|
Şerif Yenen:
“Çanakkale’de Kültürel Değerlerimiz Tanıtılıyor, Yapılan Turizm Faaliyeti
Değildir”
Türkiye’de yaklaşık 9 bin profesyonel
turist rehberini temsil eden TUREB (Turist Rehberleri Birliği) basında yer alan
"Çanakkale Şehitliği’ndeki ziyaretçi patlaması, rant kavgasına sebep oldu"
haberine yazılı bir açıklamayla cevap verdi. TUREB adına açıklama yapan Başkan
Şerif Yenen, profesyonel turist rehberlerinin Gelibolu’nun tarihi ve kültürel
mirasının tanıtılmasında en önemli görevi üstlendiğini belirterek, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Milli Parkı’nın "turistik alan" olup olmadığı konusuna da
açıklık getirdi.
Cevabıında özellikle Çanakkale’nin
kültürel alan olarak turistik bölgeden nasıl ayırıldığı ve kültürümüzün de en
iyi şekilde ancak eğitimli rehberler tarafından tanıtılacağına değinen Başkan
Şerif Yenen imzalı TUREB tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Yerli ya da yabancı turistlerin
ziyaret ettiği her yer turistik alandır, ayrıca Çanakkale'de asıl olan turizm
faaliyeti değil, kültürel değerlerimizin tanıtılmasıdır. Kültürel değerlerimizin
tanıtımını en iyi profesyonel turist rehberleri yapar. Belediyeler de dahil
olmak üzere her önüne gelen kurumun turist rehberi yetiştirmeye kalkışmasına
sonuna dek karşıyız. Türkiye'de turist rehberi yetiştirmeye yetkili tek kurum
Kültür ve Turizm Bakanlığı'dır. Hiçkimse kanunları değiştirip, yeni yöntemler
icat etmeye kalkmasın.
Profesyonel turist rehberleri olarak
daha önce de Çanakkale Milli Parkı'nın Orman Bakanlığı'nın eline bırakılamayacak
kadar hassas ve önemli bir bölge olduğunu dile getirmiştik. Eğer bu bölge Orman
Bakanlığı'nın eline bırakılırsa, Bakanlık doğal olarak bu bölgeye orman
muamelesi yapar, böylece tarihimizde ve kültürümüzde bu kadar önemli rol oynayan
bir alan hak ettiği değeri göremez. Burası aslında hükümetler üstü bir
konsorsiyuma devredilmelidir. Orman Bakanlığı iyi bir şeyler yapmak istiyorsa,
amacı bölgeye gelen yerli ve yabancı turist sayısına çözüm üretmekse, ilgili
turizm meslek kuruluşu ile işbirliği yapmalı, sorun varsa ortak çözüm yolları
aranmalıdır.
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin
‘Rehberler İstanbul'da Boğaz'ı anlatsınlar Çanakkale'den ellerini çeksinler,
burası para kazanılacak yer değil' yaklaşımı turist rehberliğinin anlamının ne
yazık ki yeterince kavranamadığının bir göstergesi. Altını çizerek bir kez daha
belirtiyoruz ki, Çanakkale'deki tanıtım faaliyeti tam bir rehberlik hizmetidir
ve bu hizmet profesyonellik gerektiren bir iştir. Turist rehberi, yerli ve
yabancı turistlere ülkemizin tarihini, kültürünü, mirasını yorumlayan kişidir.
Kendi içinde örgütlenmesi olan, sürekli eğitimi sağlanan, etik ilkelerinin
çalıştırıldığı, disiplin mekanizmasına sahip başlıbaşına bir olgudur. Ülkemiz
adına "ulusal" bir görev üstlenen profesyonel turist rehberleri Anadolu'nun
eşsiz tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin tümünün tanıtımı ile mükelleftirler
ve bu tanıtımı etkin bir biçimde yapabilecek donanıma genelde sahiptirler.
Eksiklikler var ise, tüm meslek gruplarında olduğu gibi, bunları giderecek olan
bizzat rehberlerin kendisi ve meslek kuruluşlarıdır.
Çanakkale bölgesi ile ilgili derin
bilgisi olan, deneyimlerini paylaşmak isteyen ya da akademisyen kimliği olan
uzmanlar da rehberlik yapmak için bizim gibi rehber yetiştiren kurumlara
başvurmalı, Turizm Bakanlığı'ndan belge almalıdır. Rehberlerin milli şuuru
yansıtamayacağı iddiasını da şaşkınlıkla karşılıyoruz. Biz rehberler zaten milli
şuura sahip olduğumuz için ülkemizin değerlerini tanıtıyoruz. Rehberlik sadece
turizm faaliyeti değildir, başka sorumluluklar da gerektirir.
‘Çanakkale turistik alan değildir’
deyip çekilemezsiniz. Geçtiğimiz yılın Eylül ayında, 'alan kılavuzluğu'nun 1618
Sayılı Seyahat Acenteleri Kanunu'na da aykırı olduğu, Çanakkale'de 'Türkçe'
kılavuzluk yapacakların suç işleyecekleri gerekçesiyle bu kursların kaldırılması
için iki ayrı dava açtık. Davalarımız hâlâ sürüyor...”
Arkitera |