|
Allianoi'nin
'Uygarlık Dilekçesi'
Ülkemizdeki ''baraj projelerinin''
tehdit ettiği antik yerleşmeler arasında önce Ilısu Barajı için gözden
çıkartılan Hasankeyf için direndik. Yıllardır süren tepki kampanyalarının
sonucunda, bu tarihsel başkente ''şimdilik'' kurtuldu gözüyle bakılıyor.
Benzer tepkilerin yeterince sonuç
veremediği ''Zeugma'' nın ise önemli bir kesimi artık Birecik Barajı'nın
altında. Aynı vadideki Halfeti ise gölleşen Fırat'ın kıyısında ''yarısı
boğulmuş'' durumda...
Enerji adına başımıza gelen bu kültür
kıyımına yine son yıllarda Çoruh vadisinde planlanan barajlar nedeniyle
''Yıldızeli'' gibi Doğu Karadeniz bölgemizin özgün yayla yerleşimleri de
eklenecek. Mitolojide efsanevi tanrıların vadisi olarak anılan Güney-Ege'deki
Gökbel Deresi'nin ünlü ''İncekemer'' Köprüsü de Çine Barajı'nın kurbanı...
Böylesi bir ''kara liste'' dünyanın
hangi uygar ülkesinde var?
Ege'de kara bulutlar
Aynı kara listede olmasına rağmen ''kurtulacak'" sanılan Kuzey Ege'deki Yortanlı
Barajı alanındaki ''Allianoi'' içinse ufukta yeniden ''kara bulutlar'' görünmeye
başlandı.
Çünkü, burayla ilgili duyarlı
uzmanlarca geliştirilen ve antik kentin ''kurtulmasını sağlayacak proje
seçenekleri'' DSİ'nin gündemine bir türlü alınamıyor.
Üstelik, özellikle son yıllardaki
''kurtarma kazıları'' ile ortaya çıkan bulgular buranın da tarihsel bir ''su
merkezi'' olduğunu kanıtlıyor. Bu anlamda aslında bir kamu kurumu ve devlet
kuruluşu olarak, DSİ'nin de burayı ''kurumsal kültür mirası'' sayması
gerekliliğine rağmen ''kendi uygarlık köklerine'' bile aldırmıyor...
Son çare hukuk
İşte bu tutumun yakında ''baskın bir inşaat'' a dönüşmemesi için, İzmir'de
yıllardır çevre duyarlılığının ''savunmanları'' olarak görev yapan Av. Arif Ali
Cangı ve tarih dostları, çareyi ''hukuk sürecini başlatmakta'' buldular.
Allianoi'yi tehdit eden baraj projesinin ''değiştirilmesi'' ni ya da bu olamazsa
aynı projenin ''durdurulması'' nı sağlayabilmek için, ilk aşama olarak ayrıntılı
bir dilekçe hazırladılar.
Türkiye'nin, dünyadaki yegâne eşsiz
zenginliği olan ve uluslararası duruşundaki ''ayrıcalığı'' olarak gözü gibi
bakması gereken tarihsel mirasının, hiç değilse Yortanlı Barajı gibi aslında
''farklı çözümlere açık'' projelerle yok edilmemesi yönündeki bu çabaya destek
vermek isteyen herkesin dilekçedeki imzalara ''ortak'' olması mümkün.
Tarihsel başvuru
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü'ne verilmek üzere
hazırlanan bu ''uygarlık dilekçesi'' nde antik yazarlardan Aristides 'in Hieroi
Logoi adlı eserinde de anılan, 1800 yaşındaki Allianoi kentinde Tunç Çağı'na ait
ünlü ''Yortan Kabı'' nın, Çakmak Tepe'de çok sayıda çakmak taşı eserin, dolgu
topraktan iki adet taş baltanın bulunduğu, bu nedenlerle alanın ''tarih öncesi
çağlarda'' bile önemli bir yerleşim yeri olduğu vurgulanıyor.
Helenistik dönemde ise buradaki sıcak
sudan yararlanılmaya başlandığı ve özellikle de Roma ve Bizans dönemlerinde bir
''kült merkezi'' olarak geliştiği belirtilen dilekçede, tüm bu bulguların anlamı
şöyle özetleniyor:
''Roma İmparatorluk Dönemi'nde (MS II.
yy.) ılıcanın yanı sıra, köprüler, caddeler, sokaklar, yapı adaları, geçiş
yapısı ve çeşme binası yapılmış, Bizans çağıyla birlikte de büyük bir kilise ve
şapeller inşa edilmiş, metal, seramik ve cam atölyeleri kurulmuştur.''
Osmanlı'nın da ılıcası
DSİ'yi yönetenler önemserler mi bilinmez ama Alliaoni, Osmanlı döneminde de önem
taşıyan bir yer. Adı ''Paşa Ilıcası'' ve Osmanlı'ya ait sikkeler, seramikler ve
günlük kullanıma yönelik eşyalar bulundu. Ayrıca geç dönem bir ''Osmanlı
mezarlığı'' bile var. 20.yy'ın başında da Bergama Kaymakamı Kemal Bey tarafından
ılıcanın yeniden kullanıma açılması sağlanmış.
Aynı yerdeki anıtsal Roma köprüsü de
Osmanlı döneminden 1979 yılına kadar Bergama-İvrindi yolunun geçtiği köprü
olarak kullanılmış. Ne var ki bu eser 1992 yılında Karayolları tarafından sözde
''onarımdan'' geçirilince, özgün kimliğini yitirmiş... Aynı yıl İzmir İl Özel
İdaresi'ince başlatılan ''termal tesisleri inşaatı'' sırasında da antik ılıca
yapıları üzerinde yeni binalar yükselmiş...
Tarihsel serüveni böyle olan Allianoi,
halen sıcaklığı 45-47 derece termal suyu ile de aslında sağlık ve kültür
turizmine hizmet edebilecek olanaklarıyla barajın sağlayacağından çok daha büyük
bir ekonomiyi bölgeye kazandırabilecek bir zenginlik... Ne var ki dilekçedeki bu
''uyarı'' nın da DSİ için çok geçerli olamayacağı sanıldığından, asıl başvuru
konusu olarak ''baraj projesinin değiştirilmesi'' talebi de şöyle vurgulanıyor:
''Projeye göre Allianoi gölet alanının
tam ortasında kalmaktadır. İnşaatının tamamlanması ve su tutmasıyla birlikte bu
tarih hazinesi yaklaşık 17 metre suya gömülecektir.
Söz konusu baraja 40-50 yıl ömür
biçilmektedir. Barajın ömrünü tamamladıktan sonra da Allianoi'nin gün ışığına
çıkarılması olanağı bulunmamaktadır.''
Konuyla ilgili tüm ulusal ve
uluslararası hukuk dayanaklarının da belirtildiği dilekçeye DSİ bakalım ne yanıt
verecek. Yortanlı Barajı projesinin şimdiki şeklinde ısrar edilirse tarih ve
kültür mirasını korumak için sıra bu projenin yargı yoluyla iptalini istemeye
gelecek...
Sözün kısası, 1800 yıllık yaşanmışlığın
belgeleri, tarihöncesine ait ''insanlık anıları'' yla da birlik te, -sadece-
yarım yüzyıllık bir beklenti için feda ediliyorsa hukuk devletinin buna bir
yanıtı olmalı...
Bu hukuk mücadelesinde Allianoi'yi
yalnız bırakmak istemeyenlerin dilekçeye imzalarını atmaları için başvuracakları
telefon ve e-adres ise şöyle:
Tel-Faks: 0 232 425 66 88 - 89
e-posta: [email protected]
Cumhuriyet - Oktay Ekinci |