|
"En kötüsü ikna
etmek"
Bir sergi ve söyleşi için İstanbul'a
gelen ünlü mimar Zaha Hadid'i ne uzun yolculuklar, ne de dev projeler yoruyor.
Bir de müşteriyi ikna etme derdi olmasa!
Zaha Hadid, ülkemizde oldukça popüler,
genç kuşak mimarlar arasında oldukça iyi tanınan, mimarlık medyasında sık sık
yer bulan dünyaca ünlü bir mimar. Garanti Galeri'deki son dönem yapıtlarıyla
ilgili sergi vesilesiyle, bir konferans vermek üzere yeniden İstanbul'a gelen
bayan Hadid'le, konferansının ertesi günü, yağmurlu, soğuk bir İstanbul öğleden
sonrasında, Kapalıçarşı'ya gitmek için sabırsızlıkla beklerken konuştuk.
Mimarlık çizgisi, böyle bir şey de
yapılır mı diye sorduracak kadar değişik ve marjinal olan süperstarımız,
Bağdat'ta doğmuş büyümüş 20'li yaşlarda ülkesinden ayrılarak Londra'da mimarlık
eğitimini tamamlamış. Yaklaşık 30 yıldır da Londra da yaşıyor. Londra'da yaşıyor
ama Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi ve Yale'de dersler veriyor ve
yaptığı projelerin peşinde dünyayı dolaşıyor. Dışarıda yağmur ve soğuk olanca
şiddetiyle sürerken, Avrupa'nın kışını ve uçak yolculuklarını sevmediğini
söylüyor.
Ders vermeyi seviyor
Ders vermekten büyük keyif aldığını anlamak hiç zor değil. Yaptığı işler üzerine
konuşmak, konferanslar vermek de onu hiç yormuyor. İstanbul'daki konferansında
izdiham yaşandığını söyleyince, 'Eh buna değmez mi' manasında tebessüm ediyor.
Büyük bir mimari ofisi idare etmek, projeler, yarışmalar, dersler, uçak
yolculukları, bitmek bilmeyen bir enerjiyi gerektiriyor. Ama onu asıl yoran
şeyin 'Her zaman birilerini bir şeylere ikna etmeye uğraşmak' olduğunu söylüyor.
Mimarlık camiasında projeleri, sıkça 'Çok parlak ama inşa edilemez'
eleştirilerine maruz kalan Zaha Hadid, yerçekimine karşı gelen fikirleri, dik
açıları pek sevmemesi ve tasarımlarındaki hareketlilik yüzünden, uzun zaman
sadece çizmekle yetinmiş. Bileğinin hakkıyla kazandığı yarışmalarda bile,
birtakım mesleki önyargılarla önü kesilmiş. Ama hiç yılmadan, sabırla ve büyük
bir azim ve enerjiyle çalışmaya devam etmiş.
En iyi projelerinden biri olarak
yorumlanan, 2000 yılındaki Strasbourg cami yarışma projesi de, tutucu Müslüman
kesim tarafından çok modern olduğu gerekçesiyle engellendi ve yerine Paolo
Porthegisi'nin kubbeli postmodern yapısı seçildi. Zaha Hadid bu projenin, ana
mekânı, geometrisi, yönlendirmesi ve neredeyse peyzajla tamamen bütünleşmesi
sayesinde farklı bir proje olduğunu ve gençleri de çekebilecek bir sosyal merkez
yaratma arayışları da içerdiğini söyledi. Benzer bir olayın, Ankara Kocatepe
cami proje yarışmasında neredeyse 50 yıl önce Vedat Dalokay'ın da başına
geldiğini hatırlayınca, her şeyin hızlı bir değişim yaşadığı dünyada, bazı
şeylerin de kolay kolay değişmeyeceği kaygısını üzerimizden atamıyoruz.
2004 Pritzker'in sahibi
Meslek yaşamı boyunca birçok ödül alan Zaha Hadid, tüm bu proje, mimarlık ve
tasarım faaliyetlerini geçen sene aldığı Pritzker ödülüyle taçlandırmış.
