Haberler

Shuhei Endo ve Sou Fujimoto: "Yeni Geometri Mimarlığı"

Tarih: 24 Ağustos 2006 Kaynak: Arcspace Yazan: Thomas Daniell Derleyen: Yıldız Uçak

Shin Takmatsu’nun Osaka’nın ticari kalbindeki üretken şahaseri Kirin Plaza’daki galeri uzun süre avant-garde sanat için cömert ve konuksever bir mekan oldu. Son yıllarda eleştirmen ve tarihçi Taro Igarashi’nin de küratör ekibine katılmasıyla avant-garde mimariyle ilgili sergiler de daha sık görülmeğe başladı.

Şu anki etkinliğin konusu “Yeni Geometri Mimarisi: Alternatif bir Modernizm’e doğru,” ve bir nesil arayla dünyaya gelmiş olan iki mimarın çalışmalarını sergiliyor: Shuhei Endo (1960’da doğdu), ve Sou Fujimoto (1971’de doğdu) Her ne kadar birbirinden çok farklı tasarım yaklaşımları olsa da, çoğunluğu eğrisel yüzeylerden oluşan alışılmadık bina formları her ikisinin de paylaştığı bir ilgi alanı.

   

Shuhei Endo, duvarlar ve çatı olarak görev yapabilecek sürekliliği olan dönen bantlar yarattığı oluklu çelik levhalarla yaptığı deneylerle tanınıyor. Bu levhaları mimari mekanları sarmak ve örtmek için kullanarak Endo, dış ve iç arasındaki mekansal devamlılık arzusunun görsel bir ifadesini yaratıyor. Sou Fujimoto da alışılmadık şekillerle, aralarında Annaka Çevre Sanat Forumu yarışmasını kazanan dikkat çekici önerisinin de bulunduğu inşa edilmiş veya edilmemiş deneysel çalışmalar yapmıştır. Her nekadar proje iptal edildiyse de, bu tek katlı geniş salon, aynı anda yarı-kapalı dış alanları tanımlayan çift görevli bir dış duvarla daha küçük alanlara bölünüyordu.

Galeride, masalar üzerinde modeller yerleştirmek ve duvarlara fotoğraflar asmak yerine her iki mimar da mekanın yarısını kullanarak mekan ve form üzerine kişisel fikirlerinin bir parçasını tam ölçekli olarak yerleştirdiler. Güvenlik yönetmeliği, hafif, açık renkli polystyrene kullanmalarını gerektirdi ve aynı malzeme galeri zeminini kaplamak için de kullanıldı; ziyaretçiler sergiye girerken terlik giymek zorundalar.

Endo’nun katılımı, değişen rijitlik dereceleri vermek için çeşitli birleşimlerle lamine edilmiş polystyrene köpüğünden hazırlanmış serbest duruşlu ince şeritlerin oluşturduğu bir düzen. Doğal olarak kıvrılıyor ve sarkıyorlar ve galerinin havalandırma sistemi onları rastgele hızlar ve ritmlerde dalgalandırıyor. Polystyrene yüzeylerin bazı alanları Endo’nun binalarının aksettirildiği perde olarak kullanılıyor. Bunun hemen yanında Fujimoto planda basit bir eğriyi takip ederek üstüste binen ve kendini kesen kalın bir polystyrene köpük duvar tasarladı: sadece bu sergi için hazırlanmış ve gerçek projeleriyle hiç bir bağlantısı olmayan bir mimari obje. İçerisine belki de saran duvarlarla kontrast oluşturması için birkaç sıradan ışık tertibatı ve mobilya elemanı yerleştirildi. Pencere benzeri açıklıklar, içerideki bu eşyaların ve arkasındaki Endo objelerinin kısmi görüntülerini veriyor.

