|
Fırtına Vadisi'ne bir
santral yapımı girişiminin öyküsü
Doğanın yok edilmesine göz
yumulabilir mi?
Fırtına Vadisi’nde süren 6 yıllık hukuk savaşı Danıştay 6. Dairesi’nin yerel
mahkemenin verdiği kararı onaması ile sona ermiş gibi görünürken, Başbakan
Erdoğan’ın, “Doğal kaynaklarımızı kullanmalıyız, Fırtına Deresi’nde santrale
karşı çıkmışlardı, onlarla da mücadele edeceğiz. Bu çevrecilerle ne yapacağız?
Hayat mücadele. Bunlarla da mücadelemizi vereceğiz…'' yollu sözleri vadiyi
yeniden gündeme getirdi.
Oysa Fırtına Vadisi’nde santral
yapılacağı söylentisi duyulduğundan itibaren tartışmalar hiç bitmemişti.
Santrali istemeyenler “yatırım düşmanı hatta sahte Çamlıhemşinlilikle''
suçlanıyordu. Olaylı temel atma töreni ve Mesut Yılmaz’ın protesto edilmesinin
ardından dava süreci başladı. Danıştay’ın son kararına kadar yaşanan süreç
şöyleydi: Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’a yakınlığıyla bilinen B.M. Holding
yöreye yapmak istediği santral için aldığı Çevre Etki ve Değerlendirme
Raporu(ÇED)’nu Mesut Yılmaz ve Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’in katıldığı temel
atma törenine yetiştirdi. Ancak ÇED Raporu, davacıların itiraz ettiği rapordu ve
Çevre Bakanlığı temel atma törenine yetiştirmişti. Temel atma töreninde Başbakan
ve heyetinin karşılaştığı protesto ertesi gün gazetelerde, “Hemşehrileri
Yılmaz’ı protesto etti'' başlıklarıyla duyuruldu. Ve böylece vadideki mücadele
başlamış oldu.Temel atma töreninden sonra dava açma girişimleri başladı.
Yüzlerce Çamlıhemşinli bulundukları illerde Çamlıhemşin’de noterlere koştu. 305
kişinin adı dava dosyasına eklendi. 14.08.1998 tarihli dilekçe ile Çamlıhemşin
Asliye Hukuk Mahkemesi’nden Trabzon İdare Mahkemesine dava dilekçesi gönderildi.
Trabzon İdare Mahkemesi 16.11.1998 gününde davacıların “yürütmeyi durdurma''
istemleri hakkında karar verilmesini bilirkişi ve keşif incelemesi yapılmasından
sonraya bıraktığına dair karar vermesinin ardından B.M. Holding 18.11.1998
tarihli dilekçesi ile açılan davaya itirazlarını sundu.11.03.1999 tarihinde
Trabzon İdare Mahkemesi’nce yaptırılan Bilirkişi incelemesi sonucu 60 sayfalık
“bilirkişi raporu “ mahkemeye sunuldu. Bilirkişi raporu “B.M. Holding’in
hazırlattığı ÇED Raporunun yetersiz olduğunu, çevre Korumacı olmadığını, keşfin
ve incelemenin yapıldığı zamana kadar yapılmış işlerin ÇED Raporu’ndaki
taahhütlerine bile aykırı olarak yapılmış olduğunu, bu faaliyet sonucunda 68 bin
ağacın kesileceğini, deredeki canlı yaşamın bırakılacağı ifade edilen yüzde 16
su ile sağlanmasının mümkün olmadığı tespitini yaptıklarını'' ifade ediyor.
