Yarışma Projeleri

İBB Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması

Tarih: Ağustos 2008
2. Mansiyon Hakkında


Proje Müellifi
Mehmet Baba
Mehmet Arman Güran
Ece Ceylan Baba
Hülya Ceylan
Dilek Erdem
Tahir Ferhat Ceylan
Alpay Adalı
Hüseyin Hami Erdem

Danışman
Prof.Dr.H. Temel Belek

Yardımcılar
Pınar Çağlayan
Dolunay Obruk
İsmail Sevimli
Nazan Kaya
Zeynep Gül Sökmen
Zeynep Özbek

Nostalji
20. yüzyılın başından bu yana İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Tepebaşı semtinde, Haliç’e açılan bir alanda yer alan Dram ve Komedi Tiyatroları adlarına sahip iki yapıda, Şehir Tiyatrosu hizmetlerini büyük fedakarlıklarla yürütmüş, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin batılılaşmasında ve Türk kültürünün batı kültürü ile bağdaşarak global kültür mozaiği içinde yer almasında önemli bir öncülük görevini üstlenmiştir. Bu hizmetler 20. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’un iki yakasına da yaygınlaştırılarak sürdürüldü. Ancak bu süreç içinde adı geçen iki yapı yanarak yaşamlarını yitirdiler. Bu iki yapıdan Dram Sahnesi tam ortasında VIP locası ve etrafını çevreleyen diğer locaları ile ortaya çıkan at nalı formuna sahip iken, Komedi Tiyatrosu bir açık geniş ön sahneyi çevreleyen geniş ve yaygın seyirci alanı ile Yunan tiyatrosunu anımsatmakta idi. Bu iki tiyatro da bu nicelikleri ile yukarıda belirtilen nitelikleri hakkı ile yerine getirmişlerdir.

Yapılması düşünülen Beyoğlu Sahnesi'nin de aynı amaçları yükleneceği mutlaktır. Yukarıdaki açıklamanın ışığında nostaljik bir yaklaşımla yarışma programında istenen 600 kişilik ana tiyatro sahnesi, seyirci alanları, VIP locası ve çağdaş bir çözümle sahneyi birbirleri üzerinden rahatlıkla gören diğer locaları ile bir arada çağdaş standarda sahip (94 x 625 cm) genişlikte koltukları ile tek düze yükselirken prizmatik dikdörtgen bir hacmi bir alt yanından karşıt üst yanına çapraz olarak bölmek sureti ile üstte seyirci mekanlarını altta onun fuayesini kurmakta böylece 2 boyutlu at nalı formunu 3 boyuta taşımakta aynı zamanda tarihsel Dram Tiyatrosu'nu anımsatmaktadır. Çocuk Tiyatrosu da önerilen biçimi ile Komedi Tiyatrosu'nun benzeridir, bunlara 21. yüzyıl sahne sanatlarının bir gereği olarak ileride açıklanmış nedenlerle bir “Light Box” deneme tiyatrosu eklenmiştir.