   

Gerçekten de her iki sergi yerleşimi de birbirleri için çerçeve ve fon olarak görev yapıyorlar ve düzenlemeleri birbirini tamamlıyor; yüksekliklerdeki sarkmalara karşı plandaki eğriler. Belki de aralarındaki en önemli fark, Fujimoto şekillerini bilinçli olarak tasarlanmışken, Endo’nun şekillerinin yer çekiminin inşaat malzemeleri üzerindeki etkileriyle ortaya çıkan esnek eğriselliği kullanmak üzerine olan son çalışmasına vurgu yapacak şekilde doğal olarak gelişmiş olması.
Buradaki çalışmada, geometrik form olarak yeni olan bir sunum olduğu şüphe götürür. Belkide kısıtlı bütçe serginin olması gerektiği kadar yenilikçi olmasını engelledi fakat tek bir malzemeden yapılmış süssüz şekiller sergiyi kolay anlaşılır ve ilginç bir mekansal deneyime dönüştürdü, ki bir mimarlık sergisinin aslında yapması gereken de bundan ibaret.

Shuhei Endo: Paramodern Mimari
Mimar bugün, imkanlarını ve etkinliğinin avantajlarını son noktasına kadar kullansa da, mimarlıkta tekdüzeliği aşırı derecelerde izlemekle sonuçlanan Modernizm’in kendi üzerine empoze ettiği kısıtlamaları aşarak yeni seçeneklere yer açabilecek paramodern mimarlıkta el yordamıyla araştırmalar yapıyor.

Bu tür bir kompozisyonlara dair kısıtlamalar, modernizmin mimaride neden hiçbir zaman gerçek anlamda karakter zenginliğine ulaşamadığının büyük nedeni olarak gösterilebilir. Modernizm’de, mimarlar mimariyi kolon, kiriş, çatı ve duvar gibi elemanlara ayırdılar ve daha sonra bu elemanları yeniden biraraya getirdiler. Böylece mimar iki tip mimarlıkta kompozisyon olmayan metodlarla deneyler yapmaya başladı. Birinci tip, mimarlığın temel önermesi olan, içi dıştan tamamen ayırmayı yeniden sorgulamaya dayandırılmıştı. Bu tip açık mekanlardan oluşan mimarlığa, yeni bir isim bulunarak “Halftecture” olarak adlandırdı. Diğerinde, mimari mekanlar mimarinin tümünün elementlerine ayrıştırılarak yeniden bir kompozisyonla biraraya getirilmesiyle değil, hem çatı hem duvarı oluşturan levha şeritlerinin devamlılığıyla yaratılmıştılar. Bu da benzer bir uygulmayla “Rooftecture” olarak adlandırıldı.

Bu binalar, Paramodern mimarlığın gerçekleştirilme imkanları adına sağlam örneklerdir. Bu konsept küçük ölçekli binalar olarak bisikletler için park yeri, bir umumi tuvalet ve insansız bir demiryolu istasyonunda gerçekleştirildi. İki özellikli bu mekanları kuşatan bu “Halftecture” strüktürler sadece kesintisiz çelik şeritler kullanılarak yapıldı.
Bu tip bir inşaat yöntemi, mimari strüktürlerin inşasında yeni imkanlara işaret ediyor. Çok sayıda “Halftecture” tasarımlar oluklu çelik levhalarla gerçekleştirildi. “Halftecture”de iç ve dış ters çevrilmiş, ve iç ve dış mekanlar devam eden şeritlerle birleştirilerek para-modern mimari gerçekleştirilmiştir. “Halftecture”de açık mekanlar yaratmak için şerit halindeki levhaların bir inşaat malzemesi olarak kullanılması imkanları keşfedilmiştir. Bu şeritlerin kullanılmasındaki bir gelişme olarak, çatı ve duvarları kuşatan kesintisiz levha şeritleriyle “Rooftecture” doğdu.
“Rooftecture” duvar ve çatıları oluşturan devamlı şeritlerin mimari mekanları yaratmada tek araç olarak tanımlandığı arkitektonik davranışla ilgilidir. Devam eden çatı/duvar şeritlerinin kullanılması monoton mekanların yayılımıyla kısıtlanmadan çok yönlü mekanlar elde etmek girişimidir.

