|
'Köprü etme başka
ihsan istemem!'
Geçtiğimiz günlerde, Arnavutköy'den
geçmesi planlanan 3. Boğaz Köprüsü ile ilgili olarak tepkilerini dile getiren
Arnavutköy halkını, "Köprü istemiyorsanız ata binin, Boğaz'ı da yüzerek geçin"
şeklinde azarlayan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan'a
Arnavutköy Semt Girişimi'nden yanıt geldi:
Yıllardır yapımı yılan hikayesine
dönen, doğaya ve mimari dokuya vereceği zarar nedeniyle sivil toplum
kuruluşlarının da büyük tepki gösterdiği 3. Boğaz Köprüsü, bir kaç gündür
yeniden gündeme getirilmeye çalışılıyor. Arnavutköy'den geçmesi planlanan
köprünün yapımını engellemek için yaklaşık 7 yıldır mücadele eden Arnavutköy
Semt Girişimi (ASG) geçtiğimiz günlerde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı
Sabri Erbakan'ın kendilerine yönelik olarak, "Köprü istemiyorsanız ata binin,
Boğazı'da yüzerek geçin" şeklindeki açıklamalarını yanıtladı. Konuyla ilgili
olarak görüştüğümüz ASG Sözcüsü İsmail Üstün, yeniden gündeme getirilen 3. Köprü
ile ilgili olarak 'Köprü Lobisi'nin iş başında olduğunu söyleyerek, "Trafik
sorunu köprü ya da karayolu yaparak çözülemez. Dünyada da bunun örneği yok.
Sorun ancak toplu taşımaya ağırlık verilerek aşılabilir" diye konuştu.
Güleryüzlü bir mücadele!
Müsteşar'ın size yönelik olarak yaptığı açıklamaları nasıl
değerlendiriyorsunuz
Müsteşar Erbakan 2003 yılında kendisini
makamında ziyaret ettiğimizde de buna benzer açıklamalarda bulunmuştu. Şimdi
aynı suçlamaları basın yoluyla tekrarladı. Bu ifadeler ile ilgili yasal prosedür
neyi gerektiriyorsa onu yapacağız.
Müsteşar sizleri otomobil düşmanı
olarak nitelendiriyor...
Biz otomobil düşmanı olduğumuz için
köprüye karşı çıkmıyoruz. Bugün yapılan çalışmalar İstanbul'un trafik sorununun
ancak toplu taşıma ile aşılabileceğini gösteriyor. Biz de toplu taşımanın
yaygınlaşmasını istiyoruz. İstanbullular'ın büyük çoğunluğu da bu görüşü
destekliyor. İddia ediyoruz, Marmaray gibi toplu taşıma projelerinin
yaygınlaşması halinde otomobil sahibi olan insanlar da ulaşım ile ilgili
tercihlerini toplu taşımadan yana değiştirecektir. Konunun uzmanları, açılan her
karayolunun belli bir süre sonra kendi trafiğini yaratarak sorunu çözmek bir
yana trafik keşmekeşine katkıda bulunduğunu söylüyor. Ortaya çıkan gürültü
kirliliği de cabası.
Peki sizce köprü konusunda neden bu
kadar ısrarcılar?
Marmaray olarak bilinen tüp geçit
projesinin hayata geçirilmesi halinde saatte 75 bin kişinin Boğaz'ın bir
yakasından diğerine taşınacağı tahmin ediliyor. Bu rakam 7 - 8 köprünün
kapasitesine eşit. Konu bu kadar açık ve net olarak ortadayken bazı
bürokratların ısrarla köprü fikrini savunmasını 'meslek aşkı' ve 'koltuk
sevdası'na bağlıyoruz. Ayrıca köprü lobisini oluşturan dev şirketler, otomobil
firmaları ve petrol şirketleri de bu ısrarın başlıca nedenleri...
İşin bir başka ilginç boyutu da,
Hükümet'e ve Bürokratlar'a yasaları bizim hatırlatmak zorunda kalmamız. Köprünün
geçmesi planlanan Arnavutköy'de 38 anıtsal yapı, 42 yalı, 292 sivil mimari
örneği olan eski yapı, 30'un üzerinde anıt ağacı ve 5 yeşil sit alanı bulunuyor.
Köprü Projesi başta Anayasa'nın kültür ve tabiat varlıklarının Devlet tarafından
korunması gerektiğini açıklayan 63. maddesi olmak üzere; Nazım İmar Planı'na,
Boğaziçi Yasası'na, Kültür ve Tabiat Varlıkları'nı Koruma Kanunu'na, İstanbul 3
No'lu Koruma Kurulu Kararları ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerlik Şartı'na
aykırı. Buna rağmen projenin hala gündeme getirilmesine bir anlam veremiyoruz.
7 yıl önce başlattığımız mücadelemizi
hemen her siyasi görüşten insanın ve sivil toplum kuruluşunun desteğiyle
sürdürüyoruz. Ülke sorunları için fikirleri sorulmayan bizler 7 yıldır ne
yapabiliriz diye düşünüyor, bürokrasideki gelişmeleri günbe gün takip ediyoruz.
Mücadelemiz güleryüzlü bir mücadele. Bu nedenle tüm halkı kucakladı.
Birgün - Volkan Şahin |