reklam

03 Mart 2005 Perşembe
Ana Sayfa > Haberler

Allianoi'nin 'Uygarlık Dilekçesi'

Ülkemizdeki ''baraj projelerinin'' tehdit ettiği antik yerleşmeler arasında önce Ilısu Barajı için gözden çıkartılan Hasankeyf için direndik. Yıllardır süren tepki kampanyalarının sonucunda, bu tarihsel başkente ''şimdilik'' kurtuldu gözüyle bakılıyor.

Benzer tepkilerin yeterince sonuç veremediği ''Zeugma'' nın ise önemli bir kesimi artık Birecik Barajı'nın altında. Aynı vadideki Halfeti ise gölleşen Fırat'ın kıyısında ''yarısı boğulmuş'' durumda...

Enerji adına başımıza gelen bu kültür kıyımına yine son yıllarda Çoruh vadisinde planlanan barajlar nedeniyle ''Yıldızeli'' gibi Doğu Karadeniz bölgemizin özgün yayla yerleşimleri de eklenecek. Mitolojide efsanevi tanrıların vadisi olarak anılan Güney-Ege'deki Gökbel Deresi'nin ünlü ''İncekemer'' Köprüsü de Çine Barajı'nın kurbanı...

Böylesi bir ''kara liste'' dünyanın hangi uygar ülkesinde var?

Ege'de kara bulutlar
Aynı kara listede olmasına rağmen ''kurtulacak'" sanılan Kuzey Ege'deki Yortanlı Barajı alanındaki ''Allianoi'' içinse ufukta yeniden ''kara bulutlar'' görünmeye başlandı.

Çünkü, burayla ilgili duyarlı uzmanlarca geliştirilen ve antik kentin ''kurtulmasını sağlayacak proje seçenekleri'' DSİ'nin gündemine bir türlü alınamıyor.

Üstelik, özellikle son yıllardaki ''kurtarma kazıları'' ile ortaya çıkan bulgular buranın da tarihsel bir ''su merkezi'' olduğunu kanıtlıyor. Bu anlamda aslında bir kamu kurumu ve devlet kuruluşu olarak, DSİ'nin de burayı ''kurumsal kültür mirası'' sayması gerekliliğine rağmen ''kendi uygarlık köklerine'' bile aldırmıyor...

Son çare hukuk
İşte bu tutumun yakında ''baskın bir inşaat'' a dönüşmemesi için, İzmir'de yıllardır çevre duyarlılığının ''savunmanları'' olarak görev yapan Av. Arif Ali Cangı ve tarih dostları, çareyi ''hukuk sürecini başlatmakta'' buldular. Allianoi'yi tehdit eden baraj projesinin ''değiştirilmesi'' ni ya da bu olamazsa aynı projenin ''durdurulması'' nı sağlayabilmek için, ilk aşama olarak ayrıntılı bir dilekçe hazırladılar.

Türkiye'nin, dünyadaki yegâne eşsiz zenginliği olan ve uluslararası duruşundaki ''ayrıcalığı'' olarak gözü gibi bakması gereken tarihsel mirasının, hiç değilse Yortanlı Barajı gibi aslında ''farklı çözümlere açık'' projelerle yok edilmemesi yönündeki bu çabaya destek vermek isteyen herkesin dilekçedeki imzalara ''ortak'' olması mümkün.

Tarihsel başvuru
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü'ne verilmek üzere hazırlanan bu ''uygarlık dilekçesi'' nde antik yazarlardan Aristides 'in Hieroi Logoi adlı eserinde de anılan, 1800 yaşındaki Allianoi kentinde Tunç Çağı'na ait ünlü ''Yortan Kabı'' nın, Çakmak Tepe'de çok sayıda çakmak taşı eserin, dolgu topraktan iki adet taş baltanın bulunduğu, bu nedenlerle alanın ''tarih öncesi çağlarda'' bile önemli bir yerleşim yeri olduğu vurgulanıyor.