Bu tip mimarlığın farklı imkanları araştırılmağa devam edilmektedir.
Shuhei Endo

Springtecture H
Singu-cho, Hyogo, Japon, 1998
Umumi tuvaletlerin, açıklığa bağlı olarak rahatlık ve kapalılığa bağlı olarak da güvenliği sağlamaları beklenir. Açıklık geçiş imkanı için gereklidir. Strüktür, kapı şeklindeki yan malzemelerin kısmen takıldığı, çelik levhalardan oluşan bağımsız bir spiral formundadır. Bu yapının mimari konsepti, oluklu çelik levhaların devamlılığının kullanılmasıyla açık ve kapalı alanlar arasında bir bağlantı kurmayı hedefler. İç mekan duvarları, dış duvarlar ve çatılar olarak devam eder ve sonra iç mekan parçaları haline dönüşerek aynı zamanda çift fonksiyonlu olarak dışarının tavanı ve döşemesi durumuna geçer.
İç ve dış, izleyicinin beklediği mimari normlara meydan okuyarak, değişiklikler bağlantısı kurar ve yeni, heterojen bir mimari formu önerir. Tesis, iç ve dış ve çatılar, döşemeler ve duvarlar arasında kısmi paylaşımla ortaya çıkan interaktif etkinin devamlı etkileşimiyle gerçekleştirilen yeni bir mimarlığa doğru bir girişimdir.



Springtecture A
Aomori, Japonya, Yarışma, 2000

Bu mimari tasarım, Kuzeydoğu Japonya’da planlanan bir sanat müzesi yarışması önerisi olarak yaratıldı. Bu öneri, “Springtecture-H” de daha önce yapıldığı gibi çok yönlü kullanımlı olmasına karşın geometrik bir düzen barındıran mimarlık tipini yaymak amaçlıydı. Bu müzenin mimari gereksinimleri çeşitli fonksiyon ve mekanları içeriyordu. Bu ihtiyaçlar kıvrılmış devamlı yüzeyler haline getirilmiş çelik levha şeritlerinin birbirine bağlanmasıyla karşılandı. Komşu mekanlar aralarındaki dar boşluklarla bağlanırlar, ve içi dışa, dışı içe dönen çelik levhalar iç ve dış mekanları çok yönlü kullanımlı bir bütün olarak biraraya getirirler. Bu tasarımda, beş devamlı ve dönen şerit levha plandaki alanları ve ölçüleri sağlamak için kompozit bir strüktüre dönüştürülür. Bu proje, monoton ve sıkıcı olmadan geometrik düzeni olan çok yönlü ve zengin bir mimari yaratma girişimidir. Strüktür olarak, hazır betonarme panellerin süreklilik içinde birleştirilmesiyle meydana gelen düz bir yüzeydir.


Rooftecture W (Wipo Project)
(World Intellectual Property Organization )
Cenevre, İsviçre, Yarışma, 2000

Bu tasarım Cenevre’deki ‘World Intellectual Property Organization’ merkez binası için açılmış bir yarışmada yeni ek bina önerisi olarak tasarlandı. Bu ek bina için hazırlanmış belgede, yeraltı park alanı, büyük bir konferans salonu ve ofisler istenen karmaşık bir program vardı. Projenin ana tasarım konsepti mimarlık ve insan aktivitelerinin arasındaki birbirini tamamlayıcı ilişkilerin ifade edilmesiydi. DNA yapısından ilham alan bir strüktür sistemi ‘World Intellectual Property Organization’ için çok uygun bir öneri olarak sunuldu.

İnsanlık için imkanlar, kültürlerde ve aralarında gerçekleşen değişimde yatıyor. Bunlar, yaşayan tüm canlıların paylaştığı DNA’nın düzgünlüğü ve çeşitliliğiyle sergilenen imkanlara benzerlikleriyle tanındı. Bu görüş doğrultusunda, strüktürel tekrar barındıran bir duvar sistemi ve duvar sistemiyle yaratılmış çeşitli ışıklar ve rüzgarla doldurulmuş mekanlar olarak iki tasarım önerisi sunulmuştu. Bu mimari öneride, çok işlevli ve zengin mekanlar geniş bir çatıyla korurken, çeşitli formlar yaratabilen evrensel bir strüktürel sistem önerilmiştir.

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.