Yarışma Alanının Genel Analizi
Yarışma alanı, eski Beyoğlu Sahneleri alanına çok yakındır, ancak yeni arazinin üç bir yanı bu alana verilen çatı gabarisinden daha yüksek yapılarla çevrilidir. Bu alan ile çok yakındaki Galata Kulesi arasında ilişki kurabilmek bile hemen hemen mümkün değildir. Bu sorunlar, arazinin ancak tek bir ana yöne ve tek yönlü bir görsel iletişime sahip olduğunu göstermektedir. Ancak bu gerçek aynı zamanda bu arazinin en önemli özelliğidir. Kesin olarak bu sonuçtan yapının öbür görünümlerinin değersiz olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Bu özelliğin en büyük önemi ise eski Beyoğlu Sahneleri gibi, bu sahnenin de kuzeybatıyı kaplayan Haliç görünümüne açılmasıdır, ayrıca bu açılımın doğu ucunda korunması istenen “Vergi Dairesi” (bir doğu kültürü yapısı), batı ucunda yine korunması istenen “Frej Yapısı” (bir batı kültürü yapısı) vardır. Bir anlamda bu iki yapı, söze konusu arazideki doğu-batı ilişkisini simgelemektedir. Bu açılımın batı kenarından içeri giren Büyük Hendek Caddesi’nin sonunda Galata Kulesi bütün masifliği ile yerini almakta, caddenin doğu tarafındaki derinliği 2,5 m ile 12 m arasında değişen incecik bir imar adası bu yolu sanki duvar gibi sahne arazisinden ayırmaktadır. Ayrıca bu yapılar caddeye zemin katlarından bağlanırlarken sahne arazisine 1. katlarından açılmaktadırlar, yani sahne arazisi, Büyük Hendek Caddesi’nden ortalama 3 metre yüksektedir. 15. yüzyıldan kalma İstanbul-Pera Haritaları üzerinde yapılan inceleme o tarihlerde bu aks üzerinde Galata Kulesi’nden başlayıp kuzeye uzanan, büyük olasılıkla Galata’yı Pera’dan ayıran bir sur duvarının var olduğunu göstermektedir. Bu bulgu bugün, bu arazi üzerinde bu adayı dolduran sıra yapıların, doğu-batı bütünleşmesini sağlayan bir simge duvar olarak algılanmasını mümkün kılmaktadır. Çünkü global kültür mozaiği İstanbul ilini doğu ile batıyı birleştiren şehir olarak tescil etmektedir. Doğudan girilip bir kat değişimle batıdan çıkılabilen, aynı zamanda tersi de gerçekleştirilebilinen bu yapıların sahiplerinin bilinçlendirilmesi yolu ile duvar içinde bazı zengin markalara ait mini butiklerin yer alması sağlanabilir. Böyle butikler doğu ile batı arasındaki süzülme yüzeyini oluşturacaklardır. Bu geçidin batı ağzı Galata Kulesi, doğu ağzı yeni Beyoğlu Sahnesi olacaktır.O zaman denebilir ki, madem Galata Kulesi batı kültürünün simgesidir, o halde yeni Beyoğlu Sahnesi de doğu kültürünü simgelemektedir. Tiyatro olgusunun tiyatro çadırlarında geliştiği düşünüldüğünde ve aynı olgunun göçer kültür ile beslendiği dikkate alındığında böyle bir yaklaşımın imkan dahilinde olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yarışma Konusunun Özel Analizi
Doğal yaşam çabası fiziksel gerçekler üretir. Tiyatro sahnelerinde ise doğrudan doğruya erdemsel gerçekler üretilir. Bu sahnelerde üretilenlerin tamamı insan beyninin verdiği uğraşın sonucudur. İşte bu genelleme içinde duvarlardan oluşan bir dünyada, tiyatro sahnelerinin dış duvarını fiziksel gerçekleri erdemsel gerçeklerden ayıran sınır duvarları olarak tanımlamak mümkündür.

Ayrıca ifade etmek gerekir ki, yeni Beyoğlu Sahnesi tek yönlü olarak İstanbul kenti açısından çok önemli bir mihenk taşına, Haliç’e (Altın Boynuz’a) açılmaktadır. Bu hususun değerlendirilmesi doğu-batı bütünleşmesini temel bir amaç olarak kabul eden bir tasarım için son derece önemlidir.

21. Yüzyılın Tiyatro Yapılarından Bekledikleri
Manuel Mekanizasyon Sorunu

Tabii ki 21. yüzyıl elektrifikasyon çağıdır. Muhakkak ki tiyatro bilgisayarın ve elektrifikasyonun her türlü yeniliğinden yararlanmaktadır ve yararlanacaktır. Özellikle yapay ışık ve ses alanlarında bu çağdaki ilerlemelerin katkıları büyük değer taşımaktadır. Ancak manuel mekanizasyonun kullanımı 19. ve 20. yüzyıl sahnelerinde, bir sanat haline dönüşmüş bulunuyor. İnsan vücudunun hakim rol oynadığı bir alanda böyle mekanizasyona her zaman ihtiyaç duyulacaktır. Tüm tiyatro oyunu bir bilgisayar animasyonu olarak sunulamaz. Yazık ki bu mekanizasyonla mucizeler yaratılırken mekanizasyonun varlığı daima sahne gerisinde veya altında kalmış seyirciden saklanmıştır. 21. yüzyılda böyle bir mekanizasyonun varlığı seyirciye mutlaka hissettirilmelidir.

