Yarışma Projeleri

Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması

Tarih: Nisan 2010
Eşdeğer Ödülü (Özgür Karakaş)


Proje Müellifi

Özgür Karakaş ODTÜ Mimar (Ekip Temsilcisi)

Proje Açıklama Raporu 

1. Giriş
"...... Bu kapalı dünyanın en ilginç özelliği ise sahip olduğu simgelerin sayıca çok kısıtlı oluşudur. Yalnızca mihrap bir oranda anlamlı dinsel simge niteliğindedir, ancak dekorasyonu ne denli yoğun olursa olsun, erken İslam'ın tarihinde hiçbir zaman cami planının odak noktası olmamıştır; mihrabın, kilise planı içinde odak noktaları olan sunak, ikonostasis ve hatta belli ikonların ve kutsal emanetlerin konumları paralelinde bir yeri yoktur. İslam, imgeler karşısındaki duyarsızlığı doğrultusunda, erken cami mimarisinde de gözle görülür simgelerden kaçınır gibidir..... Hipostatik olmayan (yani tanrının tekliğini vurgulayan, tanrısal lütfun bölünebilirliğini reddeden) dinsel sistemlerin......inançlarını mimaride simgeleştirmekten kaçındıkları, hatta buna karşı çıktıkları söylenebilir. Ne var ki, İslam daha sonraları, tasavvufun, Şiiliğin ve evliya kültlerinin......gelişmesiyle dinsel simgeselliğe ve mistik yoruma açık bir mimari formlar çeşitliliği yaratacaktır."

"İslam Sanatının Oluşumu", Oleg Grabar, 1988

Cami yapıları tüm mimarlık alanı içinde özgün bir alt grubu oluşturmaktalar. İşlevsel olarak çok yalın, bağlamsal olarak ise tam tersine çok katmanlı bir karaktere sahipler. Dolayısıyla konu ile ilgili düşünce geliştirmek ve tasarım ortaya koymak bir yönüyle çok kolay ve "pratik" görünürken, bir yönüyle çok zor ve "riskli". Konunun özünü de temelde bu gerilimin oluşturduğu söylenebilir. Gelenekten gelen mimari unsurlar ve yerleşik formsal kabuller karşısında çağdaş tavrımız nasıl olmalı? Tipolojilerin dönüştüğü, iç içe geçtiği ve giderek kaybolduğu günümüz mimarlık ortamında bu soruya hemen yanıt vermek mümkün görünmüyor. Dahası verilecek her yanıtın "sağlamasını" yapmak da bir o kadar zor ve itirazlara açık olacak.

2. Tarihsel Süreç
İslamiyet'in ilk zamanlarında cami bir binadan çok ahşap direklerin taşıdığı palmiye yapraklarından oluşan bir "gölgelik"ti. Bu yapılar hiçbir kutsal veya formsal referans içermiyorlardı. Ortaya çıkan yeni dinin ibadet biçimi için gerekli olan sadece, kentteki bütün Müslüman halkı içine alacak kadar geniş bir mekandı. Doğrusal ibadet düzeni dışında hiçbir belirleyici unsur yer almıyordu.

Bu "ilk"in üzerine, yeni din geliştikçe ve ritüeller yerleştikçe dönemin yapma biçiminden ve bulunulan coğrafyanın yapı havuzundan çok sayıda şema, form, kalıp eklendi. Bu yapısal katkılar, genelde yeni formsal öneriler değil, mevcudu ayıklama ve arıtma mantığına dayanıyordu ve temelde İslam sanatının da özünü oluşturan "imgelerin soyutlanması" idi. 12. yüzyıl Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemi yapıları bunun yetkin örneklerindendir. İslamiyet yayıldıkça, merkezde ortaya çıkan tipoloji, farklı coğrafyalarda bu "yer"lerin mevcut yapı tipleri ile sentezlendi. Klasik dönem merkezi planlı Osmanlı cami mimarisi ve bunun içinde özel bir yeri olan Mimar Sinan'ın yapıtları da, 12. yüzyıl Anadolu cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin başarılı sentezleridir. Döneminin yapım tekniğinin ve bu teknikten kaynak alan dengeli estetik anlayışın üstün örnekleridir. Bu dönemde cami, ölçeği ile ve bağlı yapılarla birlikte işlevi ile kentsel hayatın merkezi konumundadır.

