reklam

10 Şubat 2005 Perşembe
Ana Sayfa > Haberler

Dünyayı buluşturan şehir: Londra

Hindistanlılar, Pakistanlılar, Bangladeşliler, Polonyalılar, İranlılar, Iraklılar, Rumlar, Türkler, Kürtler, Somalililer, Karayiplilier ve diğerleri… Geçtiğimiz hafta içinde Guardian gazetesi tarafından yayımlanan özel bir ekte Londra 'dünyanın en kozmopolit şehri' olarak ilan edildi. 'Dünyayı buluşturan şehir: Londra' isimli eki hazırlayan gazeteci Leo Benedictus aylarca Londra'nın değişik topluluklarını inceleyerek, şehrin etnik ve kültürel haritasını çıkardı. Londra'da yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk toplumlarına da geniş bir şekilde yer verilen yazıda, Londra'da yaşayan yabancılar, etnik, kültürel ve dini inançlarına göre gruplara ayrılıyor. Dünyada en fazla etnik, ırk, millet, din ve dilin birarada yaşadığı şehir olarak lanse edilen Londra'da yazar, İngilizlerin "çokkültürlülüğe" karşı töleransını da sorgulamadan geçmiyor. Evet Londra Yaklaşık 300 ayrı dilin konuşulduğu ve nüfusu 10 binden fazla olan 50'den fazla topluluğun bir arada yaşadığı bir şehir. Londra'daki Türkiyeli Türk ve Kürt nüfusunun oranı ise 200 ile 250 bin arasında gösteriliyor.

New York, Paris, Toronto gibi şehirlerin de kozmopolitan bir yapıları olduğu bir gerçek ancak bunların Londra kadar güçlü olmadığını da biliyoruz.
Benedictus bu durumu yazısında şöyle izah ediyor: "2001 yılında Londra'da yaşayan nüfusun yüzde 30'u İngiltere dışında doğan vatandaşlardan oluşuyor. Bu oran yaklaşık 2 Milyon 200 bin kişiye denk geliyor ki buna belediyelerin resmi formlarını doldurmayan onbinlerce insanı da dahil etmiyoruz. Ayrıca, Londra'da yaşayıp ta ikinci ve hatta üçüncü kuşak göçmen çocukları da bu rakamın dışında tutulduğu düşünülürse Londra'nın dünyanın en kozmopolitan şehri olduğu gerçeği ortaya çıkıyor."

Yabancılar arttı İngilizler azaldı
1990'lardan sonra Londra'nın yabancı nüfusu hızla artarken, beyaz İngilizlerin şehir dışına ve çevre kentlere göç ederek nüfusu hızla azalma gösterdi.
Aynı zamanda Avrupa'nın en stressli yaşam şartları ve en uzun çalışma saatlerinin olduğu kent olarak da bilinen Londra'ya bu özelliklerine rağmen her yıl binlerce insan göç etmeye devam ediyor. Gelenlerin amaçlarınının en büyüğü para kazanmak olsa da dil öğrenmek amacıyla gelen çok sayıda kişi de bulunuyor. Amaç ne olursa olsun gelenlerin büyük bir çoğunluğu da aslında birgün geri dönme planlarıyla geliyor. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmiyor ve bir süre sonra gelenler Londra'ya yerleşerek, Londra'nın kozmopolitan yapısı içinde ayrı bir renk oluşturuyor.

Londra'ya yerleşen göçmenlerin büyük bir bölümü kısa bir süre sonra kendi yaşam kaynaklarını oluşturuyor. Bunun başında ise yabancılar tarafından işletilen restoranlar çekiyor. Londra'da 70 farklı ülkeyi temsil eden binlerce restoran var. Bu restoranlar onbinlerce göçmene iş imkanı sağlarken, tüm dünya mutfağını da İngilizlerin ayaklarına kadar getirmiş oluyor.

Benedictus'un mercek altına aldığı bir başka konu ise, dünya kenti Londra'da İngilizlerin yabancı komşularına gösterdikleri tölerans. İngilizlerin Kraliçe'si bile her ne kadar noel mesajında bile töleransı öne çıkarmaya çalışıyor olsa da gerçekler bundan uzak. Benedictus'ta bu görüşe katılarak İngilizlerin yabancılara karşı pek de hoşgörülü olmadığını kabul ediyor. "Beyaz İngilizlerin yabancı komşularına hoşgörülü olmadığını görüyoruz. 20 yüzyıl başında gelen Yahudiler ilk hedef olmuş. Daha sonra 1940'larda göç eden Kariyipli siyahiler. 1950'li, 60'lı ve 70'li yıllarda birçok Karayipli siyah, beyaz ırkçıların hedefi olmuş. Bugünlerde ise dazlak kafalı İngiliz Ulusal Partisi (BNP) taraftarları. Londra'daki yerel seçimlerde Barking ve Dagenham bölgesi olan Doğu Londra'da bir koltuk kazandıklarına göre, hala bu ırkçı zihniyete inanan İngilizler var."

Geçmişte düşman olanlar Londra'da komşu
Leo Benedictus aylarca süren araştırmasında Londra'da yaşayan birçok yabancıyla sohbet ediyor. Onlara ait olan dükkanları geziyor. Restoranlarıziyaret ediyor ve yabancılar tarafından işletilen taksilerde yolculuk yapıyor. Tüm bunlar sonunda Benedictus'un ilginç bir başka saptaması daha var. 'Londra'lı yabancıların bir çofu kendi ulusal takımı ve İngiliz ulusal takımı karşılaşırsa, kendi ulusal takımlarını destekliyor. " Benedictus'a göre, "bundan öğrenmemiz gereken bir ders var. Buraya gelen insanlar İngiliz olmak için gelmiyor. Onları buna zorlamamalıyız da. Çocukları veya torunları isterse İngiliz olabilir. Ama bu onların seçimi. Diğerlerini olduğu gibi kabul etmeliyiz."

Londra'nın '"çok kültürlü" yapısı içinde düşman olan birçok topluluğun barış içinde yaşadığına da dikkat çeken yazar, örnek olarak da Pakistanlı ve Hindistanlıları, Türkleri ve Kürtleri, Kıbrıslı Rumları ve Türkleri gösteriyor.

Türk ve Kürtlerin beraber yaşadığı yer
Araştırmasında Türkiyeli Türk, Kürt ve Kıbrıslı toplumlara da yer veren Leo Benedictus, 'Londra'da yaşayan Türkleri ve Kürtleri anlatan en doğru şey, 29 numaralı otobüse binerek Trafalgar Square ve Palmers Green bölgeleri arasında yolcoluk yapmak. Kuzey Londra'nın Camden, Seven Sisters Road Harringay ve Wood Green bölgelerinden geçen 29 numaralı otobüs hattının geçtiği Green Lanes bir sömürge gibi. Bu uzun yolda geçmişlerinde düşman olan Kıbrıslı Türk ve Rum göçmenler, düşmanlıklarını bir kenara bırakarak burada yıllarca birarada yaşayıp, yeniden komşu olmayı öğrendiler. Bu sembol hala geçerli. Ancak Rumlar artık bu bölgeden biraz daha ileri de olan Palmers Green'e taşınınca, şimdi burada Türkiyeli Kürt ve Türk toplumlarının beraber yaşadığını görüyoruz" diye devam ediyor.
Birgün - Ali Keskin

 

Şubat 2005 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28            
diğer aylar için tıklayın

Kentin fiziksel çevresi, sorunları ve kentli olmak üzerine görüşlerinizi Kent başlığı  altında tartışıyoruz.

Arkitera.com/forum

  

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz