|
Müsteşar Sabri
Erbakan İstanbul’a Dozerle Gelirse...
İstanbul’a 3. köprü fikri bilindiği
gibi bir süredir tartışılıyor. Buna en güzel örnek olarak da yakın
Arnavutköylüler ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan’ın
arasında zaman önce gerçekleşen “tartışma” gösterilebilir.
Ancak “tartışma” kelimesine burada
dikkat çekmek gerekiyor. Yapılacağı kesin olan, engellenemeyecek birşeye bir
parça da olsa ses yükseltme eylemini tanımlıyor "tartışma" kelimesi ve akabinde
de engellenemeyecek şeyin yapılmasıyla da sonlanıyor herşey. Özellikle konu kent
olduğunda "tartışma" olması gereken karşılıklı fikir alışverişini, demokratik
bir ortamda ortak sorunların konuşulmasını ve çözüm arayışını belirten
"tartışma" olmuyor hiçbir zaman.
İşte 27 Şubat 2005 tarihli gazetelerde,
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan’ın, İstanbul Boğazı’na
yapılması düşünülen 3. köprü projesi ve bu projeye karşı uzun yıllardır direnen
Arnavutköylüler ile ilgili olarak yayınlanan görüşleri:
“Daha önce Arnavutköy diye bir şeyler
çıkmıştı. Arnavutköylüler geldi. Biz trafik, egzoz dumanı istemiyoruz dediler.
Ben de onlara köprü istemiyorsanız, ata binin, karşıya da yüzerek geçin dedim.
Yok orada olmasın, yok burada olmasın. Dünyanın hiçbir yerinde böyle birşey yok.
3. köprüyü en kısa zamanda gerçekleştireceğiz” diyen Sabri Erbakan, bu projenin
kamuoyu önünde tartışılması için Nisan 2003 tarihinde kendisini İstanbul’a davet
eden Arnavutköylüler’e “İstanbul’a gelirsem buldozerimle gelirim”(!) ifadesini
de kullandı.
3. köprü yapımına karşı olduklarını
belirten Arnavutköylüler’e Müsteşar Erbakan’dan gelen yanıt oldukça düşündürücü.
Kente ve kentlilere yaklaşımı çok ilginç olan Müsteşarın İstanbul’a geliş biçimi
de ayrıca dikkat çekici bir nokta gibi gözüküyor.
Arnavutköylüler Semt Girişimi (ASG) de
Müsteşar’ın bu açıklamaları üzerine bir duyuru da bulundular;
“Günümüzde çevre bilinci öne çıkmıştır.
İnsanların onayı olmadan, devletlerin yaşam alanlarını tümüyle değiştirmesinin
artık mümkün olmadığı biliniyor. Devletin, insanların mutlu ve huzurlu
yaşamasını sağlamakla yükümlü olduğu gerçeğini vurgulayan 21. yüzyılın çağdaş
yaklaşımı, anlaşılan sayın müsteşara ulaşmamıştır.
Devleti temsil eden sorumlu bir
yetkilinin, kendi bahçesine samanlık yapmayı planlar gibi, İstanbul halkının ve
Arnavutköylülerin tepesine, ilgili akademik/bilimsel kurumlara ve sivil toplum
örgütlerine göre asla ulaşım sorununu çözmeyeceği çok iyi bilinen bir köprüyü
yaptıracağını ilan etmesindeki tehdit içeren ve insana saygısız mantığı anlamak
olanaksızdır. Çözüm köprülerden vazgeçilmesi ve Marmaray Raylı Tüp Geçişi gibi
toplu ulaşım sistemlerinin yaygınlaşmasıdır.
Siyasal gücü elinde tutanların,
çağımızda vatandaşlarını aşağılamaya ve yasalara aykırı girişimlerde bulunmaya
asla hakları yoktur.
Biz Arnavutköylüler, bilinçli
yurttaşlar olarak, Müsteşar’ın alaycı ifadelerini şiddetle reddediyor ve bu
konuda yasal girişimde bulunacağımızı duyuruyoruz.
Bu talihsiz açıklamaların müsteşarca
geri alınmasını istiyoruz.”
Bu tip çağrılara -içeriğine katılsak da
katılmasak da- kentlilik bilincine ulaşabilmek, 15 milyon insanın hepberaber
nasıl yaşaması gerektiğini öğrenmek için hepimizin en başta da kendisi de kentte
yaşayan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan’ın kulak vermesi
gerekiyor.
Arkitera-Gülin Şenol |