Karşılıklı İtirazlar
Bilirkişilerin 68 bin ağaç kesileceği ve Orman İşletmesinin görevini
yapmadığı tespitleri karşısında 3.5.1999 tarihinde Pazar Orman İşletme Şefliği
23.828 metrekare çalışma alanında hafriyat dökülmesi sonucu 600 civarında ağacın
zarar gördüğü tespiti yaparak bu miktar ağacın bedeli olarak toplam
8.401.226.000 TL'yi B.M Holdinge ödettirdi. Oysa ÇED Raporu yörenin ağaç
yoğunluğunu hektar başına 667 ağaç olarak tespit etmişti. Orman İşletme Şefliği
ise 23.828 metrekarelik alanda ve üstelik bu çalışma alanlarında yol çalışmaları
yapıldığı ve hafriyatın yoldan aşağı dökülmesi sonucu orman arazisinin zarar
gördüğü tespitini yapar.Bu durumda bilirkişinin 68 bin ağaç kesilecek tespiti
yalanlanmış oldu ve böylece Çevre Bakanlığı ve B.M. Holding Bilirkişi raporuna
itiraz ettiler. Ancak, Trabzon Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu SİT
alanları içerisinde çalışma yapıldığı tespiti ile SİT alanları içerisinde bütün
çalışmaların durdurulmasına karar verdi.B.M. holding kurulun bu kararına karşı
Trabzon İdare Mahkemesi’ne dava açtı.
Çamlıhemşin Cumhuriyet Savcılığı’na suç
duyurusunda bulunulması üzerine Kültür Varlıkları Koruma Kurulu kararına rağmen
çalışma yapılamayacağı gerekçesi ile santral çalışmalarının tümünü durdurdu.
İlgililer hakkında Rize Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı.
Trabzon İdare Mahkemesi 27.05.1999
tarihinde “Yürütmenin Durdurulması'' kararı verdi.B.M. kararın temyiz edilmesi
için Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme yürütmeyi durdurma
kararını kaldırdı. Bunun üzerine davacılar da temyize gitti ve bu kez 23.09.1999
tarihinde Trabzon İdare Mahkemesi yeniden yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
Trabzon İdare Mahkemesi’nin 2. kez
yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine bu sefer Çevre Bakanlığı, B.M.
Holding, Tarım Orman Köy İşleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
yeniden bu kararın kaldırılması için Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz
ettiler.Bölge İdare Mahkemesi yeniden yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı.
Çed Raporunun İptali
09.11.1999 gününde ise tüm tarafların hazır olduğu duruşma Trabzon İdare
Mahkemesi’nde yapıldı. Trabzon İdare Mahkemesi “Üstün Kamu Yararı''nın Fırtına
Vadisi’nde bulunan ve gerekçeli kararında ayrıntılı olarak açıklanan doğal
çevrenin korunmasında olduğuna karar vererek, Çevre Bakanlığı’nın olur verdiği
ÇED Raporu’nu iptal etti.
Trabzon İdare Mahkemesi’nin ÇED
Raporu’nu iptal etmesi üzerine B.M. Holding, Tarım ve Orman Köy İşleri
Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı kararı temyiz
etti ve Trabzon İdare Mahkemesi’nin ÇED Raporu’nu iptal eden kararının
yürütülmesinin durdurulmasını ve kararın bozulmasını talep etti.
Davalıların temyiz dilekçeleri davacı
Çamlıhemşinliler’e Danıştay 6. Dairesi tarafından tebliğ edilince 27.03.2000
tarihinde Çamlıhemşinliler Trabzon İdare Mahkemesi’nin ÇED Raporu’nu iptal eden
kararının onanmasını isteyen ve davalıların temyiz dilekçelerine cevap olan
dilekçelerini Danıştay’a gönderdiler.
24.02.2000 tarihinde Temyiz
İncelemesinin yapıldığı Danıştay 6. Daire ise davalıların yürütmeyi durdurma
taleplerini “yürütmeyi durdurmayı gerektirecek bir sebep olmadığı'' gerekçesi
ile reddetti. Üç gün sonra Danıştay bilirkişi raporunu Çamlıhemşinliler’e tebliğ
etti.