Günümüzde ise tarihseli taklit ederek sürdürmenin veya eklektik denemelerin bile çok uzağında bir karmaşa dönemi yaşanmaktadır. Bunda Sinan'dan sonraki dönemde ortaya çıkan "batı etkisi" ve özellikle de Cumhuriyet döneminde dini hayatın geri planda kalması da önemli etkenlerdir. Cami mimarisinin tarihsel sürekliliğinde oluşan bu "boşluk" döneminin nasıl evrileceği, sürecin toplumsal, politik ve ekonomik olarak nasıl örgütlenmesi gerektiği çok bileşenli ve elbette bu yarışma kapsamının ötesinde bir soru olarak önümüzde durmaktadır.

Dini olarak hiçbir biçimsel mecburiyet olmamakla beraber; bütün bu biçimsel çeşitlilik içinde, belirli formsal yapılar, semboller, süslemeler, dini kültür ve gelenek içinde öne çıkmış ve güçlü bir temsiliyet kazanmışlardır. Bu aslında yapay bir temsiliyet olmakla birlikte toplumsal hafızaya yerleşmişliği açısından yadsınamaz da. Temel açmaz da zaten yerleşik "cami imgesi"nin çok başarılı bir tarihsel mirastan köken alıyor olmasında yatmaktadır. Belki de ilk yapılması gereken "şanlı geçmişin" ağırlığı altında ezilmekten vazgeçip "ilk"lere dönmek ve özü ortaya çıkarmaya çalışmak olmalıdır.

3. Günümüzde Seçenekler
Modern dönemde ülkemizdeki nitelikli örneklerin, Avrupa'da batılı mimarların "harici" denemelerinin, İslam coğrafyasındaki çağdaş "yorumların" ve mimarlık ortamında tartışılan çeşitli denemelerin birbirinden farklı yaklaşımları, genel bir "olasılıklar listesi" ortaya çıkarıyor. Ülkemizden örneklerle açıklarsak;
1) Geleneksel teknik ile tarihsel (örnek: Antalya Karakaş Camisi, T. Cansever)
2) Çağdaş teknik ile tarihsel görünümlü (örnek: Kocatepe Camisi, H. Tayla)
3) Çağdaş teknik ve yorum ile tarihsel şemalara bağlı kalarak (örnek: İslamabad Camisi, V. Dalokay)
4) Çağdaş teknik ve yorum ile tarihsel referanslar vererek (örnek: TBMM Camisi, B. Çinici)

İlk iki olasılık "zamanın ruhu"nun dışında kalmakla birlikte, son iki olasılığın da yorumlayarak da olsa biçimsel referans vermekten geri durmayan yaklaşımları tartışmaya açıktır. Bunların ötesinde, temsili yönü böylesine güçlü bir konuda tipolojinin tamamen yadsındığı, "hiç tarihsel referans vermeden" ve form denemelerinden uzaklaşarak, mimarlığın asli unsurlarını öne çıkaran bir deneme olabilir mi?

4. Öneri Üzerine
Proje, aşağıda sıralanan kavramlar üzerinde yoğunlaşarak böyle bir denemeyi önermektedir.

"İlk öz"e dönüş: İlk camilerdeki taşıyıcılar ve örtüden ibaret doğrusal mekan düzeni projenin çıkış noktasıdır. Bütün mekanlar tek bir modüler "örtü" altında toplanmıştır. Bu aynı zamanda bütünlük duygusunu güçlendirmektedir. Taşıyıcı duvarlar, örtünün modüler düzenine uyarak ve kendi statik ve işlevsel mantığı içinde uygun yelerde konumlanarak mekansal düzenin planimetrisini oluşturmaktadır. İbadet mekanını ve buradan başlayarak bağlı mekanları, ibadet biçiminin en asli unsuru olan saf düzeninin doğrusal karakteri belirlemektedir.

