yapıların bazıları, kentin tarihsel sivil mimarisini barındıran
Odunpazarı ilçesindeki eski evlere benzer görünümlere kavuşmuşlar. Bazı
köşebaşında olanlara, aynı dokudaki yine geleneksel mimariyi yansıtan ''dükkân''
cepheleri verilmiş.
Yüksekliği fazla olan trafo binalarından biri de ''2 katlı konak'' şekline
getirilirken, sadece kapı, pencere ve kepenkleriyle yetinilmemiş, küçük ve
ferforje korkuluklu balkonları, hatta çiçeklikleri bile düşünülerek
sevimli bir Eskişehir evine dönüştürülmüş.
Üzerinde yine Eskişehir'in tarihsel derinliğini simgeleyen ve Frig uygarlığının
anıtsal belgesi olan ''Yazılıkaya'' nın canlandırıldığı trafo binası
ise bulunduğu yerde adeta bir ''heykel'' gibi duruyor...
'Tarih koridoru'
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç , bütün bu örneklerin
belirlenmesinde, öncelikle trafiğin yoğun olduğu Ankara-Bursa çevre
yolundaki trafoların yarattığı çirkinliği bir ''tarih koridoruna'' dönüştürmeyi
hedeflediklerini söylüyor...
Eskişehir Evi ve Yazılıkaya'yla aynı güzergâhtakilere ''Kibele'' ile
''Yunus Emre'' cepheli trafoların bu amaçla düşünüldüğünü belirterek
şunları ekliyor: ''Kırım Türkü olan Tatarlar da Tepebaşı'nda yaşadıklarından,
evlerinin yoğun olarak bulunduğu Muttalip Caddesi üzerindeki trafonun
cephesini de Bahçesaray olarak düzenledik...''
Eskişehir'deki işte bu örnek çabalar; aslında sadece bir peyzaj düzenlemesi
olarak değil; ''kentte yer alacak her türlü binanın mimarisinde o kente yakışır
bir peyzaj yaratmak gerektiği'' bilincinin de yaygınlaşması için önem taşıyor...
Çünkü; ''trafoları bile kimlikli'' olan bir kentin her yeni yapısı
tasarlanırken, mimarların artık daha bir ''mimarca'' projeler üretmesi, bina
sahiplerinin de mimarı engelleyen değil teşvik eden bir tutumda bulunmaları
gerekecek... Bu konuda zaten duyarlı olsalar bile, ''trafolardaki özenden geri
kalmamak'' için de yeni bir yarış başlayacak...
Şimdi söz sırası ise her biri ayrı güzellikte olan tarihi kentlerimize
bu trafoları ille de tekdüze bir ''tip mimariyle'' yerleştirmekten asla vazgeçmeyen
TEDAŞ ve diğer ilgili kurumlarda... Bakalım herhangi bir coğrafyada değil,
Anadolu uygarlıklarıyla övünen ve Balkanlara bile tarihsel peyzajını
kazandıran bir ülkenin kentlerinde hizmet verdiklerini ne zaman önemseyecekler?..
Cumhuriyet - Oktay Ekinci
|