Danıştay'ın Kararı
8 Ağustos 2000 tarihinde ise Danıştay; Danıştay Savcısı Halit Erol Çanga’nın
Çamlıhemşin Sulh Hukuk Mahkemesi’nce yapılan keşif alınan bilirkişi raporuna
dayanarak Fırtına Vadisi’nde yapımı planlanan santral için Trabzon İdare
Mahkemesinin verdiği ''iptal kararı''na karşı davalıların 2. kez yürütmeyi
durdurma talepleri doğrultusunda yürütmeyi durdurma kararı verilmesi gerektiği
yolunda bir görüş verdi. Trabzon Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay arasında
gidip gelen “yürütmeyi durdurma'' kararının taraflarca temyizi 4 yıl boyunca
sürdü. Ancak son olarak Danıştay 6. Dairesi Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’nin
verdiği “ÇED raporunu iptal eden'' kararını onayarak, yörelerinde santral
kurulmasını istemeyen 305 Çamlıhemşin’liyi haklı bularak, davayı bitirdi.
Doğu Karadeniz bölgesi, Doğal Hayatı
Koruma Derneği (DHKD) ve BirdLife International tarafından ülkemizin 100 önemli
kuş alanından biri olarak da ilan edilmiş durumda. Ayrıca dağ horozu
toplulukları, yöreye, dünyada korumada öncelikli 217 endemizm(yöreye özgü)
alanından biri olma özelliğini kazandırmış. Dağ horozunun en önemli nufüsu
Fırtına Vadisi’nin çatısında yani Kaçkarlar silsilelerinde yaşıyor. Öte yandan
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), Uluslararası BirdLife ve Wetlands kuruluşları
desteğinde hazırladığı raporda, bölgenin ılıman kuşak ormanlarını, dünyadaki
savunmasız 200 önemli karasal ekolojik bölgeden biri olarak belirlemiş
bulunuyor.
Yine WWF tarafından Avrupa’nın
korunması gereken 100 orman alanı (100 Hot Spots) kavramına dahil edilen 8 orman
alanı ülkemizde bulunmaktadır. Bunlardan biri Fırtına Vadisi.
Kafkas Üniversitesi Artvin Orman
Fakültesi’nden Yar. Doç. Dr Oğuz Kurdoğlu’nun bölgeyle ilgili yaptığı
araştırmasına göre, “ Fırtına Vadisi; doğal yaşlı ormanlar, alüviyal akarsu
ormanları ve şimşir ormanları gibi eşsiz orman ekosistemlerini barındıran çok
önemli bir korunan alandır. Vadi Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın Doğu Karadeniz
Bölgesi’nde belirlediği 200 öncelikli koruma alanından biri. Yalnız
diğerlerinden ayrılan özelliği en belirleyici özelliği olan bir alan olması.
Doğu Karadeniz genelindeki 2400 tür bitkinin 1200 türü Fırtına havzasında
bulunmakla birlikte bu bitkilerden 150 tanesi endemik(yöreye özgü) tür olarak
biliniyor. Bölgenin çeşitli alanları 1,2 ve 3. dereceden SİT alanı. Ayrıca
1994’te de büyük bir bölümü Milli Park ilan edilmiş'' deniliyor.
Fırtına Deresi’ne Karadeniz’den gelen
ve yörede “dere alası'' olarak da bilinen balık türü de, santralden zarar
görecekti. Bu kararla birlikte, balıkların doğal yaşam alanları da kurtulmuş
oldu. Yapılacak olan hidroelektrik santralin yaklaşım tünelleri ve şantiyesi
için 500 ağaç kesilmişti. Ayrıca yapımcı şirket yaklaşım tünelleri için 500 ton
dinamit patlatacağını söylemiş, bu da heyelana müsait olan arazide yaşayan yöre
halkını tedirgin etmişti. 205 Çamlıhemşinli’nin İzmir ve Trabzon’da ardı ardına
açtığı davalar 6 yıl boyunca devam etti ve Danıştay’ın nihai kararıyla Fırtına
Vadisi kurtulmuş oldu.
Şimdi ise; yine Rize'li bir Başbakan
çevrecilere savaş açarak, projeyi hayata geçireceği vurgusunu yapıyor...
Birgün |