Doğal Işık Sorunu
Tiyatro olgusu doğanın yorumlanmaya başlaması ile açık alanlarda doğal ışık altında bir meslek haline dönüşmüş, bu meslek göçer bir yaklaşımla gezici kumpanyaların elinde çadırlarda sürdürülmüştür. Sabit Yunan ve Roma tiyatroları da doğa içinde açık alanlardı. Tiyatrolar 17. yüzyıldan bu yana kararmaya başlamış. 19. ve 20. yüzyıllarda tamamen karanlık, tozlu, sağlıksız mekanlar ortaya çıkmıştır. Bugün uygulamalarda her türlü görsel efekt yapay ışığın kontrolüne bırakılmıştır.

21. yüzyıl karşımıza bir desantralizasyon, bir temiz dünyaya dönüş ihtiyacı ile çıkmaktadır. Bu çağda neden tiyatrolarımızı yeniden gün ışığına kavuşturmayalım? Işığı içeri alan pencereler tabi ki elektrifikasyonla çalışan kepenkler yardımı ile, gereksinim halinde zifiri karanlığı her an sağlayabilir. Bu nedenle doğal ışığı da yapay ışığın yanı sıra sahnelere sokmaktan çekinmeyelim.

Yeni Beyoğlu Sahnesi tasarımı yukarıda belirtilen tüm görüşlerin ışığı altında gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki:

1. Raporun başında, tüm Beyoğlu Sahnesi yapısının göçer doğu kültüründen esintilere sahip olması önerilmiş, bunun çadır tiyatrosu içeriği ile ifade edilebileceği söylenmişti. Yapı kitleselleştirilirken bu husus dikkatle ön plana alınmıştır.

2. Arazinin tek yönlü iletişim olanağına tamamen hakim olan ana sahne yapısının bu yüze bakan dış duvarı içbükey bir kavrama yaparak doğuda Vergi Dairesi'nin arkasına yapıya paralel olarak dolanmakta ve bu tarihi yapıta sakin bir fon sağlamaktadır. Aynı duvar batıya doğru yırtılarak yükselmekte en yüksek ucu ile diğer tarihi binayı Frej Yapısı'nı işaret etmekte, böylece doğu ile batı kültürünü tek bir mozaik içinde bütünleştiren eleman niteliğini kazanmaktadır. İşte yarı masif yarı saydam bu duvar fiziksel gerçekler ile erdemsel gerçekleri ayıran sınır duvarıdır. Böyle bir duvar sahne yapısının simetrik niteliği yüzünden yapının içinde ikinci bir duvar yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu ikinci içbükey duvar ana sahne çatısının bir mini benzeri olan çocuk tiyatrosu çatısını bir annenin çocuğunu sarışı gibi şefkatle saracaktır. Çatının saydam niteliği duvarı boydan boya deneme sahnesi ve çocuk tiyatrosu fuayelerine açmakta olduğundan bu ilave duvar onur duvarı olarak değerlendirilmiştir. İstanbul Belediyesi sahne sanatçılarından iz bırakmış olanların tamamının isimleri bu kütüğe kazınacak, gençlerin ve çocukların böyle anılarla yetişmeleri sağlanacaktır.

3. Ana sahnenin fuayesi ve çatılara yükselen fuaye boşluğu İstanbul ile İstanbullu'yu, doğulu ile batılıyı Haliç olgusunda bütünleştirecek mekan olmalıdır. Oditoryumun içindeki seyirci sıfırdan başlayarak sahnenin ürettiği sonsuz erdemsel gerçeklere ulaşırken, fuaye içindeki seyirci sıfırdan başlayıp Haliç olgusunun (Altın Boynuz'un) somut erdemsel gerçeğine erişecektir. Tasarlanan fuayenin zemin katından oditoryuma iki giriş, oditoryumun üst katına ise üç giriş vardır. Amaç ise alt ve üst girişleri +2.79 kotundaki bütünü ile Haliç’e açılan orta fuaye de buluşturmaktır. Giriş kotundaki izleyiciler zeminin gölgeleri arasından bu kota yükselirken yüksek fuaye kotundaki izleyiciler havalarda, boşlukta dolaşan merdivenlerden aynı kota inecekler ve altın boynuz erdemsel gerçeğine açılan bütün camlardan bu gerçeğin uzaklığını kurgularlarken, camlar arasına konmuş mega merceklerden bu gerçeğin aynı zamanda ne kadar yakın olduğunu hissedeceklerdir. Orta fuaye bütünü ile batıya açılmıştır. Genel olarak batıdan yatay gelen güneş ışınlarının insan oğlunun gözlerini kamaştırması bu yönün mimarlarca tercih edilmemesine neden olmuştur. Ancak Altın Boynuz (Haliç) gerçeği ile bütünleşen orta fuaye için durum farklıdır. Tiyatro sahnelerinde verilen perde araları nedeni gerçekleşen ve on beş dakikadan fazla sürmeyen fuaye buluşmalarında böyle altın ışınların biraz göz kamaştırması Haliç görünümünü unutulamaz bir erdemsel gerçek haline getirecektir.

4. Deneme tiyatrosunun fuayesi 0.00 kotunda, çocuk tiyatrosunun fuayesi ise -2.79 kotundadır. Çocuk tiyatrosunun tavanı en geride 160 cm yüksekliğe kadar alçalmaktadır. Bu bölgede çocuklar için oyun mağaracıkları oluşturulmuştur. Çocuklar bu ışıklı mağaralarda oynarken deneme tiyatrosunu izlemeye gelmiş olan gençler çocukları bir üst kattaki kendi fuayelerinden izleyebileceklerdir.

5. Tasarımın sahne çözümleri için şunlar söylenebilir:

- Deneme tiyatrosunun öz gereği, seyirci ile sahnenin iç içe sarmaş dolaş olmasıdır. Bu olgu genel olarak rijit bir “Black Box” içinde gerçekleştirilmektedir. Ancak bilindiği gibi tasarımın temel amaçlarından biri aydınlık bir tiyatrodur ve “black box”, “light box”a dönüştürüldüğünde dikdörtgen alanın bütün rijitliği ortaya çıkacaktır. Bu nedenle bu tiyatroda daha yaygın ve yumuşak bir yatay çokgen mekan yaratılmıştır. Bu mekan karatıldığı zamanda sahip olduğu rahatlığı hissettirecektir.

- Ana tiyatro ve çocuk tiyatrosu sahnelerinde yamuk tiyatro formu tercih edilmiştir. Bu formun kendini herhangi bir dikdörtgen ya da kare formdan daha geniş gösterdiği Gestalt teorisyenleri tarafından ispatlanmış bir gerçektir. (Rudolf Arnheim, Art and Visual Perception, University of California Press, Berkeley ve Los Angeles, 1969, Sayfa: 152-153).

-  Michaelangelo ve Bernini gibi İtalyan sanatçı ve mimarları aynı gerçeği binalarında uygulamışlardır. İtalyan tiyatrosu bu konuyu sahne konstrüksüyonlarında bir ekole dönüştürmüştür. (IBID, Sayfa: 154)

6. Tiyatroyu gün ışığına açmak kararı alındığında en doğru ve zararsız çözüm nötr ya da kuzey ışığında açılan çatı pencerelerini kullanmak olacaktır. Bu nedenle tüm sahnelere ait tavan ve çatıların 125 x 125 cm modülüne uygun çelik uzay kirişlerle çözülmesi düşünülmüş, otomatik olarak açılabilir ve kapanabilir kapaklı set çatılar bu kirişlerin arasına yerleştirilmiştir. Yine bu nedenle tüm yapı kuzeye ve güneye açılan bir aksa oturtulmuş, böylece yapının aynı zamanda doğu-batı aksı, bir başka deyimle altın boynuz yörüngesine uyum sağlaması mümkün hale getirilmiştir.

7. Sahne mekanizasyonun önemi ve etkinliğinin seyirciye ve dış dünyaya hatırlatılması için çatıların yapımında düşünülen ve tüm sahneleri kaplayan çelik uzay kiriş strüktür dışarıya da taşınmış, ayrıca tüm sofita bu strüktürle donatılmıştır. Böylece tüm uzay kiriş strüktür herkes tarafından görülür hale gelmiştir. Bu imkanın sağlanmasında, akustik uzmanları tarafından teklif edilen şeffaf plastik/pleksiglass yansıtıcı akustik panolarının kullanılması büyük rol oynamıştır.

8. Tasarımda, tüm sahne tekniklerinin, tüm dekor yapma ve depolama tekniklerinin, tüm havalandırma, ısıtma soğutma ve tesisat tekniklerinin, tüm elektronik gereklerin ve tüm elektrifikasyon ihtiyaçlarının yeter alanları hesaplanmış, yerleri tasarıma işlenmiştir.İBB Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
İBB Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması
Yarışma Projeleri Arşivi
Dönem içinde yayınlanan projelerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz proje başlığını listeden seçiniz.