"Sıralı" mekan kurgusu: Cami mimarisinin aksiyel düzeninin özü olan sıralı plan kurgusu(dış avlu--> iç avlu--> son cemaat yeri-->ibadet mekanı) dönüştürülerek projede kullanılmıştır. Bu aynı zamanda açık, yarı açık, kapalı sıralamasıyla da mekanda karşılık bulur. Okunaklı bir aksiyellikten kaçınılmış, güncel gereksinimler doğrultusunda iç avlu kapalı bir mekana dönüştürülmüştür. Son cemaat yeri ise bir ara mekan olarak üst katındaki galeri ile birlikte iç avlu ve ibadet mekanı arayüzünde bir genişlemedir.

İç/dış, öz/kabuk birliği: Klasik dönem Osmanlı cami mimarisinin en etkileyici özelliği, "yapma biçimi"nin malzeme ve tekniği ile içeride ve dışarıda okunaklı olmasıdır. Strüktür ve malzeme açıktadır. Modern mimarinin de benimsediği bu "dürüst" tutum, projede beyaz çimentolu brüt beton önerisiyle sürdürülmüştür. Geleneksel mimarlığın taş ile ulaştığı yapısal ve estetik sınırlar, betonun çok yönlü olanakları ile hedeflenmektedir.

Yön duygusu: Cami mekanında, yatay aks kıbleye, düşey aks da gökyüzüne bağ kurmaktadır. Kıble duvarı, üzerindeki rölyef düzenlemesi ile kalınlığı okunaklı hale getirilmiş, yan duvarların "hafifletilmesi" ile serbest olarak belirginleştirilmiş, malzemesi ve dokusu ile de farklılaşan "tek başına" ayrı duran bir duvar olarak ana yönü belirlemektedir. İbadet mekanının tavanında yer alan bacalardan sızan ışık da gökyüzü ile bağ kurmaktadır.

Ritim: Geleneksel mimarinin yapma biçimlerinden gelen ritmik karakteri, brüt beton kaset döşemede, yine yapım tekniğinin gereği olarak sürdürülmüş ve düşey yüzeylere de çeşitlemeler ile yansıtılmıştır.

Işık: Anadolu'da gelişen tarihsel cami prototiplerinin sembolik yönü temelde göksel mistisizm ile ilgilidir. Bunun projedeki karşılığı ışıktır. Günün farklı saatlerinde farklı ışık/gölge etkileri ve hem ibadet mekanında hem de diğer iç/dış mekanlarda kontollü bir ışık süzülmesi amaçlanmış; ışığın gün içinde değişen açısının mekanda yarattığı etki ile "namaz vakitleri-vakit namazları" kavramı arasında bağ kurulmuştur.

Kentsel ilişki: Her ne kadar yarışma konusu yerden bağımsız verilmiş olsa da; hem kentin katmanlarına yapılan atıftan hem de verilen kapasiteden, zaten esas "sorun"un öznesi konumunda olan kent içi camiler için fikir üretileceği anlaşılmaktadır. Çevresel veri olmasa da iki yönden katılımın olduğu bir düzenleme önerilmiştir. Planda yatayda ve düşeyde yapılacak ayna simetrisi düzenlemeler ile mevcut kent dokusuna göre katılım yönleri belirlenebilir. Bütün cami zemini bir platform olarak yerden hafifçe yükseltilerek çevresinden ölçülü bir ayırım tercih edilmiştir.

Biçimsel referans: Minber, müezzin mahfili gibi yapı içi işlevsel unsurlar, yapının karakterine uygun biçimlerle yer alacaklardır. Kubbe, kemer, taç kapı, minare gibi tarihsel olarak ibadete dair işlevlerin dışında yapısal veya sembolik özelliklerle yapılarda bulunan tarihsel biçimler ve unsurlara, projenin temel yaklaşımı doğrultusunda tasarımda yer verilmemiştir.

Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması
Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması
Yarışma Projeleri Arşivi
Dönem içinde yayınlanan projelerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz proje başlığını listeden seçiniz.