reklam

08 Ocak 2004 Perşembe
Ana Sayfa > Haberler

Trafoları da 'Eskişehirli'

Yıllar önce Avrupa kentlerinde gördüğümüzde çok etkilenmiştim... Binaların sağır cepheleri bizdeki gibi dev reklam panolarıyla değil, kentin peyzajını tamamlayan, hatta ''sanatsal'' bir katkı yapan özgün desenlerle kaplanıyordu...

Örneğin Hamburg 'daki kimi düz cepheli yapıların duvarlarında ''eski binaların'' resimle canlandırılması ne kadar güzeldi... Tarihi kentsel dokunun korunmasındaki özen zaten bizi hayran kılmışken, aynı siluetin ''cephe bezemeleriyle'' tamamlanması müthişti...

İlerleyen yıllarda bu duyarlılığın hiç değilse şu bizim kent içi ''trafo'' binalarında gösterilmesini gündeme getirdik... Güzelim eski sokakların açıldıkları küçük meydancıklara bile ''teknik zorunluluk'' denilerek yerleştirilen azman beton kutulara, bulundukları zarif çevreye saygılı bir cephe mimarisinde uygulanmasını ne TEK'e ya da TEDAŞ'a kabul ettirebildik, ne de altyapı projelerini üstlenen diğer kurumlara...

Örneğin daha geçen yıl bile Muğla 'nın tarihi merkezindeki ''İnsan Hakları Parkı'' içine oturtulan, üstelik sit alanına izinsiz uygulamadan ötürü yasal işlem başlatan Koruma Kurulu 'nu ikna edebilmek için; ''Cephesini Muğla evleri gibi kaplayacağız'' sözü verilen, ancak buna rağmen hâlâ o küçük ve sevimli kent meydanında TEDAŞ'ın bir ''duyarsızlık anıtı'' gibi duran trafo kütlesini anımsatmadan geçemeyeceğim...

Kente yakışır olmak
İşte bu gibi olumsuzlukları kendine ''sorun'' yaparak trafo binalarının cephelerine ''kent adına'' müdahale etme ve ''kentin sahibi'' olarak buna para harcama uygarlığını gösterebilen çok az sayıdaki belediyemizin öncülerinden biri Bartın 'dı...

Ahşap yapı geleneğimizin en zarif örnekleriyle bezeli kent dokusu içindeki düz duvarlı beton trafo binalarına, sanki onlar da birer ''Bartınlıymış'' gibi giydirilen ahşap cephe düzenlemeleriyle örnek bir uygulama yaratıldı...

Önceki yıldan bu yana da benzeri uygulamayı Eskişehir 'de daha da yaygın ve gelişkin örnekler yaratarak Tepebaşı Belediyesi sürdürüyor... Başta Anadolu Üniversitesi yerleşkesi ve kentin kültür, ticaret, rekreasyon alanına dönüşmekte olan eski fabrikalar bölgesi gibi Eskişehir'in önemli gelişme alanlarını da içeren Tepebaşı'ndaki hemen tüm trafolar, her biri ayrı ayrı ve özgün projelerle ele alınarak ''kente yakışır'' ve ''kentin kimliğine katkıda bulunacak'' mimari görünümlere kavuşturuluyorlar...

Bu yapıların bazıları, kentin tarihsel sivil mimarisini barındıran Odunpazarı ilçesindeki eski evlere benzer görünümlere kavuşmuşlar. Bazı köşebaşında olanlara, aynı dokudaki yine geleneksel mimariyi yansıtan ''dükkân'' cepheleri verilmiş.

Yüksekliği fazla olan trafo binalarından biri de ''2 katlı konak'' şekline getirilirken, sadece kapı, pencere ve kepenkleriyle yetinilmemiş, küçük ve ferforje korkuluklu balkonları, hatta çiçeklikleri bile düşünülerek sevimli bir Eskişehir evine dönüştürülmüş.

Üzerinde yine Eskişehir'in tarihsel derinliğini simgeleyen ve Frig uygarlığının anıtsal belgesi olan ''Yazılıkaya'' nın canlandırıldığı trafo binası ise bulunduğu yerde adeta bir ''heykel'' gibi duruyor...

'Tarih koridoru'
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç , bütün bu örneklerin belirlenmesinde, öncelikle trafiğin yoğun olduğu Ankara-Bursa çevre yolundaki trafoların yarattığı çirkinliği bir ''tarih koridoruna'' dönüştürmeyi hedeflediklerini söylüyor...

Eskişehir Evi ve Yazılıkaya'yla aynı güzergâhtakilere ''Kibele'' ile ''Yunus Emre'' cepheli trafoların bu amaçla düşünüldüğünü belirterek şunları ekliyor: ''Kırım Türkü olan Tatarlar da Tepebaşı'nda yaşadıklarından, evlerinin yoğun olarak bulunduğu Muttalip Caddesi üzerindeki trafonun cephesini de Bahçesaray olarak düzenledik...''

Eskişehir'deki işte bu örnek çabalar; aslında sadece bir peyzaj düzenlemesi olarak değil; ''kentte yer alacak her türlü binanın mimarisinde o kente yakışır bir peyzaj yaratmak gerektiği'' bilincinin de yaygınlaşması için önem taşıyor...

Çünkü; ''trafoları bile kimlikli'' olan bir kentin her yeni yapısı tasarlanırken, mimarların artık daha bir ''mimarca'' projeler üretmesi, bina sahiplerinin de mimarı engelleyen değil teşvik eden bir tutumda bulunmaları gerekecek... Bu konuda zaten duyarlı olsalar bile, ''trafolardaki özenden geri kalmamak'' için de yeni bir yarış başlayacak...

Şimdi söz sırası ise her biri ayrı güzellikte olan tarihi kentlerimize bu trafoları ille de tekdüze bir ''tip mimariyle'' yerleştirmekten asla vazgeçmeyen TEDAŞ ve diğer ilgili kurumlarda... Bakalım herhangi bir coğrafyada değil, Anadolu uygarlıklarıyla övünen ve Balkanlara bile tarihsel peyzajını kazandıran bir ülkenin kentlerinde hizmet verdiklerini ne zaman önemseyecekler?..
Cumhuriyet - Oktay Ekinci

 

Ocak 2004 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

ARKIMEET


Fotoğraf: Maurizio Marcato

ARKIMEET Konferans Serisinin davetlisi olarak,  Massimiliano Fuksas 
17 Şubat 2004 Saat: 19:00'da Askeri Müze Kültür Sitesi Büyük Konferans Salonu'nda konferans verecek.

Davetiye için tıklayın.

 


TÇMB'nin katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz