Haberler

Kadir Topbaş''ın Bozuk Gramofonu

Tarih: 22 Ağustos 2006 Kaynak: Referans Yazan: Eyüp Can
Kadir Topbaş cuma günü yaptığımız sohbette çok açık bir biçimde ''İki yıl daha sabredin. Sonrasında ya ipimi çekin ya da görevi yeniden bana verin'' dedi. Bakalım odasındaki gramofonu çalıştırırken gösterdiği beceriyi, bozuk bir gramofona çevirdiğimiz İstanbul’u tamir ederken de gösterebilecek mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş tarihe nasıl geçecek? Cevabı kendisinden dinleyelim: İki yıl sonra İstanbullular ya diyecekler ki, "Başkan şehrin altını üstüne getirdin senden nasıl kurtulacağız?" Ya da "İstanbul’u şantiyeye çevirdin ama helal olsun bu işi biliyormuşsun!"

Biliyorum birçok İstanbullu şu günlerde Kadir Topbaş’ın iki yıl sonra nasıl anılacağından çok, iki hafta sonra açılacak okulların yaratacağı trafik kâbusunu merak ediyor ama Topbaş’ın belediye başkanı olarak tarihe nasıl geçeceği yani vizyonu, yaz tatili sonrasında yaşayacağımız kâbustan bağımsız değil.

Zaten bu yüzden Topbaş, cuma günü yaptığımız sohbette çok açık bir biçimde "İki yıl daha sabredin. Sonrasında ya ipimi çekin ya da görevi yeniden bana verin" dedi.

Peki ama "modern bir metropolden" çok, "alaturka bir şantiyeyi" andıran İstanbul’un ve 14 milyon İstanbullunun "Ne yapalım, iki yıl daha sabredelim" demesi mümkün mü? Elbette değil.

Dolayısıyla Topbaş’ın bir yandan yıllardır ihmal edilen yol ve kavşak çalışmalarına hız verirken diğer yandan gündelik yaşamı felç etmeyecek çözümler üretmesi gerekiyor. Anlaşılan geçen yıl okulların açılmasıyla yaşanan kâbus iyi bir ders olmuş.

Bu yıl Büyükşehir Belediyesi tüm şantiyelere "Okullar açılmadan bir hafta önce ortalığı toparlayın ve bazı umumi yerleri hızla bitirin" talimatı vermiş.

En azından birkaç haftalığına okulların açılmasıyla yol-şantiye çalışmaları çakışmayacakmış. Sonraki haftalarda 20 yeni kavşak için start verilecek olsa da trafiği rahatlatacak önlemler daha sıkı alınacakmış.

Bir anlamda Topbaş, bu yıl İstanbulluların "eyvah okullar açılıyor" sendromuna kapılmasına gerek yok diyor. Nasıl olsa bir-iki hafta içinde göreceğiz.

Böylece Kadir Bey iki yıl sonra kendisi hakkında vereceğimiz kararı iki hafta sonra test etme imkânına kavuşacak. Ya geçen yıl olduğu gibi küfürler klakson seslerine eşlik edecek ya da İstanbullular işine ve evine dinlediği müzik eşliğinde terörize olmadan erişecek.

Şimdi gelelim vizyon meselesine..

Ben, seçildiği günden beri Kadir Topbaş’ın İstanbul’u yönetebilecek bir vizyon geliştirebileceğine inandım. Fakat pratikte umduğumu yeterince bulamadım.

Gerçi ikinci yılı birinci yılla kıyasladığımda Topbaş, hem vizyoner hem de uygulamacı olarak çok mesafe kat etti ama hâlâ İstanbul’a damgasını vurabilmiş değil. O da bunun farkında. Zaten bu yüzden "Kararı iki yıl sonra verin" diyor.

Dün Referans’ta yayımlanan söyleşisinde Selma Şenol’a İstanbul’un dönüşüm planından Kral Abdullah’ın Sevda Tepesi''ne, depremden İstanbul’un nüfusuna kadar birçok konuda çok dobra cevaplar verdi. O sohbette benim dikkatimi şunlar çekti:

Bir kere Topbaş, her geçen gün daha da çekilmez bir şehre dönüşen İstanbul’u dönüştürmeyi gerçekten kafasına takmış. Öyle ki ikinci dönem seçilmemek pahasına bu işi yapacak.

İkincisi Ankara ile yani hükümet ve parti merkezi ile hem çok yakın hem de gerekli mesafeyi koyabilen bir tavır geliştirmiş.

2 saatlik sohbetimiz sırasında Başbakan dahil birçok bakan aradı.

Belli ki birtakım projeler konuşuluyor. Fakat Topbaş gerekli teknik izahı yapıp "şu şekilde olabilir ya da olmaz" diyor.

Ankara’dan o kadar çok arayan oldu ki, bir ara dayanamayıp "Kadir Bey, bari Bakanlar Kurulu''nu Başbakan''ın başkanlığında İstanbul’da toplasaydınız. Maşallah Ankara’da herkes İstanbul’la ilgili!" dedim.

Kadir Bey iğneli soruma o her zamanki çocuksu ve mağrur gülüşüyle cevap verdi: "İstanbul demek Türkiye demek. Türkiye’de yaşayan herkesin burayla bir bağı var. Başbakanımızın yakın ilgisi ise bazılarının iddia ettiği gibi dezavantaj değil avantaj."

Ve üçüncüsü: Topbaş, benim hınzır gramofon tuzağımdan başarıyla geçti.

Kadir Bey’le buluştuğumuz ofiste 1950’li yıllardan kalma gramofon olduğunu görünce fotoğraf editörümüz Mine’ye "Başkanı mutlaka gramofonun önünde çek" uyarısı yaptım.

Nitekim Kadir Bey odaya girer girmez "Başkan, benim kuşağım kaset ve CD ile büyüdü. Burada sizinle yaşıt bir gramofon var. Çocukluğunuz Kasımpaşa’da geçtiğine göre bu gramofonu ancak siz çalıştırırsınız" dedim.

Topbaş adeta çocukluğuna yeniden dönmüşçesine heyecanla atıldı.

Meğer babasından gizli, evlerinin bahçesinde sürekli gramofon çalarmış, tabii kurcalarken çoğu kez bozar ve pederinden fırça yermiş.

Fakat bu kez tam tersi bir durum söz konusuydu. Ofisteki gramofonun iğnesi zaten bozuktu ve ben bunu bilerek kendisinden çalmasını istedim.

Topbaş, beklemediğim bir hareketle başladı gramofonun ayarını yapmaya. Sonra bir pense istedi ve iğneyi epey düzeltti. Hatta zımparadan da geçirmek istedi ama bulunamadığı için vazgeçti.

İnanmayacaksınız ama uzun bir uğraştan sonra bozuk gramofon 60’lardan kalma bir Hint müziğini çalmaya başladı.

Meğer Topbaş çok iyi bir taş plak meraklısıymış. En çok da Münir Nurettin ve Safiye Ayla hayranıymış.

Bu yüzden hınzırlığıma çocukluğundan kalma hınzır bir beceri ile cevap vermesi zor olmamış.

Bakalım aynı beceriyi bozuk bir gramofona çevirdiğimiz İstanbul’u tamir ederken gösterebilecek mi?

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.