Mimarlığın Nobeli de sayılan Pritzker ödülünü kazananlar arasında, Frank O.
Gehry, Kenzo Tange, Aldo Rossi, Renzo Piano, Rem Koolhaas gibi isimlerin yanına,
26. ödülün sahibi olarak Zaha Hadid de eklenmiş. Zaha Hadid bu ödülü alan ilk
kadın mimar. Kendisine ödül hakkında neler düşündüğünü sorduğumuzda, ödülün bu
sefer uçlarda gezinen birine verileceğini bildiğini, ama asla azımsanmaması
gerektiğini, çünkü çok çalışıp çok mücadele ederek bu ödülü gerçekten hak
ettiğini belirtiyor.
'Son Projeler' başlıklı sergide, Weil am Rhein'daki Landesgardenschau Sergi
Binası, Strasbourg Tramvay Terminali ve Otoparkı, Bergiesel Kayakla Atlama
Merkezi, Rosenthal Çağdaş Sanat Merkezi ve yapımı süren Wolfsburg Phaeno Bilim
Merkezi maket, fotoğraflarla tanıtılıyor. Herbiri başlı başına, bir büyük iş
olan, maket ve fotoğraflara bakıp anlamaya çalışırken bile insanı yoran
projelerinden, hangisini daha çok sevdiğini ve daha keyifli çalıştığını
soruyoruz. Zaha Hadid, mimar-işveren ilişkilerinin altını çizerek, 'ikna etmek'
konusunda en az sıkıntı yaşayıp, her zaman büyük destek gördüğünü söylediği,
2003 yılında tamamlanan Cincinatti Çağdaş Sanatlar Merkezi'ni öne çıkarıyor.
Londra'ya spor kompleksi
Londra'da Olimpiyat Komitesi yetkilileri, Londra'nın 2012 Olimpiyat Oyunları
adaylığı için Zaha Hadid'in Aquatic Center projesini seçtiklerini konuşmamızdan
birkaç gün önce açıkladı. Olimpiyatlar Londra'da yapılmasa bile, inşa edileceği
açıklanan proje, 20 bin kişilik seyirci kapasitesi, iki tane 50 metrelik havuz
ve atlama müsabakaları havuzunu içeriyor ve suyun akışından esinlenen 'S'
şeklindeki çatısıyla göze çarpıyor.
Ocak ayında da Londra Mimarlık Vakfı
için projesi seçilen Hadid'in uzun süreden beri Londra'da yaşayıp, Londra'da hiç
binası bulunmaması dikkat çekiyordu, bu eksiklik de giderilmiş olacak...
Tüm biyografilerinde ilk yer alan
'Bağdat'ta doğdu' lafının, şimdi artık eskisinden daha önemli olduğunu
söylediğimizde, kendi çocukluğunun ve ilk gençliğinin Bağdatı'ndan bahsediyor...
Seküler ve liberal Irak'ta, sürekli bir gelişme ve kalkınma ortamı içerisinde,
Müslüman kültürü içinde yetiştiğini, yüksek eğitim için ayrıldığı ülkesine
1980'li yıllara kadar her yıl en az üç kez gittiğini anlatıyor. Irak'ın yeniden
inşa edilmesinde görev alıp almayacağı sorumuza, hiç tereddüt etmeden 'Evet'
diyor, ama bu konuda kendisiyle henüz resmi bir bağlantı kurulmamış.
İstanbul Belediye Başkanı'nı ziyaret
eden Hadid'e, bir proje daveti alıp almadığını soruyoruz. Yanıtı olumsuz, ama
umutlu oluyor. Hadid, sadece bir nezaket ziyareti yaptığını söylüyor, ama
İstanbul'da Boğaz ve kent dokusu onu heyecanlandırıyormuş; bu nedenle
İstanbul'da gerçekleşecek bir projeye dair davete veya yarışmaya olumlu bakıyor.
Radikal - Cüneyt Kabuloğlu |