Helenistik dönemde ise buradaki sıcak sudan yararlanılmaya başlandığı ve özellikle de Roma ve Bizans dönemlerinde bir ''kült merkezi'' olarak geliştiği belirtilen dilekçede, tüm bu bulguların anlamı şöyle özetleniyor:

''Roma İmparatorluk Dönemi'nde (MS II. yy.) ılıcanın yanı sıra, köprüler, caddeler, sokaklar, yapı adaları, geçiş yapısı ve çeşme binası yapılmış, Bizans çağıyla birlikte de büyük bir kilise ve şapeller inşa edilmiş, metal, seramik ve cam atölyeleri kurulmuştur.''

Osmanlı'nın da ılıcası
DSİ'yi yönetenler önemserler mi bilinmez ama Alliaoni, Osmanlı döneminde de önem taşıyan bir yer. Adı ''Paşa Ilıcası'' ve Osmanlı'ya ait sikkeler, seramikler ve günlük kullanıma yönelik eşyalar bulundu. Ayrıca geç dönem bir ''Osmanlı mezarlığı'' bile var. 20.yy'ın başında da Bergama Kaymakamı Kemal Bey tarafından ılıcanın yeniden kullanıma açılması sağlanmış.

Aynı yerdeki anıtsal Roma köprüsü de Osmanlı döneminden 1979 yılına kadar Bergama-İvrindi yolunun geçtiği köprü olarak kullanılmış. Ne var ki bu eser 1992 yılında Karayolları tarafından sözde ''onarımdan'' geçirilince, özgün kimliğini yitirmiş... Aynı yıl İzmir İl Özel İdaresi'ince başlatılan ''termal tesisleri inşaatı'' sırasında da antik ılıca yapıları üzerinde yeni binalar yükselmiş...

Tarihsel serüveni böyle olan Allianoi, halen sıcaklığı 45-47 derece termal suyu ile de aslında sağlık ve kültür turizmine hizmet edebilecek olanaklarıyla barajın sağlayacağından çok daha büyük bir ekonomiyi bölgeye kazandırabilecek bir zenginlik... Ne var ki dilekçedeki bu ''uyarı'' nın da DSİ için çok geçerli olamayacağı sanıldığından, asıl başvuru konusu olarak ''baraj projesinin değiştirilmesi'' talebi de şöyle vurgulanıyor:

''Projeye göre Allianoi gölet alanının tam ortasında kalmaktadır. İnşaatının tamamlanması ve su tutmasıyla birlikte bu tarih hazinesi yaklaşık 17 metre suya gömülecektir.

Söz konusu baraja 40-50 yıl ömür biçilmektedir. Barajın ömrünü tamamladıktan sonra da Allianoi'nin gün ışığına çıkarılması olanağı bulunmamaktadır.''

Konuyla ilgili tüm ulusal ve uluslararası hukuk dayanaklarının da belirtildiği dilekçeye DSİ bakalım ne yanıt verecek. Yortanlı Barajı projesinin şimdiki şeklinde ısrar edilirse tarih ve kültür mirasını korumak için sıra bu projenin yargı yoluyla iptalini istemeye gelecek...

Sözün kısası, 1800 yıllık yaşanmışlığın belgeleri, tarihöncesine ait ''insanlık anıları'' yla da birlik te, -sadece- yarım yüzyıllık bir beklenti için feda ediliyorsa hukuk devletinin buna bir yanıtı olmalı...

Bu hukuk mücadelesinde Allianoi'yi yalnız bırakmak istemeyenlerin dilekçeye imzalarını atmaları için başvuracakları telefon ve e-adres ise şöyle:
Tel-Faks: 0 232 425 66 88 - 89
e-posta: [email protected]
Cumhuriyet - Oktay Ekinci

 

Mart 2005 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
diğer aylar için tıklayın

Kentin fiziksel çevresi, sorunları ve kentli olmak üzerine görüşlerinizi Kent başlığı  altında tartışıyoruz.

Arkitera.com/forum

  

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz