reklam

21 Mart 2005 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

Planlı yağmalayalım

Geçen hafta iki günlüğüne Antalya/Belek'teydim. Bir kez daha birçok yerde olduğu gibi kendimi bütün berbat kitapların bir araya toplandığı dev bir kütüphanede sandım.

İnşaat sektörünün önünün açılmasını isteyenlere karşı benim fikrim, şu andan itibaren Türkiye çapında bütün inşaatların durdurulmasıdır!

Çünkü hiçbir yerde bu kadar kötü evler yapmayı başaran bir millet görmedim.

Eskiden bunun yoksullukla ilgili bir şey olduğunu düşünürdüm. Artık öyle düşünmüyorum. Çünkü dünyanın parası yatırılmış dev binaların, iş merkezlerinin, tatil köylerinin, otellerin, hastanelerin, gökdelenlerin, sitelerin de ötekilerden farkı olmadığını görüyorum.

Bence bir ülkede tek bir mimar, mühendis olmasa bile bundan daha iyi binalar yapılırdı.

Üç küçük çocuğu bir oda dolusu legoyla bir odaya koysak onlar bile bizim yarattığımız kasabalardan, kentlerden daha doğru dürüst bir şey ortaya çıkartırlar.

Bir yanda daha önce hiçbir yerde görmediğim ve kimin yarattığını çok merak ettiğim gül kurusu renginde binalardan oluşan bir yazlık site, öte yanda Teksas mimarisinden esinlendiğini sandığım bir alışveriş merkezi, bunların ilerisinde denize daha yakın bir yerde bu kez parlak camlar ve granitten yapılma dev bir otel, yanında birtakım sıvası yeni yapıldığı halde dökülmüş apartmanlar... Yola yakın gecekondu benzeri evler, barakalar, arkadaki garip ihtişama inat yoksul görüntülü birtakım derme çatma binalar, alüminyum doğrama büfe, bakkal benzeri dükkanlar, toprak ve ot yığınları, hurda çöplükleri, her tarafta bitmek bilmez bir inşaat faaliyeti...

Bu kadar inşaat heveslisi bir milletin bu kadar inşaat özürlü olmasını nasıl açıklamalı?

Binalar işlevsel desem değil. Estetik desem değil. Coğrafyaya uygun desem değil.

Örneğin yazlık site olarak yapılmış fakat her nedense Norveç mimarisi kılıklı birtakım villalar. Rapunzel'den hevesle inşa edilmiş birtakım kuleli evler. Aralarda hiçbir anlam veremediğim mavi, yeşil parlayan cam gökdelen kılıklı binalar. Bol bulunmuş zengin gösteren bir granit manyaklığı. Bir kısmı doğru dürüst sıvanmamış, bir kısmıysa çok lazımmış gibi üzerine kilim deseni kılıklı bezemelerle mozaiklenmiş apartmanlar.

Yan yana yapıldığı halde birbirine inat hepsi ayrı telden çalan 'mimari şaheseri' tatil köyleri... Kent süslemesi olarak, üzerinde mavi, kırmızı ışıklar yanan yapma şelaleler! Mimar Sinan'ı çıldırtmak için tasarlanmış camiler.

İnsanı en çok delirten de boyanmış binalarda kullanılan renkler. İnsan binlerce rengin içinde gidip nasıl bu kadar berbat olanları seçer, etrafındaki doğaya bir kez bile bakmaz anlamak mümkün değil.

Bu arada bütün binalardan fışkıran, her balkondan, pencereden, çatıdan uzaya çevrilmiş çanak antenler.

Bilmeyen, herhalde bunlar uzaylılarla ilişki kurmuş bir millet diye düşünür. Görüntü aslında, doğru dürüst bir ev yapmakla uğraşacak vakitleri yokmuş, bir an önce bir çatı altına girip televizyondaki dizileri kaçırmamak için çırpınmışlar şeklinde özetlenebilir.

Dünyanın en güzel kıyıları yıllardır böyle inanılmaz bir biçimde yağmalanıyor. Ben yağmalamaya da razıyım. En azından bir plana göre yağmalansa... Bunu da mı Avrupa Birliği'nden bekleyeceğiz?
Akşam - Kürşat Başar

 

Mart 2005 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
diğer aylar için tıklayın

Kitap

Genç Çizgiler 2004
Editör: İdil Erkol
Grafik Tasarım: Aslı Ayhan

Arkitera Mimarlık Merkezi Yayınları

Ücret: 20 milyon TL
(20 YTL).
Dağıtım ve kargo masrafları dahil.

  

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz