|
Dahi mi Otel
Frankenstein mı?

Isozaki ve diğerleri... Bir tek otel
üzerine birçok mimari yeteneğin çalışması, konseylerin çekişmesini çözmek üzere
G8 liderlerinin birkaç haftalığına bir araya gelmesine eşdeğer.
Bu açıkça abzürd, ama tasarımcı otelini
daha çok küçük bir dükkan gibi görünmesini sağlıyor; sürekli bir sonraki
“trend”i bekleyen bir işteki başarı gerçek değil. Bu otel uluslararası sahnede
kimin kim olduğuna göre oda seçimi yapılabilecek ilk tasarımcı bölümlü otel.
Tabi hali hazırda bazı problemler de mevcut; çok pahalı, karmaşık ve ödeme
yapması güç, aynı zamanda sonuncu da olabilir.
Bu proje, soyadı güneşe en yakın uçan
adam olan Icarus’u çağrıştıran, Silken’ın başkanı Anton Iraculis’in hayaliydi.
Basque’ın yapı sektöründen gelen Iraculis, daha önce Foster ve Nouvel’le
çalışmış ama üst düzeye hitap eden İspanya’daki oteller zincirinin 25. halkası
için alabileceği bütün mimarları istemişti. Otel 360 oda kapasiteli ve inşaası
75 milyon Euro tutarında. Deneyimli otelci on dokuz mimar ve tasarımcı tutarak
işleri zaten çok ileri götürmemiş mi?
Bu “Prima Donna’ların Olympus’u”ndaki
her tasarımcıdan iç mimari tasarımıyla konuklara kendi kişiliklerini anlatmaları
istendi. Sonuç olarak ortaya her mimarın kendi evlerinin birer konsantre hali
çıktı.
Ürün tasarımcısı ve mimar Ron Arad
banyo ve yatak için kan kırmızısı Corian’ın odanın orta yerine bırakıldığı tek
bir ünite tasarladı. David Chipperfield Japon sadeliğini çağrıştıran bir tasarım
yaparken; Zaha Hadid Cincinnati’deki Çağdaş Sanatlar Merkezi gibi binalarının
hayranlarına hemen tanıdık gelecek bir tasarım gerçekleştirdi. Diğer mimarlar
otel odasının belirli sınırları içerisine daha büyük projelerin stillerini
uyarlamaya çalışırken, genç Plazma Stüdyosu ve deneyimli Foster & Partners
yüksek bir enerjiyle yeni mimari olasılıklar keşfetmeyi deneyimlediler.
Bütün bunlar bir hayali gerçek kılıyor.
Nouvel kendi süitlerinin bir kadının vücuduyla aşk oyunları arasında olduğunu
söylerken, Japon usta Arata Isozaki kendi odalarının tamamıyla karanlığı
sunduğunu ifade ediyor. Çeşitli katlar mimari meraklılarına istedikleri tarzda
bir oda seçerek yer ayırtmalarına imkan sağlayacak. Otel yöneticileri ise daha
ciddi bir problemle karşı karşıyalar; ilk birkaç yıllık rezervasyonlardan
topladıkları bigilerle en zayıf tasarımın hangisi olduğunu net olarak
görecekler. Otelin inşaası henüz bitmiş değil, ama kesin olan şu ki kar sağlamak
için oldukça çaba gerekecek.
Otelin işletmecisi “Bu otelden para
kazanmayabiliriz ama yönetici çok keyif aldı” diyor. David Chipperfield de
görünüşe göre aynı fikirde ve ekliyor, “Otel odalarına bu kadar para
harcadığınızda, o parayı oda oranında geri kazanmak çok zordur. Sanırım bunu
göze aldılar.”
Bütün mimarlar aynı ücreti kabul etmiş
ama ucuza mal olmadıkları kesin. Bununla beraber her tasarımcı kendi katlarına
tamamen değişik çözümler getirdiği için onlara restoran, resepsiyon, park alanı
ve peyzaj da eklenince müteahhitler defalarca değişik malzeme ve teknolojilerle
çalışmayı öğrendiler.
Genel olarak mimarlar risk alarak
onlara bu kadar özgürlük sağlayan müşterilerine büyük minnettarlık duyuyorlar,
ama bireysel olarak star mimarların tamamen kendi yollarından gitmek istemeleri
zaman zaman tansiyonu yükseltti.
Örneğin Ron Arad, Jean Nouvel’in
binanın dışı konusundaki kısıtlayıcı davranışları yüzünden sıkıntı yaşadığını,
mimarinin Grotesk’e dönmesinden endişelendiğini belirtti. Chipperfield de aynı
fikirde olduğunu ve şu anda mimari hakkındaki bir problemin de promosyon aracı
haline gelmesi olduğunu söylüyor.
En son bu kadar büyük çaplı bir
megastar grubunun bir arada çalıştığı proje, 1947’de Birleşmiş Milletler’in
modern mimariyi başarılı ve barışçıl bir geleceğe taşımak üzere on mimarı
görevlendirdiği projeydi. Bu uluslararası on mimarın arasında Niemeyer
(Brezilya), Le Corbusier (Fransa) ve Makelius (İsveç) de bulunuyordu. O dönemde
Frank Lloyd Wright, bu üstün yaratımın cehenneme yolculuk olduğu doğrultusunda
iğnelemişti. Otelciler Otel Puerta America Mayıs’ta kapılarını açtığında,
müşterilerin bu cesur girişime aynı tepkiyi vermemelerini umuyorlar.
Financial Times - Çeviren: Aslı Ayhan |