|
Kimliğini arayan
Kapalıçarşı
Bir şiirimde kimliğini şöyle
anlatmışım: "Çarşı-yı Kebir demiş eskiler, "Pera" dilinde "Büyük Çarşı" / Orhan
Veli şiirini yazdığından beri "kapalı kutu" / halkın günlük yaşamındaki adıyla
"Kapalı Çarşı." / Nice yaz, nice kışlar sokaklarında dolaşmadı mı gençliğim? /
Dünya üzre olan-bitenin, bütün işlerin ve mesleklerin / yaşlı ustaların, erişkin
kalfaların, yetişkin çırakların / altının ve gümüşün, tüccarın ve tacirin,
sucular ve şerbetçilerin / her şeyin ve herbir şeyin, bir de çeyiz düzen
kızların / topraksız mülkü, anıları sararmış anayurdu..."
Kapalıçarşı tarihi, mimari, ticari ve
turistik yönleriyle kendi alanında dünyanın en büyük çarşısı ve markası...
11-12 Şubat'ta İstanbul Ticaret
Odası'nda otuza yakın kurumdan seksene yakın yazar, gazeteci, antropolog, mimar,
sanat tarihçisi, hukukçu, arkeolog katılacağı bir toplantıyla Kapalıçarşı'nın
kimliği araştırılacak..
Çünkü ülkemize gelen her yabancının
mutlaka uğradığı, çevresi binlerce yıllık tarih ve uygarlık eserleri ile
bezenmiş Kapalıçarşı'nın sorunları ve sorumlulukları da bugün, dünden daha fazla
artmış bulunuyor.
Bu toplantının mimarlarından, beynini
ve yüreğini Kapalıçarşı'ya adamış Atilla Özbey'in şu düşüncelerine katılmamak
mümkün değil:
"Kapalıçarşı esnafları olarak tüm
problemleri çözmeye adayız. Meclis'ten geçirilecek bir yönetim teşkilatı yasası
ile tüm bu sorunlarımızı da çözeriz, kendi teşkilatlanmamızla da kendi
müşterimizi kendimiz getirebiliriz. Alışveriş turizmini Kapalıçarşı için
uygulamak çok daha kolaydır. Kaçak yapıların yerine butik oteller, dinlence ve
eğlence yerleri, kültür aktiviteleri, otoparklar ile Çarşı'da oluşacak
gelişmeler, Çarşı'nın kenti İstanbul'a hemen yansıyacaktır."
Genç yaşta, zamansız kaybettiğimiz
Rıfat Dedeoğlu, yaşasaydı da bu günleri görseydi. Dedeoğlu, ki Türkçe ve
İngilizce olarak yayınladığı "Kapalıçarşı" dergisiyle çarşının bir kültür
kimliğine bürünmesinde ilk önemli adımı atmıştı.
Kapalıçarşı'da yapılacak çok iş var.
Özbey'in de altını çizdiği gibi bir teşkilatlanma sorunu var, kültür sorunu var.
Mesela hep merak ederim, niye bir Kapalıçarşı argo sözlüğü yapılmasın? Çünkü,
Çarşı'da esnafın konuştuğu ayrı bir dil var ve bu da Türkçe'nin
zenginliklerinden..
Üzerine bunca şiir, yazı yazılmış;
fotoğrafı çekilmiş Çarşı için tanıtıcı kitaplar yapılamaz mı?
İşte bütün bunlar da konuşulacak iki
günlük toplantıda. Asıl önemlisi de bu arayışın, Çarşı'nın asli sahiplerinden,
esnafından gelmesi...
Sorunlarına sahip çıkanlar, sorunlarını
çözeceklerdir.
Sabah - Refik Durbaş |